|
Fatma Gül SÖNMEZ |
|
Murat ÖZDEN |
|
Vahdet ŞAHAL |
|
Ergün GÜLDAL |
|
Recep ŞEREF |
|
Murat Ufuk KARAERKEK |
|
Наже Берк |
|
Seyahatnâmem EvliyaÇerkesi 1эулый щэрджэс |
Türkçe unutsam bile "önemi yok", "patlayan şeker", "danaya girelim" unutamam galiba.
Onların ülkesinde danaya kurtlar değil,Türkler giriyorlar.
(Seyehâtnamem)
|
Ama yazar değilim. Ben imla kurallarını bilmeyen, dil bilgisinden hiç anlamayan, şiirde vezinlerden çakmayan, devamlı okumaya çalışan, devamlı dinleyen, sıradan, basit, sade bir insanım. Daha doğrusu, hikaye, masal, şiir, roman, gazetede köşe yazarlığı yapan ve güncel yazı yazan, araştırmacı yazılar yazanların yazılarını sıkı takip edip okuyan ve de tarihçi ya da coğrafyacı olmasam da, ilim adamlığı kariyerim olmasa da, siyaset ilimi, hukuk, psikoloji, sosyoloji, felsefe gibi konulardan anlamasam da genelde fırsat buldukça bu konularda ilgimi çekenleri okur yaşadıklarımı da yazan bir insanım.
Yıllarca araba kullanarak hizmet verdim. Neticede ise bir şoför değilim. Her insan gibi araba süren / kullanan bir insanım. Yaşlının, gencin, kadının, kızın, çocuğun kullanabildiği gibi bende araç kullanan birisiyim. Ama asla şoför değilim. Yeni bir terim olsa da bende o terime kendimi uygun biri olarak hissetmiyorum.
SÜRÜCÜ; İşte bu süren anlamına geliyor.
Bende aracı süren biriyim. Direksiyona oturup debriyaja (kavrama pedalına) basan o arada da vitese takabilen, arabanın durması için firene basan, arabanın gitmesi içinse gaza basan, arabanın çalışması için kontak anahtarını çeviren ve istop etmesi için kontak anahtarını gerisin geri kapatan, durunca arabaya emniyete almak için el frenini çeken, sola ve sağa dönmek için sinyal veren, akşam karanlığında farları yakıp söndüren, tehlike anında dörtlü flaşörleri yakabilen, yağmur yağdığı zaman silecekleri çalıştırabilen, eşyaları bagaja koyabilen, lastik patlayınca cant kapağını açıp bijonları gevşetince araca krikoyu yerleştirip arabanın bir kısım yerini gereği kadar havaya kaldırıp lastiği çıkarıp istepneyi yerleştire bilen, aracın emniyeti için yola ikaz işaretleri koyabilen, camları açıp kapatabilen, sigara içene çakmağı yakıp sunabilen, radyatöre su, fıskiyelere su koyabilen, akü’ye arıtılmış su takviyesi yapabilen, lastikleri benzin istasyonunda kompresörle şişirebilen, benzinciden benzin alabilmeyi becerebilen bir sürücüyüm. Ama asla şoför değilim.
Peki, şoför kimdir? Onu da bilmemekteyim.
Ben arabayı sürerken bu işleri yapabiliyorum diye övünen kakavan birisi ise hiç değilim. Belki benim de yapabildiğim bu işlerin dışında ki tamircilerin yapabileceği işleri becerebilene şoför denilebilir. Veya yolda kalan bir aracı ufak tefek imkanlarla tamirciye kadar sürüklemeyi becerebilen sürücülere de şoför denilebilir. Bense sürücü olduğumu kabul edebilme yetisine sahip biriyim.
Kendini şoför olarak görenler var ise onlarda meziyetlerini döktürürlerse / anlatırlarsa bizlerde bu vesile ile öğrenmiş oluruz.
İşte araba denen garabet, insan denen bu önceden öğretilmiş safi yeteneğe daha çoooook ihtiyacı var.
Bizler ücret karşılığında çalışan insanlar olduğumuzdan profesyonel sürücüleriz.
Peki, Ya YAZARLIK.
Yazarlıkla şoförlüğün ne alakası var diyeceksiniz?
Şimdiye kadar 25 yıl yapmış olduğum işimi, sürücülüğümü anlattım. Ama bu kadar sene bu işi yapmama rağmen kendimin Şoför olmadığımı da kendi mantıksal açıklamalarımla ortaya koymaya nasıl çalıştıysam aynı şekilde de ben bu sitede yazı yazıyorum diye ortalarda kakavan gibi kasım kasım kasılıp kendimi bir şey zannetmediğimi anlatmak için mesleğimle ilgili örnekleme yapmaya yeltendim.
Şimdi kim yazardır, kim yazar değildir, ben onu bilemem. Ama kendimin yazar olmadığımı ise gayet iyi bilmekteyim. Ben kendimi yazar olarak tanıtırsam çok gülünç hale düşerim. İşte bunun için bu yazıyı böyle bir şekilde sunmuş oldum.
Ben genelde hayatta kendi yaşadıklarımı kendi üslubumla anlatıyorum. Bunu yaptım diye de yazar olamayacağımı savunuyorum. Ben sadece kalemi, kağıdı eline alıp yazan biriyim. Bunu yazmam benim yazar olduğumu göstermez. Yazar yazarlığını bilir. İyi bir okuyucuda kimin yazar olduğunu bilir. Yazar birikimlerini en iyi şekilde yazarak düşüncesiyle insanları aydınlatır. Benimkisi ise sadece bir karalama. Türk dilini bilmeyen, Türkçeyi iyi konuşamayan sıradan bir insanın yaşantısını kendi kabiliyeti çerçevesinde yazan birisinin sunumudur. Değerlendirmek ise size kalmıştır. Hele, hele, bir gazeteci gibi, bir Türk dili edebiyatı gibi eğitim almamış bir kişinin karamalarından öteye geçmeyen hiçbir kariyeri olmayan, hiçbir iddiası olmayan, sadece anılarını aktaran birisiyim. İşte ben onun için derim ki ben kalemi eline almış aklına gelen düşünceleri kaçırmadan kağıda dökebilen bir neferim.
Bir nevi kompozisyon ödevi yapabilen bir lise talebesi gibide denebilir.
abidegayijergn@gmail.com
Ergün GÜLDAL
|
Nurdan Merve VURAL |