Fotoritim e-Fotoğraf Dergisi
FOTOĞRAF, SANAT VE HAYATIN İÇİNDEDİR.
Sanatın toplumsal bir gereksinim olduğu insanlık çağı boyunca, tüm üretimlerin bireysel yanı toplumsal bir zeminden beslenmiştir. Kültürel üretimlerin temeli her dönem toplumsal üretimlerle bütünleşmiştir. Sanatın hayatla bütünleşmediği alanlar ve çıktılar ise daha az bir süredeki popülerliğinde kaybolup gitmişlerdir. Bu girişi yaparken asıl olanın üretmek ve paylaşmak mantığını biraz açmak istedim. Çünkü günümüzde her üretim kapitalizmin doğası gereği pazara dönük alıp-satılan ve tüketilen bir meta halini almaktadır. Bunu artık sanatsal üretimlerde de sıkça görmekteyiz. Profesyonel bir Pazar aracı olan galeriler ve müzeler artık uluslar arası birer ticaret merkezleri gibi işlev görmektedir. Bu pazar olgusunun bir diğer ayağını da günümüzde yarışmalar oluşturmaktadır. Artık hayat ve sanat ortak bir yaratma ve paylaşma olgusu yerine bir rekabet ve “başarı”,”kazanma” hırsına yönelmiştir. Herkes bu sistem içinde diğerinin rakibi ve yarışçısı haline getirilmektedir.
Bu yarışma kültürü özellikle 80 sonrası bireyci-bencil bir insan kültürü yaratma olgusunun da altyapısını oluşturmaktadır. Artık ortak ve insani yanlarımızı çoğaltmak yerine bireyci egolarımızı ön plana çıkarma mantığı da bu yarışmacı zihniyetin ürünüdür.
Fotoğraf alanında da son 10 yılda hızla artan ve ticari bir zemine doğru kayan bir yarışma kültürü önümüzde durmaktadır. Artık her tür etkinlik adeta ilçelerdeki belediyelere kadar bir “fotoğraf tutkusu” içinde yarışmalar düzenlemekte ve ödüller verilmektedir. Yarışma kültürünün magazinsel boyutu bu yanıyla fotoğrafı da sarmış durumdadır. Bunun karşısında durması gereken ve bu “yarışma” mantığını birer kültürel yaratma ve paylaşma olgusuna dönüştürmesi gereken örgütlenmelerde (dernekler ve özellikle TFSF) bunun yol açıcı ve onay makamları olarak karşımıza çıkmaktadırlar. Hatta” TFSF onayı olmayan yarışmalara katılmama” çağrıları yapmaktadırlar. TFSF onayı adeta noter onayı gibi bir mantığa büründürülmüştür.
Fotoğrafta diğer kültürel üretimler gibi hayatın ve insanın toplumsallaşmasında, hayatın tarihsel birikimlerinin kullanımında ve aktarılmasında birer araçtırlar. Bu araçlar insanın kültürel anlamdaki kendini gerçekleştirmesinde birer yol açıcıdırlar. Siz bu araçları bu amaçları gerçekleştirme yerine onları “ödüller”,”derecelendirmeler” ekseninde bir yarışma olgusuyla yüceltmeye ve amaç haline getirmeye başladığınızda, insani ve hayata dair yönü ortadan kaldırıp, pazara dair bencil- bireyci ego tatmini ve ticari çıkar amaçlı bir kullanım nesnesine dönüştürmüş olursunuz.
Bütün bu nedenlerle yarışmalar tüm kültürel ürünlerin tüketilebilir birer nesne haline gelmesini sağlayan ve sanatı tekdüze ve yarışmalara endeksli “üretme” hedefine dönüştürmektedir. Büyük tekellerin kendi kültürel pazarlarına ucuz fotoğrafik kaynak sağlama ya da kültürel anlamda tüm gericiliğin yaptırımlarını uygulayan birçok belediye fotoğraf yarışmalarını birer araç olarak kullanarak kendilerini kültürel faaliyetler yapar konumda sunmaktadırlar. Bilinçli ya da bilinçsiz fotoğraf bu tür kurumlar ve kişilerin yarışma araçları olarak kendi hayata dair duruşunu kaybetmektedir. İlkesel düzeyde yarışma kültürünün dışında üretilen çalışmaların gerek internet ortamında, gerekse görsel mekânlarda sunumuyla çok geniş ve daha paylaşımcı bir üretmenin ve hayatı çoğaltmanın kapıları aralanabilir.
Bu yarışma kültürüne karşı ortak bir tavrın ve fotoğrafın geçmiş yıllarda olduğu gibi paylaşmanın bir aracı olmasındaki en önemli kurumlar olan dernekler ve TFSF bu konuda ne yapmaktadır;
TFSF örgütlenmesinin günümüzdeki işlevini (kendi internet sitesinden izlerseniz) sadece gelen sergi duyurularını yayınlama ve yarışma onayları ve sonuçları verme dışında bir işlevi olmadığını görürüsünüz. Zaten bu site dışında TFSF örgütlenmesi derneklerin bir üst örgütlenmesi olması nedeniyle nasıl bir üst misyon yüklenmektedir bu güne kadar anlayabilmiş değilim. Bir üst örgütlenme, bu federasyon ya da başka bir isimle de tanımlansa; öncelikle o alanda, özelde fotoğrafa dair ortak bir dil, ortak bir bakış, ortak etkinlikler ve ortak üretkenliklerin kapısını aralamalı ve sürüklemelidir. Bugün bünyesinde
Bu yapısıyla TFSF daha çok kendi içine kapanık bir durağanlık içindedir. TFSF bu yapıdan bir an önce kurtulmalı, kurtarılmalıdır. Ülke fotoğrafına dair kaygıları olan ve bu kaygıları da üye olduğu derneklerle birlikte ortak dil-tavır geliştirebilen bir yapıya TFSF taşınmak zorundadır. İsimlerin ya da yapıların içi doldurulduğunda ancak bir anlam kazanır ve bir misyon üstlenebilir. Bu konuda TFSF' nun aktif dernekler ve şehirlerden biri merkezli olarak yeniden şekillenmesi ve yarışma onay makamı yerine derneklere dair gerçek anlamda bir üst örgütlenme niteliğine bürünmesi acil bir görevdir. Ancak bu şekildeki yeniden yapılandırılacak bir federasyon örgütlenmesi, fotoğraf derneklerinin önünü açabilecek, üretimlerin yarışma yerine paylaşıma dönük yönünü çoğaltacak, dernekler arası iletişim ve paylaşımı çoğaltacak bir görev üstlenebilir. Merkezi olarak her yıl bir ilde yapılacak fotoğraf şenliklerinin, sempozyumların, panellerin ve de dayanışmanın sorumluluklarını üstlenecek bir federasyon ancak fotoğrafın ve derneklerin doğru perspektifte örgütlenmesini sağlayabilir.
İdris AYDIN