Panele Katılanlar

Ali İhsan Ökten

Elif Vargı

Emre İkizler

Enver Şengül

Gültekin Çizgen

Kazım Zaim

Mahmut Özturan

Mehmet Oğuz

Merih Akoğul

Murat Germen

Özkan Eroğlu

Reha Ülkü

Tülay Çellek

FONT>

 

Fotoritim e-Fotoğraf Dergisi

 

 

Ana Sayfa > Fotoğraf Dernekleri > Ali Rıza Akalın : "Fotoğraf Dernekleri" e-Panel
Ali Rıza Akalın : "Fotoğraf Dernekleri" e-Panel

Çağdaş bir yaşam içinde, fotoğraf derneklerinin yeri nerededir?

 

Bir büyük yapılanmanın  tanımı içinde “sosyal” sözcüğü yer alıyor ise, dernekler; “sosyal” sözcüğünü fiille dönüştürecek hayati organlar olarak o yapılanmanın içinde mutlaka olmalıdırlar. Bugün dünyanın her alanda olumsuz bir biçimde değişen dengelerinde, dernek dernekçilik dün den daha da önemli hale gelmiş bulunmaktadır.

 

Dışarıdan bakıldığında; tren sevenler derneği, kelaynakları yaşatma derneği, presley aşıkları derneği gibi dernekler, tebessüm ile karşılanırken, içlerine girildiğinde; tanışma, dayanışma, eylem yapma gibi insana özgü değerleri yaşattıkları görülecektir.

 

Özellikle doğa ve çevre ile ilgili birçok dernek, gerçek demokrasi ile yönetilen birçok ülkede hükümetlerine baskı yapabilecek güçlü bir halk desteğine sahip olabilmektedirler.

 

Üst yapı kurumu olan “sanat” dallarından birinde faaliyet gösteren dernekler; yukarıda saydığım ilk değerlerinden de öteye, estetik kaygularını hatırlatmak ve  uygulamalarda, sade yaşantıda bu kayguyu yerleşik kılmak gibi ek bir misyonu da yüklenmektedirler. Ya da  en azından böyle olmalıdır. Zira bana göre sanatçı : “uğraş verdiği  sanat dalında özgün ürünler oluşturmanın yanı sıra,düşünsel ve eylemsel olarak toplumuna önder olan kişi“ dir.Bir sanat derneğinin üyesinin “potansiyel” sanatçı kişi olduğundan yola çıkarak,sanat dallarındaki derneklerin çoğalması, çeşitlenmesi ve yaygınlaşması toplumsal yaşantının vazgeçilmezleridir. Hatırlanmalıdır ki; “ Bir Toplum Sanat ile Kalkınabilir mi ?” soruşturması, dünya ölçekli olarak irdelenmektedir.

 

Görsel tanıklık etmek, belge oluşturmak gibi temel ve öncelikli işlevini; görmenin duymaya karşı var olan üstünlüğü aracılığı ile gerçekleştiren fotoğraf, sahip olduğu teknik ve estetik değerler aracılığı ile bir sanat dalı olarak da vardır.

 

Dijital,sayısal teknoloji, sanat dalları içinde en çok ve köklü olarak fotoğrafı etkilemiş, değiştirmiş ve yaygınlaştırmıştır. Geçmiş zamanlarda aileler, fotoğraf çektirmek için stüdyoya gider iken, günümüzde evler ailelere stüdyo olmaktadırlar. Gelişen ve kolaylaşan işlevselliği fotoğrafı yaygınlaştırmış, bu yaygınlık ise fotoğrafı, çağdaş yaşamın sembolü haline getirmiştir.

 

Hal böyle olduğunda, fotoğraf dernekleri; ülkemizde ve dünyada popülaritesi artan,sayısı artan,varlığı aranan önemli adresler olmuşlardır.

 

Fotoğraf derneğinin üyelik kriterleri ne olmalı, nasıl belirlenmeli? 

 

Her ne kadar dernekler yasası; başvuruda bulunan kişinin yasal bir kısıtlaması yok ise o kişinin doğrudan “üye” olarak kaydının yapılmasını emrediyor ise de, fotoğraf dernekleri, iç işleyişlerine uygun olarak “üye kabul etme kriterleri” belirlemelidir.

 

Bu kriterlerden ilki: başvuruda bulunan kişinin, derneğin düzenlediği, ”fotoğraf temel eğitimi kursu“ na katılması zorunluluğu olabilir. Ancak bu temel bilgilere sahip olan kişinin başvurusundaki kabul kriteri; en az 10 fotoğraftan oluşan bir portfolyosunun değerlendirilerek  “olur” verilmesi olabilir. Bir başka üye kabul kriteri; “onur üyeliği” statüsünün oluşturulması olabilir. Özetle “kesin” üyelik öncesinde bir “aday üye” ya da benzeri bir kriterin oluşturulup uygulanmasının çok yararlı olacağını düşünüyorum. Zira,üyelik kazanımının salt teknik değil, aynı zamanda,başvuran kişinin; katılımcılık,davranış biçimi, uyum gibi değerlerin de ölçüt olması gereği vardır.”aday üyelik” süresi bu tür  gözlemlerin sağlanmasına olanak verebilir.

 

Üye portföyleri  nasıl oluşturulmalıdır?

 

Fotoğraf derneğinin ihtiyacını karşılayacak niteliklerdeki üyelere sahip olmak, hayati önem taşımaktadır. Ancak ne var ki üyeliklerin çoğunluğu kişisel başvurular yoluyla olduğundan, yönetimlerin profil oluşturmaları pek mümkün olamamaktadır. Bu olumsuzluğu aşmanın yolu: “onur üyeliği” oluşturmaktan geçmektedir.

 

Tüzükte, tanımı, hakları ve görevleri belirlenmiş olan ve yönetim kurulunca teklif  götürülen  kişiler “onur üyesi” olarak kayıt edilebilirler. Bu kişilerin bir bölümü fotoğrafçı olabileceği gibi diğerleri yazar, ressam, doktor, müzisyen, eğitmen, ekonomist, felsefeci v.b. niteliklere sahip olması gerekir. Bu alanlar derneğin;  klasik anlayış dışına çıkmasını, toplumu yakından izlemesini, üyelerin bilgi boyutunun  genişlemesini ve moral değerlerinin yükseltilmesini sağladığı gibi, derneğin prestijini  arttırır.

 

Bugünkü işlevi ve hedefleri, öncelikleri ve aktiviteleri ne olmalıdır. Eğitim vermek,  sempozyum düzenlemek, yarışma yapmak görevleri olmalı mı?

 

Bugünün fotoğraf dernekleri öncelikle, olabildiğince çok sayıda üyeye sahip olmalıdırlar. Daha sonra, güçlü bir mali yapı oluşturmalıdırlar. Bu iki olguyu temel olarak görüyorum. Derneğin, eğitim vermesi; bir yanıyla üye kazanımını, diğer yanıyla mali  yapısını sağlar  Bilinmelidir ki fotoğraf dernekleri,gerek devletten, gerekse yerel yönetimlerden sürekli  bir mali katkı alamamaktalar. Temel giderlerdeki artışlar,dernekleri pasif konuma iteklemektedir. Bu ve buna benzer nedenlerden ötürü dernekler temel gelir kaynağını oluşturan  “eğitim vermek” ten vazgeçemezler. Kaldı ki bu eğitimlerde ilk önce “öğrenci” sonra eğitmen olan üyeler; bugünün üniversitelerindeki fotoğraf bölümlerinin eğitmenliğini üstlenmişlerdir. Bu durum eğitimin; insan kaynağı oluşturmasındaki göstergesidir.

 

“Eğitim” denildiğinde ilk düşündüğümüz; temel teknik bilgi eğitimi akla gelmektedir. Oysa, sanat akımları, iletişim, görsel okuma, felsefe, kavramsallık, sanat sosyolojisi  v.b. sanat ile doğrudan ilintili konuların yanı sıra, kültür, matematik gibi dolaylı konularda da eğitim verilmelidir. Bu konulardaki eğitim için üniversitelerle işbirliği yapılmalıdır…

 

Açıkça ifade etmeliyim ki “sempozyum” bir AFSAD  geleneğidir. Fotoğraf  bölümlerinin kurulmasından sonra bu etkinliğin üniversiteler tarafından gerçekleştirilmesi beklentisi  boş çıkmıştır. Ağırlıklı olarak dernek üyelerinin varlığı ile palazlanan bu alanın özel sektörleri, etkinliği bir gelir, yatırım sahası olarak görmediğinden ilgi göstermemiştir. Devlet kurumlarının bu işe bulaşmak gibi bir derdi yoktur. Ant yayıncılığın gerçekleştirdiği  sempozyum ise henüz dar alanından kurtulamamıştır…

 

Şüphesiz ki sempozyum yapmış olmak için, sempozyum düzenlenmemelidir oluşumu tamamlanıp kullanıma sunulacak bilgilerin ya da geliştirilmesine ihtiyaç duyulan bilgilerin sunulması gerektiğinde, gelişimin, değişimin, farklılaşmanın yaşandığı dönemlerde  yapılmalıdır. İlk sempozyumunu Mayıs 78’de gerçekleştiren AFSAD Mayıs 2008 de 7. sempozyumunu oluşturacaktır. Bu sempozyum yukarıda belirttiğim gereklerden birine dayanmaktadır. Çıkış noktası:  dijital teknolojinin gelişmesiyle sorgulanmakta olan, belgesel fotoğrafın  konumunu irdelemektir. Tüm sempozyumların kitapları; sunulan bildirilerin,tartışmaların yer aldığı tarihi belgeler olarak durmaktadır.

 

Gelecekte yazılacak “Türk Fotoğraf Tarihi”’ne kaynaklık edecektir. Yarışmalar, fotoğraf dünyamızın fenomenidir. Başlı başına bir sorunlar yumağıdır. Mutlu olanın az, mutsuz olanın çok olduğu bir ortam oluşturarak düzeysiz, üstünkörü eleştirilere zemin hazırlayıp kaynaklık eder. Sanat dalarının bir bireyi, kazandığı ödül nedeniyle “vezir”, kazanamadığı ödül nedeniyle ise “rezil” olduğunu düşünüyor ise; problem var demektir. Aslında çok da haksız sayılmaz. Zira bu alandaki kültürümüz; “ünlü” olabilmenin tek yolunun yarışmalarda ödül almak olduğunu dayatmaktadır. Oysa artık hepimiz biliyoruz ki; olay, jüri üyelerinin bir tek fotoğraf üzerinden ifade ettikleri öznel bir yaklaşımdan başka bir anlam ifade etmez... Bugüne kadar yapılanlar, fotoğrafçıyı değil, fotoğrafı ödüllendirmek olmuştur. Temel yanlışlığın bu olduğunu düşünüyorum. Olması gereken; fotoğrafçıyı ödüllendirmektir. Bunun için, yarışmacının o yarışmaya gönderdiği tüm fotoğrafları birlikte değerlendirmektir. Belirttiğim bütün bu olumsuz gözlem ve yargılarıma karşın, fotoğraf derneklerinin yarışma düzenlemesini destekliyorum. ”Kötü örnek oluşturamaz” kötüyü yok etmenin yolu karşısına iyi yi çıkarmaktır.

 

Dernekleri yarışmaları :

 

Sosyal, kültürel, toplumsal ve güncel konularda olmalı. Tüm katılımcılar eşit sayıda fotoğraf ile katılmalı. Yarışmacının fotoğrafları birlikte değerlendirilmeli. Jüri fotoğrafçı ağırlıklı olmak koşulu ile, konunun uzmanı, sosyolog, felsefeci gibi geniş perspektif sağlayacak kişilerden oluşmalı. Jüri gerekçeli raporu yazılmalı. Ödül ve sergileme alan fotoğrafları yer aldığı katalog basılmalı... Bu niteliklere sahip yarışmanın dernekler tarafından düzenlenmesi hem prestij, hem örnek,hem de görsel belgenin derneklerde toplanmasını sağlayabilir…

 

Fotoğraf derneklerinin yapılanmasında atölyeler kurularak desteklenmeli mi yoksa farklı bir model mi oluşturulmalı?

 

Derneğin kuruluş manifestosu sayılan “amaç” maddesinde belirtilen hedefleri gerçekleştirmek doğrultusunda mutlaka bir iç örgütlenmeye ihtiyaç vardır. Öncelikle tüzükte yer almaması koşulu ile, yönetim kurulunca belirlenecek ve yönetim kurulunun cağrısı ile toplanacak ve yine yönetim kurulunun talep ettiği konularda görüş ve öneri getirecek bir danışma kurulunun oluşturulması düşünülebilinir. İkinci basamak olarak, üyelerin içinde bulunacağı “birim” ya da “atölye” oluşturulabilinir. Birim ya da atölye   aynı yapıyı çağrıştırıyorsa da temel farklılıkları vardır. Öncelikle birimler, yönetim kurulu üyesinin sorumluluğunda çalışır. Sergi, gösteri, sosyal etkinlik, eğitim, yayın, basınla ilişkiler v.b. başlıklar altında bir yandan o işlerle ilgili çalışmalar yapmak bir yandan da birim içinde eğitim çalışmalarıyla, proje çalışmalarıyla tanışma, yardımlaşma, etkilenme, deneyim kazanma gibi çok yönlü yararlar elde edilebilinir. Atölye ise göreceli olarak yönetim kurulunun denetiminden uzak bir yapılanmadır. Zira, başındaki sorumlu kişi yönetim kurulu üyesi değil, deneyimli ya da usta sıfatını taşıyan kişidir. Atölyeler ya çalıştırıcılarının ismini alırlar ya da çalışma yapacakları  konunun,tarzın ismini. Birim ile temel farkı, atölyelerin ağırlıklı olarak fotoğraf çekimleri ve eğitim yaparken, derneğin genel gidişine ilgisiz kalmalarıdır. Bu ciddi sorunu aşmakta atölye şeflerinin  duyarlılığı gerekir. Elbetteki yönetim kurulunun da denetimi şarttır. Her iki biçimin de 1 yıl süreli olması, bir yılın sonunda rotasyon uygulamasının yapılması yararlı olacaktır.

                             

Fotoğraf derneklerinde “usta” sıfatındaki üyelerin atölyeleri olmalı mı yoksa bu kişilerin özel mekânlar kurmalarımı teşvik edilmelidir?

 

Bir dernek üyesinin, dernek dışında kuracağı bir fotoğraf atölyesi; profesyonel bir yapılanmadır. Bügün bütünüyle amatör yapıda olan deneklerimizin statüsü ile işbirliğini sürdürmek mümkün görülmemektedir. Üstelik insanlar aidiyet ihtiyacı içindedirler ve ait oldukları yerin kalabalık ve sosyal olmasını isterler. Buna nazaran atölyeler görece az insanlı, az sosyal ama çok daha yoğun eğitimci alanlardır. Yine de benim bu değerlendirmeme karşın bazı bireylerin dernek çatısı yerine atölye ortamını yeğleyeceklerini düşünüyorum. Dernekler bu profesyonel yapılanmanın dışında da “usta” tanımındaki kişilerden yararlanabilirler. Bu kişilere yürütücü olarak fotoğraf sergisi siparişi verilebilinir. Çalışacak olanlar da dernek üyeleri arasından seçilir. Sergi konularının doğrudan (belgesel) değil de  kavramsal, sürrealist, soyut çalışmalara olanak verecek içerikte olması elde edilecek eğitimin yararını büyütebilir. Yine bu üyelerden “küratör” olarak da yararlanabileceğini düşünüyorum. Derneği dışa dönük olarak gerçekleştireceği bir sergi, gösteri, sunumu oluşturması istenebilir. Duygulardan ve kişisel ilişkilerden soyutlanmış bir seçim kabul edilebilinir bir değerlendirme olacaktır. Bu biçimdeki bir oluşum salt üyelerin değil küratörün de niteliğini belirleyeceğinden etkinliğin niteliğini yükseltebilir.

 

Yazdığım ilk sözcükten bu yana bütün düşündüklerimin gerçekleşebilmesinin öncelikli koşulu: güçlü bir ekonomik yapıya sahip olmaktan geçiyor. Daha sonraki koşul avangart olmak ve önyargılı olmamaktır.

 

Zaman zaman yaptıkları, çoğu zaman da yapamadıkları işler için eleştirilen derneklerin salt öz güçleri ile hiç de küçümsenmeyecek işler yapmış olduğunu hatırlamamız biz üyeleri onurlandırmaktadır.

 

Ali Rıza AKALIN 
 

Gelen Yorumlar
Bu dökümana henüz yorum yapılmamış, aşağıdaki formdan yorumunuzu ekleyebilirsiniz.
Yorum Ekleyin
Yorum
Ad Soyadınınız
Mail
Web Sitesi
Beni hatirla
Yeni bir yorum geldiginde haber verin.

e-Panel Tüm Hakları Saklıdır © All Rights Reserved
www.fotoritim.com Sitesinde Bulunan Yazılı ve Görsel Eserlerin Bütün Hakları ve Sorumluluğu Eser Sahiplerine Aittir. Eserlerin İzinsiz Olarak Kısmen veya Tamamen Kopyalanması ve Kullanılması, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına Göre Suçtur.
All Images and Text Published in www.fotoritim.com are Copyright © Protected by The Author, All Rights Reserved. Use By Author Permission Only.