İnsanları diğer canlılardan ayıran özelliklerinden biri de sosyal yaşantılarının olması ya da olması gerektiğidir. Yeme, içme, solunum gibi temel yaşamsal ihtiyaçlarının yanında en azından yaptığında kendini iyi hissedebileceği bir uğraşısının olması ve bunu günlük yaşam ihtiyaçları arasında üst sıralarda tutması gerektiğini düşünüyorum. Ancak henüz günlük ihtiyaçlarını karşılayacak ekonomik rahatlığı olmayan insanların hem zaman hem de ekonomik sıkıntıları nedeniyle bunlara yeterince öncelik vermesinin de zor olacağının farkındayım.
Bunu bir meslek olarak kabul edip, sayıları ve kaliteleri giderek artan üniversitelerden eğitimlerini alan, başlangıçta bu işin planlamasını profesyonel alan olarak belirlemiş kişilerin dışında; bizim gibi hobi amaçlı fotoğraf ile ilgilenenlerin buluştukları ortak nokta ise fotoğraf sanatı dernekleridir.
Genelde başka meslekleri olan; ancak fotoğrafa olan ilgileri nedeniyle gerek üretim gerek paylaşım amaçlı olarak birçok kişi bu kurumlarda toplanmaktadır. Sayısal açıdan batı ülkelerindeki örnekler kadar çok olmasa da Türk fotoğrafında son yılarda giderek artan bir ivme vardır. Şu anda daha çok kişisel bazda olan bu ivmelerin, giderek kurumsal bazda da olması gerekmektedir. Bunun yolu ise bence fotoğraf dernekleri ve son yıllarda organizasyonunu gerçekleştiren ve giderek geliştiren TFSF’dir. Burada tabi ki akademik eğitim veren kurumların bilimsel-akademik açıdan da bu gelişimi sağlamaları dünyadaki diğer akademik kurumlarla olan ilişkileri ile gerçekleşecektir.
Fotoğraf dernekleri çatısı altında toplanan insanların hepsinden fotoğrafı öğrenmeleri için akademik eğitim almaları istenemeyeceğine göre; eğitimlerini fotoğraf derneklerinde almaları kaçınılmazdır.
Ayrıca gerek üye aidatlarının çok yetersiz oluşu, gerekse devlet desteği –sponsor katkıları gibi maddi katkıların bizim ülkemizde sokağa atılan para statüsünde olması nedeniyle de kurslar derneklerimizin ayakta kalabilmelerinin ana unsurlarındandır. Akademik yönleri olan birçok fotoğrafçı da tamamen amatör ruh ve fotoğraf sevgileri nedeniyle derneklerde bilgilerini paylaşarak buralardaki insanların gelişmelerine katkıda bulunmaktadır.
Üye olma konusunda ise birçok derneğin bir ön şartı yoktur. Buradaki temel amaç yine maddi kaygılardır. Çok az da olsa gelecek aidatlara ihtiyaç olduğundan üye olmak isteyen hemen herkes kayıt edilmektedir. Derneklerin birçoğunun isimlerinde “sanat” kelimesi de olduğuna göre bence en azından bir temel eğitim alınmış olması şartı olmalı, hatta bazı derneklerde örneği olduğu gibi bir fotoğraf projesi içinde pişmiş olduktan sonra üye olunabilmesi derneklerin de saygınlığını artıracaktır. Ancak zaten fotoğraf sevenlerin sayısının az olduğu bir ülkede önlerine konulacak bu tür engeller insanları da ürkütecektir.
O halde projeler olmamalı mıdır? Özelikle projeli konular üzerinde çalışan bir fotoğrafçı olarak. Projeli çalışmalarının gerekliliğine inanan bir kişi olarak: tabi ki hayır. Şu anda bazı istisnalar olsa da, genelde projeler tamamen kişisel projeler şeklinde gerçekleşmektedir. Derneklerin birçoğunda bunu sağlayacak maddi kaynak olmaması, fiziki şartların yetersiz oluşu gibi nedenlerle de ilgilidir bu. Aslında zaten projelerin dernek çatısı altında mı olsun? Ayrı bir atölyede mi olsun gibi bir ayrımda bulunulması bence çok anlamlı değil. Fotoğraf oluşsun da nerede oluşursa oluşsun.
Fotoğrafın talep edilen bir ürün olmaması fotoğraf derneklerinin ve “sanat fotoğrafçılarının!” en büyük sorunu maddi kaynaktır. Hem fotoğrafın para etmeyişi, hem de fotoğraf üretmenin çok pahalı oluşu nedeniyle asıl sorun maddi kaynaktır. Bence bunu aşmanın bir yolu da dünya fotoğrafı içerisinde yer almaktır. Bence çok güzel işler çıkaran ustalar ve genç yeteneklere sahibiz. Ancak dünya fotoğrafında “Türk fotoğrafı” yok. Gerekli olan tek şey bunun için girişimlerde bulunmaktır. Kişisel girişimlerden ziyade bunun dernekler ve tfsf aracılığı ile olmasının daha etkili olacağını düşünüyorum. Ayrıca dünya fotoğrafına açılmanın belki de maddi açıdan sıkıntılar içinde olan fotoğrafçılara maddi kaynak teşkil edebileceğini (talep görerek) düşünüyorum,
Derneklerin birçoğunun tüzüğünde olmayan bir konu da “telif hakları ve fotoğrafçıların sorumlulukları”dır. Bu konunun da önümüzdeki yıllarda fotoğraf derneklerinin gündeminde yer alması gerektiğine inanıyorum.
Ömer YAĞLIDERE