|
Fatma Gül SÖNMEZ |
|
Murat ÖZDEN |
|
Vahdet ŞAHAL |
|
Ergün GÜLDAL |
|
Recep ŞEREF |
|
Murat Ufuk KARAERKEK |
|
Наже Берк |
|
Seyahatnâmem EvliyaÇerkesi 1эулый щэрджэс |
Türkçe unutsam bile "önemi yok", "patlayan şeker", "danaya girelim" unutamam galiba.
Onların ülkesinde danaya kurtlar değil,Türkler giriyorlar.
(Seyehâtnamem)
|
Bazen hayatı bir otobüsün camından,
Bazen bir geminin güvertesinden, Bazen bir trenin peşinden, Bazen bir dağın tepesinden, Bazen de, durduğun pencereden seyretmek, hayatın içinden sıyırır seni. ...Kalabalığın içersinden alıp, götürür. O yolculuklardan geriye döner bakarsın. Aslında yolculuk seni dönmeyeceğin hissine kaptırsa da Sen hep aynı yerde kalırsın. Yani, giden bedenindir ruhun ise kalmak istediğin yerdedir. Nurcihan Üstüner |
|
|
ne senden çare, ne de benden bir çare.
Kalmadı söğüt ağacımın gölgesi üzerimde, kalmazdı belki de gurur gönlümün penceresinde. Sana selam olsun eeey, garip dostum. ...Darılsam olmaz, konuşmasam, kaçsam olmaz. Ben bilirim işimi ya alem. Sen boş ver de sadede gel. Latife, latife gül. Ömrüm geçerken soğukda, bir mum yak ışığınla Sönmesin ebedi söndüren olmadıkça. Dalından kopmuş yaprak gibi, savruldum gittim. Ne sen tutabildin, nede başka, başka toprak. Daldım uzaklara, uzaklar bana, bir köprü oluşurken gönlümde yara, yara... N.Ü |
|
|
Hatırlar mısın ağabeyinin düğününü
Sen çocuk ben çocuktuk hani Sen benim henüz farkında bile değilken ...Ben seni seyrediyordum gizli gizliden. İçerisi insan kalabalığı bir odaydı alt kattı pencerenin demirleri vardı. Yanılmıyorsam ya mavi, ya yeşildi. Öylecesine sana bakıyordum büyük bir adammış gibi ortalıktaydın. İşte o zamandan da önceydi Seni sevmem. Şimdi anlayabildin mi sevginin ne denli kutsal olduğunu ve saygı duyulduğunu Çocuktum. Zaten söylenmez mi çocukluk aşkı diye Yok, yok benimkisi delicesine. Zaman, zaman seslenirdin tanımadığın çocuklara kızardın faklı dilde Yine seni seyrediyordum utangaç, sıkılgan, korkak üstüm başım seninkinin yanında emanet Ama gururlu sevgi dolu senin olduğun çatıya doğru bakıyordum belli belirsiz… Bilir miydim uçurumun altından en tepeye kolay çıkılamayacağını, çocuk yaşımda anlar mıydım bu işin olamayacağını, söz geçer miydi sevdaya, dur diyebilir miydim içimdeki koşuşturmaya asla. Şimdi değişen ne! N.Ü. |
|
|
Çok uzağımda ki, yakınımlar.
Çok yakınımda ki, uzağımdalar. Gönül böyle mi? İster. Sonsuzluk mu? Dur karışık, karmakarışık düşünceler... Seni bilinmedik yerlere iterler. Kalk dik dur, oturduğun yerden hep aşağılar görünür de görünürler. ...Böyle zenci gibi siyah giyme, hep sana karanlık derler... Göz diktiğin yerler, seni yerler, seni yerler... Çok uzağımda ki, yakınımlar. Çok yakınımda ki, uzağımdalar. Dört duvarda ki ışık, pencereden geceyi böler. Yoklar yoktur, varlar ise vardığından habersizler... Nurcihan Üstüner |
|
|
Bir gölgeyim üzerinde.
Yılların yoramadığı, eskitemediği bedenim. Bazen ağırım bir kaya gibi, bazen ise, bir bulut. Hissetmezsin bile. ... Gözünün gördüğü her yerdeyim. Göz görmezse neyleyim. Bir gölgeyim üzerinde Yılların yoramadığı, eskitemediği bedenim. Bazen yağarım dolu misali, bazen atıştırırım yağmur damlası olurum. Pencerenin kenarına, adını senin koyduğun çiçeğin yaprağına damlarım. Gözyaşlarımdır asıl onlar, onlar sana fısıldarlar gecenin sessizliğinde. Kulaklarım çınlıyor dediğinde, işte benim sesimdir onlar. Seni çağırsalar da gelmeyeceğini bilir yüreğim. Alkışlarım kendimi, yaptıklarımı.Tıpkı, bir tiyatro gösterindeymişim gibi eğilirim önünde. Yarını düşünmem, yarından öncesini ise hiç bilmem Bir gölgeyim üzerinde.Yılların yoramadığı, eskitemediği bedenim. Bir kayığın küreği gibi, çaba sarf ediyorum. Karaya varabilecekmişim gibi hevesleniyorum. Öylesine saf, Öylesine cahilce. Tutukluyum geceye, gündüze bekliyorum azat günümü Bir gölgeyim üzerinde.Yılların yoramadığı, eskitemediği bedenim. Nurcihan Üstüner |
|
|
Başında başörtüsü sırtında küfesi
Ha babam, de babam çalışan ninem. Bir de bir yerlerde sakladığı bebesi. ......Senin o nasır tutmuş ellerinle, nasır bağlamış ayaklarınla, Neleri kastettiğini çok iyi biliyorum ben. Sen rahat ol. Senin o azminle, senden sonraki nesillere bir şeyler vereceğine Eminim ben. Karalar bağlama sakın, yas tutma haline, acıma sakın kendine Sen o acıları çoktan yenmişsin yüreğinde. Toprak kokan ellerinle, ekmek pişiriyorsun. Yorgun gözlerinle, pirinç ayıklıyorsun önünde. Ayağına bağladığın ipinle, bebe uyutuyorsun kısık, ürkek sesinle. Bir garip oluyorum seni öyle görünce Sonra, Kendime bakıyorum kendimce. Bir dilek tut, sadece bir dilek. Onu bile tutacak halin yok biliyorum ben. Sana dünyadaki bütün çiçekleri versem alır mısın? Kalbimi açsam girer misin içine? İşte ondan eminim, senin giremeyeceğin kalp yok yeryüzünde. Ne senin farkın var benden, ne de benim. İkimizde insan. İkimizde kadın. Farkı siz bulun vakit geçmeden. N.Üstüner. En değerli varlıklardan biri olan, kadınlarımıza değer verin. |
|
|
Bir daha böyle dalmam kör kuyulara,
Bir daha taş atmam kumsaldan okyanuslara. Küstürdün beni sen, Bir daha doğmam hayatta... Bir daha böyle yanmam kor, kor köz olmam ...Bir daha İstemem sevgini, hiç bir şeyini. İstemem hayatta… Nurcihan Üstüner |
|
|
|
|
|
Bırak hayat bizi örselediğini sansın,
Bırak hayat öyle avutsun kendini. Dexenay! Elbet "Guaşe" öyle kalmayacak O, daha destanlara konu olacak. Hattiler, TUR'UWALAR DOĞURACAK Anka kuşu olacak Yakılmış yurdundan yeniden Adıgey doğacak Roma'nın doğuşu gibi. "Guaşe" yorulmadı Dexenay, "Guaşe" önümde anne, Yanımda eş, Başımda kız kardeş... "Guaşe" Oşhemafe durdukça yaşayacak. Daha bir sıcak, Daha bir güzel, Daha bir tanıdık olacak. DEHENEYLER UMUT VERDİKÇE "GUŞE" MUTLU OLACAK. Bram Alaudin / KOBLI |
|
Nurdan Merve VURAL |

Kafkasya Bizim
müslüman kafkasya
http://kafkasyabizim.wordpress.com