hatiaqo-Meydancı
Mayıs 2012
PzrPztSaÇaPeCuCts
12345
6789101112
13141516171819
20212223242526
2728293031

 Fatma Gül 

  SÖNMEZ

 

 Murat ÖZDEN

 Vahdet ŞAHAL

 Ergün GÜLDAL

 

 Recep ŞEREF

Murat Ufuk KARAERKEK

  Наже Берк

  Seyahatnâmem

       

EvliyaÇerkesi

  1эулый щэрджэс

 

Türkçe unutsam bile "önemi yok", "patlayan şeker", "danaya girelim" unutamam galiba.

Onların ülkesinde danaya kurtlar değil,Türkler giriyorlar.

                           (Seyehâtnamem)

Yıllık Arşiv
Ana Sayfa > YAZARLARIN YAZILARI > ERGÜN GÜLDAL > Emeğin Gücü Sınırlıdır
Emeğin Gücü Sınırlıdır
hatiaqo gönderdi. | 22 Ocak 2012

                                                           17.11.2011

 

Çin, Malezya, Endonezya, Romanya, Kore, Japonya ve nihayetinde Almanya, İngiltere ve ABD emeğin kalitesini ister saydığım hizada değerlendirin ya da tersinden değerlendirin varacağınız sonucu da çaprazlama olarak sağlamasını yapın? Sonuçları bende bileyim.

 

Ben olaya Kafkasya’yı ve Adıgeleri ele alarak yaklaşmak isterken birçok alana savruldum. Bu savrulma sayesinde bende oluşan bu garabeti sizlere aktarmayı arzuladım.

 

Çerkesler kendi hallerinde yaşamlarını sürerlerken, kendi tanrılarının inançlarını sürdürürken, kendi aralarında savaşarak debelenirken ve bu konuda çok maharetliyken ne oldu da tarihten silindiler. Çok iyi savaşçı olmalarına rağmen. Çok iyi aile ve soyağacı tamlamalarına sahipken tarih bir anda Çerkesleri neden tepti? Neden tarihin içine gömülmeyi ve yok olmaya mahkum oldular / namzettirler. Tarihin bir sürecinde yiğitlik ve mertlik itibar sağlarken “Tüfek icat oldu mertlik bozuldu” cümlesine az çok aşinasınızdır. Tarihin belirli evresinde dengeyi barut denen kara nesne(kömür tozu) bozup pejmurda etti. Kimi kaleler yapıp bu taş yığınaklarının içine yerleşti ve orada korundu. Bir kısmı da toplarla bu kaleleri yıkıp karşı tarafı tarumar etti. Şimdilerde TNT denen madde bu işlevi görüyor.

 

Barut, top, tüfek ve silah denen nesneler bazı milletleri yüceltti bazılarını da esaret, sürgün olmalarına sebep oldu. Biz Çerkesler silahsız olduğumuzdan Ruslara yenilmedik. Biz Çerkes atalarımızda silah tedarik edebiliyorlardı. Lakin Çerkesler Devlet olabilme Küt’üne sahip değillerdi. Yıllarca savaştılar ve yenilme denen mukadderata boyun eğdiler. Kabileler birleşip Devletleşemediler, silah üretemediler ve topçuların topu karşısında pejmurde olup yenildiler.

 

Mesele buraya kadar Çerkeslerle ilgili olsa da Osmanlının elinde topların olması ve üretilmeleri karşılığında dahi bu mukadderattan kurtulamadı. Kaybetme nedenin birçok sebepleri olsa da Fransa’nın Kapitülasyonları ile Yahudi bankerlerin vermiş olduğu borç batağının içine gömülmekte Osmanlı devletinin kaderi oldu. Osmanlı bir türlü sanayileşemeden çöküp gitti. İspanya’da ki Endülüs devleti de bu kategoride Yahudilerin pençesine düşmüş olmalılar.

 

Rusya da Çerkesleri anavatanlarından söküp, atıp, sürüp ayrıca da soykırım uyguladı. Çerkesleri kontrolü altında tutamayacağını bilen Rusya Osmanlı devletiyle anlaşarak bu beladan kurtuldu. İnsan gücü olarak da Kazakları kullandı. Rus Çarlarının yönettiği ülkede de Top denen alet üretiliyordu. Silah, mühimmatla ilgili bir sorunları da yoktu. Ama devrim diye bir şey yapılarak Çar alaşağı edildi. Çarlık dönemi sona erdi ve Sosyalizm bu ülkede kurulmuş oldu. Osmanlının parçalanmasından ise küçücük bir devlet peydahlandı ve Kuvayi Milliye de Çerkesler elebaşı olup, başı çekseler de bir anda hepsi elemine edildi. Çar’ın Rusya’sın da daha büyük toprakları istila eden Sosyalizm rüzgarları Kapitalist ülkelerin korkulu rüyası olarak kuzey kutbundan hep esti durdu. Dünya bir anda iki kutuplu NATO ve VARŞOVA Paktına ayrışıverdi.

 

Batıda durum ne idi? Sanayi hem Almanya da, hem İngiltere de ve hem de ABD’de var gücüyle gelişiyordu. Teknoloji dev adımlarla bu ülkeleri güçlendiriyordu. Trenler, arabalar, uçaklar, füzeler yapılıyordu. Bu yarışa Sovyet Sistemi de ayak uyduruyordu. Öncesi ve sonrasını ben burada iç içe işlemekteyim. Batının bu hızlı sanayileşmesinde emek göz ardı ediliyordu. Marks benim bilmediğim ve anlamadığım Kapitalini yazmış ve büyük bir olasılıkla da Almanya’nın Devrim yapmaya gebe olduğunun tezini dünyada işlemişken sen kalk Lenin efendi Rusya’da bir garabet halinde bunu becer. Ne Almanya, ne İngiltere, nede ABD’de bu yönde başarı elde edilemedi. Tüm Emekçiler, Marksistler, Sosyalistler ve Komünizmin geleceği üzerine fikri planda ve alanda yatırım yapanlar geleceği olmayan Çarlık yönetimini çok az bir çoğunluğun katkılarıyla deviren Lenin’in kısır anlamda doğan Rusya’sıyla yetinmek zorunda kaldılar. Bu Emekçiler, Marksistler, Sosyalistler ve Komünist düşünceyi savunanların tüm başarılı gibi gözüken kadük yapının içeriğini gerçekleştirmek için kendilerine göre yeni söylemlerle destekledilerse de bu kandırmaca oyunun içinde var güçleriyle rollerini oynasalar da bunun tutulmadığını bize göre çok uzun bir devir gibi gözükse de Ülkelerin yönetim tarihinde çok kısa bir süre içinde dümdüz oluşuna hayretler içersinde kalarak seyretme tanıklığını yapmış olduk. Stalin,….. gibi teorisyenlerinde bu Sosyalizmin doğuşu ile batışı arasında ki süreci iyi anlayamadıklarını göstermektedir. Gorbaçov nasıl iktidara sahip oldu ise de Sosyalizmin bitiş düdüğünü çalmış olmakla birlikte ben ancak 20 yıl gibi bir süre geçtikten sonra Kafkasya ya adımımı atarak da ne gördüğümü bilemeden 14 gün gibi bir süre bulunabildim.

 

Aksine Adof Hitler Nasyonalizmi kurup faşist bir ülke konumuna sokarak ikinci dünya savaşına neden olmuş, yenilmiş ve Almanya’nın ikiye bölünmesine sebep olmuştur. Bura da Sosyalizmi ezip geçebilecek kapasitesi olan Hitlerin önüne Sosyalizmi de koruma altına alan dünya devletleri sayesinde yıkılışının semeresi olarak belki de Sosyalizm topal ördek misali bu kadar uzun bir süre yaşama becerisini sergilemiş oldu. Aksi halde zaten Hitler savaşla yerle bir ettiği Sovyetler Birliğinin 80 yıllık yaşam serüveni, Batı ülkelerin soğuk savaş nitelemeleriyle uzamaların oynanması ile birlikte yıkılma veya çöküş mukadderatını yaşamış oldu. Peki, tüm bu işlevlerde topun, tüfeğin ve barutun etkisi olmuş mudur? Yerine göre evet, yerine göre de hayır demekteyim. Sonraları tekrar kalkınan Almanya’ya işçi gönderen Türkiye bundan çok iyi sebeplenip yıllar sonra ülkenin tüm yapı taşlarının değişimine sebep olmuştur. Yalnız, Türkiye mi? Hayır. Yunanistan, İtalya, Avusturya gibi ülkelerde bundan paylarını alabildiler. Tarihe not düşerken düştüğümüz yanlışlık ise o anda yaşananı aktarmak tarihe zulmetmektir. Tarih’in sayfaları devamlı açık kalmakta ve sonradanda etkili olan olaylar bu sayfalara eklendikçe bir anlam kazanmaktadır. Ben biliyorum, ben gördüm demek işin tam boyutsallığını yansıtmamaktadır.

 

Peki ala bugünün Yunanistan’ın ekonomisinin çökmesine neden olan unsur nedir? İnternette Google’a böyle bir soru sorsanız sizin önünüze bir sürü makale çıkar. Benim önerilerim ise başta beleşçilik, çalışanların enayi oluşları, devlet kademelerinin lüzumsuz memurlarla donatılması, bacasız sanayi denen Turizm sektörü ve akabinde alkol, fuhuş ve kumar gibi nedenler sayılabilir. En çokta ABD’nin Marshal yardımıyla birlikte Türkiye’ye karşı karşılıksız silah yardımıyla şımartılıp borç batağının içine gömülmesi oldu. ABD’den hep bunun devamı gelecek zannedildi. Hal büksem zavallım ABD kendi ekonomisini düzeltmek için yeni yeni savaşlar çıkarıp Müslüman halkların yaşadığı ülkeleri zapt ediyor ve bu meyanda da yapmış olduğu masrafları da diğer komşu ülkelerine fatura ederek işi idare etmeye çalışıyor. Diyeceğimiz söz ise; Bay Yunanistan nerde o eski bolluk olacaktır. Tabiî ki anlayana!

 

Avrupalılar bugün olduğu gibi birçok dönemde de ekonomik zorluklar atlattılar. Bir dönem Japonlar ucuz emekle Avrupa’yı sarstılar, sonra Malezya ve Kore gibi ülkeler peydahlandı, sonra Sovyetler çöktü ve Doğu Almanya Batının sırtına çöktü, ayrıca ucuz Romen işçilerinin ucuz emeği piyasaları sarstı. Her yer Romen mallarıyla dolduysa da kalitesizlikten başarıya ulaşamadı. Ayrıca dev Sosyalist Rusya bir çöküş çöktü ki hala toparlanmaya çalışıyor. Elinde ki enerji potansiyelini devreye sokarak toparlanmaya çalışıyor. Sovyet Sosyalist Blok’unun çatlamasına ve yıkılmasına neden olan sebep neydi ki? İnsan gücü var, arazi var, silah var, petrol var, doğalgaz var. Varda var ama buna rağmen Sovyet halkının insansal yapısallığı çöküşe geçince sistemde çatırdadı. Bürokrasi ve bürokratlığın egemen olduğu ülkeyi alkol dize getirdi. Sosyalizmin evrakları sokak ortalarında yandı tutuştu kül oldu gitti.

 

Tam şimdi Batı güçlüyüm dediği noktada Çin ABD bankalarından bütün paralarını çekince 10 yıl gibi bir süreden beri Kapitalizm tepetaklak dönmeye başladı. Sorun neydi? Çok basit. Çin gümrük duvarlarını zorlayarak dünyaya basit, adi, değersiz eşyaları kaçak olarak satmasıydı. Parasını da ABD bankalarında yıllarca tuttu. Sözüm ona paraları Çin’e getirmeyerek Çin’i Sosyalist olarak ucuz emekle yani kendi halkını esaretle sürdürmeye devam etti. İşte böyle bir dönemde işin nirengi bozuldu. Çin paralarını neden çekti? Bunun üzerine birçok sipekilasyonlar yapılabilir. Her yaklaşımın kendine özgü bir yapısı, motivasyonu, haklılık sebebi ve haklı anlatım tarzları olabilir. Ama daha ziyadesiyle bana öyle geliyor ki ABD Rusya’yı kontrolü altına alınca aynı senaryolar değişik biçimde Çin’de de oynanmak istendi. (ABD ve Batı ülkeleri ekonomik olarak ilk dönemlerde Rusya’ya katkı yaptılarsa da önlerinde de diz çöktürdüler). Çin Cumhuriyetini devirmek istediler ve başaramadılar. Tiyeng meydanında ki gösteriler Moskova’ya danışıklı dövüş misali göstermelik Tayyare indirilişine hiç benzemedi. Çin çok sert tepki gösterdi. İsyana kalkan halkına hiç acımadı. Bu öyle olmaz böyle olur dedi ve ufacık bir hareketle ve figürle paralarını çekince Batı on yıl gibi kısa bir dönemde tepetaklak atarak çatırdamaya başladı ve çatırdama hala sürdürmektedir.

 

Şimdi çıkaracağımız sonuç nedir? İşte bu çok önemli! Sağlam savaşçıları olan Çerkesler Kafkasya da kibir ve gururları yüzünden, Top’u kullanamamaları yüzünden ve de devlet olamayışlarından kaybettiler. Demek ki, Koca Ulu Çınar ağacının altında toplanmak kâr etmiyormuş. Aynı şekilde de Mısırda ki Çerkes Memluklu devleti hem Osmanlının hem de daha sonra İngilizlerin Topları karşısında yenik düştüler.

 

Her şeye rağmen Almanya ve İngiltere dünya tarihinde birçok yenilgilere rağmen güçlü olarak ayakta kalmayı becerebilmektedirler. Ruslar Kapitalizmi yaşamadan Sosyalizme geçse de Çarlıkta, Sosyalimde içleri çürüyerek çöktüler ve şu anda da Kapitalizmle çok hızlı olarak tanışma aşamasındalar. Japonya, Malezya, Kore ve Çin gibi ülkeler peyderpey zaman sıralamasıyla ucuz emek sayesinde Batılı ülkeleri gerilettiler. Etme bulma dünyası, ne yaparsın. Şu anda da dünya ekonomik çalkantı halinde! Dünyayı dengeleme terazisinin kefelerinde bulunan meteryaller çok önemli. Şimdi devletlerin, milletlerin, ulusların, halkların yükselmesine, düşüşüne, yok olmasına sebep olan birçok fonksiyonların olmasına karşılık yükselmesine de neden olan ayrıcalıklar şekline, cinsine, konumuna, bölgesine göre değişebilmektedir. Biz Çerkesler feodal dönemini başarıyla yaşadıysak da diğer evrelere ayak uyduramadık. Tüm bu görüşler doğrultusunda bizi ayağa kaldırabilecek temel etken ve etmen ne olabilir? Bunu düşünmemiz gerektiğine inanmaktayım. Fakat bizim asaletimiz, bizim kibrimiz, bizim üstünlük taslayışımız bizi alenen kemirerek bitirmeye devam ediyor. Topraklarımızı kaybettik, kültürümüzü kaybettik, birlikteliğimizi kaybettik, kendimize olan inancımızı ve güvenimizi kaybettik ama bu meyanda da bir yerlerde de hiç gocunmadan kendimize değişik roller üstlenmeye çalışıp sığıntı olarak yaşamaktayız ve de hiçte gocunmamaktayız, ayrıcada yeni yaşamakta olduğumuz yerlere de bizimmiş gibi birde başkalarının adına sahip çıkmaktayız.

 

Tüm bu görüşlerimin neticesinde yine de millet olarak toparlanmamız gerektiğine inanmaktayım. Toplumlar kendilerine enerji veren kaynaklar bulabilirler. Görme yeteneğimizin noksanlığından göremediğimiz bu kaynaklar tükenmemişte olabilir. Doğru zamanda doğru hareket edebilmek için pusuya yatmak gerekmektedir. Pusuyu iyi kollamalıyız. Pusu kazmalıyız. Bu ne anlama geliyor? Bunun açılımı ise iyi çalışmalıyız anlamını çıkarmamız gerekmektedir. Başka ulusların altında yaşarken ve o ulus için ölürken kendimiz içinde bir şeyler yapmasını becerebilme sanatını icra atmalıyız.

 

Toplumu bugünkü şartlarda ayağa kaldırmak için topa, tüfe gerek yoktur. Fikri emek gücüne ihtiyacımız vardır. Biz bir araya nasıl gelebiliriz, gelmeliyiz diye düşünüp bu konuda çalışıp özverili olarak yaşamamız için kapasitemizi kullanırken az da olsa biraz fazla emek harcayıp (+) artı emeğimizi birlik ve beraberlik yolunda harç olarak ortak paydada ve payandada toplamalıyız. Derim.

 

abidegayijergn@gmail.com

 

Ergün GÜLDAL

Gelen Yorumlar
Bu dökümana henüz yorum yapılmamış, aşağıdaki formdan yorumunuzu ekleyebilirsiniz.
Yorum Ekleyin
Yorum
Ad Soyadınınız
Mail
Web Sitesi
Beni hatirla
Yeni bir yorum geldiginde haber verin.

Ara

Nurdan Merve VURAL

Son Yorumlar
Linkler
 
 

Online Kişi Sayacı 

Website counter