Yoksa Atilla’ya özenen ve hanlığını da arkasına özenti olarak kullanan bir Türk boynun uzantısı, erdemli, şahsiyetli, lider, anlayışlı, gerçekleri görebilen, anlaşılır, sade, yiğit, bilgili,
bilgin, adil, alim, ölçülü, uygar bir şahsiyet midir? Bilemem.
Pekte önemli değil. Kendisi benim yazılarımdan rahatsız olduğu belli. Ama verilen cevaplardan da rahatsız. Yorumlar açıktır. Nasıl ki kendisinin yorumlarını yayınlamaktayım. Atilla beyefendinin sorunun sadece benimle olmadığını müşahade ettim. Benim gibi başkalarının da başkaldırışlarının temel, esas emarelerini çürütmenin hezeyanı içersinde.
İşte sorun budur. Sorun bu noktada başlamaktadır. Savunma içgüdüsü burada devreye girmektedir.
Tavuğun bahçenin kenarında ki ahırdan atılan inek küspelerini eşelemesi gibi bende Türk tarihini eşelemek niyetinde değilim. Bu benim ne alanım, nede görevimdir.
Elime geçen veya satın aldığım kitapları kendi görüş ve bakış açıma uygun şekilde okuduktan sonra usul usul notlarımı alırım. Diyeceksiniz ki sen bizim yazarların tarih kitaplarını okumuyor aksine bize düşman olanların tarih kitaplarını okuyorsun diyebilirsiniz. Bu doğrudur. Bunu bana söylemeniz konusunda yanılmadığınızı size bilakis bildirerek ayrıcada bu ayırımı yapabilme yetinizden dolayı da sizi bilakis takdir bile edebilirim. Biz sizlerinde bizim üzerimize yazılmış olan karalamaları, küfürleri, üstümüze attığınız lekeleri sabırla hiç gocunmadan okuyabilmekteyiz. Size de bizim tavsiyemiz bir zahmet bir Türk olarak uzun soluklar alarak, tansiyon ilaçlarınızı önceden içerek bir zahmet yazılanları okuyun derim. Hem o zaman bu tür yazıları da bizden okumamış ve bize sinirlenmemiş olursunuz.
Bu ülkede bizlerde sizlerle birlikte yaşadığımızı kabul ediyorsanız bizlerde vatan haini olarak sizin tarihinizle iç içeyiz, sizin TV yayınlarınızı seyrediyoruz, sizin gazetelerinizi okuyoruz, sizlerle kahvehanelerdeyiz, sizlerle sinemalardayız, sizlerle lokantalardayız, sizlerle iş hayatındayız, sizlerle spor salonlarındayız, sizlerle ibadet için camilerdeyiz, sizlerle birlikte siyaset meydanların da ve partilerinizin içersindeyiz, sizlerle birlikte 1 Mayıs’ lardayız. Sizin küfürlerinizi her yerde dinliyoruz. Sizler hayallerinizi anlatıyorsunuz taki Adriyatikten Çin setti ne kadar, sizin ırkçı, şoven, milliyetçi söylemlerinizi dinliyoruz. Sizin Şamanlığınızı takdir etmek zorunda kalıyoruz, sizin tanrınıza ibadet ediyoruz, şeksiz ve şüphesiz ibadetlerinize tabiyiz, Sizin Sultanlarınızı, sizin Kuvayici millilerinizi, sizin Çakırcalı Efelerinizden böbürlenmelerinizi dinliyoruz. Bu durumda tabiî ki sizden bahsedeceğiz. Burası Yunanistan değil ki Yunanlılardan bahsedelim. İlkokul itibariyle sizin milli tarihi saraylarınızı geziyoruz. Sizin camilerinizi teravih namazlarıyla eda ediyoruz, kadir gecelerinde o cami senin bu cami benim diye koşturup Sultan kabirlerini ziyaret edip dualar okuyoruz, Sizin hırkayı şerif caminize gidip de “Allah humme salli ala ğala ğa seyyidine ne ğa Muhammad” diye tekbirler eşliğinde tavaflar yapıyoruz. Sizin hocalarınızın dizlerinin dibinde sopayla Elif Bayı öğreniyoruz. Her şeyimizle Türklere mahkum olmuş durumdayız. İşte biz bu çıkmaz sokaktan çıkmak istiyoruz hem de Türkiye de yaşayarak. Nasıl ki Türkler Avrupa Ülkelerinde yaşayarak yaşam kalitelerini geliştirmek için mücadele ediyorlarsa bizde aynısının tıpkısının peşindeyiz. Avrupa’da ki Türkler bize ilham veriyor. Böylelikle tabulardan da kurtulacağız.
Bizim köyün uç sınırlarına yani Manyas gölü kenarına Rusya’dan göçer Kazaklar gelirdi. Göçerler ve giderlerdi. Sonraları gidemez oldular. Bizim köyün sınırına yerleştiler. Zamanla bizim köyün sınırı onların oldu. Sonradan göçenlerle bizim köylüler savaştılar. Bizim köyden birisi vurulup öldüydü. Mahkeme yıllar sonra bizim köyün tapulu arazilerini Kazaklar köylülerine verdi. Kiliselerinin tepesinde çok uzun zamanlar Türk askerinin helikopterleri uçtu durdu. Sonraları bu insanlar Rusya’ya göçtüler. Birkaç aile kaldı. Bizim dedelerimizin ve babalarımızın bu insanlarla birçok dostlukları oldu. Hanımları Bandırma’ya pavyona içmeye gidenleri bile vardı. İyi alkol alıyorlardı. Çok büyük değirmenleri vardı. Kiliseleri ve papazları vardı. Papaz Müslüman olmuştu, onu Müslüman yapan Çerkez BEÇİ Hocaydı ve ilk Cuma namazını bizim köyün Çerkes camisinde kılmıştı. Papaz namaz bitiminde sola selam vereceğini bilen BEÇİ Hoca Papazın soluna oturmuş ve selamı sola vererek kafasını sola çevirince BEÇİ Hoca çenesine yumruk vurup sağa selam verdirtmiş. Anne dedem yokluk içinde Kazaklar köyüne gidip borç buğday aldığı arkadaşlarından bahsederdi. Babalarımızın çocukluğunda oyun oynamaya ve bir şeyler tırtıklamaya Kazaklar köyüne çocuklarla birlikte gittiklerini amcam anlatırken dinlerdim. Bunların Volga Kazakları mı Türk kazaklarımı olduğunu bilemem. Benim bahsettiğim kazaklar işte bunlardı.
Siz bana tarihi bilmiyorsun derken bunu kendim için hakaret kabul etmiyorum. Bilakis eksiklik olarak görürüm. Çünkü ben Türkçe konuşup, Türkçe yazıp ve Türkçe okuyabiliyorum. Gerektiğinde Latin alfabesi okuyabildiğim gibi de Kril alfabesini de okumakta zorluk çekmiyorum. Biraz zorlansam kendimi, babam gibi Osmanlıcayı da okuyabileceğime inanıyorum.
Şimdi burada anlatmak istediğim konuya gelelim. Kızım Boğaziçi Üniversitesini bitirmiş olduğu okulunda tarih hocasının anlatmış olduğu bir olay var. Tarih her zaman açık bir kapıdır. Her yeni çıkan bir belge tarihi bakışımızı değiştirir mealinde bir söz sarfettiğini bana nakletmişti. Doğrudur, bende okumadığım tarihi bilgiler fazlasıyla mevcut. Ben bir Türkoloji tarihçisi değilim. Sizin söylediğiniz gibi tarihi biliyorsun safsatasına da fazla ilgi göstermemekteyim. O sizin kendi yorumunuz ve kuruntunuz. Siz biliyorsanız yeterlidir. İnsanlar sizin gibi tek yönlü tarih okudukça hep kendilerini onun için haklı görmeye devam ederler. Bu bir hastalıktır. Yani bana göre siz hasta bir insansınızdır. Tek yönlü baktığınız tarihinizin hayrını görün.
Ben bir Adıge olarak sizin bana Çerkes, Çerkez veya Çerkeş demeniz beni pek enterese etmiyor. Bizler bu konuda sizin bölgelerinize göre ve şivenize göre tavır alarak konuşmamızda fazla önem taşımamaktadır. Bizler Adıgeyizdir. Kendi aramızda da bu şekilde konuşuruz. Bazı Adıgeler bu sizin şivelerinizden alınırlar. Ben alınanlardan değilim. Sizler ne derseniz deyin ben o değilim. Ben kendi dilimde ki Adıgeyimdir. Benim bu konuda daha önceden yazılmış uzunca da bir yazım vardır. Biz dil olarak net konuşuruz. Zaten net Adıgebze konuşmazsanız size karşı taraf alık alık bakar. Türkçe gibi bizde don lastiğine benzer bir dil yapısı yoktur. Ne tarafa çekersen bizim dilimiz o tarafa uzamaz. Türkçe dilinin % 48’ i yabancı dilden geçmedir. Arapça, Farsça, Yunanca, Bulgarca, Fransızca, Almanca, İngilizce gibi başka dillerden de Türkçeye aşırmalar vardır. Türkçe çok küt bir dildir. Hiçbir espüritelliği de yoktur. Dikkat edin bütün güldürüler İstanbul Türkçesini baz alırsanız diğer şivelerle konuşulmalarla kahkaha atılır. Güldürüler veya meddahlar hep anlaşılamama üzerine bina edilir. Karadeniz, Trakya, Muğla gibi yörelerin kırık Türkçesi ile kafa bulunularak eğlenilmeye çalışılır. Bizde öyle bir şey yoktur. Yapılan şakalar herkesin anlayacağı netliktedir. Türkçeyi bilememezlikten kaynaklanan espiriler olsa da asıl kaynak toplumun öz yapısı arasındaki farklılık üzerinde yaşanan bire bir realiteye uygun espirilerdir. Bizler Türklerde olmayan, olamayan ve hiçbir zaman olamayacak olan bir kız ve erkek birlikteliği içinde iç içe yaşamanın verdiği terbiye ile büyüdüğümüzden dilimizi de net konuşmak zorunda kalıp yanlış anlamamalara muhal bırakmamak içindir. Aksi taktir de güven ortamı biteceğinden gençler korkarlar ve kız ailelerine itimat sağlama babında hareketlerini kontrol etme ihtiyacı duyarlar. Türklerde bu öz güven yoktur. Türk erkek ve kız çocukları Adıgelere
imrenerek bakmışlardır. Şimdilerde Türklerle evlilikler son hızla arttığından bizimde adetlerimiz köy köy asimile olarak kaybolmaya yüz tutmuştur. Bir dili, bir milleti, bir kültürü kendi içinizde iç etmekten dolayı ise çok mutlusunuz. Ya böyle mi olmalıydı deyip bu kültürü, dili ve milleti yaşatabilmiş olsaydınız sizlerinde medenileşme çizginiz hızla birçok çıtayı atlatabilirdiniz. Siz bizi mahfedip yok etmekle insanlığa ve elinizdeki bir üst medeniyeti ötelemekle kendinize ihanet etmekte olduğunuzun farkında bile değilsiniz. Çünkü sığ bir derecede olan medeniyet üst bir medeniyeti kavrayamazda ondandır. Ben şehirde doğmama rağmen kimi zaman haftada bir, kimi zaman ayda bir, kimi zaman üç ayda bir, kimi zaman altı ayda bir, kimi zaman senede bir anamın ve babamın köyüne giderim. Kimi zaman bir gün, kimi zaman iki gün, kimi zaman bir hafta, kimi zaman on beş gün, kimi zaman bir ay, iki ay, üç ay, altı ay, sekiz ay kalmışlıklarım oldu. Bu dil, bu kültür ancak yaşanılarak anlaşılır. Yirmi dokuz harflik alfabeyi Balkanlardan gelen Türk Muhacırları hala yirmi küsür sene geçmesine rağmen doğru bir mantaliteyle konuşmasını becerememektedirler. Bizlerse elli dört harfli alfabemizi bırakıp da yirmi dokuz harfin içine ıkış tıkış sıkıştırıp derdimizi anlatmakta zorlansak da sizlerinde soydaşları en nihayet konuşmayı uslubuyla becerememekteler. Birde siz Türklerin üst seviyede ki dil ve kültürü benimseyip de konuşabilmenizin hiçbir zaman imkan ve ihtimali yoktur. Anca Çerkeslerin içersinde bire bir çocuk yaşta yaşamaları karşısında bu dilimizi becerebilmektedirler. Ben yıllardan beri uğraşmama rağmen becerememekteyim. Sizinse bu üstün kültürü anlayabilmeniz ne mümkün. Ne de konuşabilmeniz mümkündür. Ayaklarınızın dibinde ki bu üst kültürü ya farkına varamadan ya da bile bile tepmektesiniz.
Benim yazılarım benim düşüncelerimdir. Yeri geldiğinde kendimle ve başkalarıyla ilgili düşüncelerim faraza niteliğindedir. Demokrasinin olgunlaşması düşünce ve fikirlerin serbestçe aktarılmasıdır. Türklük için küfür savuranlar bugün serbestçe küfür savurabilmektedirler. Bu konu polis teşkilatı açısından önem arz etmiyor. Taki ne zamana kadar? Herhangi bir fiili eyleme geçesiye kadar. İşte kanunsuz bir eyleme geçildiğinde ise polis teşkilatı bu tür eyleme geçenleri ise teker teker bulundukları inlerinden de herkesi söküp alabilmektedirler. Polisin bilmediği hiçbir şey yoktur. Bu tür kişiler ve fikir üreten bizlerde polis teşkilatları tarafından bilinmekte ve gerektiğinde de adım adım izlenebilmekteyiz. Amacımızda zaten demokrasinin ve kanunların müsaade ettiği çizgide olmamızdır. Daha ötesi ise yeni demokratik kanunların çıkarılması içinse aşırı efor sarf edilmemesidir.
Nasıl ki PKK dış mihraklar tarafından beslenip iç mihraklı güçlerin desteklemesini devlet nasıl ki darbe üzerine darbe bindiriyorsa yarın biz Çerkesler olarak yanlış bir yöne ve yönlendirmeye tevessül edersek bizlerinde tepesine balyoz gibi bineceklerini bilmekteyiz. Biz halklarımızı Türkiye kanunlarının bize verdiği yetki doğrultusunda kullanıp demokratik yollardan talebimizi son noktaya kadar sürdüreceğiz.
Yani iyi bir vatandaş ve yurttaş olarak her zaman ki gibi kimseyi kırmadan, küfür etmeden, tahrik etmeden, şiddet kullanmadan bunu becermeye çalışacağız.
Bunun için örgütleneceğiz. Bunun için çalışacağız. Bunun için kaynaklarını yasal yollardan kanunlara uygun olarak temin etmeye çalışacağız.
Siz bize küfür eden Türklük uğruna ölebilen zatlara gelince sizleri Allah’a sonra Türkiye devleti polisine havale ediyoruz. Hiçbir olay kanunsuzluk çerçevesinde Türk polisinin elinden kurtulamaz. Sizin küfürlerinize hiç kimse ses çıkarmaz. Amma en ufak bir kanunsuz uygulamalarınız karşısında da kendinizi kodeste bulursunuz. Bunu da bilin derim.
Ogün Samart ve Hrant Dink olayları günümüzde artık geride kalmış olaylardır. Artık derin devlet sindirilmiştir. Eğer ki bu tür özenti içersinde olanlar var ise boşuna beklerler. Devlet küfür edenlerin peşine düşmüyor. Bu tür insanların gazını almış oluyor. Bir nevi deşarj etmiş oluyor. Tabiî ki bunu da anlayışla karşılamamız gerekiyor. Buna da ihtiyaç vardır.
Sayın Atilla Han bey. Saygılarımı, sevgilerimi ve muhabbetlerimi sunarım. Sağlıcakla kalın ve Allah’a emanet olun.
ağabeydegayijergn@gmail.com
Ergün GÜLDAL
Gelen Yorumlar
Toplam 11 yorum,
1-11 arası gösteriliyor, yeni tarihliler sonda.
Ben Atilla isminin Türkçe olduğuna inanmıyorum.Hatta Batı Hun İmparatorluğunun Türk devleti olduğuna da ihtimal vermiyorum. Hun İmparatorluğu bir Türk devletidir fakat daha sonra gittikçe yönetime gelen Türk olmayan unsurların idaresi altına geçmiştir. İmparatorluk bünyesinde bir çok Savaşçı kavimleride barındırmıştır Batı Hun Devleti. Çerkes, Alan (Oset), Gürçü, Svan, İskit kabileleri yoğunluktaydı. Hatta Batı Hunların savaş kuleleri harp Kültürü İskit/Alanlardan Hunlara geçmiş bir taktiktir. Onlarca Öküzün çektiği, on - onbeş metre yükseklikteki bu ahşap kuleler Avrupa ülkelerinin surlarına saldırmıştır, Hunlar. Bu kulelere tarihte ilk kez ortaya çıkan daha çok yaya askeri savaş taktikleriyle harp yapan İskitlerde rastlanır. Savaşlar, göçler ilk önceleri birbirine can, kan düşmanı olan kavimlerin, milletlerin ve dolaysiyle medeniyetlerin karışması, harmanlaşması ve dolaysiyle akrabaşamasını da sağlar. Atilla isminin daha önceki yorumlarda Kazakistan, Kırgızistan ve Özbekistendada rastlandığını yazmıştı bir kardeşimiz. Tarihte kahramanlığıyla ünlenen şahsiyetlerin isimlerini başka kavimlerde koyar. Mesela Tengiz (Cengiz) ismine gürcistanda çok rastlanır. Hatta 1992 Gürcistan parlementosu başkanın adı Tengiz (Sigua) idi. Adama Türkmüsünüz isminiz Türk ismi diye sormuşlardı. Hayır Gürcüyüm, Ailem Tarihçi onun için tarihte ün yapmış birinin adını vermişler bana demişti. O yıllar bir gazetede okumuştum.(Gerçi Tengiz, Cengiz, Timur bunlarda bana göre Türk İsmi değildir, Moğol İsmidir herneyse) Mesela bu gün Türkiyede İskender İsmi çok konur çocuklara. Hatta İskender İsmine İran, Pakistanda dahi rastlanır. İskender Farsmıdır, Peştumudur, Türkmüdür. Bunun gibi. Halbuki İskender Makedondur veya Makedonlaşmış Arnavuttur v.s. İskenderin Seferide Balkanlara kadar uzanan Fars (Zerdüşt yayılmacığının) işgallerinin bir sonucudur. Önü alınmaz Fars (Pers) yayılmacılığında Balkan, Gerk, Arnavut v.s Halklarını örgütleyen, organize eden İskender İran, Pakistan, Batı Hindistan, Türkmenistanın tamamı ve Özbekistanın yarısına kadar geniş bir coğrafyayı fethetmiştir. Eğer Pers (Fars) yayılmacılığı olmasaydı, Siyastasına, Sirtakisine, Ritueller ve Seronomilerle dolu Kültürel yaşama, eğlenceye, şaraba düşkünlüğüne sahip Gerk, Arnavut, Makedon Halkı Doğuya seferi akıl bile etmezdi. Bu gün Anadoluda mubadelelerle yollanan Rum Köylülerinin varoluşunun altındaki sebepte budur. Şunu demek istiyorum. Patlamalar kainatın varoluşuna sebeptir. Kavimlerin hareketlenmeleri, dünya coğrafyasında sık yerdeğiştirmeleri, birbirlerine girip kaynaşmaları kendi aralarındaki bir takım sosyal patlamaların neticesidir. Doğudan gelen kavimler göçü dalgaları, onlara karşı cephe alıp bir şekilde karşı duruş, saldırılar, savaşlar sosyal streslerin patlaması yani. Pers Yayılmacılığı olmasaydı İskenderin Seferi olmazdı. Kuzeyden Moğolların Türklere baskısı olmasaydı ilk Çıkış noktaları İran, Pakistan olan İskit örgütlenmesi ve savaşçılarıyla Tarih tanışmazdı. İskitlerde bu Hareketlenmeden hızını alamamış, Özbekistan, Türkmenistan, Kazakistan Kanalını kullanıp, Hazar Gölünün Kuzeyinden Ukrayna Bozkırlarına çıkıp, Kafkaslardan İnip Anadoluyada bir kol olarak girmişlerdir mesela.... Uzatmayacağım Atilla Kelimesinin anlamını Orta Asya, Türkiye Türkçesinde bulamazsınız. Meraklısına, Anlamını bu günkü Kafkaslarda konuşulan diller arasında bulabileceklerini tavsiye ederim... Han Kelimesininde Türkçe olduğunu kabul etmiyorum. Çince olması büyük ihtimal. Huan, Huin, Hoan gibi Çincede Asalet atfeden kelimedir. Hatta bu gün Han Çinlileri Çinde çok geniş nüfus teşkil eder, bu da esas, asil Çinliler demektir. Bu Kelime Hindistanda, Pakistanda, İranda, Afganistanda Peştu, Beluç, Hindu kabileler tarafındanda saygı duyulan aile, sülale, asiller anlamında kullanılır.... .Esenlikler herkese benimkide ayrıca yorum vesselam...
decenqua eklemiş.
| 15 Ağustos 2011 Saat
21:32
decenqua, seni anlamak çok zor be kardeş:) bir gün türklere kardeş derken öbür gün nefret kusuyorsun yahu:) bunda büyük ihtimalle asıldığın Türk kızlarından pas alamamanın verdiği hınç yatıyor herhalde:) tamam be kardeş tarihte Türk diye bir şey olmadı. Sayısız imparatorlukları Türkler kurdular denir aslında onları Çerkesler kurmuştur efendim:) dünyanın gelmiş geçmiş en büyük medeniyetlerini Çerkesler kurmuştur vesselam :))) mesela Albert Einstein, Hz.Muhammed, Konfuçyus, Yuri Gagarin, İnamoto, Mao Dze Dong, Putin, Dalai Lama da aslında Çerkesmiş..... Hatta bütün dünya Çerkestir. Ne mutlu Çerkesim diyene:)) Kahrolsun Türkler:)
gezgin eklemiş.
| 25 Ağustos 2011 Saat
18:27
Sayın gezgin Türklerden nefret ettiğimi nerden çıkardınız.Böyle bir sözüm oldumu hiç.Bilakis bir çok sitede ve burada da Türklerin dünyada en muhteşem devletleri kurduğunu yeri geldikçe söyledim.Fakat şunu kabul edemiyoruz herhal.Ben her defasında İmparatorluklar veya devletler bünyelerinde bir çok kavimleri barındırmışlardır,kaynaşmışlardır,akrabalaşmışlardır ve kültür alışverişinde bulunmuşlardır diyorum.Ve tekbir asli kavmin teşekkülüyle oluşan devletler daha sonra içlerindeki bu kavimlere devlet olmanın özelliğindeki kurumları,kuruluşları teslim etmişlerdir diyorum.Mesela Memlük halkı Araptır tarihte ama bir zamanlar Köle olarak götürülen veya paralı asker olarak götürülen diğer kavimler devletin yönetiminde,iktidarda söz sahibi otorite olmuşlardır.Türk Memlukları,Çerkes Memlukları diye tarih bunun için not düşmüştür.Hatta pek ekseriyet teşkil etmediği için Memluk iktidarında Rum ve Gürcü hanedanlıklar dahi olmuştur.Evet Memluklar yok yok olmuştur orada fakat Araplar kalmıştır değilmi.Bunun gibi bir şey yani...Benim Türklerden nefret ettiğimi söylemeniz büyük haksızlık oldu tarafınızdan.İftira yani....Ben evet bu ülkenin bütün evlatlarını,ülkeme zarar vermediği müddetce kardeş kabul ediyorum.Soyunu (Irkını) sevmeleri kadarda doğal birşey yok,hakta veriyorum hepsine...
decenqua eklemiş.
| 26 Ağustos 2011 Saat
00:39
Attila, oguz kaan, cengiz, topal timur / timur lenk, saymakla bitmez bu isimler. Günlük hayatimizda da o veya bunun adinda da buna benzer isimlendirmeleri görmek duymak bıkkınlık getiriyor. 16 devlet kurulmuş. Oğuz boyları benim gençliğimde 6 daha sonra dokuz (ışık teorisi) oldu. Sene 2011, Oğuz boylari 20'lere çıktı. Şu an bazi cevrelerde 27 ve 30'a kadar gidecek gibi görünüyor. 30'dan sonra gelen ve toplumumuzda uğursuz ve beş, altı olan o meşhur sayı herhalde atlanır sanırım ve sayı ile ilentili ..... Oğuz kolu olacak halk İnşallah bir Karadenizli olmaz. Yapmaya kalkanda ağzının payını alır. Sovyetlerin çöküşü ve soğuk savaşın bitimi ufukta görünmeye başlamasıyla ve de gelişen halklar bilinci sonrasına denk gelen bu; Anadolu ve çevresi halklara hep bir Oğuz kolu tarihi üretilmesi, büyük bir panik ve yalan tarih tezlerinin iflasının bir sonucu, egemen bazi sahtekarların Paris'de son tangoyu oynamalarıdır. Atilla dayımın dedesi, Timur maçamın halasının büyükdedesi, Oğuz kaan amcamın yengesinin amca oğlunun kız kardeşinin kayın babasının büyük dedesi.. Osu...tan teyyare selam söylen o yare... Bırakalım bu hikayeleri. Murat Sert türü abidik gubudik hikayeleri. Öyle bir şizofren ülkede yaşıyoruz. Murat Sert hikayeleri türünden üretilen bir akıncı tiplemesi vardı; Tarkan. Uydurma bir isim. Ermenilerin mitolojik kahramani ve bugünde isim olarak kullanilan Torkom dan üretme, yani çalma. Bugün bu ismi hemşin kökenli ve eski teşkilati mahsusa üyesi dönme dedenin torunu meşhur şarkıcıya vermişler bu ismi. Bu tür olaylarda dikkat çeken nokta bütün dönmelerde, döndürülmüslerde bu isimlere rastlanır. Örnegin; Öztürk, Köktürk, Temiztürk, Hastürk, Türkkan, Türkeş... Saymakla bitmez... Bırakın Atilla'nın Türk olmasını, tarihte Türk kelimesi ve isimleri bir muamma. Hatta Oğuz diye bir halkın olup olmadığı, nerede ne zaman bu isimleme ile yaşadıkları konusunda bir kaç para verip yazdırılmış. 20. yy sözde bilim adamları dışında hiç bir belge ve kanıt, hatta tarihsel bir tek kanıt yok. Yani yalan uydurma, sahte belgeler, düzmece kahramanlık hikayeleri. Çakma bir halk yaratma projeleri küstahlığı. İnsanların bu topraklarda yaşayan halkların gözünün içine baka baka küfretmek gibi bir şey. Üstelik bunu eleştirmek sorgulamak yasak. Hatta ve hatta buna bir örnekte o çok kahraman yeniçeri(Türk) ordusunun tamamı devşirme. Asya veya sözüm ona Türkik(yakut) kökenli bunlarin içinde yok. Ama bizlere tarih kitabi diye okutulan ve hiçbir kaynağa dayanmayan koca Yusuf türü derleme tezlerle yetiştirilen bizler, yabancı kaynakları okuyabilecek dil bilgisine sahip ve kaynakları okuma imkanlarımız geliştikçe dünyalarımız alt üst oluyor. Yeniçeri çok kahraman, ama anasından, babasından koparılıp devşirilen o kahraman yeniçerinin içinden çıktığı halk, korkak, aşağılık, arkadan vuran vesaire. Ayıptır, günahtır, münafıklıktır bu açıkca. Ve bunu bizlere sopa, kanun zoru ile kabul ettirmeğe calışmak ta cabası. Suçlarına bizleri ortak etmeğe calışmak. Bu kadar olur. Ula uşağum, bizi pirileri kanduruyi, bizi kandurduklarini biliyiruz; biri birilerini kanduriyi, hepimuz biliyiruz kanduruluyruk.. kim kimi kanduriyi, hepumuz birbirimuzi kanduruyruk. yazının sonuca getirmek zor. Bugünlük bu kadar diyelim, herkese akıl fikir ve sağlık temennilerimizle bitirelim. Bir KARADENiZLi olsun ismum, selam edup yaziyi bitirdum.
decenqua, belki ben yanlış anladım, gene de şunu belirtiyim Türklerden nefret edip etmemen benim için bir anlam ifade etmez. Zaten hep barıştan demokrasiden bahsedenlerin maskesini indirdiğinde altlarından birer Kürt, Çerkes ırkçıları ve bölücüleri çıkıyor :) Çerkeslerin şusu busu reddediliyor diye ağlıyorsunuz ama bir yandan da Türklükle ilgili de işinize gelmeyen şeyleri reddetmeye çalışıyosunuz güzel kardeşlerim:) Paradoksu gördünüz dimi? Benim kız arkadaşım çerkes, şimdi ona sordum ilerde çocuğumuz olunca ona Çerkesle ilgil neler öğreteceksin diye, bana dedi ki "hiç birşey". niye dedim, o da "Çerkesim diye yeri göğü inletse ne olacak, dilimizi öğrense ne olacak, bir avantaj sağlamıyor" dedi. Zaten dolaylı yoldan benim kurcalamamla çerkes olduğunu öğrendiğim dışında ondan çerkesle ilgili hiçbirşey duymadım, hissetmedim, hissettirmedi. Ayrıca memlükleri oluşturanlar dediğin gibi kafkas halklarından bazı zamanlarda az da olsa olduysa da genelde Kıpçak ve Kuman Türkleridir. Tarihte kurulan Türk devletlerinden bir tanesidir, el devlet ül Türkiyye'dir yani :) bu bilgiler seni kızdırabilir ve "kabul etmiyorum!" diye yumruğunu sıkabilirsin ama tarihe kızarak onu değiştiremiyoruz canım kardeşim :)
gezgin eklemiş.
| 27 Ağustos 2011 Saat
21:44
selamlar, (not; bu yazimi lütfen yayinlamayin, ama sayin Ergün Güldal'a iletilmesini rica ediyorum). Alıntısını yaptığım ""Sayıyla İspatlanan, Gramla Tartılan, Kuruşla Alınan Milliyetçi Söylemler 02 (3)"" adlı yazıya yorumlarımı yayınladınız. Bu yazıya ve sanırım diğer bir iki yazıyada yorum göndermiştim. yayınlamadınız. Sizin takdirinizdir. Ama şunuda belirtmem lazim ki; TC de bir çok Çerkez çevrenin Çerkez sorununu savunmayı bırakın, Türkçü ittihatcilarla dans ederken, bizler Karadeniz halkları grubu sayfalarımızda, Çerkez sorununu TC de her türlü küfür, tehdit ve zorluklara rağmen gündeme getiriyorduk. Değerli fikirleri ve açık yürekliliğini saygıyla izlediğimiz Ergün Güldal dosta selamlar.. Kolay gelsin karadeniz halklari grubu adına, hemşin başköylü http://www.network54.com/Forum/677257/
Karadenizli BİZİM KİMSEYİ KANDIRDIĞIMIZ YOK. DAHA ÖNCE BİR SAYFADADA AYNI SAÇMALIKLARI YAZMIŞSIN. AMA BEN OĞUZLARIN KİM OLDUĞUNU, KAÇ OĞUZ BOYU OLDUĞUNU, OĞUZLARIN KURDUKLARI DEVLETLERİ YAZDIM. AMA ANLAŞILAN O ... KAFAN BUNLARI BASMAYA YETMEMİŞ:) KİMSENİN SENİ VE SENİN GİBİ ETNİK SÜPRÜNTÜLERİ KANDIRDIĞI YOK. HERŞEY ORTADA. AMA SİZ LAZLARIN BÜYÜK ÇOĞUNLUĞUNDA ZEKA GERİLİĞİ OLDUĞU İÇİN BELLİ Kİ SENDE ONLARDANSIN:) O ... KAFANA BİLGİ SOKMAK ZOR AMA AÇTA BİRAZ KİTAP OKU. BİR MUCİZE AMA O ... KAFANA BİRŞEYLER GİER BELKİ:)
AtillaHan eklemiş.
| 11 Eylül 2011 Saat
00:49
Oğuz adı, Oğuzların Türklerinin atası Oğuz Han’dan gelmektedir. Oğuz ve oğullarını anlatan Oğuz Destanı (Oğuz Kağan Destanı) milattan önceki tarihlerde ortaya çıkmış; sonradan yazıya geçirilmiştir. Tarihçi Zeki Velidi Togan’a göre, çok eski tarihlerde Oğuzlar, Ön Asya’dan Çin’e kadar uzanan geniş bir coğrafyada cihanşümul bir devlet kurmuşlardır.[1] Tarih sahnesine XI. yüzyıldan itibaren çıkan ve kendilerine Türkmen de denilen Oğuzlar’ın Türkiye Türkleri ile İran, Azerbaycan, Irak ve Türkmenistan Türklerinin ataları olduklarını biliyoruz. Selçuklu ve Osmanlı hânedanlarının da Oğuzlar’dan çıktığı düşünüldüğü zaman, Oğuzların dünya tarihindeki rolünün ne derece önemli olduğu anlaşılabilir.[2] BOY, OYMAK, ÂŞİRET, CEMAAT, OBA Oğuz eli’ni meydana getiren teşekküllerden her birine boy denir ki, Kaşgarlı Mahmud bu sözün Oğuzca olduğunu belirtmektedir. OĞUZLAR VE BOY TEŞKİLATI Kâşgarlı Mahmut, oba kelimesinin de Oğuzca olduğunu söylüyor. Obalardan sonra her halde aileler geliyordu ki, Oğuzlar'ın bunu hangi kelime ile ifade ettikleri bilinemiyor. Böylece aileden obalar, obalardan boylar ve boylardan da Oğuz eli meydana gelmiştir. Oğuz eli’nde asıl oymak birliği, boy'dur. Oğuz eli'ni meydana getiren teşekküllerden her birine boy denir ki, Kâşgarlı Mahmut bu sözün de Oğuzca olduğunu bildirmektedir. Orhun âbidelerinde geçen "bod" sözü, muhtemelen bu kelimenin en eski şeklidir. Boy, Türkiye'de bu anlamda gerek resmî dilde, gerek halk arasında son zamanlara kadar kullanılmıştır. Türkiye'de boyların başında bulunanlara da boy beği deniliyordu. Kavim gibi Arapça’dan alarak resmi dilde kullandığımız kabîle kelimesi Türkçe’de hususiyetle boy manâsını ifade eder. Boyları babadan oğula geçen şekilde idare eden reisler de beğ unvanını taşırlar. Oğuz ve Türkmen soylularını bu beğler meydana getirirler. Yabgular ve sultanlar da beğler arasından çıkmıştır. El’in zamanla ülke anlamına gelmiş olduğu malûmdur. “İl gider, töre kalır ” ifadesi buna örnektir. Yurd; boyun, obanın ve ailenin oturduğu yerdir. Boylar da oymak, aşiret, cemaat ve oba adı verilen sosyal birimlere ayrılmaktadır. -Eski bir minyatürde OĞUZ HAN ve Oğulları- Boz-Oklar ve Üç-Oklar Oğuz boyları önce iki ana kola ayrılmaktadır. Boz-Oklar da hâkim kolu teşkil etmeleri itibari ile onlar sağ kol sayılmışlardır. Bu gelenek, bu kollar var oldukça devam edip gelmiştir. Boz-Okların hâkim kol sayılması, İslâmiyetten önce siyasî üstünlüğün uzun bir zaman bu kolun elinde kalması, yabguların daha çok bu kolun boylarına mensup olmaları sebebiyledir. Üç-Oklar ise, sol kolu teşkil etmekteydiler. Boz-Oklar'ın alâmeti yay ve -tâbi kol oldukları için- Üç Oklarınki ok'tur. Selçuklu Sultanı Tuğrul Beğ 1038 yılında Nişabur’a girerken kolunda gerilmiş bir yay ve belinde de üç-ok bulunuyordu. Bunlar her halde, kendisini Boz-Ok ve Üç-Ok'un, yani bütün Oğuz-eli’nin hükümdarı saydığının bir ifadesidir. Eski Türk ellerinde ve ordularında ikili düzenin değişmez bir kural olduğu bilinir. Oğuz elinde ve ordusunda da, görüldüğü gibi, bu kural hâkimdi. Böylece el ve ordu ikiye bölünmekte, bunlara kol denilmektedir. Kollar da birbirinden sağ ve sol sıfatları ile ayrılıyor. Osmanlı İmparatorluğunda da sağ kol, sol kol adları verilen bu ikili düzen hem askerî, hem de mülkî teşkilâtta esaslı bir kaide olarak uygulanmıştır. Türkler'de sağ kol, Moğolların aksine olarak, daha şerefli sayılıyordu. Boz-Oklar da hâkim kolu teşkil etmeleri itibari ile onlar sağ kol sayılmışlardır. Bu gelenek, bu kollar var oldukça devam edip gelmiştir. Boz-Okların hâkim kol sayılması, İslâmiyetten önce siyasî üstünlüğün uzun bir zaman bu kolun elinde kalması, yabguların daha çok bu kolun boylarına mensup olmalarından ileri geliyordu. Oğuz yabguları başlıca şu boylardan çıkmıştır: Kayı, Yazır, Avşar, Beğ-Dili ve Eymür. Bunlardan yalnız Eymür boyu Üç-Oklar'dan idi. Dede-Korkut destanlarında ise siyasî üstünlüğün Üç-Oklar'da olduğu görülür. İslâm ülkelerinde de Üç-Oklar büyük bir varlık göstermişlerdir: Selçuklu hanedanı (Kınık), Salgurlular (Salur), Berçem oğulları (Yıva), Ak-Koyunlular (Bayındır), Ramazan-oğulları (Yüregir) ve Kadı Burhaneddin (Salur) Üç-Ok kolundan idiler. Şimdiki bilgilerimize göre, Boz-Oklar'dan da Artuk-oğulları'nın (Döğer), Şumla-oğulları'nın (Avşar) , Nâdir Şah'ın (Avşar) ve Osmanoğulları’nın (Kayı) çıkmış olduğu görülüyor. BOYLARIN LİSTESİ Bilindiği üzere, Oğuz Kağan’ın 6 oğlu olmuş, Oğuz yaşça büyük ilk üçüne “Boz-Ok”, diğer üçüne de "Üç-Ok" diye ad vermişti. Irkıl Hoca onların oğullarının her birine özel lâkap ve isimler vermiştir.[3] Oğuz Boy isimleri hakkında Kaşgarlı Mahmut, Reşided-din, Ebû'l-Gâzi Bahadır Han ve Yazıcı-Oğlu Ali listeler vermişlerdir. Yazıcı-Oğlu Ali'nin ve Ebû'l-Gâzi'nin listeleri esas itibarı ile Reşided-din'den gelmektedir. Ancak Yazıcıoğlu, Reşided-din'in mükemmel bir nüshasını gördüğünden ve aynı zamanda bu konuya vâkıf ve meraklı bir Türk olduğu için Faruk Sümer onun listesini esas almıştır.[4] Buna göre 24 Oğuz Boyu şunlardır: BOZOKLAR: GÜN-HAN AY-HAN YILDIZ-HAN KAYI YAZIR AVŞAR(Afşar) BAYAT DÖĞER(Döver, Düver) KIZIK ALKA-EVLİ DODURGA BEĞ-DİLİ KARA-EVLİ YAPARLI KARKIN ÜÇOKLAR: GÖK-HAN DAĞ-HAN DENİZ-HAN BAYINDIR SALUR İĞDİR(yiğdir/Igdır) PEÇENEK(Becene, Biçene) EYMÜR BÜĞDÜZ ÇAVULDUR(Çavundur) ALA-YUNTLU YIVA(Yuva) ÇEPNİ (Çetmi) ÜREGİR (Yüreğir) KINIK Yine Reşided-din'in listesinden anlaşılıyor ki eski zamanlarda boyların toylarda yiyecekleri koyun etinin kısımları da bir kurala bağlanmıştır. Reşid ed-din'de bu kısımlara endâm-i goşt (etin bir kısmı), Yazıcı-Oğlu'nda sünük (kemik) deniliyor. Ayrıca ongunlar gibi her dört boyun da ortak bir sünükü vardır. Irkıl Hoca, ziyafetlerde boylara hayvanın hangi parçasının ülüş olarak verileceğini belirlemiştir.
Not: Oğuz Türkleri(Türkmenler) hakkında kapsamlı malûmat edinmek isteyenler, en azından Faruk Sümer'in "Oğuzlar" adlı ünlü eserini sindirerek okumak zorundadır.
AtillaHan eklemiş.
| 11 Eylül 2011 Saat
00:53
O KADAR ŞEY YAZDIK karadenizli. TARKANA BİLE ÇALMA DEMİŞSİN YA HELAL OLSUN SANA. BE AKILSIZIM TARKAN ESKİ TÜRKÇEDE BAŞKOMUTAN ANLAMINA GELMEKTEDİR VE AYNI ZAMANDA GÜNÜMÜZ MACARİSTANINI KURAN TÜRK BOYLARINDAN BİRİNİN ADIDIR. BEN TARİHÇİ DEĞİLİM. AMA BİZİM TARİHİMİZ UYDURMA DEĞİL. YALANDAN BİR TARİH YAZMAK BİZİM İŞİMİZ DEĞİL. KÜRTLER VARKEN BİZ YALANCI TARİH YAZMA KONUSUNDA ONLARIN ELİNE SU BİLE DÖKEMEYİZ:) MADEM ATİLLA UYDURMA, GÜNÜMÜZDE AVRUPADA NASIL HALA TANINAN VE KORKULAN BİR LİDER? HADİ BİZ ATİLLA DİYE HAYALİ BİR KAHRAMAN TÜRETİP YALAN SÖYLÜYORUZ DİYELİM, BE AKILSIZIM AVRUPALILARDA MI YALAN SÖYLÜYOR? BUGÜN MACARİSTANDA HALK NEDEN ÇOCUKLARINA HALA ATİLLA İSMİNİ VERİYOR? DAHASI TÜRK ÜLKELERİNDEN KAZAKİSTAN ÜRETTİĞİ OTOMOBİLE NEDEN ATİLLA İSMİNİ VERDİ? BENCE TÜRKLERLE SAVAŞACAĞIM DİYE BİR TARAFINI YIRTANA KADAR AÇTA BİRAZ KİTAP OKU. HAA HALA BİZİM KÖKÜMÜZÜ MERAK EDİYORSAN SANA TÜRK LEHÇELERİNDEN OĞUZ LEHÇESİYLE BİR MANİ DÜZEYİMDE DİKKATLİCE OKU; ESLİMİ, NESLİMİ TANIYIRAM MEN. QARIŞIQ DEYİLEM, ÖZÜMDEN HÜRKEM SEN KİMSEN, SEN NESEN, ÖZÜN BİLERSEN? MEN İLK QAYNAĞIMDAN TÜRK OĞLU TÜRKEM.
Türkiye'de Kürtler kendi alfabelerini kullanmak için ekstra üç harf daha fazladan kullanmak istedikleri için Türk milliyetçileri buna karşı çıkmaktadırlar. Bu harfler Q, W, X olmalı diyeceğim. Bu harfleri Türkiye insanı kendinden kabul etmemektedir. Bilgilerinize. Ergün GÜLDAL
AtillaHan eklemiş.
| 11 Eylül 2011 Saat
01:06
decenqua, belki ben yanlış anladım, gene de şunu belirtiyim Türklerden nefret edip etmemen benim için bir anlam ifade etmez. --------------------------------------------------------------------------------gezgin eklemiş------------------------------- Bu sözlerini özür kabul ediyorum. Gerçi cümlen içersindeki, ''gene de şunu belirteyim Türklerden nefret edip etmemen benim için bir anlam ifade etmez'', bu sözlerinde sizin paradoksunuz. Bireyden, şahıstan nefret edilir edilirse, bir kavimden, ırktan nefret edilmez bence, edilmesi için o kavmin ve ırkın bütün mensuplarının zulüm ve her belanın müsebbipleri olmalıdır. Türklerden hele hiç nefret edilmez. Çerkeslerden nefret edilmediği gibi. Görüyorum ki çok saadet dolu bir ilişkidesiniz, çocuk mocuk felan... Hayırlı olsun, Allah tamamına erdirsin. Kızımız akıllı, olacaksa eğer böyle bir izdivaç o biliyordur ki soy babadan geçer , ''gittiğin yer sana değil, sen onlara uyacaksın''. O böyle yetişmiştir çünkü. Benim de ablam Türkle evli. No poroblem, çocukları Türküm diyor, ha köylerinin İsmide Yağısiyan....(Düşmanı sindiren demekmiş), yani sapına kadar Türkler. Çokta severim yeğenlerimi olsun, eniştemi olsun. Ablamda çocuklarını gittiği yerin töresi,geleneği neyse öyle yetiştirmiştir. Sağolsunlar benide severler sayarlar, yeğenlerim tabi, bende eniştemi sayarım. Memlükler mevzusuna gelince, ben farklı bir şeymi söyledim ki. Aynı şeyler söylemiyormuyuz, yumruğumu kabul etmiyorum diye sıkacakmıyım. Yooo ben söylediklerimin arkasındayım sanırım sen hep yanlış anlamakta mahirsin, sen şu durumda ''yahu bir türlü bu adamı anlayamıyorum'' diye yumruğunu sık o zaman. Çünkü anlayamaman benim sorunum değil, sık sık beyin eksersizleri yap anlama melekelerin faliyete geçir. Kız arkadaşında seninle evlenecekse neden Çerkeslerle ilgili bir şeyler öğretsin ki çocuklarına, o da bunun öyle bir durumdan sonra gereksiz olduğunun akıllılığındadır eminim. Fakat dayıları, teyzeleri, dedesi falan olacaktır ve çocuk bir gün merakı vechile sorgulayıcı, araştırıcı oluyor... Öğrenme isteğinin önüne geçilmiyor gezgin, reşit bireyleri engelleyemessin... Doğru dillerde kimi zaman avantaj kart gibidir. Bizim mahalledeki Hayri Ağbi çocuklarını Amerikada yetiştirdi. Annesi, Babası şu çocukları bir sene falan Amerikaya götürmeyin Türkçe öğrensinler diye yalvardılar. Öğrenseler ne olacak diye cevap verdiğini de hatırlarım Hayri ağbimizin. Hayri ağbimizin çocukları 3 Dil biliyorlarmış, artık pek Türkiyeye gelmiyorlar. Türkçe bilmiyorlar tabi. Zaten iki oğlunun eşide İngiliz. Hayri Ağbimiz İzmir Bergamalı yörük... Dünya'da da İngilizce bonus Kart gibi yani Türkçenin yanında. Ve çocukları Türkçe bilmeyen bunun gibi 10 Aile bilirim, benim gibi kaç kişi vardır bilen bir düşün... Ne yapalım, tercihler daima diller ve evlilikler üzerinede kullanılır.
decenqua eklemiş.
| 11 Eylül 2011 Saat
02:52
Mani Oğuz Lehçesiyle yazılmış bir manidir. Oğuz Lehçesinin Azeri koluna aittir. Karadenizli denilen zat Oğuzların uydurma olduğunu söyleyip durmakla meşgul. Bende belki olurda kafası alır diye. Kürt alfabesi içerisinde bu harfler olabilir. Lakin her ülkenin bir alfabesi olur ve o alfabe kullanılır. Örneğin; Sovyetler Birliği çatısı altında yaşayan Türklerde Kiril Alfabesi kullanmıştır. Arabistanda yaşayan ve Arap ırkından olmayan Arabistan Vatandaşları kendi alfabelerini değil, Arap alfabesini öğrenmek ve kullanmak zorundadır. Yalnız mani Azerbaycan lehçesiyle yazıldığı için ve Azerbaycanda Q,W,X harfleri Azerbaycan Alfabesinde yer aldığı için bende böyle yazmakta sakınca görmedim. Sonuçta her ülkenin alfabesine saygı duyarız. Sonuçta bizim Alfabemizde bu harfler yok diye maniyi kendi harflerimizle yazacak değiliz. Nasıl ki; İngilizce öğrenirken Q,W,X gibi alfabemizde olmayan harflerle başlayan cümleleri bizim alfabemizde bu harfler yok diyerek kendi alfabemizdeki harflere uyarlamıyorsak, Azerbaycan alfabesinde yer alan, bizim alfabemizde olmayan harfleride kendi harflerimize uyarlayamayız.
AtillaHan eklemiş.
| 11 Eylül 2011 Saat
17:34