FOTOĞRAF DERNEKLERİNDE FOTOĞRAFIN YAŞAMI
Fotoğrafı çok sevmem, İstanbul’a geldiğim yıllarda İFSAK’ı keşfetmeme neden olmuştu… Bu kocaman, yabancı kenti fotoğraf gezileriyle tanımıştım… Ve ilk tanışıklar İFSAK dan olmuştu. İstanbul benim için yalnızlıkların kenti olmaktan çıkmıştı bir anda İstanbul… O nedenle fotoğrafın yeri hep başkadır…
Resim – İş Bölümü mezunu olduğum için sergi hazırlıklarında hep yardım etmiştim. Her yerde olduğu gibi burada da sergi hazırlamaya hep aynı kişiler kalırdı…
Saydam gösterileri, en aklımda kalanlar… Hala Sayın Nusret Nurdan EREN’in Miro’yu çağrıştıran saydamlarını unutamam. Sular, denizleri kamışlar… Ve yakın plan çiçekler… Şişhane yokuşunda bir sesti adeta küçük dernek odası…
Yine aklımda kalan dernekteki yoğun yarışma furyası… Bazıları yarışma konularına göre fotoğraf çekiyordu, salt ödül için. Bunu çok garipsediğimi hala bu gün gibi anımsıyorum. İnsanın bir ilgi alanı olmalı öncelikle o alanın bilgisi ve ilgisiyle fotoğraf çekmeli düşüncesindeydim. Bugün de böyledir. Yine aynı düzlemde her şeyi çeken fotoğrafçılar kaldı aklımda… Ama belki başlangıçta öyleydi. Sonradan kişilikleri doğrultusunda konuları olmuştur belki…
Ayın yarışmaları… Bence iyi bir etkinlik. Hem dernek için iyi bir arşiv oluşturur. Ulusal ve uluslararası etkinliklerin yapılması oldukça iyi ülkemiz adına. Ayrıca dernekçiliği de eğitim alanı olarak algılıyorum.
İFSAK ile yaptığımız en değerli etkinlik varoş çocukları için olandır. Sokaktaki, varoşlardaki çocuklara “yaratıcılık” seminerleri veriyordum. Beyoğlu 75. Çocuk ve Gençlik Merkezinden fotoğraf kursu açılması için yardım rica ettiler. İFSAK’a başvurdum. Hemen kabul ettiler. Çocuklara yaz ve kış olmak üzere uzun soluklu fotoğraf dersleri verdiler. Tabii uygulamalı. Arada da benim yaratıcılık seminerim yapıldı. Yılsonunda güzel bir sergi ve saydam gösterisiyle nokta kondu bu nitelikli çalışmaya. .
Aslında bu çalışmayı yurtdışına taşımak istedim. Çünkü insan düşünecekse büyük düşünmeli… Hele böyle anlamlı bir çalışma dünyaya taşınmalı… Henüz gerçekleştiremedik ne yazık ki… Hala aklımın bir köşesinde duruyor.
Dernek yönetiminde yer almadım. Ancak dernekçiliğin kesinlikle eğitim yeri olduğuna inanıyorum. Bu nedenle orada verilen kurslar sonucu, aynı anlayışta fotoğraflar çıkmamalı diyorum. Kurs verenlerin tekniğe hakimiyetleri kadar çağdaş eğitim yöntemlerine dayalı bilgi ve deneyimleri olmalı. Anımsadığım kadarıyla bir gözlemim de buna dairdi…
Sevgili Faika Berat Pehlivan’ın ricası üzerine deneyimlerimi paylaştım… Üstelik dersimde gösterdiğim saydamların neredeyse yarısı fotoğraftır. Bu alanda emek veren herkesi kutluyor, başarılar diliyorum.
Saygılar, sevgiler
Tülay ÇELLEK