hatiaqo-Meydancı
Mayıs 2012
PzrPztSaÇaPeCuCts
12345
6789101112
13141516171819
20212223242526
2728293031

 Fatma Gül 

  SÖNMEZ

 

 Murat ÖZDEN

 Vahdet ŞAHAL

 Ergün GÜLDAL

 

 Recep ŞEREF

Murat Ufuk KARAERKEK

  Наже Берк

  Seyahatnâmem

       

EvliyaÇerkesi

  1эулый щэрджэс

 

Türkçe unutsam bile "önemi yok", "patlayan şeker", "danaya girelim" unutamam galiba.

Onların ülkesinde danaya kurtlar değil,Türkler giriyorlar.

                           (Seyehâtnamem)

Yıllık Arşiv
Ana SayfaİKTİBAS>İKTİBAS
"Almanya'nın Köln kentinde kısa süre önce kurulan "Circassian Network" (CN) adlı lobi grubu için tanıtım günü düzenledi.
Almanya'nın Köln kentinde kısa süre önce kurulan ve Çerkes kültürünü yaşatmanın yanı sıra kültürler arası çalışmaları geliştirmeyi, Almanya ve Avrupa'da yaşamakta olan Çerkeslerin uyumunu teşvik edici önlemler almayı hedefleyen "Circassian Network" (CN) adlı lobi grubu için tanıtım günü düzenledi.
Etkinliğe katılan davetliler arasında, Kuzey Ren Vestfalya (KRV) eyaletinde ağustos ayı sonunda yapılan yerel seçimlerde Köln büyükşehir belediye başkanlığını kazanan ve 21 Ekimde göreve başlayacak olan Jürgen Roters de yer aldı.
hatiaqo gönderdi. | Yorum Ekleyin | 18 Temmuz 2011 | İKTİBAS
Düello geleneğimiz vardır mesela ve ilk hamle hakkı davet edilenindir! Çok kadınla evlenme âdetimiz yoktur. Küfür yoktur! Kadın yürürken, erkek ata binmez! Çerkes kızları evleninceye kadar bağımsız bir insan olarak herkesle görüşmekte, toplantılara katılmakta serbesttir. Delikanlılar ve kızlar grup halinde evlerde bir araya gelerek sohbet edebilirler. Danslarımızda göbek atılmaz, kalça kıvrılmaz, gerdan kırılmaz ve ceketin düğmeleri çözülmez. Erkek ve kız, dans sırasında birbirlerine arkalarını dönmezler, konuşulmaz, şaka yapılmaz. Kız-kıza, erkek-erkeğe dans edilmez! Binlerce yıllık geleneğin daha birçok özelliğini konuşabiliriz ve genetik ya da kültürel miras yoluyla etkisi mutlaka vardır.
http://www.stargazete.com/pazar/biz-cerkezlerde-duello-gelenegi-vardir-351574.htm
hatiaqo gönderdi. | Yorum Ekleyin | 15 Mayıs 2011 | İKTİBAS

YERİN YEDİ KAT ALTI  Ferhat Kentel  14.05.2011
Geçtiğimiz günlerde “Demokrasi İçin Çerkes Girişimi”nin (DİÇEG) düzenlediği bir toplantı, insanın “yer” ile ilişkisi hakkında benim için ders doluydu.
Birtakım “yerler” ile ilişkimiz çok şey anlatıyor. Kendimize dair sürekli bir yer edinmeye çalışıyoruz... Kafamızı sokacak bir ev, evde kendimize ait bir yerimiz olsun istiyoruz. Evimizi, odamızı süslüyoruz; kendimize dair işaretler, hatıralar serpiştiriyoruz sağa sola; “tanıdık” yapmak istiyoruz yaşadığımız yeri ve de kullandığımız mekânları... Biraz olsun “ben” diyebilmek için... Bu “ben”in dağılmaması, kaybolmaması, “yer”ini bilmesi için bir “düzen” kurmaya çalışıyoruz; kitapları, CD’leri alanlarına, konularına göre ayırıp ilgili raflara, bardakları bir tarafa, tabakları başka bir tarafa diziyoruz.
Hem bütün biricikliğimizle kendimiz olmak istiyoruz hem de benzerliklerimizi paylaştıklarımızla birlikte olmak, “biz” olmak istiyoruz.
Tekil insanlar olarak sürdürdüğümüz bitmez tükenmez yer inşa çabası, “bizim” için de sürüyor. Aynı dili, inancı, kültürü, dertleri, hafızayı paylaşan topluluklar da kendilerine dair, fiziksel ya da sembollerle dolu bir “yer” yapıyorlar. Yaşadığımız sokak, köy, şehir bizim anlam dünyamızı kurmada ilk referanslarımız oluyor. Ama o “yer” aynı zamanda âdetlerle, geleneklerle, bazen basit, bazen karmakarışık ve ayrıntılı ritüellerle birlikte bir bütün haline geliyor.
Yer değiştirdiğimiz her seferinde bocalamamız da bu yüzden. Bizim için anlamlı işaretleri kaybediyoruz. Geride bıraktığımız ve bir daha geri dönemeyeceğimiz evler, sokaklar, bir zamanlar “içinde yaşadığımız” çocukluğumuz ve gençliğimiz özlem ve nostalji konumuz haline geliyor. Yeniden bir yer ve onun işaretlerini kurup içselleştirinceye, yeni yerimizi “bize dair” bir hale getirinceye kadar.
http://www.cerkesgirisimi.org/wp/?p=622

hatiaqo gönderdi. | Yorum Ekleyin | 14 Mayıs 2011 | İKTİBAS

Soyadı,bir insanın kimden doğduğunu ve nereden geldiğini söyler ve ilke olarak hiçbir kaçış yolu bırakmaksızın bir aidiyet tayin eder kişiye. Hem geçmişi görmezden gelmek için bir kaçış yoludur hem de ulusal türdeşlik ilkesini seçen Türklerin durumunda olduğu gibi bir ulus inşa yöntemidir aynı zamanda. 

Bilindiği gibi 1920'li ve 1930'lu yılların Türkiyesi , gayrimüslim unsurları koparılmış yerli Anadolu halklarına iyi kötü eklemlenmiş Balkan ve Yunanistan muhacirleri ile Kafkas muhacirlerinden oluşuyordu. Halk nezdinde gerçek bir tartışma ve tabandan gelen bir talep olmaksızın  reformların kelimenin tam anlamıyla yukarıdan dayatıldığı Jakoben  bir devrimle soyadı kanunu bu halklara dayatıldı.  

Çetao Nadir Yağan

Devamı> http://cherkessia.net/author_article_detail.php?article_id=184

hatiaqo gönderdi. | Yorum Ekleyin | 29 Haziran 2010 | İKTİBAS

Geçen yazımızda “Çerkesler için zaman en kötü ilaçtır, zamana karşı bir yarış içerisinde örgütlü mücadelemizi başlatmamız gerekiyor” demiştik.
Hastalıklar ve travmalar için zaman en iyi ilaçtır denir. Ama bu Çerkesler için malesef en kötü ilaç. Çünkü zaman çok hızlı akıyor ve Çerkesleri hızla yok ediyor. Asimile ediyor. Şayet bizler bunu böyle seyretmeye devam edersek, uğruna mücadele edilecek Çerkes dili, kültürü ve ulusu kalmayacakatır.
Buna karşı mücadele edelim deniyor. Her kafadan bir ses çıkıyor. Konuşuluyor ama iş yapılmıyor.
Ne yapmamız lazım?
Herkes bunu soruyor.
Cevabı hem çok kolay, hem çok zor.

Habraçö Murat ÖZDEN

DEVAMI> http://cherkessia.net/author_article_detail.php?article_id=207

hatiaqo gönderdi. | Yorum Ekleyin | 28 Haziran 2010 | İKTİBAS
Bu gün sonsuz derece bahtiyarım. Onun içinde Rabb’ıma sonsuz derece şükrediyorum. Zira övgülere layık olan O’dur.

Bahtiyarım, çünkü milletimin tamı tamına 146 yıl önce zorunlu tehcire tabi tutuldukları kadim Adıge yurduna dönüş yapıyorum. Ne kadar güzel bir ifade “dönüş yapıyorum” demek. Oysa topu topu dokuz günlük bir seyahat. Kalemim öyle yazıverdi işte.

Ben ise elli iki yaşımdayım. Çocukluğumdan beri rüyalarımı, hayallerimi ve ümitlerimi süsleyen bu mazlum, masum ve bensiz ata yurdumu ilk kez göreceğim. Gece boyu, geceler boyu zaman zaman uykularımı feda ettiğim, hayalimdeki güzelliğine âşık olduğum bu müstesna sevgiliye mutlaka kavuşacağım inşallah. Ve bu duygularımı “hayal kırıklığına uğrayabilirsin” uyarılarına asla aldırmadan son nefesime kadar korumayı da umut ediyorum. İşte bunun için bahtiyarım. 

Bram Alaudin

DEVAMI> http://www.jinepsgazetesi.com/index.php?module=news&news_id=11276&cat_id=94
hatiaqo gönderdi. | Yorum Ekleyin | 27 Haziran 2010 | İKTİBAS
Bereketli bir gün
 ‘Dünya Çerkes Birliği’nin yeni başkanı Azhakhov Kanşobi oldu. Kanşobi Kabartay-Balkar Cumhuriyetinden. Türkiye’den birisinin DÇB başkanı olmasını isterdik, çünkü Adıge nüfusunun büyük çoğunluğu Türkiye’de yaşıyor’

Bram Alaudin

DEVAMI> http://www.jinepsgazetesi.com/index.php?module=news&news_id=11330&cat_id=94
hatiaqo gönderdi. | Yorum Ekleyin | 27 Haziran 2010 | İKTİBAS

03.01.2010 Gazetesi           03 Ocak 2010 - Pazar
Apoletsiz kumandan


Çerkez Ethem ismi tarihimizde bir hainin adı olarak anılır. Peki, Milli Mücadele dönemindeki yararları Mustafa Kemal tarafından defaen vurgulanan Kuva-yı Seyyare Kumandanı gerçekten bir hain mi yoksa bir kahraman mı?


Tarih yanlış anlaşılmaların dışında belki başka türlü bir değerlendirmeyi gerekli kılıyor. Milli Mücadele tarihimizin kimi anları da böyle bir iç tartışmanın ya da yeniden değerlendirmenin gerekli olduğu durumları saklıyor içinde. Çerkez Ethem olayı belki de yeniden bir gözden geçirme; bir ilk durak olarak görülebilir... Çerkez Ethem; Kuva-yı Seyyare olarak adlandırılan milis güçlerinin kumandanı. Adı Milli Mücadele ile birlikte anılan bir halk kahramanı. İlk TBMM'den kahramanlık beratı almış bir asker. Peki, sonradan Yunanlılar'a sığınmış bir hain diyebilir miyiz ona? Mustafa Kemal'in bir dönem için sağ kolu olan bu ele avuca sığmaz Çerkez'in sayısız yararları da yazıldı, savaş zamanı Yunanlılar'ın safına geçme gerekçeleri de... Kuva-yı Seyyare Birlikleri olarak adlandırılan güçlerin komutanı Çerkez Ethem kimdi? Kurtuluş Savaşı döneminde sayısız yararlılıklar göstermiş olan Çerkez Ethem neden işgalci Yunanlıların safına geçmişti?

www.takvim.com.tr/Yazarlar/2010/01/01/apoletsiz_kumandan

YARIN: KUVA-YI SEYYARE
hatiaqo gönderdi. | Yorum Ekleyin | 26 Haziran 2010 | İKTİBAS
Türkiye’de sürgünü anlatan ilk Adığece klipin çekimlerini yapan Kaan Bingül ise, “Çalışmalarını her zaman takdirle takip ettiğim arkadaşlarımın böyle bir çalışmasına küçükte olsa katkı sağlamak benim için büyük bir gurur kaynağı. Evet, bu yıl sürgünün 146. yıl dönümü. Yaşananları anlatmak güç milyonlarca insan anavatanlarından sürüldükleri yetmiyor gibi hiç hak etmedikleri şekillerde yaşamlarını yitirdiler. Klip anavatana özlemi anlatıyor. Klip Kafkasya coğrafyasını andıran Gönen’in küçük bir Adige Köyü olan Üçpınar Köyü’nde gerçekleştirildi. Yapılan güzel çalışmaların asıl mimarları müzikal çalışmalara büyük emek veren değerli gençlerimizin. Umarım bu değerlerimize sahip çıkabiliriz” diye konuştu.
DEVAMI >
http://www.kafkasfederasyonu.org/haber/tr_basin/2010/150610_surgun.htm
hatiaqo gönderdi. | Yorum Ekleyin | 17 Haziran 2010 | İKTİBAS





Uluslararası Hukuk Belgelerine Göre
Kafkas Halklarına Uygulanan Soykırımı ve İnsanlık Suçları

Erol Karayel


 Bu makale,
21 Mayıs 2005 tarihinde
İstanbul'da düzenlenen
"Geçmişten Günümüze Kafkasların Tradejisi"
Başlıklı Uluslararası Konferansta tebliğ olarak sunulmuştur.


Kafkasya, jeostratejik konumu ve doğal zenginlikleri ile tarihin bilinen bütün dönemlerinde emperyal güçlerin iştahını kabartmıştır.

Kafkasya, tarih boyunca en kötü günlerini Rusya’nın bu bölgeye yönelik işgal girişimleri ile birlikte yaşamıştır. O topraklar üzerinde binlerce yıllık geçmişi olan yerli halklar, uğradıkları saldırılar ve uygulanan gayri insani politikalar sonucu bugün yok oluşun eşiğine gelmiştir.

Bir zamanlar Moskova çevresinde dağınık vaziyette yaşayan küçük Rus hanlıklarının birleşerek Kazan'ı işgal ettikleri 1552 senesi Rusların bir devlet olarak tarih sahnesine çıktıkları yıldır aynı zamanda. Sonrasında kurulan Rus devletleri, takip eden 400 yıl zarfında hükmü altında bulundurdukları toprakları tam 36 kat genişletmiştir. O tarihten bu yana görev alan tüm Rus yönetimleri hep aynı istikamette çalışmış, Rusya topraklarını daha da büyütmeyi hedef seçmişlerdir; ki bunlara bugünkü yönetim de dahildir.

http://www.kafkasevi.com/index.php/article/detail/335
hatiaqo gönderdi. | Yorum Ekleyin | 10 Haziran 2010 | İKTİBAS
Ara

Nurdan Merve VURAL

Son Yorumlar
Linkler

 

 

  Kafkasya Bizim 

    müslüman kafkasya   

http://kafkasyabizim.wordpress.com

 

Danef Sesli Sözlük
 
 

Online Kişi Sayacı 

Website counter