|
Fatma Gül SÖNMEZ |
|
Murat ÖZDEN |
|
Vahdet ŞAHAL |
|
Ergün GÜLDAL |
|
Recep ŞEREF |
|
Murat Ufuk KARAERKEK |
|
Наже Берк |
|
Seyahatnâmem EvliyaÇerkesi 1эулый щэрджэс |
Türkçe unutsam bile "önemi yok", "patlayan şeker", "danaya girelim" unutamam galiba.
Onların ülkesinde danaya kurtlar değil,Türkler giriyorlar.
(Seyehâtnamem)
|
Münevver solcu aydınlarımız.
Ar aşte yeş’ığ(Onlar öyle yaptı). Aheri moşte yeş’ığeğ(Ötekilerde böyle yapmıştı). İle geçen zavallı Çerkezlik timsali yalan yapıldak mücadele ettik tarzı.
Büyük devletin piyonluğuna devam. Çok açılırsan Akdeniz de, az açılırsan Ege denizinde, tüylerin çok kabarırsa da Karadeniz de, sessiz kalırsan da Marmara denizinde boğarlar insanı.
Çerkezlik kısır bir döngüdür. Rauf ORBAY ilk Başbakandır. Hepi hepsi o kadar. Sovyetler bizi kadük bırakıyor. Biz hiçbir zaman bir araya gelip de Kafkasya politikası üretemeyiz. Sovyetler bizi hep ajite etmiştir ve de etmeye devam edecektir. Hatta Türkiye de bir Türk ve Türkoloji politikası bile üretilemez. Sovyetlerde buna mani, ABD’de buna mani, Avrupa da buna mani olacağı için hükümetimizde bu yönde ve bu doğrultuda kararlı bir şekilde mani olacaktır. Cumhuriyetin ilk kuruluş yıllarında ki ilk başbakan bu ülkeden apar topar evinden ailesinin yanında sorgusuz sualsiz alınıp ülke dışına gönderilip büyük elçi yapabilme gafletine düşüyorsa bizim konuşmamız berhavadır. Bize üzerine basa basa öğretilen hep makul olundur. Doğrudur. Makul olmazsan adamı sallandırırlar. Hem de isterlerse kafasından, iterlerse bacağından, isterlerse de adamı ….n den sallandırırlar. Neye uğradığını şaşırırsın. Bu ülkede bir Başbakan yeri gelince Sovyetler’ci, yeri gelince Hitler’ci, yeri gelince de ABD mandacısı olabiliyorsa bu bilin ki çevre ülkelerinin güçlü baskıları sayesindedir. Bu ülkede Kafkasya politikası hiçbir zaman yürümez, yürütülemez, yürüttürülmez. Gücünüz, mevkiniz ve meşrebiniz ne olursa olsun.
Sovyetler Abazalarla oynuyor. Sovyetler kendi mantalitesine uygun taraftarı olan Çerkez devlet adamlarına bile tahammül edemiyor. Gürcistan’ın yöneticilerini istediği zaman konutunda ki doğal gaz vanasını açık bırakarak bu ülkenin liderini öldürebiliyor. Sovyetlerin belki de en çok ajanı Türkiye de Çerkezlerin içinde cirit atıyordur. Bu ülkede kaç tane Çerkez olduğunu, ne tür iş yaptıklarını, ekonomilerini ve neredelerde barındıklarını bilmek istiyorsan KGB ve CIA’ soracaksın / danışacaksın. Ne kadarı ne kadar tehlikeli ve de ne kadarı sünepe olduklarını onlardan öğreneceksin. Çerkezler bu ülkede ne kadarı Efes pilsen, ne kadarının Tuborg içtiğini onlardan öğreneceksin.
Bir bütünlük arz etmekden bahsediliyor. Bu bir kere yanlış bir düşünce. Kesinkes doğru değil. Böyle bir şeyde olamaz zaten. Salt Çerkezlik diye bir yapıdan da bahsedilemez. Irakta ki, İran’da ki ve diğer Batı dünyasında yaşayan Çerkezlerin tümünü bir kabın içine sokamazsınız. Yaşantı şekli ve değer yargıları tamamen değişmiş, yöreye göre(coğrafi duruma) ve iklim şatlarına göre de Çerkezlerin fizyolejisi de değişmiştir. Bu tür bir mantıksal yapılanmada mümkün değildir.
Çerkezler kendi aralarında birlik olarak bir politika üretemezler. Buna hiçbir dünya ülkesi müsaade etmez. Bizim yapabileceğimiz sağcısıyla, solcusuyla, İslami çizgide ve Hristiyan olan tüm Kafkasyalılar olarak ortak, müşterek bir noktada veya çizgide buluşup ortak akılla reel politikalar üretebilmenin yollarını araştırmamız gerekiyor. Kafkasyalılar yada Çerkezler askeri müştereklerde de birleşebilirler. İlk önce herkes yaşadığı zeminlerde gerçek sıkıntılarının neler olduğunu bir kere tespit etmelidir. Çerkezlerin her hareketinde Sovyetlerin muhakkak bir parmağı olacaktır. Bu kaçınılmaz bir vakadır. İllaki birilerine el altından Votka ısmarlayacaklardır. Zaten Türk Milleti bizi tepe tepe kullandı. Türkler sizde bizdensiniz Sağcılar ise Türk boyunun bir kolumuzsunuz diye bizlere palavra sıktılar. İslamcılar ise biz hepimiz bir ümmetiz dediler, biz ırkçı değiliz dediler ve öylelikle bizi saf dışı bıraktılar. Bizi resmen ekarte ettiler. Belki ideologlar öyle düşünse de tabana indiğimiz zaman Türk Müslüman halkı farkında olmadan sağcı milliyetçilerden hiçte farklı düşünmüyorlardı. İslamcıların rehberliğinde ki Müslümanların bir ayakları ümmetçi, diğer ayakları ise ırkçıydılar. Keserin hep tek yönlü yontması gibi. Çerkezlerinde bu bir kısım ümmetçilerin samimiyetine inanıyor diğer kısmı ise Türk boyunun bir uzantısı mandavalına tutunarak yorumsuz, şaşkın bir vaziyette ne yorum yapacaklarını bilemeden öyle kakavan gibi siyasi ezilmişliklerini ve silik süliyetlerinin bi çaresizlik içinde seyrediyorlardı. Gerçi Türkler kendilerini oğuz boyundun geldiklerini sansalar da büyük şehirlerde yaşayan Türk Vatandaşının ise o tür martavallar ise pek umurunda da değildi.
Türk müsün, Türküm. Müslüman mısın, Müslüman’ım demek yetip de artıyordu bile. Türkler için önemli olan son dönemlerde “Kürt olma yeter ki” modasıydı. Biz Çerkeziz deyince de üzerlerine bir kazan kaynar su dökülmüş gibi şok oluyorlardı. O zaman ezberleri bozuluyordu. Afallıyorlardı. Hatta bazıları ise ağızlarından anlaşılmaz bazı garip sözlerde sarf ediyorlardı. Saçma sapan konuşanları da olmuyor değildi. Kimi de kıvırtıyordu. Kimisi ise dikleniyordu. Yani açıkçası seni hepsi ama hepsi kendinden farz etmeye ya da kabul etmeye çalışıyordu. Ama asla senden olmak istemiyorlardı. Çerkez ol ama benden ol. Daha açıkçası Çerkez ol ama Türk’üm de. Bunun en bariz örneği ise Türk Milliyetçileri kendilerine yakın olanlara rahmetli Alpaslan TÜRKEŞ’i Çerkez diye lanse etmeleriydi.
Bizler sağa sola bakmadan kendi iç dinamiklerimizi harekete geçirmeliyiz. Tokat, Yozgat ve Çorum gibi sağcıların kalesinde ki Çerkezlerde biz doğru düşüncelerimizi yaydıkça buralardan ya aforoz edilecekler ya da yutkunup Çerkezliklerini inkar edecekler. Bekleyip göreceğiz. Buradakileri kurtaramasak da bundan sonraki nesilleri de zaten kendileri dışlayacakları için sorun otomatikman kendiliğinden ortadan kalkacaktır.
Ergün GÜLDAL
|
Nurdan Merve VURAL |