Ermenilere yapılan zulmün lüzumu hakkında. Neden Ermenilere yapılan zulmü T.C. Devleti ve vatandaşları görmezden gelirler. Ben 6-7 Eylül 1955 de yaşamadım. Ama bu zulmün var olduğunu biliyorum. Neden bizi bu devlet denen ucube pısırıklaştırıyor? Hadi okullarda öğrencilere bunu yutturuyorsunuz. Biz sivil, bağımsız, düşünme yetisine sahip olan insanları niye manüple etmeye çalışıyorsunuz? Bunu anlamak mümkün değil! İttihat ve terakki zihniyetiyle bu ülkede ki insanlar büyük bir travma yaşadılar. Bunu herkes biliyor, sanırım.
Ermenileri ben ister severim ister sayarım size ne ki? T.C. Devleti bir bütün olarak Devlet Başkanlarıyla, Bakan ve Bürokratlarıyla, Askeriyesiyle, Milli Eğitimiyle, Üniversiteleriyle, Parti kanallarıyla, Basınıyla neden bizim hür düşünme yetimizi tarumar ediyorsunuz ki?
Ermenilere yapılan yanlış Devlet politikalarıyla uygulanması mı gerekiyordu? Yahudilere yapılan yanlış Devlet politikalarıyla uygulanması mı gerekiyordu? Çerkeslere yapılan yanlış Devlet politikalarıyla uygulanması mı gerekiyordu? Müslüman dindar halka yapılan yanlış devlet politikalarıyla uygulanması mı gerekiyordu?
Bunlar yanlıştı ve yanlış yapıldı. Nasıl ki Dersim olayı için özür dileniyorsa diğer yapılanlar içinde özür dilenmesi gerekmez mi? Nereden uyduruyorsun bunları diyeceksiniz? Doğrudur, dötümden uydurmuyoruz herhalde! Bu kadar mağdur edilen insanların darmadağınık olarak ABD, Fransa, Yunanistan gibi başka ülkelerde de torunları yaşamaktadır. Bu insanlar, bu halk bir anda bir rüzgar esip de göğe çıkıp zembille bu ülkelere savrulmadılar, herhalde?
Yurt dışında çalışan Türklerde ya da Türkleşmiş, asimileşmiş azınlıklarla konuşunca Almanlar, Fransızlar, İngilizler, Avusturyalılar, Hollandalılar diye ağızlarını açıp gözlerini yumarak akıllarına gelen her şeyi hemencecik bir nefeste bize aktarıyorlar. Aynı sorunlarımızın 150 yıldır bu ülke insanlarının görmezden, duymazdan geldiklerini, bize baskı yapıldığını anlattığımız zamansa arkadaşlığımızı bir kenara atıp kızarıp, bozarıp, sinirlenip buda nereden çıktı diyerek samimiyet sınavında kalışlarını keyf içersinde izleyebilmekteyim.
Enver Paşa, Mustafa Kemal, İsmet İnönü ve ekibinin yapmış oldukları yanlışlıkların bir insanlık suçu olduğunu niye bu halk kabullenmek istememektedirler? Neden o zaman yapılan yanlışlarına kendileri yapmış gibi sahiplenmemektedirler, ben bunu anlayabilmiş değilim. Bu Türk ya da Türkleştirilmiş bu millet kendinden olmayan insanlara neden karşıdır acep?
Bizi Allah başka milletten yarattı ve biz bunu inkar edip artık bizler Türklükle övünmemiz istenmektedir. Allah’ın biçtiği kumaşı kul olarak değiştirip yerine kendi tanımlamalarını koymaya çalışıyorlar. Yok, arkadaş Ermeni Ermenidir, Kürt Kürt’tür, Çerkes Çerkes’dir, Laz Laz’dır, Yahudi Yahudi’dir, Arap ise Arap’dır. İsteyen Yahudi dinini, isteyen Hıristiyan dinini, isteyen İslam dinini, isteyen batıl olan pagan dinlerini seçebilir. Allah bu konuda doğru yolu göstermiş ama insanları da özgür bırakmıştır. Bunu niye anlamazlıktan geliyorsunuz, anlamak mümkün değil.
Gerçeklerin örtülmesi istenmekte, Güneş balçıkla sıvanmaya çalışılmaktadır. Ne kadar bir garip dünyada ne kadar garip insanlarla birlikte yaşıyoruz. En ilginci de Kraldan çok Kralcılık taslayanlara hayret etmekteyim. Benim olmayan şeyi benimmiş gibi kabullenip başkaları için şövalyelik yapıp kılıç sallayanlara hayret ediyorum. ABD ile Fransa paslaşıp AB’ye daha girmeden şutlanıp haydi yavrum cup diye İsrail’in kucağına bocalanacak olan Türkiyem sana satranç oyununda ki yeni yerin şimdiden hayırlı olsun demekten başka diyecek bir şey bulamıyorum. Polonya Yahudisi olan Sarkozi’ye bravo deyip tebrik etmekten geriye bir şey kalmıyor desek yanlış mı yapmış oluruz? Türkiye’nin sürüklenmiş olduğu mukadderat / akıbet ya da ne isterseniz diyebilirsiniz, belli oldu artık. Öngörüsüz bir toplum / millet demek biz Çerkeslere yakışır mı ki / düşer mi ki?
Bu ülkede 50 küsür yaşı ya da yarım asrı yaşadıktan sonra tüm inançlarımı yitirmek üzereyim, kendimi yeniden test etme ihtiyacı duymaktayım. Ben çevremde Müslüman olarak gördüğüm insanların artık Müslümanlığından da şüphe duyar oldum. Zaten AK Parti tarafından içi koflaştırılmış Milli Görüş çizgisinin de akıbetini iyi görmemekteyim. Devletin düşünce yapısına payanga olmaktalar. Devlet zihniyeti ile eşittir Milli Görüş zihniyetinin de yaşanan yenidünya şartlarıyla aralarında bir farkın kalmadığını görmekteyim ya da şartlar birbirlerine yaklaştırıyor. Saadetli olanlarda bir şekilde AK Parti tarafından kafeslenmekteler. Siyasi görüşlerimi de gözden geçirmem gerekmektedir. 1970’li yıllarda ki samimi olan MSP’li ya da 1990’lı yıllarda ki samimi olan RP’lilerden eser kalmadı. Kalanları da HAS Parti başkanı Numan Kurtulmuş darma duman etti.
Türkiye de gün geçtikçe şartlar sürekli değişiyor. Benimde bu şartlar doğrultusunda kendimi çekap’dan geçirmem gerekmektedir. Bu konuda aykırı düşünüyorum ve de düşünmeye devam edeceğim. Bu şekilde düşünebildiğim sürece kendimi özgür hissedeceğim. Aksi taktirde özgür hissetmeyeceğim. Ya siz? Bilemem. Onu sizler bileceksiniz. Bu ülkede bir tane Yaşar Kemal var ne yazık ki Başka Yaşar Kemal’ler olamadı. Bir gün bu ülkenin ya da milletin başına iyiliklerin bir taç olarak doğması ümidiyle.
abidegayijergn@gmail.com
Ergün GÜLDAL
Gelen Yorumlar
Toplam 4 yorum,
1-4 arası gösteriliyor, yeni tarihliler sonda.
Ermenistan'in ilk Devlet baskani olan Ovannis Kacasnuni bizzat kendi agzindan Türklerin bir soykirim yapmadigini cikan savasta Türklerin hakli oldugunu,Ermenilerin Ruslara güvenerek denizden denize Büyük Ermenistan hayalleri ile yasadiklarini acik acik ifade etmistir.Bunun yanisira sayisiz yabanci gözlemci de Ermenilerin ve onlarin yandaslarinin iddia ettikleri gibi bir katliam olmadigini degisik ortamlarda dile getirmislerdir. Bu kadar büyük oranda Ermeni öldürülmüs olsa bunlara ait toplu mezarlarin olmasi gerekir hicbirsey olmazsa kemiklerinin bulunmasi gerekir yakilmis olsa bile küllerinin olmasi gerekir.asirlar öncesi ölen insanlarin kemikleri bulunuyorda Ermenilerin neden bulunmuyor.Ayrica Dogu bölgemizde Ermeniler tarafindan katledilmis insanlarimiza ait toplu mezarlar yabanci gözlemcilerinde katilimiyla ortaya cikarilmis ve cikarilmaktadir. Türk Ulusuna atilan bu ahlaksiz yakistirmanin sözcülügünü yapanlar dünkü isgal güclerinin muhipleri bugünkü acilimcilardir. Ermeni iddialarinin sözcülügünü yapanlarin,vermis olduklari rakamlara yerli ve yabanci arsivlerdeki rakamlar tamamen biribirine zid ve abartilmistir. Gercekte Ermeniler'in hepsi tehcire tabi tutulmamistir,tehcire tabi tutulan Ermeni nüfusu 438.758'dir.Bunlardan Tehcir bölgesine varanlarin sayisida 382.148'dir.Aradaki fark ise yollarda hastaliktan ve eskiya saldirisiyla hayatini kaybeden Ermeni nüfusudur. Osmanli,tehcire tabi tuttugu Ermeniler'in sag salim tehcir bölgesine varabilmeleri icin onlarin yanina asker vererek onlarin korunmasini saglamistir. Ermeniler'in katlettigi Türk nüfusu ise ortaya cikarilan toplu mezarlarla yarim milyon oldugu yönündedir. Katledilen Türklerin insan haklarini aramayi kendilerine zul sayanlarin Ermeni yandasligi yapmalari cok ilginctir.
AtillaHan eklemiş.
| 23 Aralık 2011 Saat
00:30
Ermeniler, bizden evvel anadoluda varolan bir topluluktur.. Yani biz onları bizanstan devraldık.. Yani biz onların devletleri vardıda, onların devletlerini yıkıp devralmadık.. Ermeniler, bizansın esirleriydi.. Bakın esiri kelimesini üstüne basarak ve bilerek söylüyorum çünkü, bir Ermeni, bizansın merkezi olan istanbula giremezdi! Bunun sebebi Ermenilerin grigoryan meshebinden olmasından dolayıdır.. Yani bu insanlar Hz. isa'da ikinci bir huviyet kabul etmezdi.. (Yani Allah ile ortak, Allah'ın oğlu gibi inançlara kabul etmezler.. Araf'a inanmazlar vs..) Gerek ortodokslardan gerekse katoliklerden çok çok farklıdır.. ve Ortodoksluğu kabul etmiş bizans için Ermeniler Hakir bir topluluktu.. Yani sapık, dinsiz deniliyorlardı.. Tabii Ermenilerin sadece bir topluluk olduğunu o dönemlere giderek söyleyebiliriz.. Ama ondan önce Ermenilerin kilikya denilen bir yer var ve orada Krallıkları vardı bizans krallıklarını yıkınca, bunlar bizansa esir oldu vs.. Fazla geriye gitmek istemiyorum konu dağılmasın.. Ermeniler Selçuklular zamanından beri, bizim himayemiz altında yaşıyorlardı.. Fatih Sultan Mehmet, istanbulu feth ettiği zaman, Ermeni patrikhanesi bursada bulunuyordu.. Dolayısıyla istanbulda bizanslılar bunları barındırmıyor, bu şehre sokmuyordu.. Fatih Sultan Mehmet, nasıl bizansı aldığında, burada yaşayan Hıristiyanlara dinini yaşamak için yer gösterdi ve Ermenilerin Dini Liderini çağırtarak, ona da istanbulda, kum kapıda yer gösterdi.. Görüyor musunuz, nasıl bir anlayış ile özgürlüklerini vermişiz.. Hatta inanmayanlar olursa, Fatihin fermanını kum kapıya giderek görebilirsiniz, orada asılıdır halâ.. Fatih sultan mehmet, bu fermanı yazarak, Ermenileride Ortodokslar ile eşit bir statüye soktu.. Dolayısıyla Ermeniler bu ülkede insan muamelesi gördüler.. Ermenilere verilen bu insanlık dersi sonucun da, bizi o kadar çok benimsediler ki, 2. Mahmut zamanın'da, bütün Anadoluyu dolaşmış olan Angel hart, diyorki; Osmanlı ülkesinde iki türlü Türk vardır, birisi müslüman Türkler.. Bir diğer Hıristiyan Türklerdir, yani ermenilerdir.. Diyeceğim o ki, bizi o kadar benimsemişler ve Türkleşmişler.. Bizim örflerimizi, Adetlerimizi, kültürlerimizi birebir benimsemişlerdir.. Bugün bir Ermeni ile konuşsanız, onun Ermeni olduğunu asla anlayamazsınız.. Ama bir yahudi ile konuşsanız örneğin; Paşam derdirtseniz, Pasam diyecektir.. Ama Ermeniler Türkçeyi bir Türk kadar güzel konuşurlar.. Şimdi meseleyi bir de ters yatıralım ve değerlendirelim, kimse demiyor ki, arkadaş nasıl olduda Ermenilerde bu asileşme ortaya çıktı? Biz eğer Ermenileri katletseydik, Kanuni zamanın da katlederdik.. Kanuni eğer Ermenileri katletseydi, dünya'da kanuniyi sorgulayacak tek bir güç yoktu.. Buna cesaret dahi edemezlerdi.. Dolayısıyla bunları anlatıyorum çünkü, "Tarihte Ermenileri kollayan Tek millet biziz"
AtillaHan eklemiş.
| 23 Aralık 2011 Saat
00:33
Şu Yahudilere ne yapmışsız çok merak ediyorum. Yoksa Ermeni soykırımı yalanı gibi, birde Yahudi soykırımı yalanı mı var? 2. Dünya Savaşı sırasında Nazi Orduları Parisi işgal ettiği vakit 19 Türk diplomatının inisiyatif alarak Fransız Yahudilere Türk pasaportu çıkarıp 'dokunulmaz' kılmasını ve Fransız Yahudilerinin, Türk pasaportuyla Nazi zulmünden kurtarılıp Türkiyeye kaçırıldığını bilmiyorsunuz galiba. Hatta bunun filmi bile yapıldı; Türk Pasaportu. Şimdi; Yahudilere zulm eden bir Devlet, neden Yahudileri Nazilerin elinden Türk pasaportuyla Türkiyeye kaçırarak kurtarmaya çalışsın? Ermenilere zulm etmişiz. Peh... O yüzden mi Anadoluya girdiğimizde bir Ermeninin kılına dokunmadık. İbadet özgürlüğü, ticaret özgürlüğü verdik? Bu mu zulüm? Hiç biriniz düşünmez misiniz; Türkler Ermenilere zulm etti mi, ki ettiyse bile durduk yere mi etti. Şu kadar Ermeniyi katil Türk Devleti kesti diye ağlayana kadar Ermeni çetelerin yaptıkları Türk katliamlarını nasıl görmezden gelebiliyorsunuz?
AtillaHan eklemiş.
| 23 Aralık 2011 Saat
00:41
AtillaHan'a katılıyorum. Ermeniler ve Suryaniler Bizanstan baskı görüyorlardı. Bizans onlara ikinci sınıf muamelesi yapıyor, hakir görüyordu. Dini farklılıkları büyük sebepti. AlpAslanın yanında Bizansa karşı savaşmışlardır. Aslında milleti sadıka deyişinin tarihsel geçmişe doğru çıkış noktası bu zamanlardır. Selçuklu ve Osmanlı da kıyafetler, gelenekler dahi benzeşecek kadar huzurlu uyumlu biraradalıklar söz konusudur. Osmanlının hertürlü kültürel aktivitelerinde en becerikli Ermeniler olmuştur. Bestekar, şair çıkmıştır Ermenilerden mesela. Türkçeyi muazzam konuşmuşlardır. Ermeni Mimarlara önemli eserlerini itibat etmiştir Osmanlı. Saraylar, Camiler, Köprüler vardır Ermeni Mimarların elinden çıkan.. Kısaca Ermeniler Fransa merkezli milliyetcilik akımındanda etkilenmiştir. Tıpkı Balkanlardaki diğer azınlıklar gibi. Ayrıca misyonerler tarafındanda kendilerine has Hristiyanlık inancına Katoliklik, Protestanlıkta sirayet ettirilmiş, Emparyalist güçlerin bağımsız, milliyetci devlet kurmaları aydınlarına vaad edilmiştir. Fakat aslında koskoca 650 yıllık Osmanlının her yönüyle Çökertilmesine her türlü milliyetci dolaysiyle Irkcı hevesler sebeptir. Bana göre Fransaya giden Osmanlı öğrecilerinin başlattığı JönTürklük, daha sonraki İtthatcılık örgütlenmeleri Irkcılığın temelidir. Etki tepki meselesini yabana atmamak lazım. Doğaldır üzerine gelen bir hamleye hamleyle karşılık verirsin. Diğerinin örgütlenmesi güç göstergesidir ve emsal alırsın. Fransadaki Milliyetcilik hareketi dolaysiyle sen milliyetciysen bende neden olmayayım gibisine çorap söküğüne dönüşmüştür iş. Anasdolu da Türk, Müslüman Halka en sadık Millet Ermeniler olduğu gibi Balkanlarda da Osmanlıya En sadık Halk Müslüman Arnavutlardı. Arnavutların Milliyetcilik hevesi Balkanlardaki Müslüman Unsurlarla Hristiyan Unsurlar arasındaki güç dengesini bozduğu gibi, Ermenilerin de Milliyetcilik Hareketi Hristiyanlarla Müslümanların Anadoludaki dengelerini sarsmıştır. Anadoluda o yıllar Müslüman Nüfus Hristiyan nüfustan daha fazlaydı. Milleti Sadıka olan Ermenilerin Osmanlıya dolaysiyle Müslümanlara daha bir bağlılığı diğer Anadolu/Pontus Hristiyanları (Rum) ve Süryanilere örnek oluyor veya adeta kendilerini azınlık görüyorlardı. Dikkat edilirse Suryaniler Hariç Ermenilerin Sadıkalılıklarından vaz geçmeleri neticesinde Anadolulu ve Pontuslu Hristiyanlarda Cesaretlenmiştirler. Hele Arnavutların Balkanlarda ayaklanmaları enteresandır. İttihatcıların içinde (Yani Türk Milliyetcilerinin içinde) Arnavut kökenliler azımsanmayacak kadar çoktur. Fakat tabiki kendi milliyetciliklerinide öne sürüp taleplerde bulunan Arnavutlar da vardır. Hatta Osmanlı Meclisinde bir tartışmada Arnavut Mebuslar (Onların İtthatcıları diyelim) Arnavutca Eğitim ve Basın Yayın talebinde bulunuyorlar. Çıkan tartışmada İttihatcı Mebbuslar Arnavut temsilcileri tokatlıyorlar arbede çıkıyor. Bu Vakka Arnavutluğa Ulaşınca Arnavut beyleri Silahlanıyor ve Böylece hareket yayılıyor, Osmanlı en büyük Mütefiki Arnavutlarıda kaybediyor. Arnavut bağımsızlık ve Büyük Arnavutluk hayalindeki Arnavut Aydınlarda devreye giriyor, porobogandalar başlıyor, halkın içine sızıp düşmanlık tohumları ekmek için abartılı bir sürü hikayelerle organize işlerini yürütüyorlar. Tabi dış güçler, emparyalistler tetikte. Doğuda Ermenileri Rusya finanse ediyor, Batıda (Rumelide) Arnavutları hemen karşı sahildeki İtalya. Silahlar temini zaten söz konusu değil. Bu Arada Bulgarlar, Yunanlar, Sırplar da ayaklanmış vaziyette, onların arkasında da İngiltere, Fransa var, Rusyada Bulgaristan üzerinden oda var v.s... Netice Büyük Ermenistan Hayel eden Ermeniler Tehcire uğruyor, Küçücük Ermenistana Hapsoluyor, Büyük Arnavutluk Hayel eden Arnavutlar, Yunanistana, Makedonyaya, Sırbistana Bulgaristana toprak kaptırıyor. Onlarda Küçülüyor. Ya Osmanlı oda Küçülüyor ve Irkcılığının, Milliyetciliğinin, bağımsız devletciliğinin hayali peşinde koşan ama emparyalist devletlerin kurmuş olduğu aslında birer sabun köpüğü olan bu bağımslaşan toprakları artık müdafa edemiyor, savaşın vahşetine teslim ettiği katliamlara uğrayan, milyona varan Şehit ve gazileriyle Türk Müslüman halkını toparlaya bildiği kadarıyla Anadoluya dönüyor. Yani oda küçülüyor. Afrika, Avrupa, Asya gibi bir sürü yerlerdeki topraklarını kaybediyor en geniş yüz ölçümünün ancak 4 de birine çekiliyor.. Tabi Zengin Petrol yatakları, yer altı madenlerini v.s kaybediyor... Velhasıl Milliyetcilik veya Irkcılık kavimleri bir birine düşürdükçe kaybeden aslında hepsi birden oluyor... Bu Trajediyi hepimiz yaşadık gördük. Tarih geriye dönüp tecrübe edinmek için hazırlanmış okunası sayfalardır aslında. Ne oldu, Ermenistan veya Ermenilermi Kazandı, Süper güç devletmi oldular. Arnavutluk orada, Aslında Avrupanın Adam yerine koymadığı bir devlet. Yunanistan ne ki. Economisi gaz kaçırmaya görsün. Hep beraber gördük, Papaderu Alman Kadın başbakanın karşısında ellerini önünde bağlayan bir garip sübyan gibi dikiliyordu... Türkiye çok acılar çekti ama işte devlet olarak dimdik ayaktayız. Osmanlılı ittihatcı Mebbuslar Arnavutlar Anadilde eğitim İstedi diye Sadıkalarını tokatladı, kırdı döktü yanlış yaptı ama biz yapmayacağız. Bu talepler bir heves. Aynı taleplermi var, isteniyormu? Dış müdahalelere pirim vermeden kendi aramızda pek ala gidereceğiz. Biz Çizilen değişmez, değiştirilemez sınırlarımız içersinde, Al Bayrağımızın gölgesinde, hepimizin Yüreğinin dili olan Türkçemizle çok güzel anlaşırız. Dertlerimizle dertleşir, bir birimizi kıymetlendirir, geçmişte hata yapanların ruhlarına örnek oluruz, bizleri bulutlar üzerinden seyrediyor, takip ediyorlarsa tabi. Benim bu yazıya ve Atilla Han ülkedaşımın yorumlarna böyle yorum yapasım geldi...
decenqua eklemiş.
| 24 Aralık 2011 Saat
03:24