Fotoritim e-Fotoğraf Dergisi
Küratörlüğü, daha çok bir orkestra şefine benzetirim. Kendisi bir enstrüman çalmaz ama her çalgıyı, aleti çalan kadar tanır ve böylece çaldırdığı besteyi en olgun yorumlara taşır.
Küratörlük, batılıların sanat kadrolarının iddia ettiği gibi, onlar tarafından kurulan güzel sanatlar sistemi ve endüstrisinin önemli bir kavramıdır, makamıdır. Entellektüel bir iştir. Küratörün ilgilendiği alanın tüm kıvrımlarını, yapısını bilen, felsefe, sosyoloji, antropoloji ve genel kültür çevresinde bilgili, deneyimli biri olması gerekir ki, sergilerinin tasarımını bir yere kadar üretimini, uygulamasını tüm çevresiyle yapabilsin.
Küratör kavramı müze, galeri, arşiv, kütüphane koleksiyonlarının yönetilmesini kapsayan bir işlevken, çağdaş sanat bağlamında daha çok sergi düzenleyen, bienal örgütleyen kişi ve gruplara verilen bir isim haline geldi.
ÜLKEMİZDE KÜRATÖRLÜK KAVRAMI
Ülkemizde de küratörlük kavramı, plastik sanatlar alanında başlayan çağdaş düzenlemeler içinde görevler, insiyatifler kazanan kişilerce gündemleşti.
Küratörlük, batı dünyasında eğitim yapısına kavuşmuş bir kariyer haline geldi. Bizde ise henüz kişisel insiyatiflerle, çabalarla yürüyor.
İstanbul Bienali ile diğer büyük sergilerin yönetilmesi, yürütülmesi, sanatçıların seçimi ve tüm organizasyonlar bazı isimleri kavramlaştırdı. Hemen aklımıza gelecek isimlerin başında şimdi 2010 Ajansı Görsel Yönetmeni olan Sayın Beral Madra gelir. Kendisi bugüne kadar İstanbul bienalleri dışında, pek çok iç ve dış sergi düzenledi, eser yayınladı. Bienalin düzenleyicisi İstanbul Kültür ve Sanat Vakfı, son yıllarda İstanbul Bienalini yabancı küratörlerle yürütmeyi seçti.
BUGÜNE KADAR YAPILANLAR
Fotoğraf bağlamında ülkemizde ve İstanbul’daki fotoğraf örgütlenmelerinin içinde özel bir duruşla öne çıkan Fototrek Fotoğraf Merkezi on yılı aşkın tarihi içinde, Beyoğlu İstiklal Caddesi, Mısır Apartmanındaki galeri ve derslik yapılanmasına girerken, merkezin sahibi eski asistanım olan Cenk Gençdiş, galerinin küratörlüğünü bana teklif etti.
Mısır Apartmanındaki açılışından bu yana, gerek yerli, gerek yabancı önemli fotoğraf sergileri oluşturmaya başladık ve asıl çıkış, İstanbul 2010 – Avrupa Kültür Başkenti için hazırladığım “Fotoğraf Geçidi 2010”projesinin küratörlüğü ile oldu.
Sergiler fotoğraf çevresinde büyük yankı yaptı ve sanatçılarına ciddi bir prestij kazandırdı. Sergi açılışlarıyla başlayan yoğun ilgi her ay beş bini aşkın izleyiciyle devam ediyor. Bu ülkemizde görülmemiş bir ölçek.
“Fotoğraf Geçidi 2010”şimdiye kadar ülkemizde gerçekleştirilmiş, en geniş kapsamlı fotoğraf sanatı projesiydi. İstanbul bağlamında, ayrı dönem ve kuşaklardan 12 sanatçının ortak bir çerçevede buluşturulması planlandı. Bir ay süren bu sergilerin yedisi açıldı ve kalan beş sergide projelendirildi, hazırlıkları sürmekte.
“Fotoğraf Geçidi 2010”da açılan sergiler şunlardır:
1-ERHAN ŞERMET –“ İSTANBUL AİLE ALBÜMÜ” / EYLÜL - 2009
2-NEVZAT ÇAKIR – “İSTANBUL’UN ADI FOTOĞRAF” / EKİM - 2009
3- BÜLENT ÖZGÖREN – “YÜZÜMÜZÜ AĞARTANLAR” / KASIM - 2009
4-CENGİZ AKDUMAN – “PANİSTANBUL” / ARALIK - 2009
5-YUSUF DARIYERLİ – “AZ KISALT – BİR İSTANBUL BERBERİ” / OCAK -2010
6-MERİH AKOĞUL – “İÇİÇE İSTANBUL” / ŞUBAT - 2010
Bundan sonra açılacak sergiler ise şunlar;
7-ENGİN GÜNEYSU – “SOKAĞIN DİLİ - BİLDİĞİNİZ İSTANBUL” / MART - 2010
8-SALI FOTOĞRAF GRUBU – “SALI BAKIŞI – İÇİNDEN DENİZ GEÇEN KENT” / NİSAN - 2010
9- GÜLTEKİN ÇİZGEN “SAHNE SENİN İSTANBUL” / MAYIS – 2010
10-ÇOŞAR KULAKSIZ – “İSTANBUL IN İSTANBUL” / HAZİRAN - 2010
11-OZAN SAĞDIÇ – “1950’LER İSTANBUL’U” / TEMMUZ - 2010
12-ARJEN J. ZWART – (HOLLANDALI SANATÇI) – “SİRKECİ” /AĞUSTOS - 2010
Sergilerin düzenli olarak tanıtıcı yayınları ve okuma günlerinin kitapçıkları yayınlanmakta. Bu yapılanmada küratörlüğümün bir izdüşümü.
OLUP BİTEN
Sergi listesine dikkat edilirse hepsi dünyanın en önemli metropollerinden biri olan kentimizin ayrı ayrı noktalarını, açılarını, kavramlarını işleyen ortak bir fotoğrafçanın yapılandığı görülür. Ortaya çıkan bir İstanbul fotoğraf destanıdır.
Bir taraftan kentteki yaşamı, profilleri – “İstanbul Aile Albümü” – “Yüzümüzü Ağartanlar” duvarlara çıkarırken, çeşitli teknikleri “Pan-İstanbul” gibi panoramic çalışmaları sergiledik. Yusuf Darıyerli “Az Kısalt” çalışmasını, bir semt berberi Cavit’in küçük dükkanındaki yaşamını, örnek fotoğraf çalışmasına çevirdi. Nevzat Çakır’ın “İstanbul’un Adı Fotoğraf”, Merih Akoğul’un “İçiçe İstanbul” çalışmaları olgun fotoğrafçalarıyla İstanbul’u sarıp sarmalıyordu.
Devam edecek sergiler sanat ve fotoğraf çevresine yeni sürprizler getirecek.
FOTOĞRAF GEÇİDİNDEKİ YERLİ DURUŞ
Sergileri tasarlarken, önceliğim yerli duruştan yana oldu. Plastik sanat tarihimizde genel izlenim, pek çok sanatsal hareketin, etkinliğin ve çalışmaların “takip ve taklit” yapısında oluştuğudur. Bu da biz neyiz? Kimiz? Gibi yaşamsal soruları cevapsız bırakan bir yaklaşım ve sanırım sanatın genel evrim ve ruhuna da aykırı.
Bu yüzden, sanat tasarım, üretim ve uygulamalarında yerlilik duruşu olmayınca da yapıp etmelerin değersiz kaldığına inanırım. Özellikle fotoğraf gibi dünyada geniş etkinliğe kavuşmuş bir alanda, felsefi ve stratejik duruşun çok önemli olduğunu düşünüyorum. Bu yüzden de küratör olarak yola çıkarken, Fototrek Fotoğraf Merkezi’nin önüne bu ölçüyü koydum.
Kazanılan ilginin temel nedeni de bu “yerlilik” yapısının oluşturduğunu düşünüyorum.
EKİLEN BİÇİLİYOR
Fotoğraf Geçidiyle başlayan olumlu etkileyici küratörlük duruşu, fotoğraf çevresinde yankılanınca fotoğraf çevremizin saygın isimlerinden Uğur Varlı’nın Sirkeci’deki yeni “U.V Fotoğraf Sanatı Galerisi” de yeni bir küratörlük hizmeti teklif etti. Orada da iş başı yapıp, yeni sergi projeleriyle yerlilik yapılanmasını sürdürüyorum.
Açtığım “Caferilerin Büyük Buluşması – Aşura”dan sonra Tuğba Kırallı ve Bekir Tuğcu’nun “Tersane-i Amire” çalışmaları da görücüye çıkıyor.
Askerlerin dillerine doladıkları bir “stratejik duruş” cümlesi vardır. “Stratejik yanlış taktikle çözülmez.” Ömrümü koyduğum yerlilik kavramı sanat ortamımızda farkedilir ve işe yarar hale gelmekte.
İstanbul Modern’de küratörlüğünü Levent Çalıkoğlu’nun yaptığı, dokuz sanatçıyı kapsayan “Gelenekten Çağdaşa – Modern Türk Sanatında Kültürel Bellek” sergisi, hiç kuşkusuz ki ufuk açıcı bir çalışma.
Hep söylerim, “Fotoğraf bir kültürdür”. Fotoğrafla uğraşan kişilerin yalnız kendi alanlarında değil, plastiğin diğer alanlarının, edebiyat ve müziğin de takipçisi olmalılardır ki gelişmeleri serpilsin.
Işte anlattığım anlayışıma göre, küratör bu yol haritasını hazırlayan kişidir.
Gültekin ÇİZGEN