Panele Katılanlar

Ali İhsan Ökten

Elif Vargı

Emre İkizler

Enver Şengül

Gültekin Çizgen

Kazım Zaim

Mahmut Özturan

Mehmet Oğuz

Merih Akoğul

Murat Germen

Özkan Eroğlu

Reha Ülkü

Tülay Çellek

FONT>

 

Fotoritim e-Fotoğraf Dergisi

 

 

Ana Sayfa > Fotoğraf Yarışmaları > Gülser Günaydın : "Fotoğraf Yarışmaları" e-Panel
Gülser Günaydın : "Fotoğraf Yarışmaları" e-Panel

Bireysel var oluşumuzu yansıtan üç temel deneyim; öğrenmek, sanat, oyun...

 

Öğrenmek yani bilmek arzusu ile doğaya hakim olma hissimizi, sanat ile anlamlandırabilme ve dışavurumu, oyun ile yarışma ve kavgacı içgüdümüzü tatmin ederiz.

 

Fotograf yarışmaları bu üçünden en çok oyuna benzer. Diyecek fazla bir şey  yok, sonuçta bir yarışma.. Diğerlerini geçerek seçilme ya da elenme doğanın en acımasız ve belki de olması gereken kuralı. Yarışarak elde etmenin verdiği hissin kendi başına elde etme durumu ile kıyaslanamaz olduğunu hepimiz biliriz. Mücadele ve kazanma güdüsünü tatmin etme oyunları, çok erdemli olmasa da en azından içgüdüsel bir durum. Yarışmalar maddi ödülü olmasa bile (ki öyle ya da böyle hemen hepsinde bir şeyler var) seçilmenin verdiği mutluluğu veya tatmini vaat eder. İrili ufaklı, bölgesel, ulusal ve dünyasal sayılamayacak kadar çok fotograf yarışmaları düzenleniyor ve hepsi katılımı arttırmak için kendi olanaklarını kullanıyor. Kim ne diyebilir, arz-talep dengesini iyi kuran kazanıyor. Kazanç her iki tarafı da memnun ediyorsa tekrarlanıyor..

 

Öğrenme ve sanatla ilişkisi ise çok dolaylı ama bazen, burada da olduğu gibi, fotograf yarışmaları ile ilgili görüş ve argümanlarda bu faydaların da altı çizilmek isteniyor. Bu yapıldığında da eleştiriler doğal olarak beklentilerin artmasından dolayı daha acımasız oluyor.

 

Hobileriniz nedir? kitap okumak, sinemaya gitmek, fotograf, seyahat, müzik, bilgisayar ve spor, bunlar bu çağın insanları tarafından en çok benimsenen faaliyetler ve fotograf çoğu zaman ilk üçe girmeyi başarmaktadır. Hal böyle olunca, fotograf yarışmalarının hedef kitlesi sadece profesyoneller, daha ciddi amatörler ve hatta ‘ben sanatçıyım’ diyenler değildir. Hedef çok daha geniş bir kitle olan tüm fotograf hobistleridir. Fotograf yarışmalarının faydaları ilk bahsettiğim dar küme için çok azdır ve hatta çıkardığı gürültüye değmez diyebiliriz. Çünkü burada kastedilen ve de elde edilemeyen fayda; sanatsal ya da en azından bireysel ifade etme biçimi olarak katılımcıya ve sonuçta izleyiciye ne kattığıdır ki beklenti bu olmamalıdır. Hepimiz biliriz ki; yaratıcı fikir diğerleriyle yarışma enerjisinden değil, tek başına olabilme cesaretinden beslenir. Zaten fotograf yarışmaları çok daha temel ve basit faydalar üzerine organize edilmektedir. Sonuçta,  fotograf sadece onu çok iyi bilenlerin tekelinde değil tüm sevenlerinindir ve asıl gücünü de buradan almaktadır.

 

Eskiden de bizim camia, yani fotograf meraklıları tartışıp dururduk; yarışmalar olmalı mı? olmamalı mı? nasıl olmalı? hangisine katılmalı? hangisini protesto etmeli? Bunları bir hizaya sokmalı ya da topyekün protesto etmeli de derdik. Sebep olarak da; bu yarışmalar ufacık ödüllerle onlarca, yüzlerce, binlerce (yarışmanın büyüklüğüne göre) fotografçı ya da sanatçının emeğini sömürüyor, yarışmayı düzenleyen kurumlar öncelikle kendi çıkarlarını düşünüyor, seçtikleri konular ve katılma koşulları ile yaratıcılığı sınırlıyorlardı. Ayrıca birbirleri ile değil her bir fotograf kendi içinde, kendi başına değerlendirilmeliydi ve de biz bu küçük camiada jüri üyelerine nasıl güvenecektik. Beklentilerin yüksekliğinden kaynaklanan bu ‘iyi niyetli’ eleştiriler cephesine fazla diyecek bir şey yok. Ama olan biten daha başka bir sahadadır ve bir sömürüden ziyade büyük bir alış-veriş oyunudur.

 

Fotograf makinası dahil her tür makinaya (bilgisayar, yazıcı, hafıza kartları, yansıtıcılar, tarayıcılar, cep telefonları, televizyonlar...) sahip olmanın ve tüketebilmenin kolaylaşması, teknoloji meraklılarını daha da cezbeden baş döndürücü, esasen sektörü ilgilendiren gelişim, tüketici grubunda da sayı ve ilgi artışına neden oluyor. Bu da arz ve talep dengesini canli tutmak için yeni planları ve yarışmaları gerekli kılıyor. İnternetten, dergilerden, gazetelerden, panolara kadar her taraf sürekli değişen seyirlik fotograflarla dolu ve bizler bu fotograflara meraktan, vakit geçirmek için, can sıkıntısından bakıp duruyoruz. Daha ilgili kişi yada kurumlar kendi sitelerinde fotograf köşeleri oluşturuyorlar. Bitmek tükenmek bilmeyen fırsatlarla karşı karşıyayız; ‘bize fotograflarınızı gönderin’, ‘fotograflarınızı sitemizde yayınlayalım, değerlendirelim’, ‘siz de başkalarının fotograflarını değerlendirin’, ‘günün, haftanın, ayın fotograflarını seçelim’, ‘kaç kişi bu gün, bu hafta , bu ay, hatta şu an fotografınıza bakmış, ne demiş’….

 

Sonunda, hem fotograflarımızı yarıştırabileceğimiz hemde diğer fotografları bir jüri gibi değerlendirebileceğiz olanaklara kavuştuk. Işte bu vaade kolayca ve gönüllü teslim olabiliriz. 

 

Bir itiraf: bu baş döndürücü gelişmeler bizi sersemletse de, iyi fotoğraf nedir? fotoğraf neyi anlatır? bize ne yapar? fotoğrafın dili ve kuramı gibi daha derin konular neyse ki çok daha yavaş değişmektedir.

 

Bütün bunlardan sonra iyi niyetlerle acaba mevcut fotograf yarışmalarını gruplayabilir miyiz diye bir bakalım.

 

Fotograf yarışmalarından örnekler:

 

-Sony Ericsson cep telefonu fotograf yarışması (Tek şart fotografın cep telefonu ile çekilmesiydi ve belki de bu güne kadar yapılan fotograf yarışmaları içinde en çok katılım olanlarından biriydi)

 

-National Press Photographers Association –Best of Photojournalism Competition (Basın fotograflarının izleyicileri çok geniş ve ilgile takip ediliyor)

 

-The WHO European Photo Competition (Dünya Sağlık Örgütü düzenliyor)

 

-Ytong Ulusal Fotograf Yarışması (Konu küresel ısınma ve yarışma sonucunda 3. olan kişi ödülünü iade etmek zorunda kaldı. Sebep; başkalarına ait iki fotografı izinsiz birleştirerek yarışmaya kendi fotografı olarak katılmak )

 

-Doktor Objektif Fotograf Yarışması (Sadece doktorlar katılabiliyor)

 

-Filli Boya Ulusal Fotograf Yarışması (Konu en güzel renk)

 

-Fotogen Şinasi Barutçu Kupası (İleri amatörler ve profesyonelleri hedef alıyor)

 

-Akkuş Belediyesi ‘4 mevsim Akkuş’ (Doğal olarak orada yaşamıyorsanız Akkuş’a gidip fotograf çekmeniz gerekiyor)

 

-Fotokritik Web Sayfası ‘Günün Fotografları’ve ‘Günün Fotografçısı’ (site üyeleri fotografları değerlendiriyor, ayrıca web sayfası topluluk ve sosyal iletişim konusunda ‘Altın Örümcek’ sahibi)

 

-Devlet Fotograf Yarışması (Seçilebilmek bir çok fotografçı tarafından prestij kabul ediliyor)

 

-Les Rescontres D’Arles Photographie (Arles Fotograf Festivali ve Ödülleri dünyanın önemli fotograf olaylarından ve her seviyede ilgiliye hitab ediyor)

 

-Milliyet Gazetesi Web Sayfası ‘Günün En Çok Tıklanan Fotografları’ ‘Fotogaleri’(en çok tıklanan fotograflar seçilmiş oluyor ve daha uzun süre sayfada kalıyor)

 

-AFSAD Ulusal Fotograf Yarışması (Bir dönem jürinin değerlendirmesi izleyiciye açık yapıldı)

 

-FIAP, AFIAP (Ülkemizde bir dönem ‘iyi fotografçıdır’ etiketi anlamında kullanıldı ve önemsendi)

 

-Dask-Dogay Gezi Yarışmaları (Bu başarılı fikir ile hem gezildi hem de bir arada fotograf üretildi ve o anda yapılan değerlendirme ile organizasyona yarışma heyecanı da katılarak populer hale getirildi)

 

Bütün bu çeşitli yarışmaları hizaya sokmak çok zor gibi görünüyor, zaten bu işi yapan FIAP, ülkemizde de federasyonumuz (TFSF)  var, gelin biz bu işten vazgeçelim.

 

 

Fotograf yarışmaları ne işe yarar? Bu sorudan başlayalım!

 

Benim sıralamama göre;

 

-Para, fotograf makinası, bilgisayar gibi maddi kazanç (çok iyi)

 

-Fotograf yarışmasını düzenleyen kurumun sosyal bir proje yapıyor olarak tanınması (yalan değil), bu reklam sayesinde takip edeninin artması ve işine yararsa kendi kullanabileceği bir fotograf havuzuna sahip olması (kurum açısından çok iyi)

 

-Fotografçının veya fotografının camiada tanınması (çok iyi ama doğru soru hangi camia?)

 

-Çeke çeke, baka baka fotografik deneyimin artması (iyi)

 

-Boş zaman değerlendirme inancı (iyi)

 

Yani... amaç bunlar ise hiç durmamalı seçip beğenip gönlümüze göre yarışmalıyız.

 

Şimdi de, çeşitli nedenlerle fotograf çeken herkesi bir havuza koyalım. Bu havuzda fotograf çekmekten hoşlananlar, tatilde çekenler, mesleği fotografçılık olduğu için çekenler, ailesini, sevgilisini çekenler, derneklerde, üniversitelerde fotograf öğrenenler, basın fotografçıları, çekmeden duramayanlar, fotografdan başka birşey yapmak istemeyenler ve de sanat yapmak isteyenler olsun.

 

Havuzun büyük çoğunluğunun yarışmalara katılması biraz önce bahsettiğim faydalardan dolayı çok iyi olur. Bu gruba, en azından, yarışmalara katılmaya cesaret ettikleri için ‘ciddi’ diyelim. Ayrıca katılım artıkça kalite de artmalı diye de umut edebiliriz. Burada dikkat edilecek nokta yarışma yorgunu olmamak için iyi bir eleme yapmaktır.

 

Bu havuzun içinde olan çok daha küçük bir ‘daha ciddi’ grubu yapalım. Bu kişiler yarışmalara katılımın yanında kendilerine fotografın dili, niçin fotograf çekiyorum, ne demek istiyorum gibi daha ciddi soruları sorup cevaplarını arayanlar olsun. Bu grup, yukarıda bahsedilen faydalar için yarışmalara katılmak istiyorsa, fotografa diğerlerine göre daha çok önem veren kurumların organize ettiği yarışmaları tercih etmelidir.

 

Son grup en küçük gruptur. Bu gruba da ‘çok ciddi’ diyelim. Bu grubun insanları fotograf yarışmalarıyla fazla ilgilenmezler, iyi bir ödül olmadıkça formlara, katılım şartlarına bakmazlar. Fotograf ya meslekleridir ya da başlarının belası/mevla’sıdır. Daha çok kafaya takılan mevzu ile ilgilidirler. Konuya faydası olacaksa sosyoloji, psikoloji, tarih, coğrafya, sanat, tarih gibi üretmek istedikleri ana konu ile ilgili donanımlarını artırmaya çalışırlar. Bu grubun -diğer iki grubun yanında- istatistiksel anlamı bazı yarışmalar için ihmal edilebilecek düzeyde olduğunu da söyleyelim.

 

Bu gruplardan hangisine ait olursak olalım, hiç birinin diğerine üstünlüğü yoktur. Hepsi birer tercihtir. Bol ödül sahibi olmak sadece çok yarışma kazanmak demektir.

 

Buraya kadar sorun yok gibi görünüyor ama işin biraz daha karışık tarafları da var. Mevcut sistemde bildiğim kadarı ile Türkiye Fotograf Sanatı Federasyonu (TFSF) fotograf yarışmalarına (kendine başvuranlara) belli bir para karşılığında onay veriyor. Eğer yarışma uluslararası ise federasyon aracılığı ile FIAP patronajı da alınabiliyor. Bütün bu onaylar bir standart sağlamak için yapılıyor. FIAP kendi sitesinde bu onayların bir hak değil onur olduğunu da söylüyor ama iş burada da kalmıyor. Uluslararası ve onaylı mevcut yarışmalardan alınan ödül veya sergilemelere göre de size artist (sanatçı), mükemmel artist gibi ünvanlar verilebiliyor.

 

Bir zamanlar, bu ödüllere sahip olsa da olmasa da zaten iyi fotografçı ve sanatçı bir çok büyüğümüz önce yarışmalara sonrada da bu ünvanlara başvurdular. O zamanlar Eurovizyon Şarkı Yarışması’nın küçük bir yansıması gibi fotograf camiasında bu organizasyon çok önemsendi. Bu ödülleri küçümsediğim sanılmasın (uluslararası büyük yarışmalardan sergileme ve ödül almayı başarmak zordur) ama yarışmalar kazanılarak sanatçı olunamayacağını en azından bu gün için söyleyebiliriz.

 

Federasyon destek numaralarının olup olmamasının yarışmalara katılımı ne kadar etkilediğini bilemem ama onay daha çok şekil itibari ile yapılan bir iş gibi görünüyor. Yani formun düzenlenmesine ve belki jüri oluşumuna katkı veriliyor, organizasyon bir standart kalıba yerleştiriliyor ve değerlendirme sırasında da (bazı jüri üyeleri tarafından çok eleştirilen) gözetmen olarak bir kişi görevlendiriliyor. Açıkçası federasyonun verdiği bu destek numaralarının yarışmalara bir standart sağlasa da ayrıcalık veya prestij, yani onur kattığından şüpheliyım. Federasyondan onay almak için ödenen para bence, yapılan işe değil federasyon kanalı ile sağlanacak duyuru için gerekli gibi algılanıyor.

 

Büyük şirketlerin (esasen fotografla ilgisi olmayan) reklam amaçlı düzenlediği yarışmalara federasyonun verdiği katkı zaten anlamlı değildir. Hedef kitlelerine göre (çoğunlukla havuzun tümünü istemektedirler) zaten kendi tanıtımlarını yapabilecek güçtedirler.

 

Bana göre, TFSF bu işleri yaparken enerjisini büyük havuzla ilgilenerek bitirmemeli önceliği ‘daha ciddi’ ve ‘çok ciddi’ gruplara ayırmalıdır.

 

Söylenmesi unutulmaması gereken ise; fotograf üretiminde kişisel gelişim ve üretim sağlamanın yolu öyle ya da böyle sonunda bireysel ifade biçimini bulma ve söyleyecek bir şeylerinin olduğuna inanmak ile olur. İşin bu tarafı ile ilgilenen kurumlara (Federasyon dahil) yarışma standartları düzenlemekten çok daha önemli görevler düşer.

 

O zaman Federasyon ciddi şekilde düşünmelidir: Destek numaralarının veriliş şekli bir prestij kaybına yol açmakta mıdır? Daha doğru bir yol ve ödül/onur sistemi var mıdır? Fotograf alanında yapılan katkılar ve gerçek yetenekler nasıl taçlandırılmalıdır? Çok çeşitli ticari sebeplerden yapılan fotograf yarışmalarının hedefinde gösterilen mükemmel sanatçılık ödülü doğru yerde mi durmaktadır?

 

Gülser GÜNAYDIN

 

Gelen Yorumlar
Toplam 1 yorum, 1-1 arası gösteriliyor, yeni tarihliler sonda.
Her ne kadar kendisi kabul etmese de, bugün bir şekilde fotoğrafla iştigal eden kişilere "Türkiye'nin bir numaralı fotoğraf sanatçısı kimdir" diye sorsanız herhalde on kişiden dokuzu "Ara Güler" der.
Oysa Ara Güler'in ne yarışma kazanmışlığı ne de FIAP unvanı vardır.
Bir Ara Güler örneği bile yarışmalar hakkında tek başına bir yargıyı belirtir.
Tarık Yurtgezer eklemiş. | 25 Aralık 2008 Saat 11:49
Yorum Ekleyin
Yorum
Ad Soyadınınız
Mail
Web Sitesi
Beni hatirla
Yeni bir yorum geldiginde haber verin.

e-Panel Tüm Hakları Saklıdır © All Rights Reserved
www.fotoritim.com Sitesinde Bulunan Yazılı ve Görsel Eserlerin Bütün Hakları ve Sorumluluğu Eser Sahiplerine Aittir. Eserlerin İzinsiz Olarak Kısmen veya Tamamen Kopyalanması ve Kullanılması, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına Göre Suçtur.
All Images and Text Published in www.fotoritim.com are Copyright © Protected by The Author, All Rights Reserved. Use By Author Permission Only.