|
Fatma Gül SÖNMEZ |
|
Murat ÖZDEN |
|
Vahdet ŞAHAL |
|
Ergün GÜLDAL |
|
Recep ŞEREF |
|
Murat Ufuk KARAERKEK |
|
Наже Берк |
|
Seyahatnâmem EvliyaÇerkesi 1эулый щэрджэс |
Türkçe unutsam bile "önemi yok", "patlayan şeker", "danaya girelim" unutamam galiba.
Onların ülkesinde danaya kurtlar değil,Türkler giriyorlar.
(Seyehâtnamem)
|
Murat Özden
Halkımızın çok karmaşık ve çeşitli sorunları var. Bu sorunların kaynağı soykırımın ve diasporik bir halk durumuna düşmemize sebep olan sürgünün yaralarının hala sarılamamış olmasıdır.
Bizim durumumuza benzer bir geçmişi olan halklardan, sürgünü ve soykırımı uluslararası platformlarda kabul ettirebilmiş olanlar yaralarını sarmada önemli bir mesafe kat etmişler demektir. Biz ise henüz yolun başındayız ve kat etmemiz gereken daha çok yolumuz var.
20 Mayıs 2011 tarihinde Gürcistan Parlamentosu Çerkes Soykırımını kabul etti. Başka diasporik halkların uzun mücadeleler sonucu kabul ettirebildikleri soykırım olgusu, Gürcistan tarafından Çerkesler’e gümüş bir tepside sunuldu.
Şimdi Çerkes alemi tam bir şaşkınlık içerisinde.
Maalesef sağlıklı değerlendirmeler ve yorumlar ortaya çıkamıyor. Çünkü bu konuda öngörülmüş ve üretilmiş bir politika yok. Ulusal bir politikanın olmadığı yerde doğru düşüncelerin ortaya çıkması da mümkün değil.
Bir toplum, bir hakkı mücadele ederek elde etmemişse, o hakkın değerini bilip sahip çıkamıyor. Örneğin, Türkiye’de kadın hakları ile ilgili son derece ileri yasalar var aslında. Ama kadınların toplumsal hayattaki rolleri hiç de buna uygun şekilde gelişkin değil. Çünkü kadınlar o hakları mücadele ederek kazanmadılar. Bunun içinde değerini bilip sahip çıkamıyorlar.
Aynı şey sendikal haklar için de geçerli. Kağıt üzerinde sendikal örgütlenme özgürlüğü vardır. Ancak sendikal haklar budanıp, sendikalı sayısı azalırken kimsenin sesinin çıkmaması da aynı sebeptendir.
Çerkesler de, hiçbir mücadele vermeden önlerinde buldukları “soykırımlarının tanınması” olgusunun ne anlama geldiğini idrak edememektedirler.
Ayrıca Çerkeslerin soykırımını seslendirmeye başlamaları son derece yenidir. Yıllarca göç dedik, sonra da sürgün...
“Soykırım” kavramını kurumlarımız seslendiremiyorlar; Rusyayı kızdırmamak adına seslendiremiyorlar.
Maalesef gerçek bu ve orta yerde öylece duruyor.
Çerkeslerin soykırımı uluslararası platformlara taşıyacak hukuki, mali, politik örgütlülüğü de yok. Böyle bir yol haritası olmayınca, böyle bir örgütlülük olmayınca, "Eyvah Gürcistan Çerkes Soykırımını kabul etti" diye paniğe kapılıyoruz.
Politika işte tam da böyle zamanlar için gerekli bir şey.
İp üzerinde, elinde denge aleti olan bir cambaz gibi hata yapmadan sonuca doğru yürüyebilmek gerekmektedir.
Evet, Gürcistan bu soykırım kararını Çerkesleri çok sevdiği için geçirmedi Parlamentosundan; çıkarları öyle gerektirdiği için tanıdı Çerkes soykırımını.
Bir kere bunu bir yere not edelim.
Gürcistan'ın Abhazya'ya ve Osetya'ya karşı suç işlemiş olması, 1864 öncesi Rusya’ya gönüllü olarak katılması ve Çerkes Soykırımında pay sahibi olması, Parlamentosunun aldığı bu son kararın değerini düşürmez.
Bizim ilgilenmemiz gereken ve bugünümüze faydası olan gerçek şu ki Gürcistan Çerkes Soykırımını tanıyan ilk ülkedir.
Ancak, KAFFED öyle bir bildiriyle Gürcistan’a karşılık verdi ki, bundan sonra hiçbir ülke Çerkes Soykırımını tanımaya cesaret edemez.
Örneğin, Türkiye Çerkes Soykırımını tanımaya niyetlense, “acaba bunlar 'sen önce şu Ermeni soykırımı konusunda bir hesap ver bakalım' derler mi” diye düşünse haksız mıdır?
Amerika tanımaya niyetlense Kızılderilileri, Fransa niyetlense Cezayiri mi önümüze getirecekler diye düşünecektir.
Böyle bir diplomatik dil yoktur, olamaz da.
Ne Rusya'nın, ne Gürcistan'ın, ne Türkiye'nin, ne A.B.D’nin çıkarlarının yanında değil de, sadece Çerkeslerin çıkarlarının yanında duracak olursak böyle bir kararı memnuniyetle kabul etmemiz gerekir.
Rusya’nın Abhazya’yı tanımış olması ve ona destek vermesi onu affetmemizi gerektirmez. Bu onun işlemiş olduğu insanlık suçunu asla affettirmez.
Rusya Abhazya’ya verdiği desteği, çıkarlarıyla uyuştuğu için vermektedir. Yarın Gürcistan’ın başına Rusya yanlısı bir yönetim gelecek olursa, Abhazya ile ilgili bütün planların değişeceğini şimdiden görüyor olmamız gerekir.
Abhazya’nın gerçek dostu Rusya değildir; Abhazya'nın gerçek dostu Adigelerdir, Çeçenlerdir, Osetlerdir... yani kuzeydeki ve diasporadaki kardeşleridir.
Abaza kardeşlerimizin de bunu böyle bilmesi gerekmektedir.
"Düşmanımın düşmanı dostumdur" diye bir politika vardır.
Bu kuraldan bile haberi olmayan kurumların nasıl olur da Çerkes Halkını temsil etmeleri mümkün olabilir.
Politikasızlık, ya da illa birilerine yamanma politikası Çerkeslerin politikası olamaz, olmamalıdır.
Gürcistan Parlamentosunun kabul ettiği Çerkes Soykırımını “elde var bir” diye kabul edip, başka ülkelerin parlamentolarına da kabul ettirecek hukuki, mali ve politik örgütlenmeleri hızla oluşturmamız gerekiyor.
|
Nurdan Merve VURAL |