|
Fatma Gül SÖNMEZ |
|
Murat ÖZDEN |
|
Vahdet ŞAHAL |
|
Ergün GÜLDAL |
|
Recep ŞEREF |
|
Murat Ufuk KARAERKEK |
|
Наже Берк |
|
Seyahatnâmem EvliyaÇerkesi 1эулый щэрджэс |
Türkçe unutsam bile "önemi yok", "patlayan şeker", "danaya girelim" unutamam galiba.
Onların ülkesinde danaya kurtlar değil,Türkler giriyorlar.
(Seyehâtnamem)
Recep İstek/kayseri, (Dha)VATAN haini ilan edildikten sonra Ürdün'de yaşamını yitiren Çerkes Ethem'e, iade-i itibar verilmesi ve mezarının Türkiye'ye getirilmesi için yaklaşık 2 ay önce internette başlatılan kampanyada, 5 bin imza toplandı. Toplanan imzalar, TBMM Başkanlığı'na gönderildi. Kayseri'de reklam ajansı bulunan ve 'uzunyayla.com' sitesinin sahibi Oğuz Berk, internette başlattıkları kampanya kapsamında, yaklaşık 2 ayda 5 bin imza topladıklarını söyledi. Vatan haini ilan edildikten sonra ülkesine dönmek için ne kadar istekli olduğunu belirten Çerkes Ethem hakkındaki gerçeklerin artık günyüzüne çıkması gerektiğini belirten Berk, dilekçesinde şu görüşlere yer verdi: ''Bir zamanlar 'Kızıl Sultan' denilen Cihan İmparatoru Abdülhamit, asılarak idam edilen Adnan Menderes hakkındaki gerçekler yıllar sonra ortaya çıkmıştır. TBMM'nin, varlığını borçlu olduğu, mümtaz isimlerden Çerkes Ethem, hakkındaki gerçeklerin ortaya konulup, iade-i itibarının yapılarak, naaşının layık olduğu yere, defalarca ölümü göze alıp, bedenini siper ettiği topraklara getirilmesi, TBMM'nin borcudur. Çerkes Ethem hakkında TBMM'de komisyon kurulup, hakkındaki gerçeklerin gün yüzüne çıkartılmasını, iade-i itibarının yapılıp, naşının devlet töreni ile doğum yeri Bandırma'ya naklini istiyoruz.'' Kurtuluş Savaşı döneminin önemli isimlerinden Çerkes Ethem'in ihaneti olarak tarih kitaplarında anlatılan olayların çoğunun doğru olmadığını savunan Berk, şöyle dedi: ''Türkiye Cumhuriyeti'nin vatandaşı olarak, özgürlüğümüzü borçlu olduğumuz en alttaki neferinden, en üstteki askerine, devlet adamına kadar, bu ülke için her şeyini ortaya koymuş tüm gazi ve şehitlerimizin önünde saygıyla eğiliyoruz, şükranlarımızı sunuyoruz. Bir çok bilginin, o günün şartları ve iletişim imkanları çerçevesinde yanlış olduğu, yakın tarih yazarı tarihçi, bilim adamı, gazeteci ve aydın tarafından ifade edilmektedir. Söz konusu tarihçi ve aydınların görüşleri ekte sunulmuştur. İlişikte imzası bulunan 5 bin kişi adına sunuyoruz.''
KURTULUŞ Savaşı'nda Kuvayı Milliye döneminin çetecilerinden olan Çerkez Ethem, 1885'TE Bandırma'da doğdu. Bandırma'nın Emre köyüne yerleşmiş Sapşığ Çerkez oymağından, Ali Bey'in beş oğlunun en küçüğüydü. Ağabeyleri, İlyas ve Nuri beyler, Rum eşkıyalarıyla çarpışırken öldü, Reşet ve Tevfik beyler ise 1901 ve 1902 yıllarında Harbiye'yi bitirerek subay oldu. Reşit Bey çeşitli cephelerde çarpıştı. 1919'da Meclisi Mebusan'a Saruhan Milletvekili olarak katıldı. Oradan Birinci TBMM'ye geçti. Çerkez Ethem, evinden kaçarak Bakırköy Süvari Küçük Zabit Mektebi'ne girdi. Balkan Savaşı'nda Bulgar cephesinde yaralandı. Kıdem zammı ve madalya aldı. 1'inci Dünya Savaşı'nda Eşref Kuşçubaşı'nın yönettiği Pan Turanist Teşkilatı Mahsusa ile birlikte İran, Afganistan ve Irak'a yapılan akınlara katıldı. Yaralanarak savaş sonunda köyüne çekildi. 1919-1920 tarihleri arasında bir yıldan uzun bir süre Anadolu'da tek önemli vurucu güç olan Kuvayı Seyyare'yi kurdu ve yönetti. Düzenli ordunun kuruluşu döneminde, kayıt altına girmek istemeyerek hükümete başkaldırdıktan sonra, 1921 Ocak ayı ortalarında Yunanlılar'a sığındı. İzmir'e, oradan da Atina'ya gönderildi. Ankara İstiklal Mahkemesi'nin, ağabeyleri ve yakın adamlarıyla birlikte, Ethem Bey'in de gıyabında verdiği 9 Mayıs 1921 tarihli ve 573 sayılı karar ile 'Müsellahan takibi hükümet cürmünü irtikap ederek', düşman tarafına firarından dolayı idama mahkum oldu. Lozan Anlaşması'ndan sonra da 150'lik listeye dahil edildi. Bunun üzerine önce Mısır'a sonra da Ürdün'e giden Ethem Bey buradaki Kafkas göçmenleri arasında sessizce yaşadı. Kardeşlerinin aksine, 150'liklerin affından sonra da Türkiye'ye dönmedi. 1948 yılında Amman'da öldü ve bir Çerkes mezarlığına gömüldü. | ||
|
Padişah 6. Mehmet Vahdettin'in maiyeti Kuvve-i İnzibatiye'ye dahil kabine üyeleri Sevr Anlaşması'nı imzalayanlar Kuvve-i İnzibatiye'ye dahil kabine üyeleri Mülkiye ve Askeriyeden Çerkes Ethem ve avanesi Çerkes Kongresi'ne murahhas olarak iştirak edenler Polisler Gazeteciler Diğer şahıslar | ||
|
"Bekir bey merhaba,
Hani meşhur bir hikaye vardır. Bir vaka anlatmışlar da dinleyen adam A oğlum demiş, Ben bu hikayenin neresini düzelteyim? Söylediğin Peygamber Hz. Süleyman değil, Hz. İbrahim olacak. Kurban etmeye kızını değil oğlunu adamış. Oğlunun adı İsrafil değil İsmail. İsmail'in canını kurtarmak için gelen meleğin adı Azrail değil Cebrail. Gökten inen kurban keçi değil koyun... Sizin yazınızda buna dönmüş. Tolga Karel, zaman, olay ve şahısları karıştırmış ve siz de hiç fark etmemişsiniz. Stalin ve Marks'ı çağdaş yapması bile sizi uyandıramamış ve üstelik Karl Marks olmak istiyorum diyerek sazanlık yapmışsınız. Çerkeslerin bahsedilen sürgün tarihi -öncesi ve sonrasıyla- 1864'dür; yani dönem Çarlık zamanıdır. Ve o zaman Stalin daha doğmamıştır bile. Stalin döneminde yurtlarından sürlenler ise 1944 yılında Çeçen-İnguşlar, Karaçaylar, Kırımlılar, Ahıskalılar v.d. bazı halklardır. Ama gemilerle değil, vagonlarla; Sınır dışına Türkiye'ye değil, Sovyetler içinde Sibirya ve Kazakistan'a sürülmüşlerdir... Çar döneminde Sovyet Yönetimi çok büyük baskı kuruyor Çerkezler üzerinde demişsiniz. Bu bir ok attım kebap oldu darbı meseline dönmüş bu iş. Çar döneminde Sovyet yönetimini... Nasıl tevil edeceğinizi çok merak ediyorum doğrusu. Sonra, Kafkasya'da doğmuş, orada büyümüş o dönemin Çerkezlerinin anavatanı nasıl Türkiye oluyor o da izaha muhtaç bir başka konu. Hamallık yaparak ölen Çerkez Başkanı öğrenmek isterdik doğrusu, keşke ismini yazsaydınız. Pşimaho Kotse'yse adı geçen kişi (ki Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti'nin 2. Devlet Başkanıdır) 1920'li yıllardan bahsediyorsunuz. Türkiye'de yoksulluk çekti ama hamallığını bilmiyorum. Tahsiline (hukuk) ve kariyerine uymayan bir şekilde önce bir çuval fabrikasında ve sonra da devlet işinde basit bir görevde çalıştı ve emekli oldu. Son olarak sizi hayal kırıklığına uğratacağım ama Stalin'in limanlara yığdığı Çerkezlerin yaşadığı zulümlere şahitlik eden gazeteci Karl Marks olma ihtimaliniz sıfır. Çünkü, Stalin 1879'da doğdu; Karl Marks 1883'de öldü. Bu iki ismi nasıl çağdaş kıldınız anlamak zor. Ve daha sonrası ise Karl Marks'ın bahsedilen şekilde Kafkasya'daki olaylara doğrudan bir tanıklığı yok. Karl Marks'ın sadece Kafkas halklarının mücadelesini öven Avrupa'da oturarak yazdığı bir kaç yazısı var. Velhasıl Tolga Karel Uçmuş, siz de çanak tutmuşsunuz. ... Bu tür yazıları uçan kuş basitliğinde çalakalem yazmanız, size o köşeyi verenlere ve o gazeteyi alanlara ciddi bir saygısızlık. En büyük kitaplık internet ve o da elinizin altında, iki dakika araştırsanız ne var. Şimdi söyleyin kim sizin projenizi ciddiye alır. Birazcık ciddiyet. Erol Karayel" | ||
|
Yorumlar yazarlarına aittir. İçeriklerinden biz sorumlu tutulamayız.
| ||
|
İnsanları ölçermisiniz, yoksa İnsanları mengene anlamında sıkıştırırmısınız. Kumpas bir tür oyun neticesinde kurulan bir tezgah anlamınada gelebilir. Kullanış biçimi burada çok önmelidir. Ben bunları yazar ve düşünürken bugün Yeni Şafak Gazetesi'nde Yasin DOĞAN'da benim düşündüğümün hemen hemen aynısını düşünmüş ve kaleme almış. Onun bu güzel yazısını canı gönülden paylaşıyor ve de burada yayınlıyorum. Katılan katılır. Katılmayan kendi bilir. Bu konuda fikri olanlarada açığız.
| ||
|
Nurdan Merve VURAL |