Fotoritim e-Fotoğraf Dergisi
Küratörlük Kavramı müzecilikle iç içe olan bir kavramdır. Müzecilik batıda eskiden soyluların kişisel zevkleri için sanat eserlerinin toplanması olarak başlamış ve modern dünyanın oluşumuyla klasik müzecilik yerini çağdaş müzecilik anlayışına terk etmiştir. Bu süreçte soylular için yapılan iş yeni bir anlayışla kendi içinde branşlaşma süreci yaşamıştır. Artık her konuya ait bir müze olmuştur. Bu süreç bireylerin sanat, bilim ve tarih konularıyla ilgili olarak istedikleri bilgiye bir noktadan erişim olanağı sağlamıştır. Bu değişim müzeciliğin çağdaş yapıya dönüşmesi yada çağdaş müzecilik olarak tanımlanır.
Müzenin yönetimi müze müdürüne bırakılırken eserlerin bulunması, bakımının takibi ve sergilenmesi konusunda görevlendirilen kişi de küratör olarak tanımlanır. Küratör bakan bakıcı anlamını da kapsamaktadır. Aynı zamanda küratör ortak konularda eserleri bir araya getirerek koleksiyonlar yapmasıyla birlikte bunların sergilenmesini sağlar. Küratör sanatçı ile kitleler arasında bir yerde durur. Bir koleksiyonun ya da bir serginin oluşturulabilmesi için mutlaka tarih, felsefe ve sanat eğitimi gerekmektedir.
20 yy. sürecinde Avrupa ülkelerini dolaşan kendi müzeleri için eserler arayan küratörler kendi aralarında ilişkilerin ilerlemesini sağlarken birçok sanatçıyla görüşmeler yaparak yeni ilişkiler kurmuşlardır. Sadece kendi müzeleri için çalışan bu küratörler zaman içinde değişim göstermiştir.
Klasik olarak bulunduğu kentte eserlerini sergileyen sanatçılar, gelişen dünya ilişkilerinin de etkisiyle gerek kendi ülkelerinde gerek farklı ülkelerde eserlerini sergilemek istemeleri bu konuda ilgili ve bilgili olan ve müze bünyesinde görevli küratörlerle ilişki kurulması sonucunu yaratmıştır. Bu durum küratörleri sanatın etkili bir sergilenme ile sanatseverlerle buluşmasının bir aktörü olmalarını sağlamıştır. Küratör tanımlaması Avrupa'nın değişik ülkelerinde aracı, sergi komiseri, sanat yönetmeni, organizatör ve sergi yapımcısı anlamına gelebilecek tanımların sadece bir tanesidir. Daha sonraları küratör tanımı genel bir tanım olarak hepsini kapsayacak şekilde kullanılmaya başlanmıştır. Yüklenilen görevlerde aynı şekilde değişmiştir. Önceleri sadece sanat eserlerinin sergilenmesi ve bir yerden başka bir yere taşınması rolünü taşıyan küratörler daha sonra sergileme şekillerinin izleyici üzerindeki etkisini fark ederek çağdaş sanatı yeni ve farklı sergileme biçimleri ile sunmaya başladılar. Günümüzde küratör tanımı bir serginin ilk olarak düşüncede kurgulanmasında başlayarak bitimine kadar ki sürecini oluşturan kişidir. Bu süreç konseptin oluşması, konsepte uygun sanatçıların davet edilmesi ve eserlerin üretilmesini kapsayan bir süreçtir. Bu tek bir sanatçının sergisini kapsayabileceği gibi ortak konsept üzerine kurulmuş ve bir çok sanatçının katıldığı bir sergi içinde yapılır.
Sanat galerilerinin tek konsept çerçevesinde bir çok sanatçıyı bir araya getirerek sergi oluşturmaları ve ülkelerin sanat ve kültür Bienal'leri düzenlemeleri sonucunda küratörlük sanat dünyasının bir parçası olmuştur. 1970'li yılları sanatçılar açısından sanat eserinin yanı sıra sergilenme biçiminin de önem kazandığı yıllar olarak görüyoruz. Sanat kendi içerisinde ayrı bir üretim süreci olarak var olurken buna sergileme biçiminden satışına kadar uzanan başka bir süreç eklenmiştir. Bu süreci belirleyen ise artık küratörler olmuştur.
Bu gelişim ile beraber sanatın üretimini yapanlar ayrı bir süreci tamamladıklarında eserlerini küratörlere teslim ederek eserlerinin sunumunu ve pazarlanmasını başkalarına bırakarak bir rahatlık dönemine girmişlerdir. Bu durum önceleri bir rahatlık olarak göründüyse de küratörler sanat galerilerinin temsil ettiklerinden galeri sahiplerinin talepleri doğrultusunda hareket etmeye başlamışlardır. Günümüzde küratörlerin tek seçici olmaları bazı sıkıntıları da beraberinde getirmiştir. Genç sanatçılar tanınma ve lanse edilme sürecinin küratörlerin elinde olmasından dolayı itiraz etmemekte, tanınmak için küratörlere yakın durmayı tercih etmektedirler. Tanınmış sanatçılar arasında küratörlerden uzak durmayı tercih edenler hatta kendi sergilerinin küratörlüğünü kendileri yapan sanatçılarda olmuştur. Sanatçı küratör ilişkisi ciddi anlamda sorunlar taşımaktadır.
Bu sorunların en önemlisi tek seçiciciktir. Tek seçici olmayı önce tek sanatçının eserlerinin sergilenmesi temelinde inceleyecek olursak sergi konseptinin önceden belirlenmesi ile beraber küratör üretim sürecine de müdahaleler de bulunmakta ve sanatçının özgür eserler üretmesinde sıkıntılar yaratmaktadır.
Bu sıkıntıları tek konsept temelinde bir çok sanatçının davetle eserleriyle yer aldığı sergilerde de görmek mümkündür. Bu konuda küratörlerin yaklaşımı bunun bir zorunluluk olduğu ve bunun serginin başarısını pekiştirdiği şeklinde özetlenebilir. Eserlerin üretimindeki yaklaşımı da müdahale değil münazara etmek olarak tanımlamaktadırlar.
Bu yaklaşımın karşısında ise sanatçı bu müdahaleyi özgürce yaşanması gereken üretim sürecindeki özgürlüğü ortadan kaldırdığını düşünmektedir. Aynı zamanda küratörün varlığının sanatçının varlığından kaynaklandığını ifade etmekte ve küratörlerin bu durumu dikkate alması gerektiği şeklindedir.
Yukarıda aktardıklarım İstanbul merkezli sanat aktivelerinin basına yansıyan haber, yorum ve röportajlardan edinebildiğim düşüncelerdir.
Ben küratörün sanatçının varlığından dolayı var olduğunu unutmadan sanatçıyı ve sanatçının eserlerini kitlelere ulaştırmada en iyi sunumu yapması gerektiğini savunuyorum.
Küratör sanat konusunda eğitim almış olmak zorunda ancak küratörlük özelinde bir eğitim var mı bilemiyorum. Türkiye de galerilere bağlı yada serbest çalışan küratörlerin sanat konusunda birikimli olduklarını düşünüyorum. Her biri bir veya birden fazla dalda eğitim almış görünüyor.
Ancak bu eğitimler illaki mekteplimi olmalı şeklindeki bir soruya hayır derim alaylı olarak ta yetişmiş kişilerinde yapabileceğini düşünüyorum.
Şimdiye kadar genel anlamda küratörlüğü kendimce aktarmaya çalıştım. Buradan yola çıkarak “fotoğraf ta küratörlük nasıldır?” sorusuna bir cevap bulmaya çalışayım. Ben buradaki amacı dergininde yapısından dolayı ''fotoğraf dünyasında küratörlük'' olarak tanımlamayı doğru buluyorum.
Öncelikle küratörün sanat konusunda eğitimli olmasının altını bir kez daha çizmek isterim. Fotoğrafta küratörlük sadece sergileri düzenleme şeklinde değildir. Küratörlük fotoğraf seçimi, sunulması, sergilenmesi ve kitaplaştırılması süreçlerinin birinin ya da hepsinin tüm sürçlerini kapsamaktadır. Fotoğrafçı belirlenen konsept çerçevesinde çalışırken çektiği karelerle duygusal bir ilişki kurmakta ve çektiği fotoğrafların hepsini beğenme hatasına düşmektedir. Dolayısıyla fotoğraf seçiminde fotoğrafçının düştüğü duygusallığın karşısında durarak bir denge oluşturur.
Fotoğrafın sunu/slayt olarak paylaşılması, sergilenmesi ve kitaplaştırılması süreçlerini ayrı ayrı irdelemeye çalışacağım. Fotoğrafçı bu paylaşım araçlarından sadece birini tercih ettiği gibi hepsini bir bütün olarak ta kullanabilmektedir. Bu süreçlerin hepsinde küratöre ihtiyaç olduğunu düşünmekteyim.
Ben gazetecilikteki gibi 5 n 1 k mantığı gibi bir mantık ile irdelemeye çalışacağım. Bunu 2 n 1 k olarak tanımlıyorum. Neyi, nasıl ve kime aktaracağız şeklindedir. Bunu da sıralama olarak neyi kime ve nasıl sıralaması içinde bakmaya çalışacağım.
Sunu/slayt sunumunda ilk hazırlık proje/ konsept içeriği ve bu içeriği anlatabilecek fotoğrafların çekilmesi fotoğrafçının inisiyatifindedir. Fotoğrafların seçilmesi ile ilgili sürecin başlamasıyla küratör devreye girer. Neyi seçecektir? Öncelikle teknik ve içerik olarak ele alınan fotoğrafların seçimi yapılır. Kime göstereceğine bağlı olarak kaç fotoğraf olacağı, geçiş süreci, geçiş biçimleri tespiti ve bunun devamında müzik seçilir. Seçilen müzik ile etki gücünün azami bir güce dönüşmesi amaçlanır. Fotoğrafların geçiş süreleri ve geçiş biçimleri ile birlikte süreç sona erer. Bu sürecin tamamlanması ise nasıl sunacağımızın sonuçlanmasıdır. Küratörün bu süreçlerin hepsinde etkili olabilmesi için fotoğraf ile ilgili bilgi, izleyicinin kaç saniye sabit bir görüntüye bakabileceği, fotoğrafların içerdiği konuyu bilmesi ve müzik konusunda bilgi sahibi olmasını gerektirir. Bilmezse küratör olamaz mı elbette olur. Etkili olacak işleri uzmanlarına ayrı ayrı yaptırabilir kendisi koordinatör görevi taşır. Bence bu da küratörlüktür. Günümüzde herkes her şeyi bilmekten uzaktır dolayısıyla uzmanlarla çalışılabilir. Önemli olan ne yapmak istediğini bilmektir. Ancak bir gönüllülük işi olan ve bundan manevi tatmini parasal getirinin önünde tutan fotoğrafçılar açısından bu süreçte harcanacak paranın dikkatle harcanması gerekmektedir. Sergi maliyetlerinin yüksekliği öncelikli olarak fotoğrafçının sunu/slayt yapmayı tercih etmesine sebep olmaktadır. Fotoğraf ta resim, heykel ve diğer sanatlar gibi para edebilir noktaya geldiğinde sergi ağırlıklı tercihlerle karşılaşacağız.
Sergi sürecinde fotoğrafların seçimi aynı olmakla birlikte fotoğrafın sayısı sergi alanına uygun sayıda seçilir. Burada fotoğrafların içeriğine bağlı olarak sergide kullanılacak dekor, ışık, yerleştirme biçimleri, çerçeve kullanılıp kullanılmaması, hangi ebatta çerçevenin kullanılacağı, fotoğrafların ebatları ve serginin girişinden sonuna kadar gezilirken bırakacağı etki ve bu etki güçlendirecek fonda çalacak müziğin seçimi de önem kazanmaktadır. Bunların uygulanması ve etkili bir sergi olmasını sağlamak küratörün görevidir.
Kitabın hazırlanması içerik olarak fotoğrafçının konseptini / projesini daha ayrıntılı anlatma olanağı sağlar. Bu süreçte küratörün görevi farklılaşır. Daha önceki sunu/slayt ve sergi süreçlerindeki müzik, dekor vs'nin seçimine gerek kalmamıştır. Burada fotoğrafların konu bütünlüğüne uygun olarak fotoğrafların seçimi, sıralaması, kitabın ebadı, kullanılacak kağıdın özellikleri ile kitabın kapak düzenlenmesi küratörün sorumluluğundadır.
Projenin/konseptin kitlelerle buluşmasını bu seçeneklerin sadece birisi ile yapılabileceği gibi iki seçenekli yada üçünün birlikte yapılması da mümkündür. Bunların tercini fotoğrafçı ve küratör ekonomik yapıya uygun olarak belirlerler.
Sonuç olarak sanatçının kitlelerle buluşmasında küratör neredeyse sanatçı kadar sorumluluk taşımaya başlamıştır. Bu sorumluluk sanat konusunda birikimi gerekli kılmakla birlikte bunlara ek olarak sunum biçimleri ile ilgili olarak ta bilgi birikimini zorunlu kılmaktadır. Sanatçı ve küratör arasında bazı dönemler sıkıntılar oluşuyorsa da bu ilişki sanatçının üretme sürecini özgürce yaşadığı ve küratörün bunu en iyi şekilde sunması çerçevesinde kaldığı sürece bir bütünsellik oluşturacaktır.
Çağımızda sanatçı ve küratör birbirini tamamlayan faktörler olarak sanatın kitlelerle buluşmasının vazgeçilmez aktörleridir.
Yusuf ÖCEL