Fotoritim e-Fotoğraf Dergisi
Fotoğraf hiç şüphesiz çağımızın en popüler uğraşısı…
Dilerseniz sanat anlamında ilgileniyorum deyin, dilerseniz boş vaktimi değerlendiriyorum, kaçınılmaz olarak birçok insan bu yeni ve dijital teknoloji sayesinde hızla yaygınlaşan uğraşıyla bir şekilde ilgilenmeye başladı.
Bu kadar fazla sayıda insanın ilgilendiği bir sahada ön plana çıkmak da kolay değil elbette. Üretimin ve paylaşımın okyanus gibi olduğu bu sahada belirgin bir su damlası olabilmeyi kim, nasıl başaracak? İnsanların içinde “ben sizlerden farklıyım, özgünüm, uzun yıllar hatırlanacağım” diyebilmek hiç de kolay değil. Bu gibi etkenler ve hemen her fotoğrafçının gönlünde yatan, fotoğrafının bir şekilde birileri tarafından beğenilmesi olgusu bir araya geldiğinde, fotoğraf yarışmaları, birçok fotoğrafçı için, kestirme bir çıkış noktası olarak değerlendirilmektedir.
Herhangi bir yarışmaya fotoğraflarını gönderen kişi, yarışma henüz sonuçlanmadan katılan fotoğrafları göremeyeceğinden, kendisini belirli bir yerlere oturtma çabasına girebilecek ve ister istemez bazı hayaller kurabilecektir. Benzeri bir durum yarışma sonuçları açıklandıktan sonra da devam edebilir. Bu defa da gördüğü ve dereceye giren diğer fotoğrafları kendisininkinden daha aşağıda görebilecektir.
Peki, fotoğraflarının o yarışma için toplanan seçici kurul tarafından beğenilmesi fotoğrafçıya gerçekten de çok büyük bir artı değer katar mı? Bu sorunun cevabına, fotoğraf yarışmalarını organize edenlerin tarafından, hatta seçimin yapıldığı ortamdan bakarsak manzara biraz daha farklıdır…
Fotoğraf yarışmalarında fotoğrafları eleyecek, ödül ve sergilemeleri seçecek olan bir seçici kurul vardır. Bu seçici kurul genellikle 3 ila 5 kişiden oluşur ve fotoğrafta belli bir yetkinliği olduğu düşünülen isimlerdir. Ancak, bahsedilen bu kişilerin her birinin ayrı zevkleri ve fotoğrafa farklı bakış açıları vardır. Fotoğraf alt yapıları farklı olan bu insanların seçimin yapılacağı gün veya öncesinde yaşadıkları olaylar nedeni ile ruhsal durumlarında farklılık olabilecektir. Bunlara yarışmada seçimin yapılacağı mekanın, fotoğrafların sunulduğu ortamın (perde, masaya yatırarak, monitörden, v.b.) farklılığı, ortam sıcaklığı, seçiciler arasındaki beğeni ifade eden diyaloglar veya uyuşmazlık-anlaşmazlıklar, vb. faktörler de eklenince, bir çok değişkene bağlı olan bir seçim ortamının ortaya çıkabileceğini düşünmek yanlış olmaz.
İşte yarışmacı tüm bu koşullarda, bazen yüzlerce, kimi zaman da binlerce, hatta bazı, çok geniş katılımlı uluslararası yarışmalarda on binlerce fotoğraf arasından kendini göstermek durumunda kalabilir.
Bu kadar çok fotoğrafı incelemek zorunda kalan seçiciler de bir süre sonra zihinlerini seçime başladıkları andaki kadar sağlıklı kullanamayabilirler. Kaldı ki birçok seçici için sürenin 2 saati geçmesi çok bunaltıcı olabilir. Buna seçicilerin yaş ortalamasının ileri olabileceği de eklenirse yorgunluk belirtilerinin çok daha da kısa sürede ortaya çıkabileceği düşünülebilir. Bunların yanı sıra, seçime ilk başlandığı anda kıstaslar biraz geniş tutulduğu için ön elemeyi geçen birçok fotoğraf, ilerleyen aşamalarda izlenen ve kıyaslandıkları fotoğraf sayısı arttıkça beğenilmemeye başlayabilecektir. Sergilemeye veya ödül almaya hak kazanan kareler ve bu derecelere yakın aday fotoğraflarla ilgili tartışmalar, ilerleyen saatlerde, yorgunluk ve stresin de etkisi ile kızışabilecektir.
Bazı zamanlar kendim de şahit olmuşumdur. Bir yarışmada sadece sergileme alan bir fotoğraf başka bir yarışmadan ödülle dönebilmektedir. Çünkü seçicilerin değişmesi, hatta seçim tarihinin veya seçimin yapıldığı mekanın değişmesi bile seçim sonuçları üzerinde etkili olabilir.
Birden fazla sayıda yarışmaya aynı fotoğraflarla katılmak da ayrı bir tartışma konusudur. Yarışmalar ve seçiciler arasındaki farklılığı gözlemlemek adına bu tür bir girişimde bulunmak farklı bir fikir olabilir, ancak yeni fotoğrafların üretimi ve paylaşımı anlamında fotoğrafçıyı tembelleştiren, çoğu seçici tarafından hoş karşılanmayan ve yarışma kataloglarına bakan kişiler de de “aaa, ben bu fotoğrafı ……. yarışmasında da katalogda görmüştüm, her yere yolluyor demek ki” dedirten ve yarışma kataloglarını inceleyenler için zaman zaman can sıkan bir durumdur.
Şayet, şartnamede aksi belirtilmedi ise başka bir yarışma veya yarışmalarda sergileme ve/veya ödül alan bir fotoğraf birden fazla sayıda yarışmaya gönderilebilir. Bu durumda, çok başarılı bir fotoğraf birden fazla sayıda yarışmaya yollandığında birçok defa derece veya sergileme alabilir. Ancak, bu tekil fotoğrafın aldığı derece ne düzeyde önemlidir? Fotoğrafçısına sanatçı ünvanını kazandırır mı? Veya böyle bir unvanı fotoğraf yarışmalarından alınan derecelerin sağladığını düşünmek mantıklımıdır ?! Fotoğraf yarışmalarına katılımı ve bu yarışmalardan elde edilen dereceleri ciddi biçimde kafaya takan insanlar arasında fotoğrafın sanat yönünü; insanı dinlendiren, zihin yorduran, konuşturan, düşündüren, kışkırtan yönlerini konuşmak, tartışmak nasıl mümkün olacaktır?
İşte bir yarışmaya fotoğraf gönderen fotoğrafçı, bu nedenle tüm bu faktörleri göz önünde bulundurarak, ne alacağı ödül neticesinde başı göğe ermeli, ne de fotoğrafı sadece sergileme aldı veya elendi diye derin üzüntülere gömülmelidir. Tek başına yarışmaları başarının altın anahtarı olarak değerlendirmek, sanat anlamında bu uğraşıyla ilgilenenler için son derece hatalı bir bakış açısıdır.
Fotoğrafın yaygınlaşması ve fotoğrafçının motivasyonu anlamında yarışmaların önemsiz olduğunu söylemiyorum. Fotoğraf yarışmalarının başından-sonuna, ciddiyet ve kaliteden ödün vermeden sürdürülmesi gereken uğraşılar olduğunu da savunuyorum.
2000’lerin başında düzenlenen, ulusal bir fotoğraf yarışmasında, fotoğrafların paketlerinden çıkartılıp seçicilere sunulması esnasında baskılarda parmak izi kalmasın diye, ipek eldivenler alıp organizasyonu yapan arkadaşlarıma verdiğimde belki biraz abarttığımı düşünenler olmuştur, ancak gerek baskıların tutulması ve onların paketlenmesinde, gerekse projeksiyonla sunulan fotoğrafların sunum ortamında ve sunum cihazında belli kalite şartları aranmalı, mümkünse sayısal sunumlar projeksiyon makinesi haricinde kaliteli bir monitörden de incelenmelidir.
Bir ulusal yarışmada özensiz paketleme nedeni ile kargoda hasar gören fotoğraflarımla ilgili organizasyonu yapanları telefonla arayıp baskı ücretlerimin tamamını karşılattırdığım da anılarım arasındadır. Ancak, yurt dışında katıldığım hiçbir yarışma ve fotoğraf etkinliğinde bu tür aksaklıklarla karşılaşmamış olmam da düşündürücüdür.
Yarışmalarda yer alacak olan seçicilerin fotoğraf değerlendirmeleri esnasında objektif davranmaları, tanıdıkları fotoğrafları değerlendirirken bile kıstaslarından ödün vermemeleri gereklidir. Ayrıca, kanımca yarışma jürisinde yer alacak kişilerin çok iyi birer değerlendirici olması çok başarılı birer fotoğrafçı olmalarından daha önemlidir.
Bunlara ilaveten, “yarışma fotoğrafçılığı veya yarışma fotoğrafçısı” gibi kavramların fotoğraf yarışmalarının çoğalmasına paralel olarak artmakta olduğunu da gözlerden uzak tutamayız. Bazı zamanlar, bu sıfatın doğmasına neden olan kimi sohbetlere bizzat ben de tanık olmuşumdur:
• Abi, jüride ……… isimler var, onların beğeneceği türden şeyler yollayalım yarışmaya.
• …….. yarışmasında bu tip kareler iş yapmaz abi.
• Bu fotoğrafın baskısını biraz daha büyük yapsaydın daha gösterişli olurdu, ondan elenmiştir…
• …… yarışması için çekime gidiyoruz, ödül çok ciddi, gelirmisin bizimle?
• Baksana ……. (kişisi)12 puanda kalmış, sergilemeye bile girememiş, benim puanım ondan daha yüksek!
• Tüh keşke 2 puan daha alabilseymişim, sergilemeye girecekmişim… Neyse toplam puanda yine de …….. dan (kişisinden) daha iyi durumdayım.
Yukarıda yazdığım diyaloglar espri gibi okunabilir ama tamamı ve hatta fazlası gerçektir ve yaşanmış şeylerdir.
Bu kısımda fotoğraf yarışmalarına yeni katılmaya başlayacak olan fotoğrafçılara da bazı naçizane önerilerim olacak:
• Fotoğraf yarışmalarının da fotoğraf üretimine paralel olarak çığ gibi arttığı günümüzde fotoğraf yarışmalarına seçerek katılın. Seçicilik kıstaslarınızı ciddi olarak belirleyin.
• Ulusal yarışmalarda TFSF onayı almış olanları tercih edin (her ne kadar bazı uygulamaları nedeni ile bazı insanlar tarafından eleştirilse de, TFSF yarışmalara belirli standartlar getirme çabasındadır).
• Ulusal veya uluslararası yarışmalarda güvenirliğe dikkat edin. İnternet üzerinden düzenlenen birçok yarışma var. Bunların telif hakları ile ilgili bölümlerini mutlaka okuyun. Bir kısmında fotoğrafı yolladığınız anda tüm kullanım hakları karşı tarafa geçebiliyor.
• Yabancı yarışmalarda FIAP (Uluslar arası Fotoğraf Sanatı Federasyonu) onaylı fotoğraf yarışma ve etkinliklerine öncelik verin. FIAP, yarışma ve etkinliklerinde belli standart ve düzenlemeleri getirmek için ciddi çaba sarf etmekte. Ayrıca FIAP patronajlı etkinliklerin birçoğu ödül olarak para değil en fazla madalya veriyor. Dolayısı ile bu etkinliklerin bir kısmına tipik birer yarışma gözüyle bakmak güç olur. Kaldı ki büyük bir kısmı da zaten yarışma adı altında değil, sergi, salon, bienal, v.b. isimler altında düzenleniyor. Bu etkinliklere ülkemi ve ismimi temsil ediyorum diyerek katılmakta fayda var.
• Yarışma sonrasında kaliteli bir kataloğa sahip olmak çok önemlidir. Dijital fotoğraf yarışmalarında da en azından katalog CD verenleri tercih edin. Bu kataloglar fotoğraf arşivinizi genişletip zenginleştirecek ve ödül/sergileme alan diğer katılımcıların eserlerini de izleme şansını sizlere sunacaktır.
• Yarışmanın katılım ücretine dikkat edin. Bazı yarışmalar çok yüksek katılım ücreti ile sanki bu işi kar ortamı haline getirme çabasındadırlar.
• Yarışmanın sonrasında fotoğraflarınızın hangi amaçlarla kullanılacağını ve telif hakkının kimde kalacağını dikkatlice okuyun. Katılım formunda bununla ilgili herhangi bir bilginin verilmediği yarışmaya kesinlikle katılmayın.
• Katılım şartnamesi ne kadar ayrıntılı ve özenli hazırlanmışsa, seçiler ne kadar iyi tanınan ve saygı uyandıran fotoğrafçılardan oluşuyorsa, yarışma sonrasında bir katalog veya katalog CD veriliyorsa, bütün bu ayrıntılar o yarışma ile ilgili sizlere kalite ipuçlarını sunarlar. Mutlaka şartnameyi başından sonuna detaylı bir biçimde okuyun.
• Fotoğraflarınız değerlendirmeye alınırken, isminizin gizli tutulacağı bilgisi şartnamede mutlaka yer almalı veya en azından bunun bu şekilde uygulanacağına açıklamaları okuyarak emin olun.
• Yarışmanın seçici kurul toplantısı, sonuç bildirimi, katalog ve eserlerin iadesi ile ilgili tarihler mutlaka belirtilmiş olmalıdır, bu tarihlere uymayan yarışmanın düzenleyicilerini ve gerekirse onay aldıkları kuruluşu uyarın.
Son olarak: Fotoğraf yarışmalarını yerden yere vuran, insanların sanatsal ifade biçimlerini olumsuz etkilediğini öne süren, bu işin bir at yarışı havasına sokulmasına karşı çıkan herkesin yazdıklarında doğruluk payı mutlaka vardır. Ancak, fotoğraf yarışmaları geçmişte olduğu gibi gelecekte de fotoğrafçı camiasında en çok konuşulan konulardan birisi halinde kalmaya devam edecek ve şüphesiz ki bazı fotoğrafçıların motivasyonu anlamında itici bir güç olacaktır. Bu durumda biz amatör fotoğrafçılara düşen görev; bir sel gibi çoğalan fotoğraf yarışmalarına katılmadan önce ölçütlerimizi ve beklentilerimizi gözden geçirmek, kaliteli ile vasat yarışmaları ayırt etmek, hangi türden olursa olsun, katıldığımız yarışma sonucunda elde edeceğimiz başarı veya başarısızlık neticesinde bildiğimiz doğruları değiştirmeden -yani yarışma fotoğrafçısı olmadan- yolumuza devam etmektir. Sanat anlamında ilgileniyorum diyenlere yakışanı, kanımca budur.
Baybars SAĞLAMTİMUR