hatiaqo-Meydancı
Mayıs 2012
PzrPztSaÇaPeCuCts
12345
6789101112
13141516171819
20212223242526
2728293031

 Fatma Gül 

  SÖNMEZ

 

 Murat ÖZDEN

 Vahdet ŞAHAL

 Ergün GÜLDAL

 

 Recep ŞEREF

Murat Ufuk KARAERKEK

  Наже Берк

  Seyahatnâmem

       

EvliyaÇerkesi

  1эулый щэрджэс

 

Türkçe unutsam bile "önemi yok", "patlayan şeker", "danaya girelim" unutamam galiba.

Onların ülkesinde danaya kurtlar değil,Türkler giriyorlar.

                           (Seyehâtnamem)

Yıllık Arşiv
Ana Sayfa > YAZARLARIN YAZILARI > ERGÜN GÜLDAL > Ali misin Veli misin ?
Ali misin Veli misin ?
hatiaqo gönderdi. | 19 Eylül 2011

Yok, yok Ali’de değilim Velide değilim. Zaten Veli değil asıl olan, Aliye karşı gelen Muaviye’ye idi. Alici misin yoksa Muaviyeci misin olacaktı işin aslı astarı.

 

Peki birde Şah’ cı mısın yoksa Sultancı mısın diye bir sloganda vardır diyebilir miyiz? Şah kulununda soyu Uzun Hasan vasıtasıyla Türklüğe dayansa da kabul etmeyen bir İsmail efendi var. Çok ilginç. Selim efendi de Sultan. Ayrıca Osmanlı oğullarından. Şah’ın uzantısı ve Osmanlının kuyruğu nereye dayanır bilmem? Beni pek de enterese eden bir durum değil.

 

İşin aslı ben ne Şah’ım ne Şahbazım ne de Sultancıyım. Bi tarafım. Velhasıl kelam Türk ve Türkçü de değilim. Ne Sefaviyim ne de Osmanlıyım. Ne Şii’yim ne de Suniyim. Elhamdulillah Müslüman’ım. Ama bir türlü öğrenemediğim bir Müslümanlık benimki.

 

Ortada bir Türklerin anladığı bir Müslümanlık düsturu var birde İranlıların anlamış oldukları bir Müslümanlık düsturu var. Hele ki her iki gurup milletinde kabul etmedikleri birde Vehhabilik türü var ki sormayın gitsin. Hadi bakalım çık çıkabilirsen işin içinden. Zaten çıkabilende yok. Herkes topu taç’a atıyor. Vehhabiliğin ucu İbni Teymiyye’ye oradan da Ebu Zer’e uzanmaktadır. Anlayana ve bilene ek bilgi olarak sunulur. Anlamayanlar hiç kafalarını yormasınlar derim. Bildikleri Müslümanlığa tam gaz devam etsinler. Kafaları karışmasın kardeşlerimizin.

 

Ben 1970’li yılların başkaldırışında ki İslami anlayışı tercih ediyorum. İşte bu dönemde Türkiye ye Mevdudi yeni bir tarz İslam anlayışını sürdü ortaya. Ya da o dönemin Alimlerinin serdikleri bir siyasi İslam anlayışı. 1980’ler de Diyanet işlerine bağlı olmayan ve İran İslam Cumhuriyetiyle de ortaya çıkan bir anlayış. Ama yine de her şey net değil. Her şey fulu’ idi. Tam işin ucunu bir yerden yakalıyorsun fakat yine de ipin ucunu kaçırıyorsun. Türk halkı bir yol tutturmuş ya da tutturulmuş olarak almış başını gidiyor. Camilerde yetkisiz İmamlar. Diyanet Reisi, devlet bakanlığına bağlanmış sıradan yetkisiz bir memur. Etrafta tarikatlar gırla gidiyor. Tarikatların içi ise MİT mensuplarıyla dopdoluydu. Kafanı çevirdiğin her köşe ajan kaynıyor. Kim kimi yönetiyor ya da kim kimi idare ediyor belli değil. Her şey çıkar ilişkisine dayalı. Şeyhler köşeyi dönmemekte inat ediyorlarsa da hiç fark etmiyor çevresinde ki el verdiği şehzadeler köşeyi dönüyorlar. Tam bir para batağı. İstenen oyun istendiği havada oynanabiliyor. Kamuflajlar hazır olsa da Kalkancıların kalkanı devlet tarafından deşifre edilebiliyor.

 

Kimi bir yerler de Holdingler kuruyor. Kimi Radyo evleri, kimi TV kanalları,  kimi pöstekinin kıllarını saymakla meşkul iken, kimi de döner koltuklarda dönerek tavaflı ve de tuhaflı bir ibadet türü icat ve irat ediyor, kimi sırtına zincir patlatıyor, kimi suratına şiş sokuyor, kimi karıların göbeğine yazı yazıyor, üflüyor, okuyor, okşuyor ve beraberinde de ne tür şarlatanlık isterseniz hemen hemen hepsi İslam üzerine bina edilmeye yönelik bir şekilde ustaca çalışılıyor. Genelde de tabiî ki temeller çürük olduğu için zaman zaman inşaatta çökmeler olabiliyor.

 

İslam ne için gelmişti? İşte bu tür şarlatanlara ve şarlatanlıkçılara karşı gelmişti. Ama gel gör ki insanlar gerçekleri ters yüz ediyorlar ve istedikleri yöne çevirebiliyorlar.

 

Gelelim Şah’a ve Sultan’a. Biri Kızılbaşlık adı altında Sunileri kazana sokup yağlar, yıkarlar ve kazanın içinde binlerce kişiyi huşu içinde can verdirir. Peki Suniler bundan geri kalırlar mı? Kimi taraf 1-0 galip olur. Sonra 1-1 olur. Sonra 2-1 diye bu oyun devam eder gider. Ortada hakem yok nasıl olsa. Türkler, Türkmenler, Yörükler, Özbekler, arada ne yapıyorlar biliyorsunuzdur herhalde? Hangi taraf çıkar için daha çok bolluk ve imkan verirse uyanık halk hemen kayıveriyor o tarafa. Bir yerde haklıdırlar. Dünya çıkar dünyası. Türklük, Alevilik, Müslümanlık, Kızılbaşlık, Sunilik, Şiilik pek o kadar önemli de değil zaten. Şah İsmail taraf bulmak için biraz vergileri aşağıya çekiyor hooop herkes Osmanlıdan Şah İsmail’in tarafına. Yer gök Türkmen doluyor. Bu sefer Şah tamam ülke doldu diyor. Fakat yine de gelmeler durmuyor. Her gelene ev yapmak lazım. Bolluk azalıyor. Fiyatlar artıyor. Dur diyor ama halk bu tarafta mangır çok, iş imkanı var vergi yok diye çıkarına doğru yol alıyor. Şah İsmail’in bölgesine gelirken de önüne gelen kervanları soyuyor ve köyleri yağmalayarak geliyor. Elinde bir sürü esirlerle Şah İsmail’in yanına çıkıyorlar. Şah İsmail’de işin kolayına kaçıp vay siz hırsızsınız diye kendisinin tebası ve yandaşı olmaya çalışan Türklerin kellelerini kesiyor.

 

İşte o noktada göçer Türk halkı ortada dımdızlak kalıveriyor. Şah İsmail’de soruna köklü bir çözüm bulmuş oluyor. Gelmek isteyenlerde iki arada bir derede kalıyorlar. Ne Şah’a yar olabiliyorlar ne de Sultana.

 

İşte burada mevzu din mevzusu değil. Çakır mevzusuda onun için. Halk çıkar neredeyse oraya yöneliyor. İşte bu arada bu gidip gelmelerde bir Şah’a hayranlık birde Sultan’a ayranlık arasında gidip gelmeler yaşanıyor. Uydurdukları sevgiye, aşkı da bulamaçlaştırıp dinsel bir rutinlik sergiliyorlar.

 

Ben bu tür Türkmen Şamanizm’ine, İran Sefavizmine Arap Vehhabiliğine yönelmekten kendimi terk eyliyorum. Ben bu samimiyetsizlik içinde Hz. Muhammed’in düsturuna uygun bir din anlayışıyla ilgili olmak istiyorum.

 

Şahlar, Şuhlar, Şeyhler, Sultanlar yüzlerini maskeliyorlar, pudralıyorlar, makyajlıyorlar, kıremliyorlar. Ya da çok çocuk yaşta toy olarak insanların karşısına çıkıyorlar. Gencecik çocuklar parlak suratlar ve bu güzel giyimli genç dimalara hayran kalıyorlar.

 

Biz Şeyhimizin, Şahımızın, Sultanlarımızın suratında NUR gördük diye de atıyorlar tutuyorlar. Kendilerini kandırıyorlar, olmadı o zaman da seni kandırıyorlar. Kanmadın mı? Onun da kolayı var. Hatta ki ismi de var. İşte o zaman sana ZINDIK diyorlar.

 

İş işte bu kadar kolay. Artık sen kimine göre zındık, kimine göre kefere, kimine göre de kafir oluveriyorsun. Peki, bu sana söylenen sözün sahipleri ne oluyor? Sümme haşa o ne biçim söz. Elbette ki Müslim ve de Müslümanlar. Sözümü olur.

 

Güç, güç, güç. İşin aslı güç. Din işleri tali bir iş. Din devleti ayakta tutmak için bir payanda dan ibaret. İnanç tamamen hükmetme üzerine kurulu.

 

Sırdaş Hesap

 

Sırra kadem basmak.

Şahların ve Sultanların sırrı.

Şah ve Sultanları eğiten ve yönlendirenler.

Emre itaatsizlikten ya da istedikleri yapılmayınca ya da kendi düşüncesine karşı gelince kellesi uçan danışmanlar ordusu, Veziri de dahil.

Sırlar içinde yüzen Şahlar ve Sultanlar.

Şahların ve Sultanların sırdaşları.

Katl etmek iki dudak arasında.

Katl etmek için en ufak bir işaret yeter.

Neden katl ediyor?

Ferman padişahın, Allah’ın seçkin kulu, din için, vatan için, devletin bekası için.

Şah anasını, Sultansa babasını katlettiği söyleniyor.

Şahın Şahlığı da, Sultanın Sultanlığı da halkını imkan, olanak sunmadığı sürece voltajı düşmüş ampul’e benziyor. O zaman işte müritler kuduruyor. Şah ve Sultanın keramet göstermesi isteniyor.

 

Makbul Türkler

 

Anasının apış arasına küfredenler.

Oğlanların kıçlarına küfredenler.

S_ _ _ _ _ m  ya da s_ _ _ _ _ m diyenler.

Orospu çocuğuyum diyenler.

Allah’a toz duman gidenler. Haşa (özellikle Adanalılar)

Anamı cümle alem hacet (s_ _ _ _ n) kapısı yapsın diyenler.

Anam avradım olsun diyenler.

Kadının namahrem yerine ve erkeğin uygunsuz yerine koyanlar.

Daha şifreli yazmaya çalışsam da diğer küfürleri yazmaya beceremeyip burada kesiyorum. Güneş yüzü ne küfürlerin olduğunu bilen bilir, duyan ve söyleyenler bilirler.

Bu küfürler Türklüğün, Müslümanlığın, Suniliğin şanındandır.

 

Türklerin yörelerine göre de küfürleri değişir. Türkmenler, Yörükler, Manavlar, Avşarlar, Özbekler, Tatarlar ve Kazaklar da çeşitler nelerdir bilmek gerekir. Türkiye de Muhacir’lerin ya da Trakyalıların konuşmaları ve küfürleri daha değişiktir. Adana’lıların küfürleri ya da Karadenizlilerin küfürleri daha değişiktir.

 

Eski Türklerin kitaplarını okuyunca anlayamıyorsunuz, sadeleştirince anca anlayabiliyorsunuz. Arap diyarında ki Türkler ayrı, Acem ilinde ki Türkler ayrı Anadolu’da ki Türklerin dili ayrı, Rumeli’de ki Türklerin dilleri apayrı ya da şiveleri ayrı. Karadeniz’de kilerin dilleri ayrı, İstanbul Türkçesi ya da lehçesi apayrıdır.

 

Kadın ve erkek birbirine muhtaç. Kadınla erkek birbirine muhtaç olmazsa kadın kadına muhtaç veya erkek erkeğe muhtaç olacaklardır. Buda sapıklığa neden olur.

Şeyhlerin, Şıhların, Kralların, Padişahların bütün dertleri insanları elleri altında bulundurmak. Kulu kula muhtaç kılmaktır. Burada Sultan Selim çok güzel ayetler okumakta, dua etmekte, Allah’dan yardım dilemektedir. Şah İsmail olsun Sultan Selim olsun çok güzel tespitleri olsa da beyhudedir. Özden uzaktırlar. Dahası güç’e dayanmaktadırlar. Her şey devlet bekası içindir. İçki, afyon, esrar gırla gitmektedir. Mihenk taşı yamuk olunca ne kadar iyi niyetli olursan ol, ne kadar Şeyh de, Şıh da olsan, Şah da Sultanda olsan boşa ve beyhude ömür tüketmektesin. Şahın ve Sultanın yanında ki insanlar bile bu insanlardan tiksinmektedirler. Nefret duymaktadırlar. Yalan vaatlere bile bile kanmaktadırlar. Verilen kese altınlar ve servet için her şeye minnet etmektedirler.

 

Babasının Anasına ve Avradına Küfreden Bacaksızlar

 

Yaşadığım bu ülkede çok garipliklerle karşılaşır dururum. Dede oturtmuş kucağına erkek torununu ve küfret oğlum babanın anasına, küfret oğlum babanın avradına diye şişine şişine adam gibi adam müsvetteleriyle dopdolu bir garabet ülkede yaşamanın üzüntüsümü desem, şaşkınlığında mı desem yoksa çok mu abartıyorum desem de böyle de bir ülkede ve böylede bir milletle isteyerek ve de bilerek yaşamaktayım. Çocukluk hayatımda olsun, okul hayatımda olsun, askerlik hayatımda olsun, iş hayatımda olsun ve de normal sivil hayatımda olsun etrafımda ki insanların en iyi becerdikleri bir olaysa okkalı küfürler edebilmeleridir. Hem de ne türden isterseniz? Anasına, ninesine, ebesine, eşine, diye başlayıp tamamen belden aşağı olmak kaydıyla küfürlerin bini bir para gitmektedir. Bunun yanında da arkadaş sohbetleri genelde belden aşağı olmaktadır. Bazı bayan arkadaşlarıma bu garip durumu açınca Oooo Ergün sen birde bayanları bu konuda bir görsen ağzın açık kalır deyinceler susmayı tercih etmekteyim. Yani, aslında toplumun ya çivisi çıkmış ya da kaymış demek ki. O zaman biz bu konuları neden yazamıyoruz? Neden yazmaktan çekiniyoruz? Her yerde RETÜK var. Ama milletin ağzında RETÜK yok ne yazık ki. En garibime gidense Albayın Yüzbaşıya Alayın ortasında ana avrat küfretmesiydi.

 

abidegayijergn@gmail.com

 

Ergün GÜLDAL

Gelen Yorumlar
Toplam 1 yorum, 1-1 arası gösteriliyor, yeni tarihliler sonda.
Yaw Ergün şu Küfür işine sen fazla kafayı takdın. Bence unut gitsin. Hayatımızın hiç bir yerinde küfür olmasa keşke, ama her millette olduğunu duyarım. Tabi istisna halklar vardır bu konuda... Fakat Küfür Öfkenin Zımparasıdır derler, belki öfkenin vahşete dönüşmesini un ufak ediyordur küfür... Hani her şerde de bir hayır vardır derler ya bunu da öyle kabul edelim.. Silah tutan elin ağzı Küfrediyorsa namlusu pas tutar, boş ver sen küfürle karşılaştıklarını atığa yolla... Bu arada şunuda es geçmeyelim, sahalarda top koşturan futbolcularla, hakemlere Allah sabır versin. Çoğunun çoluğu çocuğu protokol trbünlerinde oğullarını, kocalarını, babalarını seyrediyor değilmi... Şöyle diyelim, Allah'ın bahşettiği Konuşma yeteneklerimizin ifetinin Küfürlerle kirletilmediği bir toplumda, dünyada yaşamayı Rabbim hepimize nasip etsin...Başka ne diye bilirizki...
hatiaqo eklemiş. | 19 Eylül 2011 Saat 15:07
Yorum Ekleyin
Yorum
Ad Soyadınınız
Mail
Web Sitesi
Beni hatirla
Yeni bir yorum geldiginde haber verin.

Ara

Nurdan Merve VURAL

Son Yorumlar
Linkler
 
 

Online Kişi Sayacı 

Website counter