Panele Katılanlar

Ali İhsan Ökten

Elif Vargı

Emre İkizler

Enver Şengül

Gültekin Çizgen

Kazım Zaim

Mahmut Özturan

Mehmet Oğuz

Merih Akoğul

Murat Germen

Özkan Eroğlu

Reha Ülkü

Tülay Çellek

FONT>

 

Fotoritim e-Fotoğraf Dergisi

 

 

Ana Sayfa > Küratörlük > Merih Akoğul : "Küratörlük" e-Panel
Merih Akoğul : "Küratörlük" e-Panel

 

 

Küratörlük Üzerine

 

Kavramların her şey olduğu günümüzde, bir düşünce ya da konudan çıkılarak üretilen yapıtlar elbette her geçen gün daha fazla önem kazanmaktadır. Bienallerde, konulu sergilerde ve birden fazla sanatçının katıldığı etkinliklerde, bir fikre ve bu fikrin sanatçılara iletilmesi konusunda bir aracıya yanı küratöre her zaman gereksinim vardır.

 

Küratör sayesinde yapılacak çalışma hem daha anlamlanacak, hem de kurulacak organik bağ aracılığıyla, konu ile sanatçılar arasında daha önemli bir sinerji oluşturulacaktır. Konseptin, en doğru ve kısa yoldan izleyiciye ulaşması hedeflenerek, fikrin topluluklara iletilmesi sağlıklı bir biçimde gerçekleşecektir.

 

Postmodernizmin neredeyse devrini kapamakta olduğu günümüzde, bazen siyasetten bazen de bölgesel konulardan yola çıkarak dünyanın meselelerini kendine sorun eden çağdaş sanatın güzergâhında küratörlere büyük iş düşmektedir. Seçilip uygulanacak olan konunun, sergi ya da performans aracılığıyla alımlayıcı kitleye ulaşması hep küratörün sorumluluğundadır. Burada küratör, tıpkı reklam ajanslarının işleyişinde olduğu gibi doğru “brief” vermek zorundadır.

 

Çağdaş sanat -her ne kadar muhalif de olsa- kapitalist dünyanın kurallarıyla işlemek durumundadır. Bu sorun, özellikle sponsorluklar söz konusu olduğunda daha çok gündem oluşturmaktadır. Bazen çevre kirlenmesine karşı yapılacak bir etkinliğin sponsorluğu, dünyayı en çok kirleten şirketlerin verdikleri desteklerle çözümlenmektedir.

 

Kavramların bulunması, sanatçılarla konuların paylaşılması, yapıtların toparlanması ve topluma sergi veya kitap olarak sunulması küratörlerin görev kapsamında yer almaktadır. Bu yüzden küratörün hem çok bilgili olması, hem de dünyada olan biteni izleyerek gündemi oluşturması gerekir. Ayrıca küratör, dünyanın değişen sanat trendlerini de çok iyi bilmek zorundadır.

 

Tavuğun pazarda yumurtayı sattığı görülmüş şey midir! Ya da tavada omlet yaptığı... Sanatın endüstrisinin olmadığı ülkelerde, genellikle yapıtı oluşturan ile duvara asan, galeriyle anlaşmayı halleden ile basın bültenini yazan çoğunlukla aynı kişi oluyor. Sanatçı birçok işe aynı anda koşturuyor oysa sanatçılar yalnızca işlerini üretmelidirler. Bu özellikle fotoğraf alanında bireysel sergilerde sıklıkla görülüyor. Yeterli ekonominin sağlanamaması, sanatın yatırım aracı olarak hak ettiği ilgiyi görmemesi, bir sanat pazarının ve dolayısıyla endüstrisinin olmayışı, sanatın yol alışını sekteye uğratmaktadır.

 

Küratörlü işlere bakıldığında genelde iki türlü yaklaşım görürüz. Bunlardan ilki, sanatçının yaptığı işlerin incelenip, küratörün seçtiği kavram ya da konu doğrultusunda aralarından seçme yapılmasıdır. İkincisi de küratörün oluşturduğu kavramı, seçtiği sanatçılara iletmesi ve bu doğrultuda üretilecek işleri talep etmesidir.

 

Gerçek sanatın her ne kadar talepsiz olarak sanatçısı tarafından arz edildiğini bilsek de, yine de sanatçının kendisine ve küratörün sanatçısına tanıdığı özgürlük alanları, prestijli mekânlarda sergi yapılması, bienallere seçilmek ya da bir albüm/kitapta yer alma avantajlarından dolayı “ısmarlama yapıtlar” sanatçıların işine gelebiliyor.

 

Fotoğraftaki duruma gelince… Küratörlü çalışmalar genel fotoğraf sergileri içinde küçük bir alanı kapsıyor. Fotoğrafın bireysel bir sanat oluşu ve Türkiye’de fotoğrafın sunulma biçimi, genelde kişisel sergiler üzerinden oluyor. Bireysel sergilerde küratör kullanılmıyor. Ama özellikle konulu sergilerde küratörler fotoğrafçılarla bir araya gelip seçtikleri konuları paylaşıyorlar. Genelde sergi tarihi belirlenerek başlanan bu kollektif çalışmada sistemli olarak yeni fotoğraflar oluşturuluyor ve ara toplantılarla paylaşımda bulunuluyor.

 

Sanat piyasalarında 2000’li yıllardan sonra güçlenen çağdaş yönelimi dikkatle incelersek, küratörün izleyici ile sanatçı arasındaki görev alanını artırdığını da görürüz. Yani günümüzün arz/talep ilişkisi, küratörlü çalışmayı gerekli kılmaktadır. Galerinin yanında menejer/ajan gibi kişilerin varlıkları da sanatçının işlerini kolaylaştırmakta -sanat yapıtını metalaştırıp ticaretin sınırlarına getirse de- üreten için uzun vadede yararlı olmaktadır. Özellikle satış ağırlıklı profesyonel galerilerde müşteriyle (koleksiyoner/sanatsever) temasın sağlanabilmesi için de aracılara gereksinim vardır.

 

Sanat pazarlanan bir nesne olunca -elbetteki sanat, sanatçının işi olduğu için- ekonomisini buradan elde etmek ve varoluşunu sürdürmek zorundadır. Söz konusu ettiğimiz kişiler, hayatını bu işe vermiş tam zamanlı sanatçılardır. Özellikle fotoğraf alanında sıkça karıştırılan amatörlerden söz etmiyoruz.

 

Son zamanlarda piyasaya hitap eden ve gündemde olan sanatı kopyalayan birçok fotoğrafçıya da rastlanıyor. Özgünlükten uzak, çarpıcı biçime sahip ama üretenin üretim koşulları ve varoluşundan uzak ruhsuz işler ortalığı dolduruyor. En hazini de artık koleksiyoner konuyu, boyutu ve edisyonu belirliyor. Ve tahmin edilebileceği gibi çoğu kez monoprint (tek kopya) olarak basılan bu işler, asıldıkları duvarlarda fotoğrafın paylaşım mantığından uzakta solup gidiyorlar. Fotoğrafın bilindiği gibi en önemli özelliği, ışık ve zamanı diğer sanatlardan farklı bir biçimde kullanmasının yanı sıra, çoğaltılabilmesidir de. Kendi adıma, ben bir kişinin duvarında olmaktansa 10 ayrı mekânın duvarında olmayı yeğlerim. (Ama 100 yerde de değil)

 

Küratörler, sanatın akışını belirleyen kişiler oldukları için; bilgi ve bilinçle birlikte, güçlü bir sezgiye de sahip olmalıdırlar. Bugün yapılacak her iş, üretimin yoğunluğu içinde hızla eskiyeceği için ileriyi hedefleyerek üretimi kalitelendirmek gerekir. Son zamanlarda görülen taklitçilik ve bazı eserleri bire bir kopya etmek de, şu an çağdaş sanatın en büyük açmazlarından biridir.

 

Küratörler dünyayı iyi izlerlerse, kendilerinin ve birlikte çalıştıkları sanatçıların da kaderlerini belirleme konusunda öncü olabilirler ve sanatla ilgili birçok yapısal/algısal sorunun çözülmesini de sağlayabilirler.

 

Merih AKOĞUL

 


Gelen Yorumlar
Toplam 2 yorum, 1-2 arası gösteriliyor, yeni tarihliler sonda.
Editörlere uyarı: Metnin sağ marjı 2-3 karakter içeriden kesilmiş durumda. Sanırım bir ölçekleme aksaması olmuş. Düzeltilirse makul olur. Kolay gelsin.
Reha ÜLKÜ eklemiş. | 02 Haziran 2010 Saat 18:06
Kendi yumurtasını hem pazarda satan, hem de omlet yapan acaip tavuklardan biri benim. Merih Bey, kendi kitabını kendisinin bastırdığını kendisi belirtmiş biri olarak, ilginç bir noktaya parmak basmış: Nasıl ki üreticiler kooperatiflerde kendi ürünlerini pazarlıyorlarsa, sanatçılar da bunu yapabilir ki yaptılar da zaten. Sorun tek başına mı, yoksa küme çalışması ile mi bunun yapılacağında. Her alanda olduğu gibi, bu alanda tek kişilik yaşayan ve davranan biri olarak, sanatçılara kendimin tersine, kendilerine yakın bulup buluştukları, 3-7 kişilik komünler kurmalarını öneririm. Getirisi, her zaman götürüsünden çok oluyor. Ayrıca küratör, ne yumurta pazarlayan, ne de omlet yapan kişi değildir. Küratör, bazı önem verdiği tavukların yumurtalarını kendilerinin veya başkalarının kırmamasını sağlamaya çabalayan kişidir, yani bazı sanat eserlerinin sağ kalmasına çabalayan kişidir. Çabasının verimi de % 50'den düşüktür, çünkü sanatçılarda mazohizm ve nihilizm eğilimi çokça mevcuttur.
Reha ÜLKÜ eklemiş. | 11 Haziran 2010 Saat 10:56
Yorum Ekleyin
Yorum
Ad Soyadınınız
Mail
Web Sitesi
Beni hatirla
Yeni bir yorum geldiginde haber verin.

e-Panel Tüm Hakları Saklıdır © All Rights Reserved
www.fotoritim.com Sitesinde Bulunan Yazılı ve Görsel Eserlerin Bütün Hakları ve Sorumluluğu Eser Sahiplerine Aittir. Eserlerin İzinsiz Olarak Kısmen veya Tamamen Kopyalanması ve Kullanılması, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına Göre Suçtur.
All Images and Text Published in www.fotoritim.com are Copyright © Protected by The Author, All Rights Reserved. Use By Author Permission Only.