|
Fatma Gül SÖNMEZ |
|
Murat ÖZDEN |
|
Vahdet ŞAHAL |
|
Ergün GÜLDAL |
|
Recep ŞEREF |
|
Murat Ufuk KARAERKEK |
|
Наже Берк |
|
Seyahatnâmem EvliyaÇerkesi 1эулый щэрджэс |
Türkçe unutsam bile "önemi yok", "patlayan şeker", "danaya girelim" unutamam galiba.
Onların ülkesinde danaya kurtlar değil,Türkler giriyorlar.
(Seyehâtnamem)
|
Murat Özden
21 Mayıs günü Beşiktaştan bana kalan en büyük kar hasret gidermek oldu. Kaffed toplanma saatini 18 olarak açıklamıştı internet sitelerinde. Saat 18.00 de Beşiktaşa vardığımızda programın başlama saatinin 20.00 olduğunu öğrendik. Bu zaman diliminde yıllarca görüşemediğimiz arkadaşlarla hasret giderme imkanı bulduk. Gıyaben tanışıp, şahsen tanışamadığımız insanlarla şahsen tanıştık. Ç.H.İ. mitinglerinde tanışma imkanı bulamadığımız dostlarla tanışma ve hasret giderme imkanımız oldu.
En çok sevindiğim, 31 yıldır görmediğim Düzceli arkadaşım Karmıko Mehmet'le karşılaşmam oldu.
Mehmet 1980 öncesi Halkın Kurtuluşu çizgisinde siyaset yapıyordu. Seçimlerde Emek,Özgürlük ve Demokrasi Bloku adaylarından Levent Tüzel'in seçim kampanyasının gönüllüleri arasında olduğunu ve Levent Tüzel'in üniversiteden arkadaşı olduğunu söyledi.
Emek,Özgürlük ve Dayanışma Bloku adaylarının Çerkeslerle tanışma ve taleplerini meclise taşıma isteğinde olduklarını söyledi ve benden yardım talep etti. Çok sevindiğimi ve benim de oyumun zaten onlara olduğunu belirttim. Dernek başkanımızla görüşüp, gerekli misafirperverliği göstereceğimizi söyledim.
Sonra İstanbul Kafkas kültür Derneği Başkanımız Sayın Yaşar Nogay'la görüşüp talebi ilettim. Sırrı Süreyya Önder, Levent Tüzel, Sabahat Tuncel derneğimizi ziyaret etmek istiyorlar dedim. Sayın başkanımız “Ben de çok istiyorum ama bu konuda yönetim kurulu kara verecek” dedi.
Sonrasında aradan 15 gün geçmiş olmasına rağmen Yönetim Kurulu toplanamadı. Görünen o ki Yönetim Kurulu böyle bir gündemle hiç bir zaman toplanamayacak. Bir kez daha muhalif ve farklı seslere fırsat verilmeyecek, yine Çerkeslerin gerçek dostlarıyla buluşmasına mani olunacak.
Bunun üzerine, madem biz dostlarımızı kurumlarımızda ağırlayamıyoruz, bari biz dostlarımıza konuk olalım dedik ve 5 Haziran Pazar günü İstanbul Kağıthane Hasbahçe'de Emek, Demokrasi ve Özgürlük Bloku'nun seçim mitingine katıldık.
O mitingde coşkuyu gördüm, korku barikatlarının yıkılıp, özgür düşüncelerin nasıl korkusuzca dile getirildiğini gördüm.
O mitingde demokrasiyi; Kürt, Türk, Çerkes, Laz herkesin kendini ifade edebildiğini gördüm.
İnsanların solcu ya da dindar ayırımı olmadan yanyana durabildiklerini gördüm.
O mitingde kürt kadınlarını gördüm.
Türkçe bilmeyen, okuma yazması olmayan, başörtülü, yerel kıyafetli de olsa, modern görünümlü de olsa Kürt kadınlarını çok güçlü gördüm. Nasıl da inançlıydılar. Çünkü dağlarda ölen çocuklarının hayallerinin peşine düşmüşlerdi. Onlar alt edilemezdi.
Onun için devlet açılım falan deyip bu dipten gelen bu dalganın önünü kesmek için birtakım palyatif tedbirler attı ortaya ama onlara da sahip çıkan kalmadı artık ortalıkta.
12 Haziran dan sonra Anayasanın 42. maddesini değiştirip, anadil eğitiminin önündeki engelleri kaldırma konusunda samimi olan tek siyasi oluşum Emek, Özgürlük ve Demokrasi Bloku'dur. Diğer partilerden hiçbiri bu konuda samimi
değildir. Hepsi Anadil eğitimine karşıdır.
Çerkesler olarak varlığımızı geleceğe taşıyabilmemiz için anadil eğitimine, Anadilde TV - Radyo yayınına ekmek kadar, su kadar, hava kadar ihtiyacımız var. Onun için benim oyum Emek, Özgürlük ve Demokrasi Bloku adaylarınadır.
Adapazarından çok değerli iki kardeşimiz yarışıyor: Ender Serbes ve Engin Özkoç. Gönlüm her ikisininde meclise girmesinden yanadır.
İstanbuldan Değerli hemşehrimiz Raif Balkaroğlu CHP 18. sırada yarışıyor. Seçilme şansı çok az. Ona da başarılar diliyoruz.
Maraşta değerli hemşerimiz Cengiz Atalar Çerkes toplumunun desteğini almış olmasına rağmen aday bile olamadı. Bu politika bilmezliğin bir örneği olarak inceleme konusu yapılacak kadar önemli.
Kayseri ise tam bir felaket...
Çerkesler, sırf “Çerkes” kimliğine bakarak Türkiye'de Türkten başka kimsenin yaşamadığını iddia eden bir partinin, yani MHP adayının peşine düşülebiliyor. Bu tam bir akıl tutulmasıdır. Politikasızlıktır. İlkesizliktir.
Çerkeslerin kendi ulusal politikalarını üretip, örgütlenmelerini oluşturdukları bir ortamda, hiçbir Çerkes MHP gibi ırkçı bir partiden aday olmaya cesaret edemez.
2011 yılı tarihte Çerkeslerin bilinçlenme ve isyan baharı olarak yerini almıştır.
Ama 2011 aynı zamanda, Çerkeslerin Türkiye siyasetinden ve bürokrasisinden tasfiye edildiği yıl olarak da alacaktır.
|
Nurdan Merve VURAL |