hatiaqo-Meydancı
Mayıs 2012
PzrPztSaÇaPeCuCts
12345
6789101112
13141516171819
20212223242526
2728293031

 Fatma Gül 

  SÖNMEZ

 

 Murat ÖZDEN

 Vahdet ŞAHAL

 Ergün GÜLDAL

 

 Recep ŞEREF

Murat Ufuk KARAERKEK

  Наже Берк

  Seyahatnâmem

       

EvliyaÇerkesi

  1эулый щэрджэс

 

Türkçe unutsam bile "önemi yok", "patlayan şeker", "danaya girelim" unutamam galiba.

Onların ülkesinde danaya kurtlar değil,Türkler giriyorlar.

                           (Seyehâtnamem)

Yıllık Arşiv
Ana Sayfa > YAZARLARIN YAZILARI > ERGÜN GÜLDAL > Bire Bir Tükenir mi Kırkı Birden Ölmeyince
Bire Bir Tükenir mi Kırkı Birden Ölmeyince

Ne diyeyim ne söyleyeyim

Ölü bizim olmayınca

Bire bir tükenir mi?

Kırkı birden ölmeyince

 

Diye Çerkeslerin evinde ölene böyle ağıt yakarmış Avşar kadını.

 

Yedikleri darı

Giydikleri deri

Gözü göv

Benzi sarı

Eleman padişahım

Sür gitsin geri.

 

Diye söylerlermiş Avşarlar Çerkesler hakkında.

Şimdi konumuza dönersek Ramadan dedemin kuzeni olan Khoane Rıza amca “Kızdırıyorlar be Abey ne yapayım” derdi.

Sadıcım akşam genç arkadaşları yağmurda bırakmamak için arabama alıyorum.

Diyor ki; abi ya Kenan Kaplan biz gençlere fena giydirmiş diyor.

Diyorum ki; bütün gün bilgisayarımı açamadım, eve gider gitmez yazıyı siteme taşıyayım diyorum.

Abi, yapma ya diyor.

Taşımam gerekir diyorum. Kenan Kaplan’ın yazısını muhakkak önemlidir tarzında bir şeyler geveliyorum.

Abi, suçumuz ne diyor?

Suçunuz çok diyorum. Ankara mitingine katılacak o kadar çok insan vardı ki. Bahçelievler Dernek başkanı otobüs tutup göndermeye yelteniyor şu anki kopan gurup ise rest çekip sağda solda propagandasını menfi yönde son raddesine kadar yapıp Ankara mitingimize nifak sokup bizleri kendi aramızda bölüyor. Doğmamış çocuğa don biçiliyor.

İstanbul mitingine geldik ama diyor.

Evet, geldiniz de iş işten geçti diyorum.

Abi, benim suçum ne diyor?

Senin suçun değil ki, sizlerin suçu.

 

Şimdi bende yazıyorum; Burnunuz kaf dağında daha ne için Bahçelievler derneğinden ayrıldığınızı anlayabilmiş değilken olmazsa olmaz illaki Tızıfed (Tızefed) in ilk birinci yıl kutlama toplantısına çağrılıyoruz. Bizler hala ne olduğunu bilmediğimiz Çerkes gençlerinin onur konukları oluyoruz. Evet, bir şeylerin içersindeyiz, bir şeylerle beraberiz ama ne olduğunu bile bilmeden.

 

Peki, ÇHİ bu olaya soyunurken hemen hadi gelin Ankara’ya toplanıyoruz mu dedi yoksa dernek dernek dolaşılıp yapılmak isteneni anlatıldı mı? Evet, anlatıldı. Forumcular ne dediler? Bizler Kırk yaş gurubu üstüyle birlikte olmayız. Sizin aranızda ajanlar var denildi. Ben ÇHİ’nin ne içindeyim nede dışındayım derken bile İTÜ-KAF gençleri tarafından Ergün Güldal olursa biz bu işin içersinde yokuz dediler, ayrıca sitemde ki üç yazıda çıkarılmak kaydıyla. Kafkas Vakfında ki keyif içersinde arkadaşlarla birlikte bir sabah yemeği kahvaltısında suratı asık olarak gelen Adnan Cankılıç, Murat Özden’e söylenmeye başlıyor. Erol Karayel’le mutabakata varıyorum. ÇHİ sitesinde yayınlanmayan yazılar bizi bağlamaz diyerek iş tatlıya bağlanıyor. Ben hala ÇHİ’nin içersinde miyim yoksa dışında mıyım bilememekle birlikte benim için hiç de önem arz etmiyor. Çerkesler oradaysa bende oradayım. Yoksa bende yokum.

 

Amma Forumcular, İTÜ-KAF çılar, Tızıfedciler, Federasyon, KAFKAS Vakfı ile birlikte birçok dernek yöneticileri olaya karşı tavır koyup karşı çıktılar. İşte ben bu karşı çıkış yapanlara kızıyorum. Yani arkadan NAL toplayanlara kızıyorum. ÇHİ doğru zamanda doğru bir çıkış yaparak gündemi yakaladı. Şimdi bu pozisyonu kimse hazmedemiyor. Bunlarda nereden çıktılar deniliyor. Yanlışlıklarını bir yerlere sığdırmaya çalışıyorlar ama sığmıyor. Yalancıktan pozisyon alıp da bizde sizdeniz ’i oynuyorlar. Evet, zaten ÇHİ’de aksini iddia etmiyor. Hepimiz biriz. Bu bir yarıştır. Kim hızlı koşabiliyorsa biz onu alkışlarız.

 

Arkadaş biz Taksim’de Haber Türk’ün önünde Murat Bardakçı’ya eylem yaparken en ses getirecek bir olay planlanmış ve Haber Türk’ün önünde yumurta eylemi yapacaktık.  Gençlerimizin hepsi tırstılar. Bu iş salonlarda Kafe oynamaya benzemiyor tabiî ki. Bir hanım kızımız korkuyorsanız verin ben atayım diye pısırık Çerkes delikanlıların yanında bir Çerkes beyinin erkeklik taslayan edası gibi gürleyiverdi. Yumurta varsa biz yokuz diye diretinceler eylemden vaz geçildi.

 

Ben sokak eylemlerinden gelen bir dünya görüşüne sahip olmayarak yetişen bir gurubun içinde büyüdüm. Türkiye’de ki Müslümanlar İran’ın Şii Müslümanları gibi sokak mücadelesinden anlamaz. Bizler, solcular Rusya için, sağcılar Amerika için birbirlerine girerlerken biz armut toplayan gelenekten gelen nesillerdeniz. Ama ben ilk defa bu yumurta eyleminde olacaktım, gençler yüzünden olamadık. Tutuklanacak ya da kaçacak ya da polis tarafından joplanacaktım. Hiç böyle enfes bir menü kaçırılır mı? Böyle bir menüyü kaçırdık.

 

Bizler Çerkesiz ve Müslüman’ız lakin tavşanın hoplamasından korkup suya atlayan kurbağadan daha korkağız. Bu ülkede şu ana kadar kendini tek kanıtlamış gerçek halk kahramanı gençler PKK’nın Kürtçülük için mücadele eden ve bu uğurda bir hiç uğruna dağlarda ölebilen gençleridir.

 

Bizler ise elimize yumurtayı bile alamaya cesaret gösterememekteyiz. Bizim babalarımız bizleri hep siyasetten uzak tutmaya çalıştılar. Hiçbir kavgalı ortama girmemize müsaade etmediler. Ürktüler ve de korktular. Devlet memuru oldukları için ne yapacaklarını bilemediler. Şu anda benim eşim, çocuklarım benim yapacağım her şeyden acayip şekilde tırsıyorlar. Ne tür yazılar yazdığımı bile açıp sitemde ki yazılarımı okumaya bile cesaret edemiyorlar.

 

İşte böyle bir dönemde eski tüfek solcuların peşine takıldık. İyi ki de takıldık. Şu ana kadar uyuduk ve de uyuştuk durduk. Köyde büyüğüm bana soruyor; niye yazıyorsun diye? Egolarımı tatmin etmek için yazıyorum dedim. Kalktı bana sen Çerkesliğe yeni soyundun dedi. Evet, doğru. Çünkü sizinle yaptığımız Çerkeslik sadece düğünlere gidip Lheperuş oynamak ve kaşen yapmaktan öteye gitmedi. Hiç olmazsa o durumda da ben karlıyım. Şu an iki çocuğum var. Ya onların? Hala bir eşleri bile yok. Ben Çerkeslik nesline iki çocuk katkısı yaptım. Onu söyleyen büyüğüm ne yaptı? Hiç bir şey! En büyük eylemleri köyden Gönen’e derneğe gidip orayı kahvehane gibi kullanıp 2-3 el okey oynamaktan öteye geçmiyor. Dilimi kullanabilmek için çaba harcayınca bana tepeden bakıp küçümseyerek sen bu işi öğrenemezsin diye bıyık altından kıs kıs gülmekten öteye de geçmemektedir.

 

Şu an eski tüfek solcular olmasa Türkiye’de elini havaya kaldırabilecek bir Çerkes ferdi çıkamayacaktı. Hepsi ezildi, sindirildi, içine kapandırttırıldı, fiskos diye fısıltı halinde kalarak bende Çerkesim diyebilecek kadar cesaretli Çerkesleri görüyoruz.

 

Yok, arkadaş yok. Eskisi gibi At çalabilen, kız kaçıran, eşkıya olan, özü sözü bir olan Çerkes kalmadı. Şimdikiler hep memur zihniyetli tiplemeler. Etraf ödlek ve korkaklar ordusu Çerkes bozuntularıyla dolu, sadıcım. Biz anarşist olamadık. Çocuklarımızı da anarşist yapamadık. Para kazanamadık, kazandığımız paralar ise bir işe yaramamaktadır. Al arkadaş şu parayı da şu işi hallet diyebilecek kapasitemiz yok. Yok sadıcım, bizde bir Yaser ARAFAT bile yok. Türklük için kendilerini feda eden, Osmanlı için kendilerini feda eden, Cumhuriyet için kendilerini feda eden Çerkes Ethemler, Çerkes Aznavurlar, Ömer Seyfettinler, Rauf Orbaylarla dolu bir geçmişimiz var. Keşke okuyup da uyutulmuş, sündürülmüş bir Müslüman Çerkes olacağıma eşkıya Müslüman bir Çerkes olsa idim diyorum, olamadığıma da hayıflanıp duruyorum.

 

Rusya’ya bak, Suriye’ye bak, Ürdüne bak, Türkiye’ye bak, Libya’ya bak, Irak’a bak, Kosova’ya bak, İran’a bak, nereye hangi yöne istersen bak İsrail’in Çerkesleri yetişmesine müsaade ettiği gibi dünyada bir örneği olmayan faşist zihniyetli, asimileci tüm sistemlere bak. Biz neyiz, ne olmuşuz? Söyleyeyim mi? Hadım olmuşuz, hadım bırakılmışız. Ama hadımlığa kendimiz talip olmuşuz. Eğer ki zamanında Ege’de anlaşmalar gerçekleşmiş olsa idi ve Çerkesler T.C. Devletini kurmak için mücadele etmeselerdi bizim Ege’de bağımsız ve bağlantısız bir Çerkes devletimiz olacaktı. İşte biz bunu eşek tepilmesi gibi tepmişiz. Ve karşılığında da Vatan hainliğinle onurlandırılmışız.

 

Ben kızmayayım da kim kızsın be sadıcım. Belki bu kızgınlığım içinde herkese bir pay çıkabileceği gibi sana da bir pay çıkmış olabilir. Sen aldırma, boş ver. Sinirler gelip geçer. Dostluklar bakidir. Boş ver dostum boş ver. Üniversitede okuyan kuzenlerim annelerine salya sümük ağlıyorlar. Ergün amcam yüzünden arkadaşlarımız bizlere çok kızıyorlar, diye. Tarz olarak ne önde ne arkada aman oğlum ortada ol ortada diyen bir zihniyetin yetiştirdiği tiplemeleriz. Sündük ve sünepe yetiştirildik ve Üniversiteli gençliğimiz aynen babalarımızın bizi yetiştirdiği yönde hiç eksiksiz olarak yollarına devam ediyorlar. Eyyamcıyız. Sistem bizden istediği ise ye, iç, eğlen keyfine bak. Namazını kıl, orucunu tut, varsa paran Hacca git ve Cennet de kafeste keklik.

 

Derdim sadece bir kişiye yüklenmek değil kaleye toptan gol atıyorum. İsteyen kendine istediği şekli ve şemali seçebilir.

 

Bindirme öyle yapılmaz böyle yapılır. Demek ki birilerinin gocunduğu ve içinde uhteler taşıdığı anlaşılıyor. Kenan Kaplan’ın ufacık değindiği bir konudan ağlanan gençliğe ne demeli.

Siyasi söylemlerinden dolayı ben kendi köy sistemden aforoz edildim.

Ajan aranıyormuş, bende kendimi feda edip aranan ajan benim dedim.

ABD’den yardımlar geldiğini, dekontları bile gördükleri yalanını dedikodu yapacak kadar karaktersiz insanlar gördük.

ÇHİ Ankara mitingini insanlar geldi diye Ankara derneğinden kovan ve kovulan Çerkesleri gördük.(Tıpkı Rusların Çerkesleri haklılık sendromu hastalığına kapılarak ülkemizden sürmeleri gibi)

Şimdi kalkmış KAFFED biz dururken siz nasıl oluyor da Meclise kanun teklifi sunarsınız diye feryadı figan ediyorlar.

 

Sadıcım Türkçe dersinde geçer mi bilmem eme bunların hepsine “hımbıl” derim ben.

Yan çizenler güzergahının orta boy yolcuları.

Kaçak göcekler ordugahı.

Savsaklama merkezi.

Olsun da benim olsun gerekirse kancık olsun.

Mektebi merkeplerde bitiriyor ne yazık ki.

Kalitesizlik ve kalifiyesizlik almış başını gidiyor.

İnsan tekmeyi ilk önce babasından darbeyi de darbeli matkaptan değil en yakın dostundan yer.

Biz bize düşman olduktan sonra düşmana ne hacet var ki.

Ben çocukluğumda okuma yazma bilmeyen insanlar gördüm ama onlar adam gibi adamdılar.

Şimdinin okumuşları ile okumamışları arasında soğan zarı kadar fark var.

Okumuşlar güruhu sanki bebeler güruhu gibi bir çizgi çiziyorlar.

Üniversite gençliği ana kuzuları değil sanki bebe kuzuları.

Görüyorum, gözlüyorum, dokunuyorum, dinliyorum, söylüyorum ve de sövüyorum.

Ben kaba bir adam profili çiziyorum, hatta ve hattaki ötesi de olabilir.

Ben kaba saba adam tipi çizdiğimi açık, net ve sarih bir şekilde hiç gocunmadan yazıyorum.

 

 

Peki, beyler sizler nesiniz? Ne gibisiniz?

Manevi cihette bir aynaya bakıp da profilinizi bir kontrol etseniz.

Yalakamı, yalamamı, yalancımı, riyakar mı, iki yüzlümü, çift kişilikli mi, hasta ruhlumu ne dersiniz?

Devir nonoşlarla godoşların devri. İnsan kendi toplumunu, kendi ahalisini, kendi milletinin geçmişini bilince geleceğini de o yönde hayal ediyor. Çok şey isteniyor. Ben kendimi bildim bileli kavşakta ki yavşakları hiç sevmem. Ben ilk önce kendime dürüst olmaya çalışırım. Kimse bana dürüst olmaya çalışmasın. Herkes aynanın karşısına geçip ben neye benziyorum diye baksın. Yılana mı, çıyana mı, sıçana mı, çakala mı, kurda mı, yılana mı, akrep’e mi benziyorum yoksa yumuşakçalardan sümüklü böceğine mi benziyorum diye tekrar tekrar baksın. Dürüst ol canımı ye akidiş. Beni çok kolay kazanabilirsiniz ama çok kolayda kaybedebilirsiniz. Ben sevdim mi adamı adam gibi severim. Benim damarıma basmayın. Sakın ola ki benim yanımda da yalakanmayın derim.

 

Üzerimize Tarihi misyonu yüklemezsek erir, biter gideriz. Çerkesler dünyanın her yanına paramparça dağılmış durumdayız. Aklımızı başımızı almazsak yok olmaya mahkumuz. Yen kırılır içinde kalır. Ağzımızdan kan aksa kızılcık şerbeti içtik demesini öğrenmemiz gerekmektedir. Biz Çerkesliğimiz için hak aramaya kalkışımızda cebimizde yumurta taşıyamayacak kadar cesaretsizsek bu işi daha başında bırakmamız gerekmektedir. Biz hak alınca tüm ırkçı zihniyetli insanlar bize etmeyecekleri hakaret kalmayacaktır. Eğer ki bu hakaretleri kaldıramayacaksanız şimdiden kendinizi Çerkeslik illetinden feragat edin. Bırakın Çerkesliğin mücadelesini adam gibi Çerkesler yapsınlar. Avşar kadının dediği gibi birer birer ölmüyoruz, kırkar kırkar ölüyoruz. Evlenme yok, çocuk yok, dil yok, kültür yok. İşte geriye böyle birbirimize kur yapmalar var. Hepi hepsi o kadar. Sağlıcakla kalın. Sadıcım senin iki lafına karşılık ortaya dört sayfa yazı çıktı. Herkes kendine uygun olanını alıp tepe tepe kullansın. İnsanı bir sözle şarj ediyorlar, buna mukabil bende dört sayfa yazıyla deşarj oluyorum. Bu konuşmayı yaptığım genç arkadaşımı da çok seviyorum. Konu konuyu böylelikle açıyor, işte.

 

abidegayijergn@gmail.com

 

Ergün GÜLDAL

Gelen Yorumlar
Toplam 1 yorum, 1-1 arası gösteriliyor, yeni tarihliler sonda.
Aklına diline sağlık değerli kardeşim.
Nureddin Vonje eklemiş. | 27 Aralık 2011 Saat 18:03
Yorum Ekleyin
Yorum
Ad Soyadınınız
Mail
Web Sitesi
Beni hatirla
Yeni bir yorum geldiginde haber verin.

Ara

Nurdan Merve VURAL

Son Yorumlar
Linkler
 
 

Online Kişi Sayacı 

Website counter