Bence fotoğraf dernekleri konuyu profesyonel olarak ele almamış, alamamış insanlar için fotoğrafa, bir zevk ve sanat dalının içinde yer almaya ulaşmanın en kolay yolu. Herkesin bu konuda eğitim alması olanaksız.
Sivil toplum kuruluşlarının adı üstünde: topluma ulaşmak ve profesyonel olma koşulu aramamak onların görevi. Dünyada da sivil toplum kuruluşlarının yerini ve işlevini tartışmaya gerek var mı?
Hiç bir sanat dalını da eğitimsiz diye onunla uğraşmak isteyen insanlardan uzak tutamayız.
Fotoğraf, teknik yanıyla öğrenilmesi gereken bir uğraş.
Felsefi, tarihi altyapısı ise, her sanat dalında olduğu gibi, yıllarca okunduğu halde “tamamladım” denilemeyecek kadar engin.
Bence dernekler her iki konuda da ilgililere “giriş” olanağı sağlıyor. Seminerlerin biraz daha detaylıları, çeşitli alt alanlara özelleşmişleri ve atölyeler aracılığıyla da “geliştirme” şansı.
Özellikle atölyelerin aynı konuya ilgi duyan kişilerle buluşma ve çalışmanız üzerinde konuşma olanağı sağlaması dernek yapısında önemli bir açılım oldu diye düşünüyorum.
Bir uğraşı, hele de sanat gibi tek başına üreteceğiniz bir uğraşı birçok kişinin yer aldığı bir ortamda yapmak için en önemli neden bu sanırım:
Size ayna olmaları, biraz da konuşan, bilgi ve yorum getiren aynalar.
Elbette atölye hocasının (veya her dernekte ne isim veriliyorsa kurucu, yürütücü kişinin) sınırlarını iyi belirlemesi,
Atölye elemanlarına yönlendirici değil destekleyici hizmet vermesi koşuluyla. Sonuçta yaratıcılığınızı ortaya çıkarmaktan söz ediyoruz.
Kısıtlayıcı, hep tek ve net doğruları olan bir konu değil fotoğraf. Ve atölyelerden “özgün” diye söz etmek de doğru gelmedi bana: kişiler özgün olabilir ama atölye hocasının özgünlüğü kendine kalabilir, katılımcısına düşüncelerini yansıtacak ama dayatmayacaktır. Onun da özgünlüğü kendine kalsın diye.
Sorularınıza baktım da atölyelerin dernek çatısı altından çıkmasından söz etmişsiniz. Bence dernek olmanın mantığına aykırı bu.
Siz bir dernek içinde fotoğraf çalışmayı planlıyorsanız her tür gelişme olanağını da aynı ortamda, çok kişiye aynı anda ulaşabileceğiniz ve
Paylaşabileceğiniz yerde bulmalısınız. Belirli bir kişiyle çalışmak, bir usta çırak ilişkisi ayrıca geliştirilebilir ancak bu dernek üyesi olmanızı gerektirmez,
Ve bence ulaşabileceğiniz geniş katılımdan da mahrum kalırsınız. Tabii ki bunun bir sosyal yapının sorunlarını, işlerini de paylaşmak ve biraz çalışmak,
Emek vermek anlamına geldiğini biliyorum. Öznelliğin arttığı, ortak üretimin son derece azaldığı günümüz insanına böyle bir koşulun zor geldiğinin de farkındayım.
Özellikle de sosyal yaşamın tekrar canlanması amacıyla bu bedelin ödenmesine alıştırmak için kişileri, derneklerin varolması gerektiğini düşünüyorum.
Bir kez birlikte üretip, sonuca birlikte ulaşmanın (bir sergi, başarılmış özel bir teknik çalışma, bir araştırma, yayın, vb.) tadını alınca derneğin diğer işleri de hep birlikte kucaklanıyor. Tekil yaşam keyif vermez oluyor.
Mine Hoşgün SOYLU