Fotoritim e-Fotoğraf Dergisi
Fotoğraf yarışmalarının fotoğrafçı için anlamı
Bu soruya yarışmaların benim için anlamını anlatmak suretiyle cevap vermek isterim. Ben fotoğrafa başladığım yıllarda neredeyse bulduğum her yarışmaya katılırdım (gerçi o yıllar yarışmalar çok değildi) Bu yarışmalarda kazandığım ödüller benim fotoğraflarımın kalitesini ne kadar etkiledi bilemem ama fotoğraf dünyasında tanınmamı ve bu yolla fotoğraflarımı paylaşabileceğim ortamlara girmemi sağladı. Ancak 1998 yılında bir sergi açmak istedim (o güne kadar hiç sergi açmamıştım). İşimin çok kolay olduğunu zannediyordum. Çünkü en az 150 tane uluslararası sergilemem ve 50 ye yakın ödülüm vardı. Yedisi uluslar arası olan ödüllü fotoğraflarımı bile sergilesem yeter diye düşünüyordum. Ödüllü 40 fotoğrafı bastırıp yan yana koyunca ne büyük gaflet içerisinde olduğumu anladım. Kusulacak kadar kötü olmuştu. İşte o zaman başka bir şeyin de farkına varmış oldum; Fotoğraf bir düşüncenin ürünü olmalı ve artarda gelecek ürünler bu düşünceyi anlatabilecek kadar birbirini tamamlamalıydı. Halbuki yarışmalarda (bazılarını ayrı tutarsak) kendi düşüncenizi değil size ısmarlananı yapıyorsunuz.
O günden sonra da benim yarışmalara katılma zamanımın geçtiğine karar vererek bir daha katılmadım
Fotoğraf sanatı ve fotoğrafın yaygınlaştırılması, sevdirilmesi, üretimin arttırılması gibi anlamı, yararı?
Bu soruya da kendimden örnek vermek istiyorum. Ben fotoğrafa başladıktan kısa bir müddet sonra bir ödül alınca, fotoğrafı başarabileceğime kanaat getirip devam etmiştim. Halbuki daha önce resme başlayıp bırakmıştım. Sonradan ödüller devam edince de fotoğrafa ısındım. Ancak şunu da yazmalıyım ki şu gün ödüllü hiçbir fotoğrafımı kullanmıyorum desem gerçeğe yakın konuşmuş olurum.
Fotoğraf yarışmalarında kalite
Bana göre hiçbir şey mükemmel değildir. Her şey kendi içinde güzelliği de çirkinliği de barındırır. Ayrıca kalite değerlendirmesi, değerlendirenin kalitesine göre de değişebilir. Bence düzenleyici şartnamesinde verdiği sözlerini yerine getirmişse kalite yeterlidir. Yarışmanın kalitesini belirleyen şey de budur. Fotoğrafların kalitesine gelince bu çok göreceli bir şey. Herkes oraya kendi fotoğrafının seçilmesi gerektiğini düşünerek fotoğraf gönderiyor. Ancak seçilmeyince de, elin üstünde el olabileceği ve kendine dönerek nerede yanlışlık yaptığını sorgulaması gerektiği bilgeliğini göstermek yerine, yarışmanın kalitesizliği savunmasına sığınıyor. Yani bence bir yarışmaya gelen fotoğraflar kalitesiz ise, bu yarışmanın değil fotoğrafçının kalitesi ile ilgili olmalıdır.
TFSF ve onaylı yarışmaların durumu
Yarışmanın biçimi ile ilgili bir tartışmaya girmek istemiyorum. Biliyorsunuz her yarışmanın şartları önceden açıklanıyor. Beğenmediğinize katılmazsınız. Televizyonda biliyorsunuz birçok yarışma yapılıyor (Benimle dans eder misin? Bana bir şarkı söyle, gibi) Ben hiç birini izlemiyorum bile... Belki de yakında "Benim Fotoğrafımı Çeker misiniz?" diye bir yarışma da çıkacak. Katılan katılır, izleyen izler.
TFSF birçok fotoğraf çekerden farklı fotoğraf üretmek isteyen fotoğrafçıların bir araya geldiği bir kuruluş olma misyonuna sahip. O zaman onun onayı bir TSE veya CE gibi kalite işareti olmalı ve bu yarışmalar TFSF misyonunu gelişmesine katkı sağlayanlardan olmalıdır.
Jüriler
Her yarışmanın jürisi önceden açıklanıyor. Bu zaten o yarışmada hangi düzeyde ve hangi tarzda fotoğrafların seçileceğinin işaretidir. Yarışmayı düzenleyen bu işareti vermenin sorumluluğunda hareket etmelidir. Yarışmacı ise yarışmanın jürisini veya tarzını kendine uygun bulmuyorsa katılmaz. Katılmış ise yarışmanın jürisine ve şartlarına teslim olmuş demektir. Kazanamadığını öğrenince yaptığı itirazlar etik sorun içerir.
Proje yarışmalarının durumu
Yazımın başında yarışmaların bazılarını ayrı tutmak gerekir demiştim. Zannederim proje yarışmalarını bu kategoride değerlendirmek gerekir. Çünkü yarışmacı burada ısmarlanan konuyu değil, kendi görüşünü dile getirmektedir.
Yarışmaların sömürümsel yanları
Yarışmaların şartnamesi öncelikle açıklanıyor. Yarışmacı sömürüldüğünü düşünüyorsa katılmasın. Ama yarışmaları sömürülenler ve sömürenler diye ikiye ayıramayız. 80 öncesi biz o zamanın gençleri bu iki tabir nedeniyle çok dayak yedik.
Fotoğraf dernekleri ve bu derneklerin dışında faaliyet gösteren dernek, vakıf ve belediyelerin düzenlediği yarışmaların düzeyi ve fotoğraf dünyasına getirileri, götürüleri
Belediyelerin ve özel şirketlerin yarışmalarına bakış, nasıl karşılandığı
Yarışmaların dernekler tarafından düzenleneni veya belediye tarafından düzenleneni gibi de ayrılması yanlış. Her ikisi de farklı düzeylerde veya farklı kişilere yönelik iyi veya kötü yarışmalar yapabilir. Dernek yerel düzeyde sadece üyelerini motive etmek için de yarışma yapabilir, prestij yarışma da... Bu belediyeler için de geçerlidir. Sadece kendi üyeleri içinde yaptığı ama mükemmel organize ettiği bir yarışma fotoğraf düzeyleri yeni amatör seviyesinde diye kalitesiz midir sizce? Veya prestij yarışması diye yola çıkılıp birçok ustanın katıldığı ancak fotoğrafların geri gönderilmediği bir yarışma kaliteli midir?
Yarışma fotoğrafçılığı kavramı
Bu fotoğrafçının tercihidir. Kimsenin bu konuda başka birini eleştirme hakkı yoktur. Hiç kimse başka birine sen niye doktor oldun diyebilir mi? Bu seçiminden para kazanacaksın diye onu yargılamaya hak sahibi midir? Öyleyse biz de bunu fotoğrafçı için söyleme hakkına sahip değiliz. Unutmayın ki fotoğraf bir meslektir aynı zamanda... Bazılarımızın geçimini temin ettiği bir meslek...
Uluslararası yarışmalar ve Türk fotoğrafçıları
Sık sık yurtdışında etkinliklere katılmış biri olarak söyleyebilirim ki, dışarının da bizden bir farkı yok… İster ulusal ister uluslararası olsun, yarışmalar fotoğrafçıların katıldığı ve eğlendiği bir oyun. Eğlenmek istiyorsan ve vaktin de varsa katılırsın. Aynı kumar oynayan bir kişinin İstanbul kumarhanelerinde mi yoksa Las Vegas’da mı oynaması gibi bir şey, FOTOĞRAF YARIŞMALARININ ULUSAL VEYA ULUSLARARASI olması.
"Şunu unutmamak gerekir ki, yarışmada kazanmak asla ustalığın, kazanamamak ise başarısızlığın işareti değildir. Böyle düşünenler bilin ki kısa bir müddet sonra fotoğrafı bırakacaktır."
Teşekkür ederim…
S.Haluk UYGUR