hatiaqo-Meydancı
Mayıs 2012
PzrPztSaÇaPeCuCts
12345
6789101112
13141516171819
20212223242526
2728293031

 Fatma Gül 

  SÖNMEZ

 

 Murat ÖZDEN

 Vahdet ŞAHAL

 Ergün GÜLDAL

 

 Recep ŞEREF

Murat Ufuk KARAERKEK

  Наже Берк

  Seyahatnâmem

       

EvliyaÇerkesi

  1эулый щэрджэс

 

Türkçe unutsam bile "önemi yok", "patlayan şeker", "danaya girelim" unutamam galiba.

Onların ülkesinde danaya kurtlar değil,Türkler giriyorlar.

                           (Seyehâtnamem)

Yıllık Arşiv
Ana Sayfa > YAZARLARIN YAZILARI > MURAT ÖZDEN > Dersim Çatlağı ve Gönen-Manyas Çerkesleri'nin Sürgünü
Dersim Çatlağı ve Gönen-Manyas Çerkesleri'nin Sürgünü
hatiaqo gönderdi. | 29 Kasım 2011
28/11/2011

CHP Tunceli Milletvekili Hüseyin Aygün'ün açıklamalarıyla başlayan Dersim tartışması hızla sürüyor ve bence son derece de hayırlı sonuçlar doğuruyor.
CHP'deki ulusalcı kanadın çıkışı en çok Kemal Kılıçdaroğlu'nu zora soktu. Dersimli olan Kılıçdaroğlu yapılan zulmü eleştirse Atatürk'ü eleştirmiş olacağı için o koltukta oturamayacak; susup konuşmaz ise aslını ve kişiliğini inkar etmiş bir konuma düşecek. Kılıçdaroğlu için tam bir 'aşağı tükürsen sakal, yukarı tükürsen bıyık' tablosu var ortada.
Başbakan Erdoğan, "Ben Başbakan olarak Dersim hadiselerinden dolayı özür diliyorum" dedi ama bir taraftan da Dersim'in ve Kürdistan'ın dağları bombalanmaya devam ediyor.
***
Geçtiğimiz günlerde Cüneyt Özdemir'in CNN Türk'te Dersim konusunun ele alındığı 5N 1K programına Radikal Gazetesi'nde "Dersim Gerçeği" yazı dizisini hazırlayan gazeteciler davet edilmişti. Özdemir, "Dersim'de ne oldu" diye sorduğunda, yazı dizisini hazırlayan Abdullah Kılıç ve Ayça Ömer, "Ermenilere, Rumlara, sürülen Gönen Çerkesleri'ne ne olduysa Dersim'de de o oldu" şeklinde cevap verdiler.
Radikal Gazetesi muhabiri Ayça Ömer bu tespiti yapabildiğine göre, Gönen Çerkesleri'nin sürülen köylerinden birinin mensubu olarak benim daha fazla birşeyler söylemem gerekir.
***
Babalarımızın anlattığı acıklı sürgün hikayelerini dinleyerek büyümüş biriyim.
Biliyorum ki yaşanan tüm bu acılar uygulanan politikaların bir sonucudur.
Bu meselelere bütünlüklü olarak bakmamız gerekir. Hadiseleri anlamaya çalışırken Dersim'e de, Ermeniler'e de, Kürtler'e de, Çerkesler'e de uygulanan politikalara bakacağız.
Osmanlı Devleti çok dinli, çok uluslu, çok etnikli, çok mezhepli, çok dilli bir yapıydı. Bu kimliklerin toplamı imparatorluğun tebaâsını oluşturuyordu.
Ancak 1789 Fransız ihtilaliyle ortaya çıkan milliyetçilik fikri, oturmuş olan bütün taşları yerinden oynattı. Uluslar, etnik topluluklar ve dini inanışlar kendilerini daha özgür ifade edebilmek için bağımsızlık istemeye başladılar.
Bu talepler 500 yıl bir biçimde ayakta kalmış Osmanlı İmparatorluğu'nu 100 yıl içinde sona erdirdi.
Öncelikle ağırlıklı olarak hristiyan tebânın yaşadığı Avrupa ve Balkanlar'daki topraklar kaybedildi.
Bu yaşananlar, Osmanlı'nın son dönemine damgasını vurmuş İttihat Terakki ve Abdülhamid'i, "Anadolu toprakları hristiyanlardan arındırılmaz ve diğer müslüman etnik topluluklar Türkleştirilmez ise Anadolu da kaybedilecektir" görüşünde birleştirdi.
Geçmişte ve günümüzde yaşanmış ve yaşanmakta olan acıların kaynağı işte bu düşüncedir.
Bu bir İttihat Terakki Partisi düşüncesidir.
İttihat ve Terakki'nin B takımı tarafından kurulmuş olan Türkiye Cumhuriyeti Devleti aynı politikayı sürdürdü ve halâ da sürdürmeye devam ediyor.
***
Bu operasyona önce Ermeniler'den başlandı. 1894-95'te başlayıp, 1909'da devam eden 1915'te sonuçlandırılan askeri harekatlarla 1 milyon 500 bin Ermeni Anadolu'dan arındırılmıştır. Bugün Türkiye'de tamamına yakını İstanbul'da yaşayan 60.000 kadar Ermeni kalmıştır.
Müslümanlaştırma ve Türkleştirme politikasına önce Karadeniz'den başlandı. Daha Osmanlı döneminde Karadeniz bölgesindeki Laz, Gürcü, Hemşin, Rum ve Ermeniler'e ait binlerce yerleşim biriminin ismi değiştirildi.
Lozan Anlaşması'ndaki mübadele hükmüne göre 1milyon 250 bin Hristiyan vatandaş Yunanistan'a gönderilmiş; 200.000 Müslüman da Türkiye'ye getirilmiştir. Daha sonra uygulanan politikalarla Türkiye'deki Rumlar bitirilme derecesine getirilmiştir.
Kürtler ise, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin bütün imkanları ile bitirip, asimile edip, kökünü kazımaya çalıştığı bir halktır.
Kürtler, Cumhuriyet tarihi boyunca tam 25 kez isyan etmişlerdir. Bilgi olması açısından bu isyanları buraya da yazıyorum.
 
1- Nasturi İsyanı (1924 Hakkari)
2- Şeyh Sait İsyanı (1925 Bingöl, Muş, Diyarbakır)
3- Jilyan İsyanı (1926 Siirt)
4- Sait Taha ve Sait Abdullah İsyanı (1925 Şemdinli)
5- Reşkotan ve Renan isyanı (1926 Diyarbakır)
6- Eruhlu Yakup Ağa İsyanı (1926 Pervari)
7- Güyan İsyanı (1926 Siirt)
8- Haco İsayanı (1926 Nusaybin)
9- 1. Ağrı İsyanı (1926)
10- Koçuşağı İsyanı (1926 Silvan)
11- Hakkari-Beytüşşebap isyanı (1926)
12- Mutki İsyanı (1927 Bitlis)
13- 2. Ağrı İsyanı (1927)
14- Biçar Harekatı (1927)
15- Zilanlı Resul Ağa İsyanı (1927 Eruh)
16- Zeylan İsyanı (1930 Van )
17- Tutaklı Alican İsyanı (1930 Tutak,Bulanık,Hınıs)
18- Oramar İsyanı (1930 Van)
19- 3. Ağrı Harekatı (1930)
20- Buban Aşireti isyanı (1934 Bitlis)
21- Abdurrahman İsyanı (1935 Siirt)
22- Abdülkuddüs İsyanı (1935 siirt)
23- Sason isyanı (1935 Siirt)
24- Dersim isyanı (1937)
25- PKK İsyanı (1984)
 
Bu isyan ve kalkışmaların tamamı çok büyük şiddet ve kanla bastırılmıştır. Yüzbinlerce insan, öldürülmüş, sürgünlere gönderilmiş, hapislerde çürütülmüş ve işkencelere tabi tutulmuştur. PKK İsyanı halen devam etmekte, binlerce insanın ölümüyle sonuçlanmaktadır.
Dersim Katliamı'na daha duyarlı olunmasının nedeni, mağdurlarının hâlâ yaşıyor olması ve inanılmaz derecede orantısız güç kullanılmış olmasıdır. Ayrıca Dersimliler'in hem Kürt, hem de Alevi olması duyarlılığı arttıran diğer bir nedendir. Dersim katliamına Ege Bölgesi Alevileri de, Kaz Dağları Alevileri de, Balkanlar'daki Aleviler de ayrıca duyarlılık göstermektedirler.
***
Ben de sürgüne tabi tutulan Gönen Çerkeslerinin çocuklarındanım.
Köyüm Üçpınar 28 Mayıs 1923 Pazartesi günü sürülmüş.
Sürülen insanların suçu ise sadece Çerkes olmak, Türkçe'den farklı bir dil konuşmakdı.
Kafkasya'dan sürülüp Anadolu'ya yerleşmelerinin üzerinden sadece 59 yıl geçmişken bir sürgüne daha tâbi tutuldular.
O dönemde kurtuluş savaşını destekleyenler de vardı, padişah yanlısı olanlar da. Ancak sürgün gerekçesi padişah yanlısı olmak, ya da kuvay-ı milliyeci olmak değildi.
Gerekçe, onlar Türk olmamasıydı.
Gerekçe onların Çerkes olmasıydı.
Bütün suçları buydu.
Yani, yok edilmeli ve Türkleştirilmeliydiler.
Osmanlı'nın dağınık iskan etme politikaları yeterli olmamıştı.
Daha fazla dağıtılmalıydılar ki daha çabuk asimile olsunlar.
Bütün malları yok pahasına sattırıldı.
Evlerine ve tarlalarına para veren yoktu zaten, nasılsa onlara bedava konacaklardı fırsatçılar.
Bir kağnı arabasının alacağı kadar eşya ile yola koyuldular.
Kah kağnı arabasıyla, kah yük vagonlarıyla Malatya'ya kadar gittiler sefil ve perişan.
Köyün en güzel kızı Çetawların Kıymet (Kuk Teyze) Malatya'da Kürtler'e gelin verildi. Çocukluğumda her yaz Malatya'dan Üçpınar'a gelişini hatırlıyorum.
Lozan Barış Antlaşması'nda genel af ilan edilip, 150 kişinin muaf tutulmasıyla sürgün cezaları kalkmış ve sürülen 14 köy de geri dönmüş; malları sattırılıp sürgün sırası bekleyen 22 köyün sürgünü durdurulmuş ve yeni sürgün
köyler listesi yapılmaktan vazgeçilmiştir.
Bu sürgün sırasında bizim köyümüz olan Üçpınar'dan 45 kişi hastalık, açlık ve yorgunluktan hayatını kaybetmiştir. Diğer köylerden yollarda ölenlerin sayısı da beher köy için bunlara yakındır.
Geriye dönenler köylerinin talan ve işgal edildiğini görürler.
Bir de işgalcilerle kavgalara girmek zorunda kalırlar evlerini geri almak için.
Gönen - Manyas Çerkesleri'nin sürgünü sadece 14 köyün sürülmesi demek değildir. Gönen - Manyas Çerkesleri'nin sürgünü, siyasi etkisi yüksek olmuş Marmara bölgesi Çerkesleri'nin tamamına yönelik bir operasyondur.
***
Dersim katliamıyla başlamış olan tartışmanın sadece Dersimle sınırlı tutulması son derece yanlış olur.
Yüzleşilmesi ve özür dilenmesi gereken kesimler çok daha fazladır.
Dersim gibi son derece hassas bir konunun iki parti arasında polemik konusu yapılması da son derece yanlıştır.
Başbakanın özür dilemesi son derece önemli bir adımdır, fakat asla yeterli değildir. Bunun bir parti grubu toplantısında değil de TBMM de yapılması;
ayrıca mağdur olanlara tazminat ödenmesi ve onurlarının iade edilmesi gerekir.
Tek bir insanı öldürmek bile büyük bir suçtur!
Milyonlarca insanı dili farklı, dini farklı, mezhebi farklı, milliyeti farklı, düşüncesi farklı diye öldürmüş, yok etmiş, sürmüş, eziyet etmiş bir yapı ile karşı karşıyayız.
Bu yapının özeleştiri yapıp, toplumdan özür dilemesi ve tazminat ödemesi gerekmektedir.
Bu yapıyı oluşturanların tarih önünde mahkum edilmeleri sağlanabilirse, adalet yerini bulmuş olacaktır.
Ben bunu sağlamak için, Çerkes kimliğimle ve muhalif kimliğimle, hem Çerkesler, hem de bu süreçte mağdur olmuş tüm kesimler için mücadele edeceğim ve davacı olacağım.
Ta ki devlet geçmişiyle yüzleşip demokratikleşinceye kadar.
Gelen Yorumlar
Toplam 9 yorum, 1-9 arası gösteriliyor, yeni tarihliler sonda.
Benim bildiğim bir başka hikayeye göre de Üçpınarlı Çerkesler yerleşmeden önce Üçpınar'da Yörüklerin oturduğu ve dağlık bölgeyi tercih eden ve devletin kendilerine gösterdiği ovadaki yeri beğenmeyen Çerkes göçmenlerin buradaki Yörükleri kovarak kendilerinin oraya yerleştiği , hatta orada halen bir Yörük mezarlığı olduğu.... Buna dair söylenecek çok şey var da ölmüş insanları rahat bırakalım. Üçpınar tarihinin bu yönünü artık ölmüş ve torunları kimbilir nerede olan ve Üçpınar'ın belki adını bile bilmeyen Yörüklerden öğrenemeyeceğimize göre Üçpınarın gayrıresmi tarihini kim yazacak o zaman?
Herkes çok geç olmadan aklını başına devşirmezse geçmişle hesap temizliği yaparken bugününden olacak bu toprakların insanları. Hele işin ucuna tazminat diye parasal şeyleri de katınca her türlü istismarın yolu açılacak...
Resmi tarihin alternatifi olarak çıkan da hem sübjektif hem de düzmece tarih... Unutmayın.
ayset hamid eklemiş. | 02 Aralık 2011 Saat 17:16
ayset hamid böyle bir şey bende yaşlılardan duydum fakat şöyle. Çerkesler o havaliye geldiklerinde hala kıl çadırlarla vadi, bayır, yayla dolaşan Yörükler varmış. Kışın Gönen ovasına inerler yazın (Nisan Başlarında) daha yukarılara dağlara, yaylalara çıkarlar sonbaharın kışa girişlerinde tekrar ovalara inerlermiş.(Eylül sonlarında). Bu çıkışlarda, inişlerde Hayvanlarla beraber olduğu için yayıla yayıla yani iki üç gün sürermiş. Güzergahtaki Çerkes köylerinin kenarlarına geçici konakladıkları hatta o zamanın Çerkes geleneklerinde uygulamada olan Haçeşlerin (Bahçelerde tek odalı misafirhaneler/misafir odası) bu yörük kardeşlerimize açıldığını söyleyen bir çok yaşlı dinledim. Ben Çınarlılıyım. Üçpınardan önceki köy.. Ve Bu yaylak aylarında Yörük Obalarına tanıdıklarının Düğünlerine ve Cenazelerine giden yaşlılardı bunlar.. Her yörük obasının vadilerde mezarlıkları vardı derlerdi ve oralara defnederlerdi derlerdi. Sizin Bahsettiğiniz Mezarlık bunlardan biri. Bir tanede VeliOba köyünün oralarda ve Çoban köy taraflarında varmış. Bu Yörük Obalarının En büyüğü yazın bu günde Yörüksu denen çağlayanı bulunan ve doğal göleti olan yere konarmış. Diğer sekiz on obada uzak mesefelerle konuşlanırlarmış bu dağlara. Yörüksuyun oralardada bir Yörük mezarlığı olması lazım.. Yoksa öyle Çerkesler yörükleri kovmuş felan mevzusu hikaye... Böyle birşey yok. Böyle bir olay Osmanlının kendi politikası gereği, tamamen kaderine teslim olmuş ve Ensarın (Devlet-i Aliyenin) gösterdiği ve hiç birşeyden haberi olmadan yerleştiği Uzunyayla Çerkesleriyle Avşarlar arasında olmuştur sadece. Buna da devletin (Osmanlının) çirkin oyunudur diyelim.. Tazminat v.s bunlar devletin bekaası ve dik durması hatırına vatanperver Çerkeslerin düşünmediği konudur. Biz sadece sebepsiz ama sadece sebepsiz ve kadir kıymet bilmezcesine, takdirsizce, haksızca yapılan Ethem beye atılan iftiranın geri alınıp iadei itibarını istiyor ve bu iftiranın akabinde Çerkes kelimesinin maksatlı eklenip bir halkı psikolojik ezikliğe sokmak istendiğini biliyoruz. Vede Kurtuluş savaşında şehit olmuş, gazi olmuş insanların köylerinin sürülmesininde tamamen bu ezikliği halk üzerinde içselleştirme senaryolarının haksız, acımasız uygulanışı olduğunuda biliyoruz. Kısaca tamamen haksızca yapılan bu ifadelerden, sürgünden dolayı erdemli ülkemizden Özür bekliyoruz... Erdemlik büyüklüktür diyoruz... Tazminattan paradan, maldan önce Şeref gelir, daha önemli olanı bu dur. Biz Şerefimize atılan iftiranın özürünü istiyoruz sadece..
decenqua eklemiş. | 02 Aralık 2011 Saat 20:20
Çerkesler Yörükleri kovmuş mevzusu hikaye ise ben bunu çerkeslerden duydum bir ve bu hikayeyi yine de orada yaşamış ve orayı terketmek zorunda kalmış Yörüklerden veya torunlarından da dinlemek isterdim iki. Ayrıca hiç kendimi ezik filan hissetmiyorum Çerkes kökenli bir Türk olarak . Bu devletin değil olsa olsa, hayatı boyunca bir kitap açıp okumadığı halde, araştırmadan, sadece tek taraflı , kulaktan dolma bilgilerle ve daha da beteri çıkarı ne gerektiriyorsa özellikle de karşı görüşü ortaya koyacak kimsenin olmadığı zamanlarda meydanı boş bulan bazı cahillerin birilerinin dolduruşuyla "öteki" olarak gördüğü kimselere yönelik kendi ezik ve bilinçsiz davranışlarıdır. Bu da tencere dibin kara tarzı tartışmalara götürür ve bunu yapanların ülkesine ve kendilerine zarar verir. Çerkeslere özür borcu olan onları kim kovduysa öncelikli olarak onlardır. Bu arada bu yararsız ve mantık dışı tartışmalara bir başladınız mı neden vatanın terkedildiği sorusu da gelebilir ardından. Tesadüfen şu sıralarda okudurum Gölpınarlı'nın Yunus Emre hayatı ve eseri hakkındaki kitabında onun yaşadığı çağı betimlediği sayfaları bugün birden düğmeye basılmış gibi geçmiş hesaplaşması ve özür peşinde koşan insanların da okumasını isterdim. Anadolu Selçuklularının çözülüşü ve fetret devri....Ve gerek beylerin gerek halkın istilacı Moğollardan medet umması, halkın iki hem beyler hem de istilacılar arasında kalması ve iki tarafça da iliğine kadar soyulması... Çerkes Ethemle ilgili de söyleyecek şeyi olan, bilgisi olan konuşsun. Sonucu hep birlikte görelim.Ama başta ve halen batıdakiler başta olmak üzere devletlerin hiç birinin kendi varlığı söz konusu olunca farklı politikalar izlemediğini düşünüyorum. Etnik mesele ve sorunlar batının güç ve etki savaşının bir aracı olarak doğuda ve güneyde işe yararlar. İsveç'in kendi azınlıklarına yaptıklarının gündeme bile getirmesinin bedeli ağır olabilir,ya da Şükran gününde aslında bilahare köklerini kurttukları kızılderililere ilk göçtükleri dönemde doğru tarımı öğreterek açlıktan ölmekten kurtardıkları için teşekkür edildiğini bile bilmeyiz çünkü bunu anmazlar bile: Bunları tartıştıran ve maddi manevi ikametgahları batıda olanların ne ezilen(!) Kürtleri ne Çerkesleri ne Arapları ne myanmarlıları,ne Ermenileri ne de başka 3. dünyalı etnik grupları insani açıdan dert edindiğini sanmıyorum.Tek istedikleri bu coğrafyalarda karşılarındaki muhatap gücün mümkün olduğunca küçük,güçsüz ve bölünmüş olması. Yoksa mesela daha 2008 de Fransa oradaki arkaik olması gereken ama halen "çağdaş" dünyada halen mevcut sömürgeci çıkarlarının devamı için patır patır Fildişi Sahili'ni bombalarken ve insan öldürürken bu uluslararası kamuoyu (en güldüğüm tabirlerden biridir) neden ağzını açmadı görmedi bile de uluslararası terör konusunda en güvendiği müttefiki Türkiye terörist PKK'yı Irak'ta takip etmesin diye ayaklandı acaba?
ayset hamid eklemiş. | 05 Aralık 2011 Saat 10:04
Dersim'i anlamak için hem Kürt, hemde Alevil Müslüman olmak lazım... Herşey den önce İnsan olmak lazım... BÜTÜN DÜNYA HALKLARINA SELAM OLSUN... YAŞASIN İYİLİK... YAŞASIN HÜMANİZM
Kurmanc 75 eklemiş. | 08 Aralık 2011 Saat 02:30
Bu hala devam eden yalan dolan günlerinde bazı şeylerin gözden kaçmaması dileğiyle...
Nâzım Hikmet Ran
– Ellerinize ve Yalana Dair Nâzım Hikmet Ran –
Ellerinize ve Yalana Dair 7 Aralık 2011 Bütün taşlar gibi vekarlı,
hapiste söylenen bütün türküler gibi kederli,
bütün yük hayvanları gibi battal,
ağır ve aç çocukların dargın yüzlerine benziyen elleriniz.
Arılar gibi hünerli, hafif, sütlü memeler gibi yüklü,
tabiat gibi cesur ve dost yumuşaklıklarını haşin derilerinin altında gizleyen elleriniz.
Bu dünya öküzün boynuzunda değil,
bu dünya ellerinizin üstünde duruyor.
Ve insanlar, ah, benim insanlarım, yalanla besliyorlar sizi,
halbuki açsınız, etle, ekmekle beslenmeye muhtaçsınız.
Ve beyaz sofrada bir kere bile yemek yemeden doyasıya,
göçüp gidersiniz bu her dalı yemiş dolu dünyadan.
insanlar, ah, benim insanlarım,
hele Asyadakiler, Afrikadakiler, Yakın Doğu,
Orta Doğu, Pasifik adaları ve benim memleketlilerim,
yani bütün insanların yüzde yetmişinden çoğu,
elleriniz gibi ihtiyar ve dalgınsınız,
elleriniz gibi meraklı, hayran ve gençsiniz.
İnsanlarım, ah, benim insanlarım,
Avrupalım, Amerikalım benim, uyanık,
atak ve unutkansın ellerin gibi,
ellerin gibi tez kandırılır, kolay atlatılırsın…
İnsanlarım, ah, benim insanlarım, antenler yalan söylüyorsa,
yalan söylüyorsa rotatifler, kitaplar yalan söylüyorsa,
beyaz perdede yalan söylüyorsa çıplak baldırları kızların,
dua yalan söylüyorsa, ninni yalan söylüyorsa,
rüya yalan söylüyorsa, meyhanede keman çalan yalan söylüyorsa,
yalan söylüyorsa umutsuz günlerin gecelerinde ayışığı,
söz yalan söylüyorsa, ses yalan söylüyorsa,
ellerinizden geçinen ve ellerinizden başka her şey herkes yalan söylüyorsa, elleriniz balçık gibi itaatli, elleriniz karanlık gibi kör,
elleriniz çoban köpekleri gibi aptal olsun, elleriniz isyan etmesin diyedir.
Ve zaten bu kadar az misafir kaldığımız bu ölümlü,
bu yaşanası dünyada bu bezirgan saltanatı, bu zulüm bitmesin diyedir.
aysethamid eklemiş. | 08 Aralık 2011 Saat 09:52
ayset hamid Çerkeslerle yörükler arasında öyle büyük bir itiş kakış,kavga gürültü yaşanmamıştır Gönen, Manyas havalisinde.  Bunu ilk defa senden duyuyorum.Elli iki yaşımdayım. Hatıralarımda şimdi rahmetli olmuş 80-100 ve yüzü on yıl daha aşmış en az 15 insan tanıdım. Hiç böyle bir hikaye duymadım. Sana tesadüf etmişler ama şöylede diyorsun bak,''Yörüklerden veya torunlarından da dinlemek isterdim iki''..Demekki yok ki böyle birşey yörüklerden duymamışsın.... Ayrıca Çerkes Asıllı Türk Nasıl oluyor. Çerkes asıllı Türkiye Cumhuriyeti Vatandaşını anladımda... Her neyse, Almanyada Yaşayan Türklerden en az 5 Kişi arasında bir Söyleşi yap bakalım, Türk Asıllı Almanlığı kabul ediyorlar mı? Yani Türk Asıllı Alman olurmuymuş onların fikri nasıl acaba... Çerkes Ethemle ilgili söylenecek artık birşey kaldığını sanmıyorum, Ülkemizin Koskocaman Prof.ları, Tarihçileri Onun başarıları olmasaydı Kurtuluş Savaşı Daha başlamadan hüsranla biterdi diyor... Bir zamanlar Osmanlının Yerleşik düzene geçirmek için Mücadele ettiği, o zaman Osmanlıya İsyan eden Türkmen aşiretleri, İlk Meclis açılınca ve Osmanlıya karşılar diye bu sefer Kuvai Milliyeye İsyan ettiler. Ethem bey bu isyanlarıda bastırdı. Kendisine bilhassa İsyanları Bastıracak Gücümüz kalmadı, yok dendi biliyorsundur muhakkak... İşin enteresanı İsyanı Bastıran Ethem Bey Ankaraya Telgraf Çekiyor, ''Elebaşıları Elimde ne yapayım'' diye. Ankaraya Getir deniyor, Ankaraya götürüyor ve hapis cezası alıyorlar, beşer yıl felan.. Hain, İsyancı ilan edilip Asılmıyorlar biliyormusun... Fakat aynı Ethem bey Padişah taraftarı Çerkes, Abhaz asıllı olanları kurşuna diziyor, Elebaşılarını asıyor. Kimse Ankaraya getir, en azından Müebbet veririz demiyor... İstiklal savaşına ve kadrolarına bu kadar sadık ve samimi... Sonu; işi bitiyor, Milletin Kurtarıcısı Ethem Bey birden Çerkes Ethem oluyor ve Hain ilan ediliyor... Netice Kürt İsyancıdır, Çerkes Hain.... Aslında servis edilen senaryoların birer okuyucuları olduk devamlı, inandık, şartlandık, iyi doğruyu esasıyla öğrenemedik, öğretilmedi yıllarca... Bütün bu tartışmalarımız inandırılmış kalıplar dışına çıkamamak ön yargılarıyla birbirimize bakışlarımızdan, yaklaşmalarımızdan... Çerkeslerin Yörükleri kovmasını hala anlayamıyorum ki Yörükler öyle pabuç bırakacak yiğitlerde değil yani. İçlerinden demirci efeler, Çakıcılar çıkmış gözü kara insanlar.. Demek istediğim kayıtlara geçecek, belgeleri günümüze kadar gelecek vakalar yaşanırdı.. Anlatanlar ufak tefek mahalle kavgalarını size aktarmışlar, fazla tesirinde kalmışsınız..
decenqua eklemiş. | 08 Aralık 2011 Saat 22:21
Oradan göçmüş Yörüklerin kimler olduğunu bilmeden torunlarını bulamayacağıma ve onlardan dinleyemeyeceğime göre bu o olayın olmadığı tezini desteklemez. Ayrıca Okcsitan kökenli Fransız , İrlanda Meksika asıllı Amerikalı, valon ya da flaman asıllı Belçikalı gibi oluyor işte Çerkes asıllı Türk de.... Doğru kimsenin tekelinde değil. Resmi olmadığını iddia eden sözde alternatif tarih düzmecilerinin "en bi doğru" tarihi yazamayacakları işte şu küçük hikayeden bile belli. 21 yy da hala birileri istedi diye yakında mahalleleler düzeyine inecek etnikçilik yapmayı ya da kan davası gütmeyi (bugünün insanlarının refahı için uğraşmak varken) ilkel, nafile ve tehlikeli buluyorum. Gerçekten samimi iseler insanların başına gelenler konusunda, bugünün insanlarının hangi koşullarda yaşadıklarıyla ilgilenmelerini beklerim. Bakın bugün Van'daki çadırda bir bebeğin daha ölmesi insan olan herkesi ilgilendirmesi gerekmiyor mu? Herkes kendi egosunun peşinde.Yazık
ayset hamid eklemiş. | 16 Aralık 2011 Saat 16:59
Oradan göçmüş yörükler mi? Gönen de bir çok Yörük köyü var. Bu köylerden bir çok Asker arkadaşım vardı, hiç birinden böyle bir şey duymadım. Osmanlının yanlış iskan politikası sonucu Çerkeslerle Avşarlar arasında bu sorunlar yaşanmıştır. Bu gün dahi sorunların içersinde olmamış Avşarların çocukları dahi bunu bilir. Yani kulaktan kulağa oyunu bu gibi acı hatıraların aktarılmasında maalesef nesilden nesle geçen bir bitmeyen oyundur da. Yani Gönen Yörükleriyle Çerkesler arasındaki bahsettiğiniz konu sanırım ilk defa bir sanal gazete de (hatiaqo da) aspragas olarak tarihe geçecektir ayset hamid bey... ''Okcsitan kökenli Fransız'' diyorsunuz bakın. Okcsitanlar Hint-Avrupa dil gurubundan Fransızcanın İtalyanca aksanı tesirinde kalmış bir alt dil gurubu. Köken olarak Fransızdırlar, dil Gurubu olarakta Hint-Avrupa dil ailesindendirler, Fransızlarla aynı dil ailesindendirler. Kazak Asıllı Türk olabilir, Yahut Özbek asıllı Türk, çünkü Ural-Altay dil gurubundandırlar. Çerkesler Kafkas Dilleri gurubuna giriyor, ben bu mantıkla sordum. Her neyse kimlik tercihler doğrultusundadır. ''Bakın bugün Van'daki çadırda bir bebeğin daha ölmesi insan olan herkesi ilgilendirmesi gerekmiyor mu?'' Farklı başlık açtınız, bu mesele İnsanlığın ortak meselesi, bu meseleyede kimlik, kültür, aidiyet v.s. bakış açısyla yaklaşılmaz tabiki. Şahsım adına Van depremine nasıl yaklaştığı mı, ne yapabildiği mi söylemek veya birilerinin söylemesi ne kadar yakışık alır. Vijdan ve İnsaf duygularını egolarına ipotekleyenlerden değilim, mademki söyleyeyim.. Allah bilendir, görendir...
decenqua eklemiş. | 16 Aralık 2011 Saat 23:50
"Oradan göçmüş yörükler mi? Gönen de bir çok Yörük köyü var. Bu köylerden bir çok Asker arkadaşım vardı, hiç birinden böyle bir şey duymadım. Osmanlının yanlış iskan politikası sonucu Çerkeslerle Avşarlar arasında bu sorunlar yaşanmıştır. Bu gün dahi sorunların içersinde olmamış Avşarların çocukları dahi bunu bilir. Yani kulaktan kulağa oyunu bu gibi acı hatıraların aktarılmasında maalesef nesilden nesle geçen bir bitmeyen oyundur da. Yani Gönen Yörükleriyle Çerkesler arasındaki bahsettiğiniz konu sanırım ilk defa bir sanal gazete de (hatiaqo da) aspragas olarak tarihe geçecektir ayset hamid bey..." Tabii tarih bizim işimize gelen bölümlerinden ibaret olmaya başlar sendin bendin diye bir başlanınca....ya da başlatılınca Bu iş bu kadar subjektifitir ve bir gün bir kıvılcıma bakar akıl aradan çekilince. Yardımlaşma deyince bireysel değil böyle sitelerin ön ayak olamadıysa en azından bu amaçlı kampanyalara yönlendirici girişimlerinden bahsediyorum öncelikle .Ayrıştırıcı, kin tohumları eken ve yeşerten masallar ağıtlar yerine ortaklaşa hep birlikte yardımlaşmayı refahı artırmayı öne çıkaracak ( ne zaman senin cenazen benim olacak minvalinde nekrofil söylemler yerine ) yaklaşımlardan bahsediyorum. Ekonomik kriz dönemlerinde her zaman olduğu gibi bugün de İsveç, Norveç, İtalya, Bulgaristan, Fransa vb hemen her batılı ülkede su yüzüne çıkaran ırkçılık patlamaları da gösteriyor ki onların bir arada durabiliyor olmaları da sözde demokrasileri de paraya dayalıdır ve o insancıl makyaj vatandaşlarının günlük kahve istihkakında bir taslık düşüş kadar hassas bir dengeye bakar. Dolayısıyla devletin görevi tüm vatandaşlarına insanı düzeyde bir yaşam sağlamaktır. Aklı olan herkesin de buna katkısı olması gerekir öncelikle.
ayset hamid eklemiş. | 19 Aralık 2011 Saat 13:49
Yorum Ekleyin
Yorum
Ad Soyadınınız
Mail
Web Sitesi
Beni hatirla
Yeni bir yorum geldiginde haber verin.

Ara

Nurdan Merve VURAL

Son Yorumlar
Linkler
 
 

Online Kişi Sayacı 

Website counter