1. Fotoğraf derneklerinin vizyonu günümüz dünyasında önemleri daha fazla öne çıkan sivil toplum örgütlerinin vizyonundan farklı olamaz. Yani;
a. Toplumsal bağların güçlendirilmesi
b. Bireylerarası iletişimin arttırılması
c. Toplumsal barışa hizmet, demokrasi uygulamalarının pekiştirilmesi, farklılıkların gözetilmesi
d. Sosyal sorumluluğun arttırılması
e. Toplumsal değerlere bağlılığın güçlendirilmesi
2. Fotoğraf dernekleri de yukarıda ana hatları ile sıraladığım vizyonlarını/misyonlarını gerçekleştirmek üzere kendi etki alanlarında çalışırlar. Misyon açısından bakıldığında bugünkü işlevlerinin düne göre farklılaştığını düşünmüyorum. Olsa olsa sorumlulukları artmış olabilir.
3. Üniversitelerin fotoğraf bölümlerinin vizyonu da misyonu da derneklerinkinden tamamen farklı olduğu için birbirlerinin alternatifi olamazlar. Zaten ne Türkiye’de ne de dünyada kulvarları hiç bir dönemde kesişmedi. Üniversite akademisyen ya da teknisyen yetiştirebilir. Üniversitelerin ana odağı birey ve (bilimsel) sonuçlar iken derneklerin ana odağı toplumdur.
4. Bir üniversitenin bir fotoğraf bölümü yılda ortalama 60 kişiyi mezun ederken, bir yılda söz gelimi Afsad’ın açtığı kurslara 200’ün üzerinde kişi katılıyor. İki aylık bir kurs ile 4 yıllık bir fotoğraf eğitimini bir tutmuyorum elbette ama ne Ara Güler, ne Ansel Adams ne de adını fotoğraf tarihine yazdırabilmiş binlerce fotoğrafçı fotoğraf üniversitelerinden mezun olmadılar. Bu durumu üniversite eğitimin yetersizliği ya da derneklerde verilen eğitimin gerekliliği/gereksizliği/yeterliliği/yetersizliği ile açıklamanın en hafif tanımla “yüzeysel” olduğunu düşünüyorum. Temel nedeni misyon ve vizyon farklılığında aramak gerekir. Öz cümle: Fotoğraf Dernekleri daha fazla kişiye fotğrafı sevdirmenin ve öğretmenin yollarını araştırmalıdırlar.
5. Dünya 1900 lü yıllarda da hızla ilerliyordu. Tek fark toplam bilginin kapsamının artmış olması. Bilginin ve yaşam temposunun artışına bağlı olarak derneklerin de sayısı artıyor. Dernekler de sergi, gösteri, gezi, toplantı, dökümantasyon, arşivleme, sempozyum, yayın vb. “klasik” etkinliklerine devam edecekler.
6. Yukarıda etkinliklerinin değişmeyeceğini söylerken organik değişimlerin olmayacağını söylemiyorum. Günümüzün alışılageldik “genel amaçlı” fotoğraf derneklerinin “özel amaçlı” bir anlamda butik derneklere doğru evrileceği görüşündeyim. Grafik Fotoğraf Derneği, Belgesel Fotoğraf Derneği, Deneysel Fotoğraf Derneği vb. Halen bu tür özel amaçlı gruplar aynı dernek çatısının altında yapılanıyor. Afsad benzeri “genel amaçlı” dernekler üye tabanlarını ya serbest bırakacaklar ya da yukarıda sözünü ettiğim mikrosegmentler doğrultusunda yeniden yapılanacaklar.
7. Üye olma kriteri: Başvuru formunu doldurmuş olmak fazlasıyla yeterli.
8. Üye kalma kriteri: Aidatlarını ödemek ve/veya derneğin stratejik hedeflerine anlamlı katkılar yapmak. (Onur üyeliği vb. tanımlar bu nedenle var)
9. Atölyeler daha da fazla (sayı+çeşitlilik) açılmalıdır.
10. Sempozyum tanımı gereği belirli bir konuda yapılan tartışmalı toplantılara verilen addır. Dolayısıyla kimsenin tekelinde değildir. Dernekler de, canı her dileyen de fotoğraf sempozyumu yapabilir, yapmalıdır. Bu sorunun kökeninde derneklerin sempozyum yapmaya “ehil” olup olmadıkları mı yoksa kaynak optimizasyonu mu var anlayamadım ama her iki durumda da yanıtım aynı: Yapmalıdırlar.
11. Yarışmaların üretimi ve kaliteyi arttırdığı gerçeği değişmediği sürece yarışmalar yapılmalıdır. Olimpiyatlar da, mahalle turnuvaları da özünde yarışmadır. Yanlışlığı “yarışma” kelimesinde aramak yerine yarışmanın “niteliğine” odaklanmak gereklidir.
Tanju AKDENİZ