hatiaqo-Meydancı
Ekim 2008
PzrPztSaÇaPeCuCts
1234
567891011
12131415161718
19202122232425
262728293031

 Fatma Gül 

  SÖNMEZ

 

 Murat ÖZDEN

 Vahdet ŞAHAL

 Ergün GÜLDAL

 

 Recep ŞEREF

Murat Ufuk KARAERKEK

  Наже Берк

  Seyahatnâmem

       

EvliyaÇerkesi

  1эулый щэрджэс

 

Türkçe unutsam bile "önemi yok", "patlayan şeker", "danaya girelim" unutamam galiba.

Onların ülkesinde danaya kurtlar değil,Türkler giriyorlar.

                           (Seyehâtnamem)

Aylık Arşiv
Ocak 2008
Şubat 2008
Mart 2008
Nisan 2008
Mayıs 2008
Haziran 2008
Temmuz 2008
Ağustos 2008
Yıllık Arşiv
Ana Sayfa > Arşiv > 19 Ekim 2008
Arşiv > 19 Ekim 2008


 

Türkiyenin bir çok noktasında dagınık halde yaşayan ve tarihi çok eskilere dayanan çerkeslerin dünyaya naam salmış geleneksel oyunları vardır işte o heybetli oyunları oynamak için aynı oyun gibi kaliteli müzikler olmalıdır. Genelde akordiyon temeli olan ve çesitli çalgılarla desteklenip yapılan müzikler o oyunun şanına yakışır düzeyde olmaktadır. Ama bu görkemli oyunların arkasindaki o kaliteli müzigi sanal ortamda bulmak oldukça zor . işte biz çerkes kültürünün yapıtaşlarından biri olan bu geleneksel müziklerin hepsini bir araya toparladık.

  Bu müzikler malesef sanal ortamda büyük bir sisteme bag?ml? olmadan tekil ?ah?slar taraf?ndan dag?t?lmakta bu müziklerde zamanla kayolup gitmektedir. Biz bu müziklerin hepsini bir araya toplay?p grupland?r?p kullan?c?lar?m?za ücretsiz olarak dag?tarak cerkes kültürünün bir simgesi olan müzikleri daha geniş kitlelere duyurma amacıyla yola çıkmıştır.

 Ana tabanda her ne kadar müzik paylaşım plartformu olarak görülsede adige wored aslında yan unsurlarıda gözden kaçırmayarak adige wored üyelerine özel grafikler (resim,video vb) yayınlayarak bu kültürün ayakta durmasını bir nebzede olsun desteklemek amacını gütmektedir.

 Herhangi bir dernek oluşumu yada isim altına kayıtlı olmayan Adige Wored Tarafsız şekilde yayın hayatına başlamıştır. Müzik Kutusu hizmeti ile yakın zamanda bir çok internet sitesine kesintisiz ve sorunsuz müzik yayını yapacak olan sitemiz siz degerli takipçilerimiz ile gelişim sürecini hızlıca aşıp hatırı sayırılır siteler arasına girecegimize eminiz...

Son Güncelleme ( Perşembe, 19 Haziran 2008 )
hatiaqo gönderdi. | Yorum Ekleyin | 19 Ekim 2008 | Adige Wored
"Bir zabit arkadaşımla oturuyorduk. Yanımızdaki masada iri, palabıyıklı, kocaman kalpaklı bir babayiğit, çetin bir Çerkes şivesiyle karsısında sıralanmış irili ufaklı kalpaklılara birşeyler anlatıyordu. Daha Kafkasya'dan yeni gelmiş sanılacaktı.

- Demek yollar açıldı, dedim.

Arkadaşım,

- Hangi yollar? diye yüzüme baktı.

- Hangi yollar olacak, Karadeniz yolu.

- Nereden bildin?

- Baksana su hemşeriye... İşte mutlaka yeni gelmiş olacak.

- Hangi hemşeriye?

Sağımızdaki, yanağından kan damlayan iri Çerkesi gösterdim. Arkadaşım bir kahkaha attı. Azıcık daha katılacaktı.

- Çerkes taklidi yapar!

- Güldürmek için mi?

- Hayır.

- Ya niçin?

- Kendini Çerkes zannettirmek için.

...

Tekrar koca kalpaklı babayiğide baktım. Hiç Türkçe bilmez bir Çerkes fesahatiyle başını ağır ağır sallayarak elindeki gümüş savatlı kamçıyı çizmelerinin uzun konçlarına vurarak, takır tukur konuşuyordu. Sandalyeye ata biner gibi binmişti.

- Şaka etme, dedim, bu halis muhlis Çerkes...

- Arkadaşım yemin etti:

- Vallahi değil...

- Ne biliyorsun?

- Nasıl bilmem, benim sınıf arkadaşım.

- Ne gülüyorsun?, dedim.

- Ayol o Çerkes değildir! dedi.

- Ey, lisanına ne diyeceksin?

- Zabit mi?

- Evet, fakat cuma günleri böyle Çerkes gibi giyinir.

Merak ettim:

- Çerkes değil diyorsun, Gürcü mü?

- Hayır.

- Çeçen mi?

- Hayır.

- Lezgi mi?

- Hayır.

- Ya ne?

- Türkoglu Türk!

- Nereli?

- İstanbullu... Anası Germiyanzadelerden. Babası... Mirliva olduğu halde daha dilini düzeltememiş bir Kastamonulu idi...

O halde bu Türk, niçin herkese kendini Çerkes zannettirmek istiyor? diye sordum. Arkadaşım tekrar bir kahkaha attı.

- Bak sana anlatayım niçin, dedi. Bu sahte Çerkesin adi Mahmut Beydir. İdadi ikinci sınıfa kadar hiçbir milliyet iddiası yoktu. O sene ramazan tatilinde bir arkadaşı kendisine Karamürsel'den gayet zarif bir Çerkes kayışı getirdi. Bu kayışı hepimiz gördük. Hakikaten nefisti. Gümüş savatlı tokaları ağır, kayışı siyaha yakın koyu lacivertti. Gümüşten üç büyük sarkıntısı vardı. Mahmut bey bu kayışı beline takti. O günden itibaren Türklerle konuşmamağa, hep Çerkeslerle düşüp kalkmağa başladı. Ertesi sene hiç tanıdığı olmadığı halde tezkere getirerek Karamürsel'e sılaya gitti. Harbiyeye geçtiğimiz zaman Mahmut Bey, Türk şivesini kaybetti. Büyük fedakârlıklar yaparak piyadeden süvariliğe becayiş etti. Zabit çıktığımız zaman Türkçe’yi unutmuştu. Ama, Çerkesceyi de öğrenemedi. Öğrendiği mükemmel bir Çerkes şivesiydi. Adini alay için "Çerkes Mahmut" takmıştık. O buna kızmaz, hatta iftihar ederdi. Zabitken meşhur bir Çerkes paşaya intisap etti. Onunla İstanbul'a sürüldü. Kafkasya'ya kaçtı. Milleti ile hiç münasebeti olmayan yerleri öz vataniymiş gibi gezdi, dolaştı. Bir Çerkes kızıyla evlendi. Hürriyetten sonra İstanbul'a geldi. Artık isi gücü Çerkeşlik için çalışmak oldu. Her yerde su işittiğin garip şive ile "Adige" propagandası yapmağa başladı. Kastamonulu pasa babasından kalan serveti Çerkes Tarihi'ni yazacak muharrire adadı.

Kafkasya'dan yeni gelmiş sandığım sahte Çerkes Türke tekrar baktım.

- Acaba akrabaları içinde Çerkes filan yok mu?

Arkadaşım,

- Yok be yahu! diye elini tas masaya vurdu, halis muhlis Türk diyorum! Hâlâ bir kelime Çerkesce bilmez. Sınıf arkadaşımın Karamürsel'den getirdiği Çerkes kayısında sanki bir tılsım vardı. O andan itibaren Çerkeslik sevdasına düştü.

Arkadaşım yarim saat kadar Çerkes Mahmut beyin gülünç menkıbelerini anlattı. Hali tavrı son derece babayiğitvari olan bu kahraman, meğer ömründe hiçbir muharebeye girmemiş. Son derece korkakmış. Daima tanıdıklarının iltimasıyla seferberlik zamanını geri hizmetlerde geçirmiş.

Biz konuşurken Çerkes Mahmut bey gülerek, yanındakilere Çerkesce sakalar ederek kalktı. Büfenin önünde durdu. Para veriyordu. Çantasını pantolonunun cebinden çıkarırken gördüm. Belindeki yirmi sene evvel Karamürsel'den hediye gelen kayışın savatlı gümüş sarkıntıları pırıl pırıl parlıyordu. Türklerin hariçten kendi içlerine gönüllü bir tek "Millettas" celbedecek böyle ehemmiyetsiz kayışçıkları bile olmadığını düşündüm.

[Ömer Seyfettin, Bütün Eserleri, Cilt 4, Bilgi Yayınevi, 1988, s.84-87. İlk baskı: Zaman gazetesi, 13.2.1335]" NART AJANS
hatiaqo gönderdi. | Yorum Ekleyin | 19 Ekim 2008 | İKTİBAS
Ara

Nurdan Merve VURAL

Son Yorumlar
Linkler
 
 

Online Kişi Sayacı 

Website counter