Panele Katılanlar

Ali İhsan Ökten

Elif Vargı

Emre İkizler

Enver Şengül

Gültekin Çizgen

Kazım Zaim

Mahmut Özturan

Mehmet Oğuz

Merih Akoğul

Murat Germen

Özkan Eroğlu

Reha Ülkü

Tülay Çellek

FONT>

 

Fotoritim e-Fotoğraf Dergisi

 

 

Ana Sayfa > Fotoğraf Dernekleri > Reha Bilir : "Fotoğraf Dernekleri" e-Panel
Reha Bilir : "Fotoğraf Dernekleri" e-Panel

 

Soruların yanıtlarına başlamadan önce, AKFİD, EFSAD, AFAD derneklerinin üyesi, Selçuklu Fotoğraf Sanatı Derneği - FOTOSEL'in kurucu başkanı olarak, gözlemleyebildiğim kadarıyla, fotoğraf derneklerine üye olarak gelmek isteyen insanların psikolojik yapısına biraz değinmek istiyorum.

 

Büyük topluluklar içinde yaşayan insanlar, günlük yaşam içinde, işsizlik, terör, enflasyon, gibi ülke sorunlarının yanında, iş yoğunluğu, yönetici baskısı, aile içi stress, ödeme sıkıntıları gibi kişisel sorunlar arasında bir bunalım hissedip, kendilerince bir çıkış yolu aramaktalar. Çıkış yolu arama nedeni bu sıkıntılardan kurtulmak olabileceği gibi, karşı cinsten bir partner arama gereksinimi de olabilir. Bunun için de, insanların yönlenebileceği ilk iş olarak ya resim kursları, ya da müzik kursları gelmekte. Ancak, müzik kursu için belli bir kulak yeteneği, notalara yatkınlık, enstrümana el alışkanlığı gibi ölçekler gerektiğini hepimiz biliyoruz. Bu nedenle, her aklına esen “ben de müzikte varım” diyerek, atak yapmaya cesaret edemiyor. Resim kursu derseniz, yaklaşık aynı durum sözkonusu. Eli fırça tutsa da, birazcık olsun fırça sürme yeteneği olsa bile, kursa başladığı zaman, kursu veren hocanın iş ciddiyeti, kara kalem çalışma süresini uzun tutması, yapılan çalışmaları beğenmemesi ve olumsuz eleştiriler yapması, kursa katılan kişide bir pişmanlık duygusu uyandırıp, kişiyi umutsuzluğa düşürmektedir. İşte tam bu sırada, yakın bir arkadaşının (muhtemelen iş arkadaşı olabilir) bir sergi daveti ile karşılaşır; fotoğraf sergisi. Arkadaşını kırmamak için ve arayışlarının karşılığını bulabilme fırsatı doğacağına inanarak fotoğraf sergisine gider. İzlediği sergi, bir fotoğraf kursunu bitiren kursiyerlerin ilk adım sergisidir. Genelde, çiçek, böcek, çocuk ve manzara fotoğraflarının yer aldığı bu karma sergiyi izlediğinde, duvarlarda asılan fotoğrafların (onun dilinde “resim” olarak adlandırılacaktır) çok da “aman aman” çekimler olmamasına karşın, sergiyi izlemeye gelenlerin, sergide fotoğrafı bulunan kişileri nasıl tebrik ettiğini, sergideki fotoğraflara nasıl övgüler yağdığını, biraz da kıskanarak izleyecektir.

 

Hâl böyle olunca, “e nolacak ki, bunları ben de çekerim, hepsi bir deklanşöre basmak değil mi?” düşüncesi ile fotoğraf kursuna katılmaya karar verir. En yakın kurs ise, çevredeki fotoğraf derneğinde verilmektedir. Hemen kayıt yaptırılır ve kurs başlar. Daha ilk derste, kursu veren eğitimci kişi, önce fotoğraf tarihini anlatmaya başlar. (Buna ne gerek varsa?) Sonra, net alan derinliği, altın kesim, alt alta sıralanan başlıklarda kompozisyon kuralları gibi, ciddi ciddi ders anlatılmaktadır ve hâlâ fotoğraf çekmeye başlanmamıştır. E tabii, sıkıcı bir durum. Okul öğrencisi gibi ders dinleniyor. (Hemen söylemek istiyorum, “hocam 10 saat ne anlatıyorsunuz fotoğraf derslerinde, bana benim makinemin özelliklerini anlatın, ben fotoğraf çekip getireyim, siz onlara bi bakın” diyenlerine çok çok fazla rastladım). Üstelik haftalar geçtikçe, emek zahmet çekilip getirilen fotoğrafları da eğitimci beğenmeyip, her fotoğraf üzerinde uzun uzun eleştiriler yapmaktadır. Çektiği fotoğraflar ruhsuz bulunmakta, getirdiği karenin her cm2'si uzun uzun konuşulmaktadır. Müzikten, resimden kaçıp, sadece bir deklanşörlük işi olan fotoğraflarında böylesi sıkıcı eleştiriler hayal kırıklığı yaratmaktadır. Büyük olasılıkla dernek yöneticisi de olan eğitimci, ev ya da iş çevresindeki kişilerin çok çok beğendiği, günbatımındaki kızıl bulut kümesi fotoğrafını hiç beğenmeyip, bir köşeye atıvermiştir. Bu durumda, dernek içinde tanışıp kaynaştığı kişiler de olduğuna göre ve yeni bir arayış içine girmesi de mümkün olmayacağına göre, savaşa bu çatı altında devam etmeye karar verir. Ancak çektiği fotoğraflar, kendini çok beğenmiş hoca tarafından beğenilmediği gibi, hocaya ders vermek amacıyla gönderdiği yarışmalarda da bir sergileme bile alamamıştır. Ama bir şekilde dikkati çekmesi ve “ben de varım” diyebilmesi gerekmektedir. Artık tek seçenek kalmıştır; dernek yönetiminde olmak. Kimbilir, belki de başkan... Böylece arzuladığı hedefe kısmen yaklaşmış olacaktır. Hele bir de federasyonda bir sekreterlik falan da kapabilirse, işlem tamam olacaktır. Sırada, “yönetim neden bu sorunu çözmüyor, yönetim neden daha çok etkinlik yapmıyor, bu dernek artık bize dar geliyor, neden daha geniş bir yer bulunmuyor” gibi muhalif söylemler olacaktır. Dernek içinde tanışıp, mesleki kariyerini de işin içine katarak sağladığı dostlukların desteği ile yönetime kapağı atmıştır. Şimdi hedef dernek başkanlığı... Sonra da ver elini federasyon... Kim tutar....

 

İşte bu anlayış içinde derneklere üye olan çok sayıda kişiler olduğunu biliyorum. Ve bu kişilerin derneklere verdiği olumsuz etkileri de biliyorum. Bu uzun girişten sonra soruları yanıtlamaya geçmek istiyorum.

 

Fotograf Dernekleri bugün artık nasıl olmalı, neler yapmalı, neleri terketmelidir?

 

Fotoğraf dernekleri, artık bir “fotoğraf gösteri merkezi” olma durumundan kurtulmalı ve “fotoğraf üretim merkezi” olma yolunda ciddi çalışmalar yapmalıdırlar. Bunun için de önce dernek içi fotoğraf eğitimleri, fotoğraf gezileri yapılmalıdır. Fotoğraf eğitimi verip, geziler düzenlerken de, derneğin ekonomik kaygıları ilk plânda tutulmalı, bir turizm şirketi anlayışından uzak kalınmalıdır. Derneklerin ekonomik sıkıntılarını hepimiz biliyoruz, bunun için başka ekonomik destekler aranmalı ve kira, elektrik, su gibi giderler için eğitimden ve gezilerden çare aranmamalıdır. Belediyeler, büyük ticari şirketler, meslek birlikleri, tanıtıma gerek duyan oteller derneklerin çalışmalarına ekonomik destek sağlayabilirler.

 

Üye portföylerini nasıl oluşturmalı?

 

Yukarıda da yazdığım gibi eğitim ve geziler dışında, üye aidatları da bir kaynak olarak görünmemelidir. Açılan bir sokak sergisinde, yoldan geçen insanların derneğe yol üzerinde üye yapıldığını çok gördüm. Üye olacak kişiler, öncelikle fotoğraf sanatına yürekten değer veren kişiler olmalı, aday üyelik döneminden sonra, fotoğraf üretme istekleri, dernek içi etkinliklere katılımları, dernek üyeleri ile ilişkileri göz önüne alınarak, dernek yönetimi tarafından belirlenen bir komisyon tarafından üyeliğe kabul edilmelidir. Bunlar yapılmadığı takdirde, derneklerin uzun soluklu olması zor görünmektedir.

 

Derneklere üyelik kriterleri ne olmalıdır? Nasıl belirlemelidir?

 

Derneklere üye olacak kişilerin öncelikle iyi bir okul eğitimi almış olması ve zengin bir hayat görüşüne sahip olması gerekir. Çünkü, gün gelecek, dernek içinde hayatı, çevremizdeki sosyal hayatı değerlendirip, ona göre projeler hazırlayıp, öyle fotoğraflar çekmek gerekebilecektir. Üye olacak kişilerden belli bir çalışma dosyası istenmelidir, ancak getireceği dosyada yer alan fotoğrafların mucize niteliğinde olması gerekmeyebilir. Kişiyi fotoğraf çekmeye yönlendirebilmek için bu gerekir. Mutlaka bir fotoğraf temel eğitimini tamamlamış olması gerekir. Üye alınacak kişinin, en az 3 ay dernek etkinliklerine katılımı gözlenip (belki 6 ay) yönetim tarafından üye olup olmayacağı kararlaştırılmalıdır.

 

Üniversite öğrencilerinin dernek üyesi olarak alınması her zaman sıkıntılar getirmiştir. Okul tatil olur, haklı olarak memleketlerine giderler, dönem sonu gelir sınavlar nedeniyle etkinliklere katılamazlar, harçlıkları biter, aidatlarını ödeyemezler, okul biter, şehirden ayrılırlar. Bu nedenle, öğrencilerin üye alınmasından çok, konuk olarak derneklere gelmesi ve etkinliklere, dernek çalışmalarına katkıda bulunmaları taraftarıyım.

 

Örneğin, eğitim vermeli midir, ne gibi faaliyetlere öncelik vermelidir?

 

Evet, derneklerde en azından fotoğraf temel eğitimi verilmelidir. Bu eğitim, fotoğrafa yeni başlayanlar için bir çıkış noktası olacaktır. Fotoğraf sanatına gerçek anlamda katılmak isteyen kişi, fotoğraf temel eğitimini bitirdikten sonra, kendi kendine araştırmalar yapacak, fotoğraf eğitimi üzerine yayınları takip edecek, fotoğraf albümlerini inceleyecek ve kendince farklı olabilecek bir yol bulacaktır. Yapılacak fotoğraf gezileri ile aldıkları eğitim pratik olarak desteklenmelidir. Bu tür geziler, dernek üyeleri arasında kaynaşmayı da kuvvetlendirecek ve derneğin bir aile ortamına dönüşmesine katkı sağlayacaktır.

 

Ayrıca gruplar halinde düzenlenecek proje çalışmaları, üyelerin ortak sergi açmalarını sağlayacaktır.

 

Fotoğraf sanatı eğitimi dışında, farklı dallarda da (ebru, seramik, heykel gibi) eğitimler de düzenlenerek, toplum içinde sosyal yaşamın güçlenmesine katkı sağlanabilir.

 

Özgün fotograf atölyeleri fotograf derneklerinin çatısı altında oluşturulup desteklenmeli midir?

 

Fotoğraf atölyelerinin oluşturulması için en uygun ortam dernek çatılarıdır. Fotoğraf temel eğitimi almış hazır bir katılımcı potansiyeli, derneklerde bulunmaktadır. Bunun için dernekler atölye çalışmalarına yer vermelidir ve bu çalışmalar desteklenmelidir.

 

Ya da fotograf ustaları kendi atölyelerini kendilerine ait mekanlarda mı oluşturmalıdır?

 

Fotoğraf ustaları, elbette kendi atölyelerini, kendilerine ait mekânlarda profesyonelce açıp, bundan ekonomik kazanç bekleyebilirler. Bu, yıllarca verilen emeğin kazanca dönüştürülmesi için olağan bir yoldur. Ancak, aynı zamanda dernek yönetiminde bulunan atölye sahibi fotoğraf ustaları için çok hassas bir çizgi bulunmaktadır. Kişisel atölyesinde para kazanmak için, dernek üyelerini kendi atölyesine yönlendirmeye kalktığı durumlarda, ya da bu izlenimi verdiği durumlarda, dernek içinde huzursuzluklar başlayacak ve dernek üyeleri kendilerinin kullanıldığı düşüncesine kapılıp, dernekten uzaklaşabileceklerdir. Kişisel atölyesi olan usta fotoğrafçının, dernek yönetiminde olmasının bu açıdan sakıncalı olduğunu düşünüyorum. Buradaki hassas çizgi tehlikeye dönüşebilir.

 

Her ikisi de fotograf derneklerince desteklenip gelişmelerine ön ayak mı olunmalıdır? vb. bir çok soru yanıt beklemekte.

 

Bu noktada, bir paylaşımdan söz edilebilir. Katılımcılardan alınan ücret, dernek ve atölye sahibi usta arasında belirlenen oranlarda paylaşılabilir.

 

Çağdaş bir yaşamda/dünyada fotoğraf derneklerinin yeri nerededir?

 

Fotoğraf sanatçısı yaşamı sorgulayan kişidir. Çevresinde olup bitene kayıtsız kalmadan, objektifi ile hayatı belgeleyen ve gelecek nesillere taşıyan kişidr. Fotoğraf sanatçısı, özellikle son yıllarda hızla ilerleyen teknolojiyi takip eden ve bu gelişmeye ayak uydurmaya çalışan kişidir. Fotoğraf sanatçısı, geleneksel değerlerini korumaya çalışarak, tarihine bağlı kalan kişidir. Fotoğraf sanatçısı, çok söze gerek bırakmadan, anlatabileceği konuyu en kısa yoldan öz olarak aktarabilen, öyle ki, tek kareye sığdırabilen kişidir. Bu kişilerle oluşturulan fotoğraf dernekleri, çağdaş yaşamda/dünyada da bireysel yaşayamayacak ve eserlerini toplumun diğer bireyleriyle de paylaşarak, sosyal bir görevi yerine getirecektir.

 

Ancak, günümüzde insanlarımızın geçim sıkıntısı içinde, eğitim düzeyleri bellidir. Sosyal sorunlar içinde sanata verilen değer de, hakettiği yerde değildir. Hele fotoğraf sanatı henüz yeni yeni yükselişte olan bir sanat dalı olarak, asıl olması gerektiği yere ulaşamamıştır. Günümüzde, resim, seramik, sinema, tiyatro gibi sanat dallarının satılabilir olmasının yanında, fotoğraf sanatının satılmasında gözlemlenen sıkıntılar fotoğraf sanatının ve fotoğraf derneklerinin toplum içinde yerini de bir ölçüde belirlemektedir.

 

Bir fotoğraf derneğinin bugünkü koşullarda işlevi ve öncelikli aktiviteleri ne olmalıdır?

 

Örnek; üniversitelerde bu kadar fotoğraf bölümü açılmışken dernekler fotoğraf eğitimi vermeli midir?

 

Fotoğraf bölümünden mezun olan öğrenciler (yüksek bir oranda) hayatı kazanma kaygısı içinde, tanıtım fotoğrafçılığına yönelmekte ve bu konuda eğitim almaktadırlar. Tanıtım fotoğrafçılığı ve sanat fotoğrafı farklı değerlerdir.  İyi bir tanıtım fotoğrafçısı, iyi bir sanat fotoğrafçısı olamayacağı gibi, iyi bir sanat fotoğrafçısı da iyi bir tanıtım fotoğrafçısı olamayabilir.

 

Ayrıca, okul dönemini yıllar öncesinde bırakmış, iş yaşamını bitirmiş, ikinci baharında bir sanat dalı ile uğraşmak amacıyla fotoğraf derneklerine gelmiş onlarca kişi tanıyorum. Bu nedenle, fotoğraf derneklerinde fotoğraf eğitiminin verilmesi gerektiğini düşünüyorum.

 

Diğer bir konu da, fotoğraf bölümleri dışında, okullarımızda seçmeli ders olarak belirlenen fotoğrafçılık derslerinde, eğitimcilerin fotoğraf derslerine angarya olarak bakmaları ve öğrencilere fotoğrafçılığı sevdirmekten uzak, sadece ders saati dolsun anlayışı içinde değerlendirmeleri, öğrencileri de fotoğraf sanatının içine çekememektedir. Bu tür derslerde verilen dönem ödevlerinin, öğrenciler tarafından çekilmeyip, sırf sınıf geçebilmek için yeterli notu alabilmek amacıyla, dışarıdaki fotoğrafçılardan satın alındığına hepimiz şahit olmuşuzdur. Bu durumu eğitimciler de bilmekte ve bu duruma göz yumarak öğrenciye yeterli geçer notu vermektedirler.

 

Bu durumda fotoğraf sanatını sevdirme görevi derneklere düşmektedir.

 

(İstisnaları bu durumun dışında tutuyorum. Burada yazdıklarım tamamen kişisel gözlemlerime bağlı olarak yazılmış saptamalardır.)

 

2000’li yıllarda hızla ilerlerken dernekler ne gibi etkinlikler yapmalıdır? Sempozyum yapmalı mıdır? Yarışma düzenlemeli midir? Neden? 

 

Derneklerin her tür fotoğraf etkinliğine ev sahipliği yapması gerektiğini düşünüyorum. Çünkü derneklerimizin kuruluş tüzüklerinde de yazdığı gibi “fotoğraf sanatını toplum içinde sevdirmek ve yayılmasını sağlamak” derneklerin görevidir. Dernekler ekonomik güçlerine bağlı olarak, sempozyumlar, paneller, fotoğraf günleri yapabilmeli ve fotoğraf sanatının daha geniş kitlelere ulaşmasına katkıda bulunmaya çalışmalıdır. Bence yarışmalar, fotoğraf sanatında insanları teşvik edici rol oynamaktadır. Bu nedenle yarışmalara ağırlık verilmelidir. Dernekler doğrudan kendileri yarışma düzenleyemiyorlarsa bile, yarışmaların doğru sonuçlanabilmesi adına, yarışmayı düzenleyen kuruma teknik destek sağlamalıdır.  Ayrıca, günümüzde yaygınlaşmaya başlayan “fotoğrafçılar buluşması” organizasyonları ile ülke çapındaki fotoğrafçıların kaynaşmasına ortam hazırlanmalıdır. Bizim, Selçuklu Fotoğraf Sanatı Derneği - FOTOSEL olarak yapmaya çalıştığımız organizasyon da bu yolda atılmış bir adımdır.

 

Bundan sonrası için fotoğraf derneklerinin hedefleri neler olmalıdır?

 

Derneklerimizin sağlam birliktelikler içerisinde güç birliği sağlaması ve daha aktif, daha üretken, dernekler arası ayrım yapmadan, dernekleri aynı değerde kucaklayan bir federasyona yönelmeleri gerekmektedir. 50 yıl önce kurulan dernekle, 50 gün önce kurulan dernek de bu ülkede fotoğraf sanatının gelişmesi için emek sağlıyorsa, her ikisi de federasyona aynı yakınlıkta olabilmelidir. Türk fotoğraf sanatı ancak bu şekilde dünya fotoğrafı sıralamasındaki yerini koruyabilir. Aksi takdirde, özellikle günümüzde dijital fotoğraf makinelerinin fotoğraf çekim kolaylığı sağladığı bir dönemde, ciddiyetten ve disiplinden  uzak fotoğraflarla, çıtayı yükseltmek mümkün görünmemektedir

 
Reha BİLİR

Gelen Yorumlar
Bu dökümana henüz yorum yapılmamış, aşağıdaki formdan yorumunuzu ekleyebilirsiniz.
Yorum Ekleyin
Yorum
Ad Soyadınınız
Mail
Web Sitesi
Beni hatirla
Yeni bir yorum geldiginde haber verin.

e-Panel Tüm Hakları Saklıdır © All Rights Reserved
www.fotoritim.com Sitesinde Bulunan Yazılı ve Görsel Eserlerin Bütün Hakları ve Sorumluluğu Eser Sahiplerine Aittir. Eserlerin İzinsiz Olarak Kısmen veya Tamamen Kopyalanması ve Kullanılması, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına Göre Suçtur.
All Images and Text Published in www.fotoritim.com are Copyright © Protected by The Author, All Rights Reserved. Use By Author Permission Only.