Panele Katılanlar

Ahmet Bozkurt

Ali Rıza Akalın

Arzu Filiz Güngör

Baybars Sağlamtimur

Behiç Günalan

Berrin Cerrahoğlu

Beyhan Özdemir

Celal Kılıç

Ceyda Taşdelen

Enver Şengül

Erden Cantürk

Fikret Özkaplan

Gökhan Demirer

Gülcan Acar

Gülser Günaydın

Gültekin Çizgen

H.İbrahim Tutak

Haluk Uygur

İbrahim Göğer

İdris Aydın

İsa Özdemir

Mehmet Oğuz

Mine Hoşgün Soylu

Muzaffer Sütlüoğlu

Ömer Yağlıdere

Özcan Yurdalan

Reha Bilir

Sami Türkay

Serpil Yıldız

Şule Tüzül

Tanju Akdeniz

Tuğrul Çakar

Tülay Çellek

Yalçın Cidamlı

 

Fotoritim e-Fotoğraf Dergisi

 

 

Ana Sayfa > Fotoğraf Dernekleri > Serpil Yıldız : "Fotoğraf Dernekleri" e-Panel
Serpil Yıldız : "Fotoğraf Dernekleri" e-Panel

Çağdaş bir yaşamda / dünyada Fotograf Derneklerinin yeri nerededir?

 

Dünya’da fotoğrafçıların örgütlü olma istekleri hiç de yeni sayılmaz. Fotoğrafın ortaya çıkışından kısa bir süre sonra çeşitli topluluklar kurulmuş. İşte fotoğraf tarihinden bazı notlar:

 

1853’te İngiltere’de sanatsal fotoğraf çekmekle ilgilenen amatör ve profesyonel fotoğrafçılar için, sonraki yıllarda Büyük Britanya Kraliyet Fotoğraf Topluluğu (The Royal Photographic Society of Great Britain) adını almış olan Londra Fotoğraf Topluluğu (The Photographic Society of London) kurulmuş.

(www.rps.org/)

 

1854’te Fransa’da, Fransız Fotoğraf Topluluğu (Societe Francaise de Photographie) kurulmuş. Abdullah Biraderler de 1870’te bu topluluğa üye olup ünlerini artırmışlar. Ancak bu topluluk 1892’de halk tarafından saygın bir yer olarak kabul görebilmiş.

(www.sfp.photographie.com)

 

Resimsel fotoğrafçılığı Amerikan Resimselci akımını da başlatan Alfred Stieglitz, 1884’te kurduğu New York Kamera Klübü(The Camera Club of New York)’nü 1890’ların başında, tıpkı Avrupa’da olduğu gibi Amerika’da da fotoğrafı sanatsal yükselişe zorlayacak çalışmalar yapılmasını sağlamak üzere yeniden organize ettmiş ve o yıl Başkan yardımcısı olmuş.

(www.cameraclubofnewyork.org)

 

Ülkemizde 1959’da İFSAK, 1977’de AFSAD, fotoğraf sanatı başta olmak üzere fotoğrafı yaygınlaştırmak amacıyla kurulmuş iki önemli dernek. Özellikle yasaların izin vermesiyle 80’lerin ortalarından başlayarak, giderek artan sayılarla kurulmuş fotoğraf derneklerini de “kalite ve yaklaşım hariç tutulursa” fotoğraf örgütlenmesinin parçası olarak görmek gerekir.

 

Tarihsel örneklerde değindiğim toplulukların günümüzde de süren varlıkları, aslında çağdaş yaşamın bir parçası olduklarının önemli bir kanıtı.

 

Soruya yeniden dönersek! Hemen belirtmek gerekir ki, çağdaş bir yaşamın kalitesine olumlu yönde katkı yapan en önemli araçlardan biri de örgütlenme. Hangi alanda olursa olsun örgütsüzlük, büyük bir zaafiyet örneği. Elbette örgütlülük çok önemli; ama öte yandan da, içi boş bir örgütlenmenin de yararlı olduğuna inanmıyorum. Fotoğrafın gerçek bir çılgınlık ölçüsünde yaygınlaştığı, insanlığın ölçüsüzce ve futursüzca görüntü edinme ya da edindirme çabasıyla yanıp tutuştuğu bu günlerde, fotoğrafın “en azından” etik değerler bakımından uğradığı yozlaşmanın önüne geçmede örgütlü bir yapının varlığı çok önemli, elbette nedenini  ve nasılını çok iyi tanımlayarak...

 

Ülkemizdeki çok sayıdaki derneğin fotoğraf adına çok önemli bir misyonu yerine getirdiğine, doğrusunu isterseniz sorgusuz sualsiz inanmıyorum. Ancak bugünkü derneklerin yapısal sorunlarında, ülkenin genel sorunlarını görmekten de öte duramıyorum. Derneklerin yapısı, yasal zorunluluklar gereği, sık sık içinde bulunduğu insan kalitesine bağımlı olarak yönleniyor.

 

Bir fotoğraf derneğinin bugünkü koşullarda işlevi ne olmalıdır? Örneğin üniversitelerde bu kadar fotograf bölümleri açılmışken dernekler eğitim vermeli midir?

 

Fotoğraf derneklerinin geçmiştekinden farklı bir misyon üstlenmeleri ya da tariflediklerinden vazgeçmeleri için bir neden yok. Ama yeni bir yapı kurulması söz konusu olsaydı, onun tasarımı kesinlikle çok farklı olmalıydı. (Ne demek istiyorum? Örneğin TFSF adlı yapının yapısal ve işlevsel tasarımı tanımlandığı şekliyle olmamalıydı. Dernekler üstü bir yapı oluşturuyorsunuz, öyle ki neredeyse en önemli işi yarışma şartnamelerini izlemek... Gerçi, son üç yıldır orada yapılanlarla da pek ilgilenemiyorum, bu yüzden haksızlık da yapmak istemem!..) Zaman zaman aklımdan geçen, dernek olmayan bir model var, ama onun da ülkemiz koşullarında varlığını sürdürebilmesi en azından şimdilik olası görünmüyor, bu yüzden aytıntılara girmeyeceğim.

 

Üniversitelerde açılan fotoğraf bölümleriyle dernekleri aynı kefeye koymak, sanırım yalnızca bizim ülkemizde söz konusu oluyor. Üniversitelerde hemen her konuda eğitim yapılıyor. Ben de bir fizik mühendisiyim, okulu bitirdiğimden beri de TMMOB Fizik Mühendisleri Odası(FMO)’nın ya da Türk Fizik Derneği(TFD)’nin de bir üyesiyim. Şimdiye dek, bu yapılar neden var diyen bir akademisyene rastlamadım. Hatta çoğu bu derneklerin üyesi. Hemen karşı tez olarak, ama bunlar fizik eğitimi vermeye çalışmıyorlar diyebilirsiniz, ki bu büyük yanılgı olur, çünkü hem meslek örgütleri hem de bu tür dernekler eğitim hizmetleri de yaparlar, ancak içerikleri elbette üniversitelerdekinden farklıdır. Nedeni basit! Çünkü ülkemizde, önce, söz konusu dernekler değil akademik yapılar kurulmuş, dernek yapılanmaları onları izlemiştir. Fotoğrafa gelince durum tam tersi işlemiş. Fotoğrafa dair akademik yapılar, daha kavramsal olarak bile, yokken, dernekler fotoğraf adına çeşitli görevleri üstlenmişler. Eğitim de bunların başında geliyor. Türkiye’de, üniversitelerde fotoğraf bölümlerinin açılıp eğitim vermeye başlamaları, ardından da yagınlaşmaları çok da uzak tarihlerde olmamış. Hatta bu bölümlerde görev alan bireylerin çoğu da dernek kökenli...

 

Herkesin fotoğraf çektiği bir dünyada yaşıyoruz. Ama herkesin fotoğraf okumak istediğinde gidebileceği bir üniversite eğitim süreci yok –ki olması da anlamsız olurdu. Derneklerin fotoğrafın teknik süreçleriyle ilgili, biraz ötesinde de, bireysel birikimin anlamına katkı yapacak ölçüde verdikleri temel, orta yada ileri düzey bir eğitimin akademik yapı içindeki bir eğitimle yanyana konup değerlendirilmesi size de tuhaf gelmiyor mu? Fotoğrafa merak salan birilerinin fotoğrafa dair basit ve temel bilgileri edinebilmesinin tek yolu üniversiteler mi olmalı, öyle olursa bu da size tuhaf gelmiyor mu? Daha üst bir soruyla, üniversitelerin fotoğraf bölümlerine alınan öğrenci sayılarındaki sınırlama kaldırıldı ya da eğitim süresi 4-5 yıldan yalnızca birkaç aya mı indi? Vs, vs...

 

Dernekler eliyle yapılan fotoğraf eğitimlerinden ya da derneklerin verdikleri eğitimlerin içeriğinde giderek daha iyinin nasıl yapılacağına ilişkin gelişmelerden neden rahatsızlık duyulduğunu ve bu soruların neden bu kadar sık sorulduğunu anlamakta zorlanıyorum.  Ancak yine de, derneklerden elbette şikayetçi akademik bir “kalın” tabaka olduğunun da farkındayım. Ancak bu kalın tabakanın öngördüğü ya da savunduğu şekilde, akademi misyonunun, işlevinin derneklerin misyon ve işleviyle aynı çizgide görülmesi büyük yanılgı. Bu karşılaştırma gerçekten yapılıyorsa ya da içinde bulunduğumuz durum/olgu herneyse o, bu tartışmaları haklı kılacak bir hale getirdiyse, akademiklerin şapkalarını önlerine koyup ciddi ciddi düşünmeleri gerekir...

 

Bunları söylerken, aslında endişelerin kaynağında “sanatçı” nitelemesinin yattığını ve ortalığı çok karıştırdığını da biliyorum. Nasıl ki dernek eğitimlerine katılmış kişiler kendilerine bu sıfatı doğrudan yapıştıramazlarsa, akademi mezunu öğrenciler de yapıştıramazlar. Sanatsal gelişkinlikte elbette eğitim çok önemli ve akademiler bunu çok daha iyi yapıyorlarsa da hiçbir akademi her mezununun sanatçı olduğunu öne süremez, sürmemeli de. Klişe olmakla birlikte, sanatsal üretimin kişisel gelişkinlikle, birikimle, duygularla, edinimlerle ortaya çıkması da yadınamaz bir gerçeklik. Aksi halde üretilenler söylemsiz, anlamsız, derinliksiz, bağlamsız sıradan ürünler olmaktan öteye gidemezler, gidemiyorlar da! Büyük olasılıkla, kültürel evrim bakımından çok ileri, gelişmiş toplumların kaygıları da bu yönde değil. Bu tartışmaların dayandığı temeli kendi gelişkinliğimizin kısırlığında aramak gerekir.

 

2000’li yıllarda hızla ilerlerken dernekler ne gibi etkinlikler yapmalıdır?

 

2000’li yıllarda dünyada ilerleyenin teknoloji olduğu varsamıyla sorunuzu yanıtlamaya çalışacağım, çünkü onun dışında hızla ilerleyen başka hiçbir şey, özellikle de ülkemizde, yok ne yazık ki! Teknolojik gelişkinliği ülkemize indirgediğimizde de aşırılaşan bir tüketim ifade ediyor olacağım söylediklerimle.

 

Derneklerin 2000’li yıllarda yapabildikleri, bundan sonra yapabileceklerinin göstergesi olacaksa eğer, eh, pek de bir şey olmayacak gibi fotoğraf adına. Sayısal teknoloji -gelenekselden acaip farklıymış gibi sunulduğundan- geçici bir süreliğine de olsa hemen herkesi cahilleştirip panik yarattı. Bu panik, dernekleri sayısal devrimin peşinden koşmaya zorladı. Sanırım şu sıralarda derneklerin çoğundaki eğitim anlayışı bu temel üzerine oturuyor. Ne yapmalı sorusuna bir önerim yok. Ancak bazı saptamalarım var. Sayısal teknolojinin getirdiği yeni araçlarla, fotoğrafçının hayranlık uyandıran bilgi ve becerilerinin önemli ölçüde devre dışı bırakıldığı, ustayla acemi arasındaki farkı aza indiren, teknolojik bir yenilenme söz konusu oldu. Sayısal fotoğraf makineleri öylesine gelişkin olanaklar sunuyor ki, bakaçın ardından bakan kişinin fotoğraf eğitimi, fotoğrafla ilişkisi gibi sorular önemini yitiriyor. Yani demem şu ki, eline böyle bir fotoğraf makinesini alan kişi hâlâ teknik olarak kusurlu fotoğraf üretiyorsa, bu gerçekten onun kişisel beceriksizliğindendir. Başka bir deyişle, bir fotoğrafın üretim sürecindeki teknolojik olanaklar, en sıradan, hiçbir iddası olmayan bireylerin bile üretimlerindeki teknik kaliteyi artırdı. Artık herkes “iyi fotoğraf” üretebiliyor. Anca, bu gelişmeler, çok önemli bir eksikliği de yol açtı: Çekilen “iyi fotoğraf”ların artık ne söylediği pek önemli değil(!?) Görüntülerin çoğu, bir söylem ya da bağlamdan uzak. Fotoğraflar, yalnızca ve genellikle sanal birer görüntü yığınları olarak karşımıza çıkıyorlar. Çevre, ışık, ses gibi kirlenmelerin ardından şimdi de alabildiğine bir “görüntü kirliliği” yaşanıyor. Derneklerin kendilerine başvuran insanlara temel eğitimin yanı sıra, fotoğrafın temel kavramları, dili, sanatsal üretimdeki zenginliği vs konularda da eğitim vermesi, özellikle fotoğrafın karakterinden gelen gücün kullanımındaki etik değerleri aktarabilmesi, tam da bu noktada yeniden önem kazanıyor. Çünkü üniversitelerin asla ulaşamayacakları kadar sayıda insanlarla dernekler doğrudan iletişim içinde olabiliyorlar. Ama bu konuda yalnızca derneklere güvenmek de pek doğru değil, bir ya da iki yılda değişen dernek yönetimleri de kalıcı anlayışların sürdürülmesinde beceriksiz, ya da isteksiz olabiliyorlar.

 

Üyelik kriterleri neler olmalıdır?

 

Bir derneğe üye olabilmenin ölçütlerini, derneklerin kendisi değil, ne yazik ki, öteki tüm derneklerde olduğu gibi artık Dernekler Yasası belirliyor. Hatta öyle ki, Örneğin AFSAD’ın birkaç yıl öncesine dek titizlikle uyguladığı aday üyelik süreci ve üyelik ölçütleri de, söz konusu yasayla aşınmaya uğradı. Yasa’nın belirledikleri dışında bir yöntem uygulanması da söz konusu olamıyor. Bu nedenle ideal bir tanım yapılması gerekirse günün birinde, o zaman düşüncelerimi paylaşırım –lütfen bu tümcemi ukalalık olarak görmeyin, asıl niyetim okuyanların sıkılmaması.

 

Atölyeler açılmalı mıdır? Sempozyum yapmalı mıdır? Yarışma Düzenlemeli midir?  Neden?

 

Derneklerin atölye açmasının ne sakıncası var? Bu da dernek eğitimlerinin bir parçası değil mi önünde sonunda? Dernek içi bir eğitim etkinliği olarak atölyeler, fotoğrafçı kimliğinin oluşmasında, fotoğrafa giden uzun yolda oldukça yardımcı ve önemli bir rol oynuyorlar. Birkaç aylık eğitim alan ve “iyi fotoğraf” çekmeye başlayan fotoğraf severler, kendilerini aniden gelmiş-geçmiş en iyi fotoğrafçılar olarak görme eğilimindeler –aslında bu öykünme, yani iyinin taklidi olma, toplumumuza özgü; yalnızca fotoğrafta değil her alanda tıpkı ya da aşırı benzerleriyle sık sık karşılaşıyoruz. Birkaç yıl süren uzun soluklu atölyeler, bu mesajın fotoğraf severe aktarılmasında daha başarılı oluyorlar. Anlamlı, söylemli, bağlamlı bir fotoğraf üretimine giden yolun oldukça uzun, zahmetli ve emek gerektiren bir süreci olduğunu farkettiriyorlar.

 

Sempozyumlar -TDK’da verildiği üzere “bilgi şöleni” anlam karşılığıyla- elbette dernekler tarafından da yapılabilir. Derneklerce yapılan sempozyumların sayısı dünyada da az değil. Fizik örneğinden yola çıkarsam yeniden, ülkemizdeki Fizik sempozyum ya da  kongrelerininin hemen hepsi TFD ya da FMO tarafından yapıldı, yapılıyor. Ancak bu, üniversitelerin de sempozyum yapmayacağı anlamına gelmiyor. Fotoğraf alanında 6 sempozyum AFSAD tarafından yapılmış, yapıldı. Sempozyumun mutlaka akademiklerce yapılması zorunluluğu, sanırım ilk kez fotoğrafçılar arasında tartışma konusu oluyor. Sorun sempozyumun yapılıp yapılmaması mı yoksa sempozyumu bir derneğin yapması mı? Bir akademik olsaydım, dernek çatısı altında yapılan bir sempozyuma, bir üniversitede yapılandan daha çok katılmak isterdim. En azından bir dernek bütün üniversitelere eşit uzaklıkta durabilir. Akademiklerin sempozyum yapma eğiliminin altında akademik yükselme isteğine olan katkıya da bakmak gerekir elbette, gerçi sempozyum düzenlemekten değil de, orada bildiri sunmaktan puan almaları gerekir, en azından ben öyle biliyorum. Sempozyumu kimin yapacağından ziyade, kim yaparsa yapsın üreteceği yarara bakmanın, yapılacak bir sempozyumun daha iyi niteliklere kavuşturulabilmesine yönelik bir sorgulama ya da tartışmanın daha anlamlı olacağını düşünüyorum.

 

Ben fotoğraf yarışmalarını hiç benimseyemedim, hiç de katılmadım. Yarışmaların, genellikle, övgü bekleyen fotoğrafçının egosunu –belki biraz da ekonomik beklentisini- tatmin etmekten ya da beleş fotoğraf edinmeyi hedeflemiş tüccar şirketlerin sömürü aracı olmaktan başka bir yarar sağladığına inanmıyorum. Ne derneklerin ne de onların üstündeki TFSF’nin yarışmalar düzenlemesinden, bu işlere zaman harcamasından yana değilim. Üyelerin ya da eğitim almak amacıyla derneklere gelip gidenlerin yarışmalara yöneltilmesinden de hoşlanmıyorum. Fotoğraf yarışmalarını bireysel gelişimin önünde büyük bir engel olarak görüyorum, kendi istediğini değil, istenen şablonlarda ürün koyma çabasının fotoğrafik bireysel gelişimin önünde büyük bir engel olduğunu düşünüyorum. Bütün özlemim, Ara Güler sadeliğinde, mütevazılığında dünyaca ünlenen fotoğrafçılarımızın sayıca çoğalması... Ne güzel olurdu, değil mi?

 

Bundan sonrası için Fotograf Derneklerinin hedefleri neler olmalıdır?

 

Fotoğraf dernekleri, her gün daha da büyüyen ekonomik güçlüklerin üstesinden gelerek, daha ne kadar süreyle var olabilirler, bilemiyorum? Ancak örgütlü yapıların varlıklarını her koşulda sürdürmeleri gerektiğine inanıyorum. Dernekler değişen süreçlerde farklı görünen yapılara bürünebiliyorlar. Ancak, bütün derneklerin birer sivil toplum örgütü olduğunu da hep anımsamak zorundayız. Bu yüzden fotoğraf derneği olsalar da, yalnızca fotoğraf konuşsalar da içinde bulundukları toplumdan soyutlanmış bir yapısallık içinde olamayacaklarını ya da olmamaları gerektiğini düşünüyorum. Özellikle fotoğraf derneklerinin toplumun pek çok sorununa doğrudan yaklaşabilecekleri inancındayım.

 

Uygulama hedeflerini bilemem, ama hepsinin daha iyiye ulaşmayı istediğinden eminim. Yine de derneklerin gelecekleri, onları yöneten zihniyetlerin gelişkinliğiyle doğrudan ilgili... Örneğin, kurumsallık söz konusu olduğunda, sınıfta kalmayan dernek yoktur ülkemizde... Hedefler konusuna gelince!.. Derneklerin önüne ulaşılmaz hedefler dayatmayı anlamsız buluyorum. İki ya da üçü dışında derneklerin çoğu gerçek bir STK gücünde bile değiller. Belki de kendine dernek diyen yapıların ilk işi, bu gücü edinebilecek çabayı göstermek olmalıdır.

 

Serpil YILDIZ

 

Gelen Yorumlar
Bu dökümana henüz yorum yapılmamış, aşağıdaki formdan yorumunuzu ekleyebilirsiniz.
Yorum Ekleyin
Yorum
Ad Soyadınınız
Mail
Web Sitesi
Beni hatirla
Yeni bir yorum geldiginde haber verin.
Onay Kodu

e-Panel Tüm Hakları Saklıdır © All Rights Reserved
www.fotoritim.com Sitesinde Bulunan Yazılı ve Görsel Eserlerin Bütün Hakları ve Sorumluluğu Eser Sahiplerine Aittir. Eserlerin İzinsiz Olarak Kısmen veya Tamamen Kopyalanması ve Kullanılması, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına Göre Suçtur.
All Images and Text Published in www.fotoritim.com are Copyright © Protected by The Author, All Rights Reserved. Use By Author Permission Only.