Panele Katılanlar

Ali İhsan Ökten

Elif Vargı

Emre İkizler

Enver Şengül

Gültekin Çizgen

Kazım Zaim

Mahmut Özturan

Mehmet Oğuz

Merih Akoğul

Murat Germen

Özkan Eroğlu

Reha Ülkü

Tülay Çellek

FONT>

 

Fotoritim e-Fotoğraf Dergisi

 

 

Ana Sayfa > Fotoğraf Yarışmaları > Ali Rıza Akalın : "Fotoğraf Yarışmaları" e-Panel
Ali Rıza Akalın : "Fotoğraf Yarışmaları" e-Panel

Yarışma, hayatın her alanında yaşanan kaçınılmaz bir eylemdir. Söz konusu olan, sanat dalında bir yarışma ise, bu olgu dünya ölçekli bir olay olmaktadır ve doğal bir eylemdir. Yarışma, Türkiye'de yapılıyor ise, sonuçlarının tartışılması kaçınılmaz olan bir etkinlik gerçekleştirilmiş demektir.

 

Son noktada; yarışma, fotoğraf dalında yapılıyor ise, katılmak adeta 11. emir olmaktadır. Zira yurdum fotoğrafçısı; kendini ancak bu şekilde ifade edebileceğini, şöhreti bu yolla yakalayabileceğini ve aynı yolla biraz para kazanabileceğini hesaplıyor. Aslında hiç de haksız sayılmaz. Zira içinde yaşadığı toplumun "başarıl" titrini verirken dayandığı tek kriter; yarışmalarda kazanılan ödüllerin niteliği değil sayısıdır.

 

Oysa birey bilmelidir ki, kazanılmış bir ödül insanı "vezir" yapmaz. Kazanılmamış bir ödül dolayısıyla da "rezil" olunmaz. O zaman yapılması gereken, seçici olmaktır.

 

Kısa ve öz bir biçimde ifade etmek istiyorum ki; yarışmalar, hiçbir fotoğrafın "sanat" boyutuna bir (,) kadar katkı sağlayamaz. Katkı sağladığı alanların ilki; kapitalidir. Ne kadar çok yarışma, o kadar çok katılım, ne kadar çok katılım, o kadar çok makine satışı. İkinci kazançlı, düzenleyen kurumdur. Ne kadar çok katılım, o kadar çok fotoğraf, o kadar çeşitli görsel malzeme.

 

Fotoğrafın yaygınlaştırılması, sevdirilmesi ve üretiminin arttırılması gibi kaygıların, bu dalın sanayicisinin bir gerçek tanımı ile kapitalizminin sorunu, kaygısı olmasına karşın, ülkemizdeki tek bir yarışmanın, o çok bildik, tanıdık, ünlü markalar tarafından yapılmıyor olmasında bir gariplik yok mudur?

 

Yüzlerce fotoğrafın gönderildiği bir yarışmada ödül kazanan çok üstün niteliklere sahip 3-5 adet fotoğraf ile sergilenen, kataloğa basılan 25-30 adet iyi fotoğrafın varlığı, o yarışmanın kaliteli olduğunu göstermez. Zira özellikle dijital teknolojinin katkısı ile biçimsel yanı düşünsel yanından ağır basan "birtek" fotoğrafın ödüllendirilmesinin bir kriteri olamaz.

 

Bu düşüncem doğrultusunda, Kültür Bakanlığı'na bir yazı ile öneri sundum. Devletin büyük ve güçlü olduğu, devamlılık gösterdiği ve de verdiği ödülün manevi değerinin  çok kıymetli olduğundan yola çıkarak;"Devlet fotoğraf yarışmasındaki ödülün bir tek fotoğrafa değil, fotoğrafçıya verilmesinin daha doğru ve saygın olacağını ifade ettim. Bu önerimin gerçekleşmesinin koşullarını;

 

1.Tüm katılımcıların mutlaka 5'er fotoğraf ile katılmaları,

2.Bu 5 fotoğrafın boyutunun aynı olması,

3. Yarışmanın bir konu başlığı altında yapılması,

4.Jürinin gerçek rapor yazmasının zorunlu tutulması olarak belirleyip ifade ettim. Aynı görüşümü çeşitli konuşmalar ve sunumlarda da ifade ettim. Ancak gördüğüm o ki; başta devlet olmak üzere yarışma düzenleyen kuruluşlar ellerini taşın altına sokmak istemiyorlar.

 

Elbette ki yukarıda ifade ettiğim koşullar değiştirilebilir, ilaveler yapılabilir, yeter ki "fotoğraf" değil "fotoğrafçı" değerlendirilsin. Bu biçimin yarışma kalitesini bir miktar arttıracağını düşünüyorum. Ancak bu uygulamadan elde edilecek kalitenin önemli bir bölümü de jüri oluşumunun niteliğinden geçtiğini söylemeliyim.

 

Boyner yarışmasının konusu: "özgürlük". Bu yarışmaya gönderilecek fotoğrafları değerlendirecek olan jüri üyelerinin tümü "doğrudan" sözcüğü ile tanımlanan fotoğraf tarzında ürün veren ustalar. Oysa konu "düzenleme" ya da  "sürreal" anlatımlara da açık.  Jüriyi bu isimlerden oluşturduğunu da; peşin peşin düşünsel boyutunu göz ardı ediyorsunuz demektir. Böylece fotoğrafın "sanat" eylemi yerine; tesadüflere (uygun zamanda doğru yerde olma)nın üstünlüğüne!! bırakmış olur.  

 

Uzun yıllarda elde edilen  "deneyim", "geniş görüş", "hoşgörü"; fotoğraf değerlendirme aşamasına gelindiğinde kemikleşmiş bir tutuculuğa dönüşüyor.

 

Yapılması gereken 5 kişilik bir jürinin: 3 fotoğrafçı, 1 felsefeci, bir konu uzmanı (yarışma konulu ise) ya da bir sosyologtan oluşturulmasıdır.

 

Öte yandan "jüri gerekçeli raporu" yazılması gerekmektedir. Raporda, o fotoğrafın hangi jüri üyelerinin oyları ile seçildiği ve de o fotoğrafın seçilmesindeki değerlerinin neler olduğu belirtilmelidir.  Bu biçim, jüri üyesine ciddi sorumluluklar yüklediği gibi, diğer üyelerin kendisini koruma hakkını da sağlamış olur. Bu yöntem, açık oylama şekli ile hayata geçebilir. Oysa son dönemde gizli ve puanlama ile belirlenen ödülde sap ile saman karıştırılmaktadır.

 

On-line yarışmaları, insanın yaptığı işe saygısızlık olarak algılıyorum. İlk tahlilde; çağdaş, kolay, ucuz gibi görünüyor ise de fotoğrafın özü olan fiziksel boyut özelliğini yok ediyor. Sizin ekran ayarlarınız ile seçiciler ekran ayarları farklı ise; değerlendirilecek fotoğraf mı sizindir yoksa seçicinin oluşturduğu mu?

 

Salt dijital teknoloji ile üretilmiş fotoğrafların katılacağı yarışmalar düzenlemek daha doğru olabilir.

 

Büyük hayallerle ve ideallerle ve çok uzun bir süreçte kurabilmiş olduğumuz federasyonumuz, ne yazık ki, bir tek fotoğraf yarışmalarını düzenli hale getirme konusunda bir şeyler yapabilmiştir. Bu patronajlı yarışmaların büyük bir bölümünde olması gereken fotoğraf ve fotoğrafçı kazanımları, yerini sömürüye bırakmıştır. Ödül alanların dışında sergilenenlerde düzenleyici tarafından bir bedel ödemeksizin kullanılabileceğini hükme bağlayan yarışmalara patronaj(kabul/uygunluk) verilmiştir.

 

Birçok yarışmada eskiden var olan "katalog yapma"  şartından vazgeçilmiş yarışmalara patronaj verilmekte, sözüm ona bu boşluk "almanak" ile doldurulmaya çalışılmaktadır.

 

Bütün bunlar ve bu gibi koşulların hiçbirini, resim ve heykel yarışmasında göremezsiniz. Bu nedenledir ki; fotoğraf basit, kolay elde edilebilir, sanat dışı bir ürün olarak değerlendirilmektedir.

 

Federasyonumuzun patronaj verdiği yarışmaların dışındaki; Dask-Dogay, Fotomaraton ve Fotoğraf Buluşmaları'ndaki yarışmaların da ne fotoğrafımıza ne de fotoğrafçıya yararı yoktur. Hepsi de yarışma zembereği kurulmuş otomatik saatler gibidir.

 

En ünlüsü Dask-Dogay, insanları kibrit kutusu içinde akrep taşımaya teşvik ediyor gibi geliyor bana. Bu kadar çok katılıma karşın küçük bir kitapçığı dahi yapılmıyor.

 

Fotoğraf Buluşmaları'da en büyüğünden dün başlayanın birlikte çayıra salındığı yöreler gibi. Oysa buralarda atölyeler kurulup workshoplar yapılabilir, "fotoğrafçı etiği" konusu işlenebilir, sanat akımlarından biri detaylı anlatılabilir vs.

 

Fotomaraton; belli bir zaman diliminde, belli bölge içinde elde edilecek fotoğraf koşuşturmacası olmanın ötesinde hiçbir şeydir.

 

Bu üç yapıda, fotoğrafçıyı bir avcıya dönüştürüyor. Her üçü de; "fotoğrafçılık; doğru zamanda, doğru yerde bulunma işidir" söylemini doğrulatmaya çalışan etkinliklerdir.

 

Hiçbirinin sonucunda, kalıcı, sanatsal bir iz kalmamakta ve birlikte olmak, buluşmanın tek güzel ve olumlu yanını oluşturmaktadır.

 

Uluslararası yarışmaların mantığı da pek farklı değil. Ancak eğilim; belgesel tarzdan daha ağırlıklı olarak fotoğraf yapmak anlayışının ödüllendirilmesi. Dijital teknolojinin olanakları, uluslararası yarışmaları giderek daha anlamsız öz'den kopuk hale getiriyor.

 

Öte yandan, fotoğrafın hareketli ve statik görsel malzemeler ile olan yakınlığı, uluslararası yarışmalara katılım kategorilerini çeşitlendiriyor. Az sayıda olmakla birlikte bu yapıya ayak uyduran, davetler alan ve başarılı olan arkadaşlarımız var.

 

Saygın katılım koşullarına sahip bir konu başlığı altında düzenlenen yarışmalara katılımı destekliyorum. Zira "konu", fotoğrafçı için eğitici olabilir. Algılama, araştırma, uygulama, sunma basamakları, kişisel gelişimin yöntemi olabilir. Ancak sonuç yine de olumlu ya da olumsuz, bir belirleyiciliğe sahip değildir. Alt tarafı bir yarışmadır. Ne yazık ki üst tarafı da bir ünvan! olabilmektedir.

 

Önemli olan yarışma için fotoğraf çekmek/yapmak değil. Kendinizi tatmin eden bir ürün yaratmaktır. 2006'da 7 yarışmaya katılmışım. Değil ödül almak, bir tek "serileme" bile almamışım.

 

Çok utanıyorum!!!

 

A.Rıza AKALIN

Gelen Yorumlar
Bu dökümana henüz yorum yapılmamış, aşağıdaki formdan yorumunuzu ekleyebilirsiniz.
Yorum Ekleyin
Yorum
Ad Soyadınınız
Mail
Web Sitesi
Beni hatirla
Yeni bir yorum geldiginde haber verin.

e-Panel Tüm Hakları Saklıdır © All Rights Reserved
www.fotoritim.com Sitesinde Bulunan Yazılı ve Görsel Eserlerin Bütün Hakları ve Sorumluluğu Eser Sahiplerine Aittir. Eserlerin İzinsiz Olarak Kısmen veya Tamamen Kopyalanması ve Kullanılması, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına Göre Suçtur.
All Images and Text Published in www.fotoritim.com are Copyright © Protected by The Author, All Rights Reserved. Use By Author Permission Only.