Panele Katılanlar

Ali İhsan Ökten

Elif Vargı

Emre İkizler

Enver Şengül

Gültekin Çizgen

Kazım Zaim

Mahmut Özturan

Mehmet Oğuz

Merih Akoğul

Murat Germen

Özkan Eroğlu

Reha Ülkü

Tülay Çellek

FONT>

 

Fotoritim e-Fotoğraf Dergisi

 

 

Ana Sayfa > Fotoğraf Eleştirmenliği > Elif Vargı : "Fotoğraf Eleştirmenliği" e-Panel
Elif Vargı : "Fotoğraf Eleştirmenliği" e-Panel

Fotoğraf Eleştirmenliği

 

Türkiye’de uzun yıllardır fotoğraf camiasının sıkıntıyla bahsettiği bir konu fotoğraf eleştirmenliği. “Neden bir fotoğraf eleştirmeni yok? Fotoğraf eleştirmeninin sahip olması gereken şeyler ne olmalıdır? Nasıl olmalıdır?” gibi sorular, birçok fotoğrafçının bu konu üzerinde tartıştığı ve çoğu zamanda havada asılı olarak kalan bir olay.

 

Türkiye Fotoğraf Sanatı Federasyonu’nun 20 Aralık 2008’de düzenlediği toplantının bir eleştirisini sayın Gültekin Çizgen’in, Fotoritim’de yazdığı (Ocak 2009) yazısında gördüm ve toplantıda ne olup bittiğini (toplantıya benim gibi katılamayanlar için) göstermesi açısından faydalı oldu.  Yine hemen akabinde Fotoritim’de yazmaya başlayan sayın Özkan Eroğlu yazısında toplantıya dair eleştirilerini dile getirdi.  Sayın Çizgen’in de belirttiği gibi, toplantının basılı metnini, deşifresini alabilmek herkes için iyi olur; çünkü toplantıya gelemeyenlerin de bilmek isteyeceği bir konu bu.

 

Bunun hakkında küçük bir araştırma yaparken, Gölge- Fanzin’de Arif Aşçı ile yapılan bir röportajı okudum. Türkiye’de fotoğraf eleştirisinin olmamasının nedenlerini güzel bir biçimde açıklamış. 

 

Ülkemizdeki fotoğraf topluluğu oldukça küçük. Bu yüzden ekseriyetle izleyiciler de fotoğrafçı kökenli insanlar oluyor. Çok küçük bir topluluk olduğu içinde, doğrusu kimse kimsenin kalbini eleştiri yaparak kırmak istemiyor. Çünkü muhtemelen bir sonraki sergide kişiler tekrar bir araya gelip, yine kadeh tokuşturulacaklar. Belki 2 sene sonra biri diğerinin sergisine gidecek. Yada bir kişi eleştirdiği insanı kendi sergisine davet edecek. Bundan ötürü camia olarak bir aile gibi, kol kırılır, yen içinde kalır mantığıyla hareket ediyoruz.

 

Ama Türk insanının karakterinde de bu sorun var. Toplumumuz iki yüzlü bir toplum. Örneğin: Hiçbir tiyatro oyunu doğru dürüst eleştiriye uğramaz. Yuhalanmaz falan!.. Hatta, bolca alkışa tutulur. Fakat, insanlar dışarıya çıkılınca “Aaa! Rezalet…” diye eleştiriye tabi tutarlar. Bilge Ceylan anlatıyor. Cannes’da bulunduğu bir seferde, Jim Jarmush’un son filminin galası varmış… Film daha gösterimi sırasında inanılmaz eleştiri almış. Adamlar protestolarını bağırıp, çağırmaya değin vardırmışlar.

 

Bizde hiç böyle bir şey yapıldı mı? Yoo!.. Neden? Çünkü, ayıplarlar. İçe kapalı, utangaç bir toplumuz. Kendini ifade etme geleneği olmayan çekingen bir toplum.

 

Eleştiri olmayışının ipuçları buralarda… Bu toplumda, iyi fotoğraf eleştirisi, edebiyat eleştirisi, sinema eleştirisi olacağını ben hiç zannetmiyorum. Batıdaki gibi bir eleştiri geleneği, insanların kendi iç karanlığını, iç dünyasını kendisine ifade etme geleneği yok ki…

 

Dolayısıyla, başkasının dünyasını yorumlama ve eleştirme geleneği de olmaz. Birbirine çok bağlı hususlar bunlar...

 

Burada Arif Aşçı’nın dediklerine ek olarak şunları söyleyebilirim. Evet, fotoğraf camiası oldukça küçük ve hemen hemen herkes birbirini tanıyor. Kimse bir diğer arkadaşının kalbini kırmamak için eleştirmiyor/eleştiremiyor veya eleştirmek istemiyor. Bununla birlikte, bu dostane ilişkilerin yanı sıra “eleştiri” adı altında başka şeyler de yapılıyor.

  

Fotoğrafçının “Eleştiriyorum” dediği noktada bir bakıyorsunuz, fotoğraf haricinde her şey konuşulmuş ve olay birden başka yerlere taşınmış. Fotoğraf değil de, fotoğrafçıların ego savaşları başlıyor bir yerden sonra. Çünkü Türkiye’de fotoğrafçılara kendilerini sorsanız herkes iyi fotoğrafçıdır, kimse kötü değildir ve bir o kadar da “ben”in dışındaki herkes kötüdür/”ben” dışında çoğu fotoğrafçı iyi değildir. İnsanların egoları ön plana geçtiği sürece, fotoğraf da bir o kadar arka planda kalacaktır ve eleştiri de sağlıklı bir şekilde yapılamayacaktır.

 

Peki, kimler eleştirmen olabilir? Bu soruyu sorduğumuz anda bile bir sınırlama, kısıtlama yapıyoruz ki, bu ne kadar sağlıklı oluyor onu tam bilemiyorum açıkçası. Fotoğraf eleştirmeni denilen kişinin sadece fotoğrafı değil, genel anlamda sanat hakkında bir fikir sahip olması gerekiyor. Çünkü fotoğraf durduk yere çıkan bir buluş değil. Sanat ve teknoloji tarihinin içinden çıkan bir buluş. 19.yüzyılda kültür ve sanat ortamına baktığımız zaman ilk fotoğrafçıların aynı zamanda ressam olması şaşırtıcı değil. Resim dünyasının asırlar boyunca gerçekliği iki boyutlu yüzeye yansıtma sürecinin bir sonucu olarak çıkmış bir şey fotoğraf. Dolayısıyla fotoğrafı eleştirmeye çalışan bir kişinin de sadece günümüz veya usta fotoğrafçıları değil, gerisinde taşıdığı geleneği de iyi bilmesi gerekiyor.

 

Kendi yaşadığım bir olaydan bahsedeyim. AFSAD’ta Sanat Tarihi Atölyesine katılmak isteyen fotoğrafçılara, kimi fotoğrafçıların şöyle dediklerini biliyorum. “Siz doğ, belgesel, kurgu vs. fotoğrafları çekiyorsunuz? Sanat tarihi derslerini alıp ne yapacaksınız?”

 

Çünkü bu anlayışa göre, sanat tarihinde bir tek dini figürlerin resimleri, ikonları, camiler, kiliseler, kervansaraylar, kap-kacaklar, seramikler vardır. Başka da bir şey yoktur (!) Romantiklerin gözündeki doğayı bilmezler, J.William Turner’ın ışığı, Constable’ın manzaraları ve diğer sanatçıların doğayı nasıl yorumladıklarına dair bir fikirleri yoktur, çünkü fotoğraf onlara göre ayrı bir şeydir. Leonardo da Vinci’nin camera-obscura kullandıklarını bilirler de, doğa eskizlerini bilmezler. Belgeselin kralını çekerler ama Realistler hakkında bir fikirleri yoktur. Evet, fotoğraf ayrı bir alandır, resimle illa ki kardeş olacak diye bir durum yok. Her ikisini aynı kefeye de koyamayız; fakat şu bir gerçek ki bazı fotoğrafçılar bilgi sahibi olmadan fikir sahibi oluyorlar. Bazı fotoğrafçılar diyorum, sakın kimse üzerine alınmasın.

 

Sayın Ali Rıza Akalın’la yapılan bir röportajda “Eleştiri nasıl olmalı?, Eleştirilerin yapıcı olması gerektiği söylenir, eleştiri yaparken nelere dikkat etmek lazım?, Gerçek anlamda eleştiriyi yapabilmek ne kadar zaman fotoğrafla uğraşan bir insanın elde edeceği bir yetenektir?” sorusu üzerine şöyle bir yanıt veriyor.

 

[…]Geniş bir perspektifiniz olacak, eleştirmenin çok geniş bir perspektifi olacak sadece ve sadece belgesel fotoğraf çekebilirsiniz ama ortama eleştirmen olarak çıkıyorsanız mutlaka bir sürrealizm ile ilgili bir görüşünüz olmalı ve o görüşü de kabul eder nitelikte sözcükler kullanmalısınız. Yani karşınızdaki insana kendinizi ispat etmek durumundasınız. Olmadığı sürece asla olmaz, havada asılı kalır ve kendinizi biraz komik duruma düşürebilirsiniz. Bu günün yeni başlamış olan insanına sert sözcüklerle "olmaz" anlamına gelen bir kelimeyi kullandığınız zaman ona yaptığınız herhangi bir katkı söz konusu olamaz.

 

Yine aynı şekilde sayın Arif Aşçı da fotoğraf camiamızın entelektüel seviyesi hakkında şunları söylüyor. 

 

Son derece sığ. Hemde son derece… Mesela ben bizim fotoğrafçılarla resim konuşamıyorum. Ben akademide resim eğitimi gördüğümden ötürü resim tarihini çok iyi biliyorum. Cindy Shermann’a baktığında muazzam şekilde Avrupa resim tarihinden beslendiğini görüyorsunuz. Rönesans’ı almış öylesine hazmetmiş ki, kadın olmayan bir Rembrant resminde yer alan bir figür gibi giyinmiş. Bir kare sonra bir Velasquez sahnesi ya da erken Rönesans döneminin bir portresi gibi kendini makyajla o hale getirmiş. O kadar iyi biliyor ki… Marry Ellen Mark resim eğitimi görmüş. Yine Henry Cartier Bresson da öyle… Bizde resmi bilmezler. Bilenlerde üstünkörü bilir. Bir hafta eve kapanıp çalışsan, felsefe konusunda da biraz bilgi sahibi olabilirsin. Sinemayı da bilebilirsin. Benim kastettiğim kafa yormak. Erken Barok ile Geç Barok’u birbirinden ayırt edebilmek. Carravagio’nun ışığıyla, George Delatour’un, Rembrant’ın ışığının arasındaki farkı bilmeli. Bu sanki melek gibi dışa doğru ışıyan bir ışıktır diyebilmelidir. Vermeer Hollandalı bir ressam, adamın resmen Vermeer ışığı diye bir ışığı vardır. Mesela, fotoğrafçı Irving Penn, Vermeer ışığı kullanır. Yapay ışık kullanmaz. Hep o kendi yaptığı branda bezinden düzeneklerle, gün ışığını dilediği gibi kullanır. Şimdi derdimiz ışık! Kaç fotoğrafçımız kafa yorup ta kim?, hangi dönemde?, hangi ışığı kullanmış? diye kafa yormuştur. Bilmezler! Dolayısıyla arada entelektüel muhabbet oluşmuyor o vakit. Topu topu birkaç kişi bilir.

 

Bu çerçevede fotoğraf eleştirmeninin işi daha da zorlaşıyor aslında. Dediğim gibi, fotoğrafı bu alanlardan bağımsız bir alanmış gibi göremeyiz. Dünyada ve Türkiye’de birçok fotoğrafçı var ve çoğu da bir şekilde bu alanlardan besleniyorlar, özellikle yeni dönem genç fotoğrafçılar resim sanatında kalıplara, geleneklere gönderme yapan çalışmalar üretiyorlar. Mesela aklıma ilk gelen isimlerden biri Pınar Yolaçan’ın Yapı Kredi’de sergilenen Maria/Meryem çalışması, David Lachapelle’nin Palazzo Reale sergisindeki çalışmaları şimdilik aklıma gelenler. Bu örnekler daha da artırılabilir.

 

Fotoğraf eleştirmeninin sadece bilgi birikimi olması da yeterli bir koşul olamaz tabi ki. Aynı zamanda sadece Türkiye’de yapılan çalışmalara değil, dünya üzerindeki çalışmaları da elinden geldiğince takip etmesi ve onlar üzerinde de fikir yürütmesi gerekiyor bence. Bu yapılan çalışmalar yerellikten çıkıp, evrensel bir boyuta ulaştığı zaman fotoğraf amacına ulaşır/ulaşmalıdır. Kaldı ki, yurtdışında yaşayan fotoğrafçılara ulaşmak Türkiye’dekilere ulaşmaktan niyeyse daha kolay. İnternet bu anlamda işimizi oldukça kolaylaştırıyor. Sanal dergiler için yürüttüğüm çalışmalar esnasında yabancı fotoğrafçılardan/yazarlardan bir çalışma istediğimiz zaman en kısa sürede olumlu/olumsuz bir yanıt alabiliyoruz, fakat Türkiye’de bazı fotoğrafçılara ulaşmak oldukça (niyeyse) daha zor. “Bugün git, yarın gel. Siz kimsiniz ki? Çok fazla sormuşsunuz, böyle soru olmaz.” gibi birçok laf işitmedik değil.

 

Sinema eleştirmeni denince akla hemen birkaç tane isim gelirken, fotoğraf eleştirmenliği konusunda tam bir karmaşa yaşanıyor, çünkü galerilere/sergilere giren fotoğrafları kimler seçiyorlar? Küratörler ve bu alanda galeride çalışanlar, galeri sahipleri de bu işin içerisinde karışıyorlar. Peki bu insanlar kim? Birkaç isim saysak da, bunlar eleştirmen mi? O da ayrı bir konu.

 

Fotoğraf eleştirmeninin belki de en önemli yapacağı şey, kullandığı dildir. Yine Ali Rıza Akalın’ın sözlerine dönecek olursak, seçilen sözcüklerin ve üslubun bunda önemli payı vardır. 

 

[…]Yani özetle eleştiri çok kolay elde edilebilen bir şey değil bu bir. İkincisi siz karşınızdaki insana en kötü sözü, en kötü sonucu dahi söyleyebilirsiniz. Karşınızdaki insan da bunu kabul eder, bir tek koşulu var kullandığınız sözcüklere dikkat edeceksiniz. Sözcüğünüzü iyi kullanacaksınız. Eleştiri yaparken tutarlı olacaksınız, on onbeş dakika önce aynı konudaki bir ürüne söylemiş olduğunuzun tersini söylediğiniz zaman karşındakinin size olan inancını, güvenini yitirirsiniz. Bu anlamda kendinizi de denetlemek durumundasınız[…]Bu günün yeni başlamış olan insanına sert sözcüklerle "olmaz" anlamına gelen bir kelimeyi kullandığınız zaman ona yaptığınız herhangi bir katkı söz konusu olamaz.

 

Eleştiri adı altında her iki tarafın birbirine sataşması eleştiri olarak kabul edilemez. Her iki tarafın birbirlerine sarf ettikleri sözlerin toplamı da eleştiri olmaz.

 

Bu çizilen tabloya rağmen, ileride fotoğraf eleştirmenlerinin çıkacağına inanıyorum. En azından Türk fotoğrafında böyle bir sorunun saptanması ve onun üzerine tartışılması, yazılması bile bu konuda atılmış önemli bir adımdır.

 

Elif VARGI

 

Kaynaklar:

1.     http://www.fotoritim.com/yazi/gultekin-cizgen-ile-fotograf-gundemi--turkiye-fotograf-sanati-federasyonunun-20-aralik-2008-toplantisi-uzerine

2.     http://www.fotoritim.com/yazi/ozkan-eroglu--kultur-sanat-elestirisi--baslarken

3.      http://www.golge-fanzin.com/default.php?goto=interview&intid=17

4.      http://fotoetkinlik.com/modules.php?name=News&file=print&sid=1321

5.      http://www.golge-fanzin.com/default.php?goto=interview&intid=17

6.      http://fotoetkinlik.com/modules.php?name=News&file=print&sid=1321
 

Gelen Yorumlar
Bu dökümana henüz yorum yapılmamış, aşağıdaki formdan yorumunuzu ekleyebilirsiniz.
Yorum Ekleyin
Yorum
Ad Soyadınınız
Mail
Web Sitesi
Beni hatirla
Yeni bir yorum geldiginde haber verin.

e-Panel Tüm Hakları Saklıdır © All Rights Reserved
www.fotoritim.com Sitesinde Bulunan Yazılı ve Görsel Eserlerin Bütün Hakları ve Sorumluluğu Eser Sahiplerine Aittir. Eserlerin İzinsiz Olarak Kısmen veya Tamamen Kopyalanması ve Kullanılması, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına Göre Suçtur.
All Images and Text Published in www.fotoritim.com are Copyright © Protected by The Author, All Rights Reserved. Use By Author Permission Only.