Panele Katılanlar

Ahmet Bozkurt

Ali Rıza Akalın

Arzu Filiz Güngör

Baybars Sağlamtimur

Behiç Günalan

Berrin Cerrahoğlu

Beyhan Özdemir

Celal Kılıç

Ceyda Taşdelen

Enver Şengül

Erden Cantürk

Fikret Özkaplan

Gökhan Demirer

Gülcan Acar

Gülser Günaydın

Gültekin Çizgen

H.İbrahim Tutak

Haluk Uygur

İbrahim Göğer

İdris Aydın

İsa Özdemir

Mehmet Oğuz

Mine Hoşgün Soylu

Muzaffer Sütlüoğlu

Ömer Yağlıdere

Özcan Yurdalan

Reha Bilir

Sami Türkay

Serpil Yıldız

Şule Tüzül

Tanju Akdeniz

Tuğrul Çakar

Tülay Çellek

Yalçın Cidamlı

 

Fotoritim e-Fotoğraf Dergisi

 

 

Ana Sayfa > Fotoğraf Dernekleri > Gülser Günaydın : "Fotoğraf Dernekleri" e-Panel
Gülser Günaydın : "Fotoğraf Dernekleri" e-Panel

Fotoritim, ‘fotograf ile ilgili derneklerin bugününü ve yarınını haydi masaya yatıralım’  amacıyla bir yazı isteyince, konu da bunaltacak derecede çok geniş ve alakalarına aşina olunca, ayrıca bu konuda birçok kişinin uzun uzun yazacağını da tahmin ettiğimden, okunma şansımı kaybetmemek için, soruları kendim sordum ve cevapladım. Kısa ve anlaşılabilir olmasına gayret ettiğim de gözünüzden kaçmayacaktır umarım.

 

Fotograf Dernekleri olmalı mı? Neden? Nasıl? Ne yapmalı? 

 

Bu ilk soru(lar) en kolayıdır ve dolayısı ile yanıtı da oldukça basittir ve bana göre doğruluklarını tartışmak verimli bir tartışma konusu bile değildir.

 

Fotograf ilgililerinin (fotograf severler diyenler de var) oluşturduğu dernekler tabii ki olmalıdır. En basit varoluş nedeni; alakadarları bir araya toplayabilmektir. Bir arada olabilme formüllerinden, ister dernek, vakıf, kulüp, isterse de başka bir oluşum seçilebilir. Bir araya gelme amaçları ne ise - ki bunlar sadece fotograf için bile çok çeşitlidir- hedefleri belirlemeli ve -maddi ve manevi- gücünü bunun için kullanmaya gayret etmelidir. İtiraf edilmelidir ki; bu yapılar içinde en zor olanı dernek olmaktır. Çünkü bahsi geçen örgütlenme biçiminde; devlete ve kamuya sorumluluklarınız had safhadadır ve örgütlenme biçiminiz (üye alımları, aidatlar, yönetim ve denetim kurullarının seçimi, genel kurullar...) kurallara (yasalara) uygun ve kayıtlı olmalıdır. İşin kötü tarafı ise; uygun olmayan durumların devlet tarafından (arkadaşlar arasında değil)  cezalandırılması gerekir. Oysaki siz buraya gönüllü olarak gelmiştiniz. Kim bilir, belki de zorlayıcı kurallar Türk halkını bir arada tutmak için (kulüp veya bildiğimiz arkadaş topluluklarından ziyade) geçmişten gelen alışkanlıklar nedeni ile hem daha kolay hem de gereklidir. Zira dernek dışındaki oluşumların ömrü bildiğim kadarıyla çoğunlukla kısa olmuştur. Bu noktadan itibaren mevzu sosyologların alanına girmektedir.

 

Geçmişte Fotograf Dernekleri ne işe yaradı?

 

Bu soru da çok zor bir soru değildir. Dünyada fotograf, gücünün yani etkisinin zirvesinde iken ve Türkiye’de fotograf eğitimi üniversite düzeyinde henüz bölüm olarak yok iken, doğal olarak, derneklere çok iş düştü. O zamanlarda kurulan dernekler bu açığı nispeten gördüler diyebiliriz. Dernek kurucuları kendi vizyonları ölçüsünde misyonlarını belirlediler ve hayata geçirmeye çalıştılar. Dönemin toplumsal ve siyasi gelişmelerinden had safhada etkilendiler. Doğal olarak yapılan fotografik işlerde toplumsal boyut ve fayda çok önemliydi ve fotografik eserler çoğunlukla araç olarak kullanılıyordu. Bu yapılan işler dernek kurucularını ve üyelerini memnun ederken, fotografın başka yönlerine de sırt çevrilmedi. Kuramsal çalışmalar, bireysel sanatsal ifadeler de zaman zaman yer buldu. Bugün fotograf eğitimi veren üniversitelerin birinci kuşak eğitmenleri de çoğunlukla bu kadrolardan çıkmışlardır. Günümüzde artık üniversiteler kendi kadrolarını yetiştirebilmektedir (neredeyse üçüncü kuşak birçok bölümde iş başındadır). Peki, şimdi faaliyet alanı ve görev dağılımı nasıl olmalıdır? Asıl soru bu mudur?

 

Asıl soru: Günümüzde Fotograf Dernekleri’nin yeri ve işlevi ne olmalıdır? Ne yapmalıdır?

 

Bu soru biraz zordur ama önce derneklerin ne işe yaradığını masaya yatırabiliriz.

 

Fotograf Dernekleri ne işe yarar?

 

Önce hepimizin bildiği, özellikle fonda Avrupa Birliği üyeliğine hazırlanma hikayelerini dinlerken sıkça duyduğumuz klişe yanıtlara bakalım.

 

Dernekler sivil toplum örgütleridir. Modern hayatta her kişi en az 2-3 STK’ya (sivil toplum kuruluşu) üye olmalı, toplumsal fayda için çalışmalıdır. STK’larda kişiler ilgi alanlarına göre hem kendilerini geliştirebilir hem de diğer üyelere katkı sağlarlar. Sonuçta tek tek kişilerin potansiyelleri stimüle olup toplamda daha büyük enerji ortaya çıkabilir. Ayrıca karşılıksız yani gönüllü birşeyler yapmanın güzelliğini ve onurunu da yaşama şansı elde edilebilir. Bu yapı ve faaliyet biçimi en geniş anlamda ülke yönetimine kadar giden sivil insiyatifin oluşmasındaki temel taşlardandır... Bu uzayıp giden yazıların hepsi doğrudur ama fotograf derneklerine özel tespitler değildir.

 

Şimdi fotoğraf derneklerine daha özel değerlendirmeler yapmak için elimizi taşın altına koyma zamanıdır.

 

Amaç; sadece hobistleri (fotograf-severleri) bir çatı altında bir araya getirip, temel eğitim ve beraber pratik uygulama yapmak olabilir. Bu eleştirilir bir şey olmaktan uzak sadece iyi belirlenmiş bir hedeftir. Bu kadar net bir amaç için ise prosedürü ve angaryası bol olan dernek kurmaya ve sürdürmeye gerek yoktur. Yukarıda bahsedilen nedenlerden dolayı en zor seçeneklerden birisidir dernek olmak.

 

Amaç; AFSAD’ın (ve diğer birçok dernek de olduğu gibi) tüzüğünde yazılanlar gibi ise işler biraz karışır.

 

AFSAD’ın Amacı:

 

‘’Fotoğraf sanatının toplumsal işlevini gerçekleştirmek, fotoğraf sanatı aracılığıyla kitlelerle bağ kurmak, fotoğraf sanatçılarının tanışma ve dayanışmalarını sağlamak, bir araya toplamak ve onlara yapıt verecek olanaklar hazırlamak, yapıtlarını değerlendirmek, yapıtların sağlam temellere oturtulması için bilimsel araştırmalar yapmak, sanat kurullarıyla ortak çalışmalar yapmak, dayanışmaya gitmek derneğin amacıdır.’’

 

Faaliyet alanları:

 

‘’Dernek amaçlarına yönelik olarak ve bu amaçları gerçekleştirmek için; sergiler açar, diapozitif gösterileri yapar, fotoğraf eğitimi kursları, seminerleri, toplantıları, fotoğraf çekim çalışmaları düzenler. Üyelere ve kursiyerlere karanlık oda olanağı sağlar. Yayın organı çıkarır. Yarışmalar düzenler.

 

a-) Fotoğrafla ilgili veya diğer kültür ve sanat konularında toplantı, konferans, seminer, kurs, yarışma, sergi, sempozyum ve gösteriler düzenler.

 

b-) Fotoğrafla ilgili veya diğer kültür sanat konularında araştırma ve yayın faaliyetlerinde bulunur, bunlarla ilgili kurum ve iktisadi işletmeler kurar, yayın organı çıkarır.

 

c-) Fotoğraf eğitimi ile ilgili kurslar düzenler, fotoğraf okulu kurar; atölyeler, sergiler, seminerler, yarışmalar düzenler; fotoğraf çekimi, proje, karanlık oda çalışmaları yapar, sayısal fotoğrafçılık teknolojisi konusundaki çalışmalar için olanaklar sağlar.

 

d-) Fotoğraf sanatçılarına çalışma ortamları sağlar, yapıtlarını değerlendirir.

 

e-) Üyelerin sosyal etkinliklerde bulunabilmeleri için gerekli çalışmaları yapar ve üyeleri için geziler, yemekler, toplantılar, anma ve kutlama günleri gibi etkinlikler düzenler, lokal açar, kitaplık veya kütüphane kurar.

 

f-) Sanatsal, kültürel ve bilimsel uğraşları, bu alanla ilgili kişilerin, kamu, mesleki, bilimsel ve özel kurum ve kuruluşların çalışmalarını destekler, katkıda bulunur, bunlarla iş birliği ve ortak çalışmalar yapar, birlikte projeler hazırlayıp gerçekleştirir. (Yukarıdaki kurum ve kuruluşlara üniversiteler, vakıflar, dernekler, sivil toplum kuruluşları, özel şirketler, ticari kurumlar, meslek kuruluşları dahildir.)

 

g-) Sinema sanatı, film üretimi, projeleri, kısa film tekniğine yönelik olarak üyelerin çalışmalarına ortam hazırlar ve yönlendirir. Film üretimi ve proje çalışmaları yapar, kurs, seminer, panel, sempozyum ve benzeri eğitim çalışmalarını düzenler, film gösterileri, kısa film festivali ve sinema günleri düzenler, söyleşiler, gösteriler yapar, yayınlar çıkarır, benzer alanda uğraş veren diğer kişi ve kurumlarla ortak projeler üretir ve etkinliklere katılır.

 

h-) Derneğe gelir sağlayıcı profesyonel fotoğraf, sinema, belgesel çekimi ve baskı işleri yapar, bu amaçla stüdyo ve laboratuar kurar ve / veya kiralar, gerekli ekipmanı satın alır, kiralar. Bunlarla ilgili ticari kuruluşlar kurar, işletir.

 

i-) Gelir getirici iktisadi-ticari işletmeler açar, işletir, bunların kuruluşu için gerekli katkılarda bulunur.

 

j-) Federasyon kurucusu olabilir, mevcut federasyonlara katılabilir veya üye olabilir, üyelikten ayrılabilir, üyesi olduğu federasyonun çalışmalarına katılır ve federasyon üyeliğinden doğan maddi ve manevi yükümlülükleri yerine getirir.

 

k-) Ulusal ve uluslararası benzer amaçlı kuruluşlarla ortak etkinlikler düzenler, proje çalışmaları yapar. Bu kuruluşlardan amaçlarını gerçekleştirmek için destek alır.

 

l-) Ülkenin kültürel varlıkları ile sanatsal ve sosyal konulardaki değerlerinin korunması ve geliştirilmesi amacıyla konusu ile ilgili alanlarda dernek, federasyon, vakıf, sendika ve benzeri kurum ve kuruluşlar ile ortak çalışmalar yapar, platformlar kurar ve / veya kurulmuş olan platforma katılır.’’

 

Bu satırlar fotograf dernekleri içerisinde kurulma amacını en yi özetlemiş derneklerden biri olan AFSAD’ın tüzüğündeki amaç ve faaliyetler bölümlerinden aynen alınmıştır. Tahmin edebileceğiniz gibi tüzüğün tamamı çok daha uzundur ve buraya yerleştirmem sadece yazımın uzun görünmesine hizmet eder (merak edenler AFSAD’ın web sayfasından okuyabilirler). Bu derneğe üye olduğumdan, 15 seneyi aşkın öğrencilik ve başkanlık dahil her aşamasında bulunduğumdan biliyorum, AFSAD bunları yapmaya çalışır. İltimas geçtiğim sanılmasın ama kurumsallaşma ve öncü (faaliyetlerden bahsetmiyorum) olma açısından diğer derneklerden de bana göre en az bir gömlek üstündür. Buna rağmen gene de sorun çoktur. Misal mi? Buyrun bakalım:

 

Türlü türlü organizasyonlar (sempozyumlar, fotograf günleri, süreli yayınlar, albümler, yarışmalar, kataloglar, eğitimler...) hayal edilir, oluşması için ekipler meydana getirilir. İşler iyi başlar, nadiren tıkırında gider, çoğunlukla sonrasında sıkıntılar belirir. Ya yeterli eleman (gönüllü)yoktur, ya gönüllünün zamanı yoktur, ya gönüllünün gönlü işten vaz geçer, ya yeterince teknik donanım-para yoktur yada sponsor bulmak için artık vakit kalmamıştır. Şahsi problemleri mevzu bile etmiyorum etmemesine de zaten herkesin geçinmek için yapmak zorunda olduğu bir mesleği vardır (sınav dönemi olmayan öğrenciler, emekliler, bir de bu tür şeylerden muaf az sayıda belki şanslı kişi hariç). Bütün bunlara rağmen fotoğraf dernekleri, bakımı iyi yapılamadığından ve tam randımanda kullanılamadığından çok benzin yakan eski model araba gibi fazla yakıt harcayarak hedefinde ilerlemeye, bazen iyi bazen de vasat devam eder. Yönetimsel çekişmeler, idari işler, rutin organizasyonlar, alınganlıklar, hırs ve iktidar mücadeleleri gibi insanoğlunun toplu hale geldiğinde oynamaktan kendini alıkoyamadığı yetişkin oyunlarından hiç bahsetmeyelim, zira bunların olmadığı yeri ben şahsen bilmiyorum.

 

Bu toplu yapılan işleri bir kenara bırakacak olursak, asıl ve en önemli mesele derneklerin bireysel olarak insanlara ne verebildiğidir. Bu iddia esasen kaç tane potansiyel yaratıcı güce el verebildiği ve bu amaç için neler yapabildiğidir. Hem nitelik hem de nicelik olarak bunun hesabı kolaydır ve her dernek kendi adına bu hesaplaşmayı isterse yapabilir. Sonuç; bazı dernekler için listesi kabarık bazıların için ise temiz boş bir sayfa olacaktır.

 

Bütün bunlara bir de son on yılın teknolojik gelişmeleri eklenince manzara biraz daha değişmiştir. Artık birçok bilgiye, dergiye, kitaba sanal ortamdan ulaşabilir, fotograf gruplarına üye olup evinizden veya iş yerinizden türlü türlü mevzulara ortak olup kritik bile yapabilirsiniz. Sorulara anında cevaplar alıp sanal arkadaşlarınızla buluşup fotograf gezilerine de gidebilirsiniz. Hatta üye bile olmadan derneklerin web sayfasından olan biteni takip de edebilirsiniz. Tabii ki bunların hepsi bildiğiniz şeyler.

 

O zaman derneklere niye üye olalım?

 

Hobimiz veya meraklarımız için bilgilenelim derken, içinde bulunduğumuz derneğe üye olmak akıntıya kapılmak gibi kendiliğinden mi gelişir?

 

Derneklerin kurulma felsefelerinde olan yüce amaçlar için mi üye oluruz? Eski üyeler bunları bize çok mu güzel anlatarak ikna eder? Gerçek insan, gerçek ortam, gerçek sosyalleşme için mi?

 

Benzer soruları daha değişik şekilde de sorabiliriz.

 

Tüzüklerde yazan amaçlardan kastedilen; önce kendimizi, sonra çevremizi, belki de dünyayı değiştirebilme iddiasının en yasal şeklini gerçekleştirebilmek ihtimali için mi derneklerin kapısını çalarız?

 

Bir arada olmanın ve önce o grupta kabul görmenin birey olarak var olma yolunda faydasını cebe koymak için mi?

 

Ayrıca sivil toplum örgütleri zamanın önemli meseleleri konusunda kendi yapısına göre bilinçlenmeyi ve belki de harekete geçmeyi kolaylaştırdığından var olma ve değiştirebilme iddiasına tek bireye göre daha yakın olduğundan mı?

 

‘Haydi hep beraber bir proje arkadaşlar’ nereye kadar gitmeli? Kendi sesimizi çıkartmaya hazırlanana kadar, cesaretlenene kadar, hiç çıkmayacak sesimizi yurttan sesler korosu halinde söyleyebilmek için mi?

 

Birilerini (konu ile alakadarları özellikle) seyretme ve en önemlisi seyredilme arzusundan mı?

 

Bir arada olmanın faydalarını aldıktan sonra bir an evvel üye olunan dernek ile organik bağı ayırmak mı gerekir?

 

Hepsinden biraz, yani ortaya karışık mı?

 

Bunlar çok insani şeyler mi?

 

Bundan sonra fotograf dernekleri ne yapmalı?

 

Yazdıklarımın içinde, derneklerin geçmiş ve bugün tahlillerinin yanında, bundan sonra yapacaklarına ait değerlendirmeler ve eleştiriler olmalı ki ilave bir faydası olsun. İtiraf etmeliyim ki istenen esas yazı tam da bu konu ile ilgiliydi ve gayr-i ihtiyari konu buralara kadar geldi. Ne yapmalı?

 

1-Hali hazırda derneklerin en önemli gelirleri üye aidatları değil seminer ücretleridir. Yani, seminerler zorunludur çünkü: hem para kazanarak mevcudiyetini devam ettirmek için, hem de tüzük amaçlarından bence en önemlisini yapabilmek için. Eğitim ihtiyaç ve de zorunlu ise sürekli geliştirilerek güncellenmesi ve profesyonel eğitim kadrosu oluşturulmaya çalışılması ana amaçlardan birisi olması gereği çok açıktır. Dolayısıyla enerjinin büyük kısmı buraya aktarılmalıdır. Üç-beş ay seminer veremeyip ücretini alamayan birçok derneğin maddi açıdan ciddi sarsıntı geçireceğini söylemek abartılı olmaz sanırım.

 

2-Sonra hep birlikte karar verilmelidir ki derneğin kimliği ne olmalıdır. Belgesel çalışmalarla adından söz ettiren bir dernek mi? Sempozyum, panel, fotograf günleri gibi faaliyetlerle bilinen bir dernek mi? Kuramsal çalışmalar ve bireysel üretimlerin desteklendiği sanat yapmaya-yaptımaya çalışan bir dernek mi? Projelerle para kazanmaya çalışan bir dernek mi? Eğitimin bir okul gibi çok iyi verildiği bir dernek mi? Veya benim aklıma gelmeyen diğer şekillerden biri mi? Bunlardan bir kaçı mı? Hepsi mi? Bizim dernek hangisini iyi yapabilir? İltimas geçmeden her dernek bu sorunun cevabını kendi selameti için bulmalıdır. Aslında derneklerin en hantal yanı da işte tam burasıdır. Çünkü derneklerin belli bir sahibi yoktur. Sahibi tüm üyeleridir. Doğal olarak üye profili de zaman içinde ağır da olsa değişmektedir. Yapılması gereken,  değişimi tavandan tabana aktaracak-düşünecek-tartışacak-karar verecek mekanizmayı oluşturmaktır. Bu belki hızlı olmaya engel bir organizmadır ama kaplumbağa gibi uzun ömürlü olmaya yarayacak koruyucu bir mekanizmaya da dönüştürülebilir.

 

Elindeki kaynaklarla her şeyi birden yapmaya gücü yetmeyecekse, profesyonel kadrosu eksikse, birkaç kişinin üzerinde işler toplanıyor ve yetişilemiyorsa, çözüm basittir. En iyi yapılabilineceğine inanılan ve sonuçları açısından daha özgün olanları seç ve diğerlerini ele…

 

3-Fotograf dernekleri sadece o dernek çatısında olan kişilerin fotograflarını birbirlerine gösterdikleri bir yer değildir. Fotograf dünyasının az sayıdaki çok meşhurları (kısmen) hariç, hemen bütün üretenler çalışmalarını veya işlerini mevcut dernek veya benzeri yapıda kurulmuş oluşumların binalarında yapmaktadırlar. Başka mekanlarda yapılan gösterimlerde de izleyici kitlesinin çoğunluğunu doğal olarak bu derneklerin içini dolduran insanlar oluşturmaktadır. Üretenler için bir tanışma-buluşma-kabul görme kanallarından biridir dernekler ve dernek insanları. Dernek üyeleri için bu durum daha da önemlidir. Çünkü tanıdığınız, merak ettiğiniz veya hiç bilmediğiniz insanların eserlerini görebilir, kendilerinden dinleyebilir ve tanışabilirsiniz. Bu her iki taraf için de kaçırılamayacak karşılaşmadır. Yani dernekler üyelerine, tabiri caizse bu hizmeti sunmalıdırlar. Özellikle İstanbul dışındaki dernekler için bu faaliyet çok önemlidir. Böylelikle fotograf dünyasının alaydan yetişecek yeteneklerine belki de yollar açılabilir.

 

4-Mevcut dernekleri bir arada toparlamaya çalışan bir de Federasyon örgütlenmesi vardır. Federasyonun farklı farklı yapılardaki dernekleri bir hizaya getirme amacı belki anlaşılabilir. Tek tek olmaktansa birleşince en az toplamı hatta toplamından fazla bir güce sahip olması gereken Federasyon, kimse alınmasın ama, bana göre istediklerini yapabilmekten çok uzaktır. Tabii ki tersinin çıkma ihtimalini de canı gönülden isteyerek söylüyorum bunları.

 

Bürokratik işlemleri daha da artmış ama buna mukabil gücü artmamış hantal, büyük bir dernek yapısındadır ve derneklerin çektiği sıkıntıların hemen hepsini çekmektedir. Benim Federasyon’a naçizane önerim; yarışmalar, puanlar, üyeler, aidatlar gibi mevzularından daha önce bir Fotograf Derneği asgaride hangi şartları sağlamalıdır (yasalar nezdinde demiyorum) ki dernek olabilsin standartlarını oluşturmalı ve bu standartlarda olmayan derneklere yardım etmelidir. Bu özellikle küçük derneklere verilebilecek en önemli yardımdır. Yani Federasyon bir reçete verecekse olması gerekenlerin minimumu olmalıdır ve her dernek maksimumu için kendisi uğraş vermelidir.

 

5- Derneklerin üye kabul prosedürleri değişik değişiktir. Bazı derneklerde üyeler sadece aidat istendiğinde üye olduklarını hatırlar, bazı derneklerde de üye olmak bir hazırlık (aday üyelik) sürecini ve kabul edilip edilmeme endişelerinin yaşandığı dönemi kapsar. Her dernek üyelerini Fotografik açıdan titizlikle, bir takım elemelerden geçerek seçebilir veya tüm isteyenleri üye de yapabilir. Ama her üye kişi o organizmanın bir parçası olduğunu unutmamalı, faaliyetlerde ve karar vermede kendisine de sorumluluk düştüğünün bilincinde olmalıdır. Derneklerin idari kadroları da bu bilincin oluşmasını sağlamalıdır. Kabarık ama hayali üye listesinin kimseye faydası yoktur. 

 

6-Fotograf Dernekler’i sempozyum, kongre, panel düzenlemeli mi?

 

Üniversitelerde Fotograf Bölümleri kurulduğuna göre dernekler bu işleri tek başlarına yapmaya çalışmamalı, özellikle akademik olma iddiası olan faaliyetler üniversitelerle birlikte yürütülmelidir. Dernekler tek başına bu işi yapamazlar anlamında algılanmamalı ama güçlerin ve alakadarların birleştirilmesinde fayda sonsuzdur. Belki diğer akademik örgütlenmelerde olduğu gibi üniversite bünyesinde de bu tür faaliyetleri organize eden yan dernekler kurulabilir. Yapılması gereken hedef kitleyi belirleyip ona göre organizasyon yapmaktır. Fotograf Günleri, Saydam Günleri, Bienal gibi etkinlikleri bu kapsamın dışında bıraktığımı da söylemeliyim.

 

7- Bütün bu temel işleri yapabilen bir dernek sonrasında yaptığı işleri kendi sınırları içinde standardize edebilmek için mevcut kalite programlarından birini kullanmayı düşünmelidir… Artık kuyumcuların, kasapların, manavların, berberlerin belgeleri varken Fotograf Dernekleri’nde olması çok uzak bir hayal olmasa gerek.

 

Sonuç; Dernekler olmalıdır ama bugünkü anlamıyla değil. Hemen bütün derneklerin bana göre revizyona ihtiyacı vardır. İyi yapabileceklerini belirlemeli ve kadroları yetersiz ise daha küçülmelidir. Tüzüklerde yazılan her şeyi yapabilmek bugünkü görünümde imkansız ve manasızdır. Her dernek kendine bir kimlik bulmalıdır. Buna karar vermek o gruptaki insanlara aittir doğal olarak ama eleştirmek, kastımızı aşmadıktan sonra, hepimize aittir.   
 
Gülser GÜNAYDIN

Gelen Yorumlar
Toplam 1 yorum, 1-1 arası gösteriliyor, yeni tarihliler sonda.
"Her dernek kendine bir kimlik bulmalıdır."
kesinlikle...
şule tüzül eklemiş. | 09 Mayıs 2008 Saat 15:48
Yorum Ekleyin
Yorum
Ad Soyadınınız
Mail
Web Sitesi
Beni hatirla
Yeni bir yorum geldiginde haber verin.
Onay Kodu

e-Panel Tüm Hakları Saklıdır © All Rights Reserved
www.fotoritim.com Sitesinde Bulunan Yazılı ve Görsel Eserlerin Bütün Hakları ve Sorumluluğu Eser Sahiplerine Aittir. Eserlerin İzinsiz Olarak Kısmen veya Tamamen Kopyalanması ve Kullanılması, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına Göre Suçtur.
All Images and Text Published in www.fotoritim.com are Copyright © Protected by The Author, All Rights Reserved. Use By Author Permission Only.