Fotoritim e-Fotoğraf Dergisi
Fotoğraf Eleştirmenliği
Bir vakitler İstanbul, Çapa semtinde fotoğraf atölyesi çalıştırırken büyüttüğümüz müşteri fotoğrafları için atölyem yanındaki çerçeveciye fotoğraf çerçevesi yaptırırdım. Çerçevecim baba ve yetişkin bir oğluydu. Her nasılsa çerçeveleri kesen ve camlayan oğul biraz savruktu. Ben çerçeveyi alırken çerçevenin kalitesini titizlikle incelerdim. Bazen camda ve çerçevede çizikler ufak tefek kusurlar bulur almak istemediğimde işi yapan oğul itiraz ederdi lakin babası alevi kültürü adabıyla evlat keyfe keder olmaz Zaim ustaya dediği biçimde yenisini yap der oğlan da babasına itiraz etmezdi... İşin özü de bu işte keyfe keder olmaz. Bir sanatkar kendi fikrince ve beğenisi ile bir fotoğraf üretmiş ve beğeniye sunmuş bu fotoğrafın eleştirisi de herkes için ayrı bir mana ifade edecektir keyfe keder meselesi ile...
Fotoğraf eleştirisi sözü biraz kaba gibi geliyor bana bunun daha doğrusu yorumlanması olsa gerek diyorum. Her yorum da yorumu yapanın kültürel yapısına ve anlayışına göre değişir tabi. Batı tarzı düşünsel eleştiriler bizim kalıbımıza uyar mı? Benim anlayışıma göre uymaz ve bu tür eleştiriler her nedense bende baş ağrısı yapar. Onca laf salatasını anlamak ve hazmetmek açıklıkla Yunus Emre Halk diline alışmış biri olarak bana hem de hiç uymaz. İçine Yunan ve İncil’le beraber sunulan Kitab-ı Mukaddes felsefeli fotoğraf yorumlarını Türkçeye adapta etmek fotoğraf eğitimi alan Türk çocuklarına yapılan bir zulümdür. Her ne hikmetse bu tür yorumlar yapan akademik eğitmenlerden bazıları, hukuka intikal etmiş fotoğrafla ilgili davalardaki bilirkişilik raporları ile yargımızda da kafa karışıklığına neden olmaktadır...
Fotoğraf eleştirisi yerine artık fotoğraf yorumlama demek daha doğru olur. Çünkü hem fotoğrafçı açısından hem de fotoğraf üretenler açısından bu iş keyfe keder bir iştir ve bu belirli bir kalite ve biçimsel standart işi ise de her fotoğraf ve her yorum sahibini temsil eder... Son.
Kâzım ZAİM