|
Fatma Gül SÖNMEZ |
|
Murat ÖZDEN |
|
Vahdet ŞAHAL |
|
Ergün GÜLDAL |
|
Recep ŞEREF |
|
Murat Ufuk KARAERKEK |
|
Наже Берк |
|
Seyahatnâmem EvliyaÇerkesi 1эулый щэрджэс |
Türkçe unutsam bile "önemi yok", "patlayan şeker", "danaya girelim" unutamam galiba.
Onların ülkesinde danaya kurtlar değil,Türkler giriyorlar.
(Seyehâtnamem)
|
Bu başlık her türlü görüş için norm kadro bir yaklaşım mıdır, bilemem?
Bunu her ortamda ve her şartta karşılaşabileceğimiz bir iz düşüm müdür, onu da bilemem? Görünürde ÇHİ’nin Kayseri mitingine kurumlarımız aval aval bakar gibi görünseler de el altından ya da saman altından su yürütmeye canla başla çalışmaya devam etmektedirler. Çerkeslerde, Çerkescilik için elle tutulur bir şey olmasa da kurumlarımız diye afra tafra yapan bir kesim olsa ve bu kurumlarımıza toz kondurmasalar da yaptığı gizli katogorili / aşamalı eylemlerini de ne kadar dil dökseniz anlatamaz ve de kabul ettiremezsiniz |
|
|
Hayatı İ’ye mi alayım yoksa Tİ’ye mi alayım bende bilemiyorum?
Varlık içersinde darlık çekiyorum. Herkes akıl küpü. Herkes akıl veriyor. Kepim dahası da elimle açarak ters tuttuğum şemsiyemin içleri, akletim, külotum, gömleğimin cebi, ceketimin iç ve dış cepleri, paltom ve pantolonumun cepleri bile paçalarımdan akarak ayakkabımın ya da çizmelerimin içine dışarıdan verilen dolma akıllar ile dolup taşıyor. Her önüme gelen ilk hoş beşten sonra ne yapıyorsun ya da ne yapacaksın sorusunun cevabını sunmaya fırsat bulamadan karşı taraf kendine has olan sana lüzumsuz bilgilerini boca ediyor. Keli, körü, camgözü yani dört gözlüsü, değneklisi - değneksizi, delisi - yarım akıllısı, işsizi - güçsüzü, tembeli, şişmanı – zayıfı, uzunu – kısası, kadını – erkeği, yaşlısı – genci, aklınıza geleni – gelmeyeni, deniz aşırısı, ne cins, ne çeşidini isterseniz hepsi akıl veriyor. |
|
|
Çocukluğumda çok kez bindiğim Fransız yapımı burunsuz Renoult minibüsüyle şimdinin Gaziosmanpaşa semtinin ismi olan Taşlıtarla’ya giderdim. Bu Taşlıtarla da Haliç’in yamaçları, Pazariçi, Alibeyköy ile Küçükköy arka yamacına bakan kısmı da Yıldıztabya, onun aşağı tarafı olan Silahtara doğru iniş olan yamacın düz kısmına da Kahveler denirdi. Minibüsler ister Beyazıt - Vezneciler’den, ister ise Topkapı’dan kalkan minibüslerin muavinleri arabanın sağ kapısına asılaraktan Taşlı, Dörtyol, Pazariçi, Yıldıztabya, Kahveler diye bağırıp çağırırken birde Rami kışlasının iç tarafından gidenler Rami’den, dış tarafından gidenler ise eski Bereç Pil fabrikası yanından gittiklerinden Bereç’den diye de bağırırlardı. Bu Pil fabrikasını bilmeyenlerde Bereç’i, Beleşten yani avantadan gidildiği izlemine kapılırlardı. Bunun neticesinde de müşteri ile araç muavini arasında tatlı esprilere neden olurdu.
|
|
|
Başkalarının değer yargıları üzerinden neden kendimizi tanımlamaya çalışıyoruz?
Ben Çerkesim. Amma benim Çerkesliğim yıllar içersinde bana unutturulmuş. Ben neden ırkımın bana kalıtsal gelen değerleri ile yaşayamıyorum? Ben neden başka Halkların ve Ulusların değerleriyle kendimi mukayese edip onların değerleri üzerinden benim Halkımın değerleriymiş gibi farz edip ya da algılayıp o değerler üzerinden kendimi infaz ediyorum? Biz bu durumu Türklerin, Arapların, Arnavutların, Kürtlerin, Rusların değer yargıları üzerinden değil de Çerkes Ulusunun değer yargıları üzerinden düşünüp, taşınıp ve o yönde kendimizi savunsak daha doğru olmaz mı? |
|
|
LEJEN XASE Alıştay mı yoksa Çalıştaymıydı?
Evet, bizler LEJEN XASE için İzmit Derbentte Çerkes köyünde ki Kocaeli Üniversitesinin Uygulama Otelcilik Okuluna gittik. Çerkes Calıştayını dışarıdan izlemledik. Lakin Çerkesliğin tahammülsüzlüğü nedeniyle neredeyse Çerkes Çalıştayı sabote olacaktı. Çalıştayın içersindeki bir panelist konuşma yaparken hemen Çerkesliğin ezilmiş refleksleri devreye girdi ve anında parmaklar havaya kalkıp söz istemeler başladı. Bazısı hemen yarı istek, yarı isteksizlikle Moderatör tarafından verilen söz hakkı ile karşı söylemler uçuşmuyu başladı. |
|
|
Arkadaşım bir önceki ÇHİ toplantısına geldi ve söz alıp düşüncelerini dillendirdi. Biz bu yapının neresindeyiz dedi? İçindemiyiz, dışındamıyız bilelim diye bir konuşma yaptı.
Sonra ki ÇHİ toplantısına çağrılmadı. Çalıştayda bu arkadaşımın çağrılmasını haddim olmayarak teklif ettim. Tabiî ki dışardan biri olarak benim bu teklifim itibar görmedi. Ararız, söyleriz dendiyse de geçiştirildik intibaına ister istemez kapıldım. Bende arkadaşıma telefon edip bu Çalıştaya ben seni davet ediyorum diyerek dışarıdan türübünlerden müdahil oldum. |
|
|
Evreni ya da Kainatı kavrayamamamızda ki noksanlığın sebebi bize giydirilmiş kalıplar halinde eski insanların bizi yanıltma dürtüleri altında yatan yanlış inanışların tezahürüdür. İmam sadece İmam’dır. Doktor sadece Doktordur. İmamında elinde teknoloji olarak bilgisayar, ansiklopediler, görsel yayın ve yazılı basın olmasına rağmen zahmet edip de öğrenme dürtüsüyle yönlenmeyip elinde ki bilmece mesabesinde ki Kuran öğretileriyle karşısında ki insanı hipnoz ederek para araklama yöntemlerini tercih edip inanç zayıflığı ile mücadele edemeyen insanı yontma sanatını icra eder. Kuran okuma, hatim, mevlüt, vaizlik, hatiplik, devir, cami bekçiliği, müezzinlik, diyanet görevliliği, müftülük, Diyanet işleri başkanlığı mevkileri kullanılarak Hıristiyan din adamları gibi para kazanma mesleği mertebesinde olayı ele alınmasından kaynaklanmaktadır. Din adamlığı mevkii.
|
|
|
Ben Yaradan’ımı algılayabildiğim anlamda metotsal olarak inanır ve ibadet ederim diyeceğimde ne yazık ki diyemiyorum. Ben Yaradan’ımı koşullandırılmış bir yapı içerisinde algılayıp o doğrultuda inanıp ve o yöntem bilgileri doğrultusunda ibadet ve inanç manzumesiyle olaya yaklaşıp teslim olup öğretilen bilgi ve detaylar doğrultusunda yönelip istişaresiz bir pozisyonda teslim olarak vazifemi yerime getiriyorum.
Metotsal farklılıklardan ne çıkarmalıyım, ne çıkarmalısınız? İmdi Allah’ın bize gönderdiği peygamberlerin her toplumun yapısına göre ve şekli şemasına uygun olarak ve dili kültürü doğrultusunda bir yaklaşım güttüğüne inanmaktayım. Evrensel olarak gelen 4 ehli kitap sahibi olan peygamberlerimiz Davut, Musa, İsa ve Muhammed arasında ki metot farkları, ayrımı idi yoksa Zebur, Tevrat, İncil ve Kuran arasında metotsal hiçbir fark yok mu idi? |
|
|
Bir şeyin bütünlük arz etmesi için minik minik parçaların birbirlerine bitiştirilmeleriyle ortaya tamlanmış bir bütünlük teşkil eden tamlama çıkar.
Konuyu biraz açarsak; arabanın bütünlüğü ile birlikte elinize tek tek parçaları alıp da ya bu ne veya nerenin parçası dahası neye benziyor diyerek kala kalırsınız. Onu en iyi bilen o arabanın markasının servisinde çalışan o alanın tamircisi ya da depo sorumlusunun işi olduğunu bilmeliyiz. Tamirci demişken; elektrikçi, camcı, lastikçi, boyacı, kaportacı, eksozcu, ön takımcı, kilitçi, motorcuları da vasıflarına göre ayırıp herkes kendi alanında işini en iyi yaparsa o arabayı da müşteri olarak binen sürücüsü kıymeti harbiyesini bilir. Bu konuda; ev, uçak, araba, TIR, At, avcı, bahçıvan, muhasebeci, pazarlamacı, gemi, uzay aracı, tank, top, füze, futbol, basketbol, valeybol, entbol, buz jokeyi, kayak, su dalgıçlığı, paraşütçülük, doktorluk, çelik eşya imalatı, ağaç yontuculuğu, meyvecilik, süpermarket, kuaförlük, bankacılık gibi konularda her şeyi bilmemiz mümkün olamamaktadır. |
|
|
Herkes kendine göre Yaradan’ını tarif etse ve yazılanları okuyarak bire bir incelesek bence çok hoş olur, derim. Herkes bu konuda konuşur ama kesinlikle kendine ait bir görüş tarzı değildir. Çünkü bunu ben kendimden bilmekteyim. Tanrı, Rab, Yaradan, Allah terimlerini başkalarının anlatımlarından tanımaktayım, bilmekteyim.
Ben Yaradan’ı tanımlayan kendi başına hiçbir kimseye rastlamadım. Hemen hemen herkes bir başkasının anlatımını bir başkalarına anlatmaktadır. Tekzip ve tekstir etmektedirler, aktarmaktadırlar, copylemektedirler. Yaradan’ının izahatını, anlatımını, nereden edindiğini bilmeden öylesine bir inanışla insanlar başkalarına aktarmaktadırlar ki, bu duruma karşı çıkmanız ise asla mümkün değildir. Bizler inanç olarak korku dinine inanmaktayız. Hep korkutularak bir şeyler öğrenmiş ya da öğretilmişiz. Öğretilmişlik çaresizliğin değişik bir versiyonunu küçüklüğümüzden beri istemeden üzerimize işlenmektedir. |
|
Nurdan Merve VURAL |

Kafkasya Bizim
müslüman kafkasya
http://kafkasyabizim.wordpress.com