hatiaqo-Meydancı
Mayıs 2012
PzrPztSaÇaPeCuCts
12345
6789101112
13141516171819
20212223242526
2728293031

 Fatma Gül 

  SÖNMEZ

 

 Murat ÖZDEN

 Vahdet ŞAHAL

 Ergün GÜLDAL

 

 Recep ŞEREF

Murat Ufuk KARAERKEK

  Наже Берк

  Seyahatnâmem

       

EvliyaÇerkesi

  1эулый щэрджэс

 

Türkçe unutsam bile "önemi yok", "patlayan şeker", "danaya girelim" unutamam galiba.

Onların ülkesinde danaya kurtlar değil,Türkler giriyorlar.

                           (Seyehâtnamem)

Yıllık Arşiv
Ana Sayfa > İKTİBAS > İKTİBAS > Ethem–İsmet çekişmesinin perde arkası
Ethem–İsmet çekişmesinin perde arkası

M. Latif SALİHOĞLU

Ethem–İsmet çekişmesinin perde arkası



M. Kemal ve Albay İsmet Beyle yıldızının barışmadığı açıkça anlaşılan Çerkez Ethem Hadisesi, birkaç hafta boyunca Meclis'in ve ülkenin en önemli meselesi haline getirildi.

1920 yılı sonu ile 1921 yılı başlarında yaşanan bu hazin gaile, Çerkez Ethem'in vatanını terk etmesi ve hudut haricine gitmesiyle neticelendi.

Ethem Bey, gitmeden evvel kendi komutasındaki Kuvvâ–i Seyyâre birliklerinin Millî Kuvvetlerle çatışmamasını tembihledi, hatta gidip onlara iltihak etmesini istedi.

Bu da, aslında Ethem Beyin ne kadar vatanperver, milletperver olduğunu gösteriyor. Buna rağmen, ne yazık ki, ona "vatan haini" damgasını vurmaktan çekinmeyen kimseler var.

* * *

Yakın tarihimizde yaşanan bu çekişmenin asıl sebebi hâlâ bilinemiyor. Zira, resmî tarihin anlattıklarının çoğu yalan ve düzmece bilgilerden ibarettir. Serbest tarihçiliğin yolu ise, maalesef henüz açık değil.

Bununla beraber, o döneme ait sürpriz mahiyetteki bazı gelişmeleri nazar–ı itibara alarak, sağlıklı ve istikametli bir fikir yürütmek yine de mümkün.

Bilinmelidir ki, birinci ve en büyük zıtlaşma hadisesi, Çerkez Ethem ile İsmet Bey arasında cereyan etti. Ethem Beyin "Çerkezliği"ni özellikle İsmet Bey ilân ve ifşa etti. Ethem Bey, şimdi "Türk, Kürt, Çerkez" gibi lâkapları bırakalım da, Müslümanlık ve Osmanlılık ruhuyla hep birlikte mücadele edelim diyordu. Ancak, onu kendine rakip gören İsmet Bey, adım adım Ethem Beyi köşeye sıkıştırmaya çalışıyordu.

Ethem Bey, Millî Mücadele saflarına daha önce katılmasına, İsmet Bey ise daha sonraları geldiği halde, rütbe ve makan itibariyle en ön safa geçmesine rağmen, ilk başlarda ortada yine de bir zıtlaşma görünmüyordu.

Ne var ki, iç isyanların, özellikle Yozgat'taki isyanların bastırılmasından sonra Ethem Beyin gerek Meclis'te ve gerekse bütün Anadolu sathında "Millî Kahraman" olarak yâdedilmesiyle, İsmet Bey ve onunla aynı zihniyeti paylaşanların kıskançlık damarını depreştirmeye başladı.

Bir süre sonra, ordu içinde—asker neferatının çok sevdiği—Ethem Bey aleyhinde dedikodular üretilmeye ve kast–ı mahsuslar yayılmaya başlandı.

Ethem Bey, askerdi ve sadece askerlik mesleğini düşünüyordu; dedikodulardan şiddetli rahatsızlık duydu. Bu rahatsızlığını Eskişehir'de İsmet Beye iletti. Görünürde hiçbir problem yokmuş gibiydi. Ancak, asıl çekişme alttan alttan kaynıyordu.

Ethem Beyin rakipleri ise, sadece asker değil, aynı zamanda siyasetçiydiler. Onun gölgesinde kalmaktan endişe ediyorlardı. Savaşın bitmesiyle birlikte, Ethem Beyin "Millî Kahraman" olarak tescil edileceği muhakkaktı.

Ne var ki, Anadolu'nun içlerine doğru taarruza geçen Yunan birliklerine karşı yapılan mücadelenin en nazik zamanında, Çerkez Ethem meselesi büyütüldükçe büyütüldü ve bu büyük insan hem orduyla, hem de Meclis'le karşı karşıya getildi. Yani, bir nev'î oyuna getirilmiş oldu.

* * *

Ethem Beye yeni rütbe, yeni makam–mevki verilmez iken, onun muarızı olan İsmet Bey ise, başdöndürücü bir hızla makamdan makama, mevkiden mevkiye atlıyordu.

İşte, bu tarihî gerçekliğin kısa bir çetelesi...

* İsmet Bey, henüz Albay iken, İstanbul'dan Ankara'ya ilk kez 8 Ocak 1920'de geldi. M. Kemal'e en yakın kişi görünerek, bir müddet birlikte çalıştılar.

* İstanbul hükümetinde Harbiye Nazırı olarak çalışan Fevzi Paşanın dâveti üzerine, Şubat ayı sonlarında İstanbul'a gitti.

* M. Kemal'in dâveti üzerine, 9 Nisan'da tekrar Ankara'ya döndü ve İstanbul'la bağlarını kopardı.

* 23 Nisan'da, paraşütle (seçimsiz) Edirne milletvekili oldu, Meclis'te kendine yer edindi.

* İki hafta sonra, yani 3 Mayıs'ta Bakanlar Kuruluna girdi ve Genelkurmay Başkanı Sıfatıyla, orada en gözde mevkiye oturdu. Dikkat! Rütbece hâlâ albaydır. Albay iken, birden Serâsker oluvermiştir.

* Aynı yılın 10 Kasım'ında 10 Kasım milletvekilliği ve bakanlık görevi saklı kalmak üzere, ayrıca Garp Cephesi Komutanlığına getirilen albay İsmet Bey, rütbe ve tecrübe itibariyle kendinden çok daha üstün olan Ali Fuat Paşa'nın makamını da elinden almış oldu. Ali Fuat Paşa, Moskova'ya elçi olarak gönderildi.

* Ocak 1921'deki I. İnönü Muharebesinden sonra Mirliva (Tuğgeneral) rütbesine yükseltilen İsmet Bey, Mart'ta cereyan eden II. İnönü Savaşından sonra ise, basamakları hızla tırmanarak paşa oldu ve M. Kemal'den sonra "İkinci Adam" makamına oturmuş bulundu.

* Görüldüğü gibi, İsmet Beyin yıldızı başdöndürücü bir hızla parlatılırken, aynı hızla Ethem Beyin yıldızı söndürülmeye çalışıldı.

Peki, en kritik bir zamanda yaşanan bunca çekişme ve ayak oyunlarının arka planında yatan asıl sebep neydi?

İşte, tarih bu sorunun tatminkâr bir cevabını hâlâ bulabilmiş değil.

29.12.2008

E-Posta: latif@yeniasya.com.tr

Gelen Yorumlar
Toplam 2 yorum, 1-2 arası gösteriliyor, yeni tarihliler sonda.
CENABI HAK MAZLUMLARIN YANINDA. SADECE VATANI KURTARMA DERDİNDE OLAN, DÜRÜSTÇE BUNUN MÜCADELESİNE KİTLENMİŞ OLAN ETHEM BEY,SİNSİCE ONUN BAŞARILARININ, YARIN KENDİ BOYUTLARINI AŞACAK OLMASINDAN KORKARAK İÇTEN PAZARLIKÇILARIN POLİTİK ÇELMESİNE TAKILMIŞ VE MERTCE, ARTIK BADİREDEN KURTULUŞUN EŞİĞİNDE OLAN ÜLKESİNİ GÖNÜL RAHATLIYLA, SİLAH BIRAKIP, TAYİFESİNE DÜZENLİ ORDUNUN YANINDA OLMALARINI TEMBİH VE NASİHAT ETMİŞTİR. TIPKI GEÇMİŞTE SÜLALEMDEKİ GÖNÜLLÜ NEFERİ OLMUŞ YAŞLILARIMIZIN ANLATTIĞI GİBİ. TARİH MADURLARIN ASALETİNİ İADE EDİYOR. GERÇEK TECELLİSİNİ GÖSTERİYOR. HİÇBİR ZAMAN VATANDAN DAHA ÜSTÜN HİÇBİR ŞEYİ GÖRMEYEN ATATÜRKÜMÜZ, ÜLKESİNE BÜTÜN MAL VARLIĞINI BAĞIŞLADIĞI GİBİ, ETHEM BEYDE BÜYÜK BADİRELERE SEBEB OLMAMAK İÇİN, ÜLKESİNİ TERK EDEREK ANLAMLI BİR BAĞIŞTA BULUNUYOR. AMA KAZANMA HIRSINDA OLANLAR MAÇKA PARKINDAKİ ECDADIN MEZARLARINI SÖKÜP, KÖŞKLER DİKİYOR,ÖLMESİNE YILLAR VARKEN PARALARA KENDİ RESMİNİ NAKŞ EDİYOR. BELKİDE O SİNSİ BEYNİYLE, TEK ADAMLIĞA OYNAYIP ATAMIZI AKARTE ETMEYE BİLE TEŞEBBÜS EDİYOR. AMA ALLAH AYAĞINA DOLUYOR, HEVESİ BOĞAZINDA KALIYOR. DEMOKRASİNİN BU GÜZEL AÇILIMI BAKIN NELER İSPATLIYOR.1. VE 2. ZAFERLERİDE TARTIŞMALI OLAN İSPATI GÜNLERİNE DİYOR, ETHEM BEYİN RUHU ŞAAD OLSUN DİYEREK YAZIMI SONLANDIRIYORUM.
RECEP ŞEREF eklemiş. | 30 Aralık 2008 Saat 19:49
Bu konuyu buraya taşıyanlara teşekkürler. Ethem Bey ile alakalı aslında söylenecek çok şey var ama ben sadece diyorum ki yalan yazan ona hain yaftasını yapıştıranlar utansın.. Benim dünya görüşümle tam zıt olan birisinden bu konuyla alakalı bir alıntı yapmak istemezdim ama onun söylemiş olduğu söz aslında her şeyi anlatmaya yetiyor..(Toktamış Ateş şöyle dikkat çekiyordu: Ve bileceğiz ki; Ethem Bey olmasaydı Ulusal Kurtuluş Savaşı’mız daha başlangıcında ‘iç isyanlar’ nedeni ile bozulabilirdi. ) Öyleyse bu insanın bu tespitinden sonra bende diyorum ki:ETHEM BEY ASLA HAİN DEĞİLDİ VE OLMAMIŞTIRDA;ASIL HAİN OLANLAR ONA HAİN DİYEN HAİNLERDİR.
turhan altınkaya eklemiş.
hatiaqo eklemiş. | 30 Aralık 2008 Saat 21:07
Yorum Ekleyin
Yorum
Ad Soyadınınız
Mail
Web Sitesi
Beni hatirla
Yeni bir yorum geldiginde haber verin.

Ara

Nurdan Merve VURAL

Son Yorumlar
Linkler
 
 

Online Kişi Sayacı 

Website counter