|
Fatma Gül SÖNMEZ |
|
Murat ÖZDEN |
|
Vahdet ŞAHAL |
|
Ergün GÜLDAL |
|
Recep ŞEREF |
|
Murat Ufuk KARAERKEK |
|
Наже Берк |
|
Seyahatnâmem EvliyaÇerkesi 1эулый щэрджэс |
Türkçe unutsam bile "önemi yok", "patlayan şeker", "danaya girelim" unutamam galiba.
Onların ülkesinde danaya kurtlar değil,Türkler giriyorlar.
(Seyehâtnamem)
|
Demeseniz ve de devlet kurumunda ki yöneticilere siz kalkıp da “Ne boktan adamlarsınız?” derseniz kendinizi hakimin karşısında bulur ve bir güzel yargılanır T.C. Devletinin kanunlarının bilmem kaçıncı maddesinden kodesi boylarsınız.
Peki, ne yapmak gerekir?
Bunu bilemiyorum.
Bildiğim bir şey varsa kendimizin boktan adam olduğumuzu deklera edelimde kimse üstüne alınıp bize hakaret etti, hah şimdi davayı yapıştıracağız, sen şimdi görürsün gibilerinden bir duruma muhatap olmamış olurum diyorum.
Siz ne dersiniz? Bilemiyorum.
Sorun ne kardeşim?
Hele bir dokun, ondan sonra da bin ah işit.
53 yaşına kadar Avrupa yakasında yaşadım. 8 aydır da Bulgurlu mahallesinde yaşıyorum. Uzun senelerden beri böbreğimde ki taşlarla uğraşıp iki kere taş kırdırma merkezinde taş kırdırdım. Yaş itibariyle de prostat dönemleri ile baş etme dönemindeyiz. Dönem dönemde kabızlık yaşamaktayız. Uzun yollu seyahatlerde hep gözümle cami minarelerini arar dururum.
Yıllarca mesleğim olan Şoförlüğü yaparken arabada klima ve açılan camın etkisinde kalıp üşüyünce sırt ağrıları çekerken acaba kalbimde bir sorun mu var, idrar sorunlarında taş problem çıkarınca eyvah kalbimde bir sorun mu var, yemeklerimizle kabız olmamak için gün içersinde özellikle kayısının koyu rengi olan gün kurusu yiyerek bu sorunu çözelim derken de gaz sıkıştırmasından yine kalp rahatsızlığımız mı var, diyerek ürkek, korkak, iki büklüm olarak sıkışmış bir vaziyette bir yaşam yaşamakla beraber en çok çektiğim sorunsa TUVALET sorunu olmuştur.
İşte bu sorun sadece benim değil tüm insanlığın sorunudur. Her millet buna kendi yaşam alışkanlıklarıyla bir çözüm bulmaktadır. Batılılar genelde sabah ve akşam tuvaletlerini yaparlar. Ayrıca akşam yatarken ve sabah kalkınca da duş alırlar. Bu bir yaşam sitilidir.
Biz ise Müslüman olduğumuzdan bizlerde böyle bir alışkanlık yoktur.
Biz tuvaletimizi yapınca su ile teharet ederiz.
Batılılar ise kağıt peçeteyle teharet ederler.
Biz iki veya üç günde bir banyo yaparız.
Batılılar ise sabah, akşam duş alırlar.
Bizde çok su kullanmak israftır.
Batılılarda ise temizlik önceliklidir.
Bizler temizlik imandandır diye bunu slogan olarak kullanırız.
Batılıların ise temiz hallerini sokaklarının temiz tutuşlarından bile anlarsınız.
Osmanlı ordusu Viyanaya sefere çıkınca Batılıların istihbaratçıları Türk müfrezesinin yürüyüşü bitince çalı arkasına gidip bokları sayarak kaç kişi olduklarını tespit ederlermiş diye bir bilgiye sahibiz.
Sümme haşa, YALAN. Deseniz de öyle nakledilir. Ben buna şahidim.
Şahit olduğum konumuza açmaya başlayalım.
Ben Avcılardan Metrobüse binip de Altunizadeye gelince problem başlıyor. Altunizade durağında inince hemen kendimi araziye atıp bir çalının arkasına atıp Osmanlı askerleri gibi o güzelim çimenleri BOKLAMAK istiyorum.
O kadar yol geliyorsunuz;
Bir Şirinevler durağında inerseniz karşıda cami var ve tuvalete yetişebilirsiniz.
İki Mecidiyeköy de inerseniz meydanda parkta halka açık bir tuvalet var.
Üç söğütlü çeşmeye giderseniz tren istasyonunun ücra bir köşesinde bir tuvalet var.
Sakın ha sakın zincirlikuyu durağında inmeyesiniz, boğaz köprüsü durağında inmeyesiniz, Altunizade durağında inmeyesiniz. İnerseniz tuvaletinizi pantolonunuza bir zahmet salıveriniz. Ayıptır, günahtır diyebilirsiniz. Bence ne ayıp, nede günahtır. Bu bir kültür meselesidir.
Demeyin kardeşim, olur mu, biz Türk’üz, Elhamdülillah Müslüman’ız diyebilirsiniz. Ben buna bir şey demem. Ben Kültürden bahsediyorum. Bu Kültür yok diyorum. Bana inanmıyorsanız gidin bu dediğim yerlerde tuvalet var mı, yok mu inceleyin. Var, vallahi var. Bende biliyorum. Altunizade de Capitol Alış veriş merkezinde, İslam Ensütüsü külliyesinin yanında ki camide, Bilemiyorum belki de Altunizade camii yakınsa belki orada da olabilir.
Ama bunlar benim anlatmak istediğimi anlatmaya yetmemektedir. Ben Kültür diyorum. Siz bu Metrobüs’ün her durağında satış yerleri olan Beltur mağazaları var. Allah için bir tane İETT tarafından yapılmış numunelik bir adet tuvalet gösterebilir misiniz?
GÖSTEREMEZSİNİZ.
NİYE?
KÜLTÜR meselesi dedik ya kardeşim.
Şimdi bu İstanbul’un yöneticisi Mimar Sayın Kadir TOPBAŞ beyefendi böyle bir şeye lüzum görmemişte onun için.
Peki, başka? Hadi lan oradan sende BOK herif sende nerden çıktın diyebilir.
Vallahi, derde.
Niye demesin ki?
Adam koskoca Mimar,
Koskoca Belediye başkanı,
İktidarda ki AK Partiden de onun için.
Ya bu adam birde Osmanlı Padişahı olsaydı?
İlk işi Ermeni kökenli olan Mimar Sinan’ın kellesini vurdururdu.
Yok ya, neden vurdursun ki?
Ulan sen kalkıp yaptığın bütün külliyelerde insanlar için birer TUVALET yaptırmışsın, diye.
Yaaaaaa, işte böyle.
Yoksa Allah muhafaza hepimizin ellerinde birer OTURAKLA dolaşmak zorunda kalırdık gibime geliyor.
Allah’dan İstanbul’a bu İmam Hatipliler tayfası gelmeden önce birçok yere TUVALET yaptırılmış da o yüzden ihtiyaçlarımızı giderebiliyoruz.
Mesela yine bugün Ermeni asıllı Mimar Sinan yaşamış olsaydı Altunizade yaya köprülerini yaptığını bir düşünün. Yağmur yağınca hiç onun yaptığı köprünün üstünde sular birikir mi idi? Köprünün her iki yanını sular basmış bizse karşıdan gelen insanlarla birbirimize yol vererek yolun tam ortasından geçmek zorunda kalmazdık diye düşünüyorum.
Yanılıyor muyum acaba?
Yanılıyorsun diyorsanız yağmurda bir Küçükçekmece de ki Mimar Sinan’ın köprüsünde bir yürüyünüz. Sonra da yine yağmurda Altunuzadenin Metrobüs durağından GOLD Bilgisayar mağazası tarafında ki köprüden geçmenizi salık veririz. İkisinin arasında kıyaslamıyı sizlerin şahsına bırakıyorum.
Ya işte şimdinin AK Partililere oyumuzu verişimizden dolayı ıkınıyor, sıkılıyor, utanıyor, güceniyorsam da yinede iktidarda ki yüksek okullu, mimar, imanlı, Türk yöneticimizin eline düşüşümüzden kurtulmak için defalarca Allah’a yalvarıyorum.
Ergün GÜLDAL
|
Nurdan Merve VURAL |