hatiaqo-Meydancı
Mayıs 2012
PzrPztSaÇaPeCuCts
12345
6789101112
13141516171819
20212223242526
2728293031

 Fatma Gül 

  SÖNMEZ

 

 Murat ÖZDEN

 Vahdet ŞAHAL

 Ergün GÜLDAL

 

 Recep ŞEREF

Murat Ufuk KARAERKEK

  Наже Берк

  Seyahatnâmem

       

EvliyaÇerkesi

  1эулый щэрджэс

 

Türkçe unutsam bile "önemi yok", "patlayan şeker", "danaya girelim" unutamam galiba.

Onların ülkesinde danaya kurtlar değil,Türkler giriyorlar.

                           (Seyehâtnamem)

Yıllık Arşiv
Ana Sayfa > YAZARLARIN YAZILARI > MURAT ÖZDEN > İstanbul Kafkas Kültür Derneğinde Murat ÖZDEN'in Konuşması
İstanbul Kafkas Kültür Derneğinde Murat ÖZDEN'in Konuşması
hatiaqo gönderdi. | 19 Mart 2010

13 Mart 2010 tarihinde İstanbul Kafkas Kültür Derneğinde Murat Özden tarafından yapılan konuşmanın metnidir.
Ne ah edin dostlar ne de ağlayın

Dünü bugüne

Bugünü yarına bağlayın.

Sevgili dostlarım şairin dediği gibi bütün amacımız bundan ibarettir. Dünü anmak bugüne gelmek ve bugünden yarına ışık tutmaktır.

1970’li yıllar nasıldı? Neden güzeldi veya neden güzel değildi. Bunlar üzerine kafa yormak, anıları paylaşmak ve interaktif bir katılım sağlamak ve tabi ki yaşanmışlıkları da paylaşmak istiyoruz.

1970 yılında 15, 1980 yılında 25 yaşında olan, o yıllarda orta okul, lise ve üniversite öğrencisi olan ve İstanbul K.K.D.D’ de yönetim kurulu üyesi olarak bulunan ve kendisini 78 kuşağı olarak tanımlayan bir kuşağın mensubuyum.

1970’li yılları incelerken önce dünyaya sonra Türkiye’ye sonra ülkemizdeki çerkeslere ve de derneğimize de bakacağız tabi.

Tabi bu benim 70’li yıllarım olacaktır. Subjektif olacaktır.

O güzel insanlara ne oldu nereye kayboldular? Yavuklu yerine çıplak mavzere sarıldık ey halkım, unutma bizi diyen , ölümün üzerine sevgilisine gider gibi giden o güzel insanlara ne oldu?

Yaşar Kemal’in dediği gibi, “O güzel insanlar, güzel atlara bindiler ve gittiler.” Ama nereye ve neden gittiler?

Bu sorulara cevap arayacağız bu gece hep birlikte.

///////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////

Türkiye Cumhuriyeti yeni bir devlettir. Şoven, faşist, soykırımcı ve asimilasyoncudur. Osmanlının son dönemini oluşturan ittihat terakki zihniyeti tarafından kurulmuştur. Osmanlının son dönemindeki asker ve sivil bürokrasi tarafından kurulmuştur.

Ülkede yaşayan azınlıkları yok etme anlayışı üzerine kurulmuş şoven,ırkçı ideolojinin sabıka kaydını çıkararak yetmişli yıllara geleceğiz.

Türkiye’deki Ermeni meselesi Osmanlı döneminde ittihatçılar tarafından halledilmiştir. 1985 ve 1896’da Abdülhamit’in tehciri 1909 ve 1915’te ittihatçıların tehciriyle birlikte Anadolu, Ermenilerden arındırılmıştır.

Birinci Dünya Savaşı sona erdiğinde Osmanlı Devleti de yenilenlerin safında yer aldığından kayıtsız şartsız teslim olmuş, Mondoros mütarekesi imzalanmıştır. 30 ekim 1918.

15 Mayıs 1919’da Yunanlılar Mondros Mütarekesine dayanarak İzmir’e asker çıkarıyorlardı.

19 Mayıs 1919’da Mustafa Kemal Samsun’a doğru yola çıkarken, Rauf Orbay da başka bir gemiyle Bandırma’ya doğru yola çıkıyordu ve Çerkes Ethem’in babasının çiftliğine Ethem’in yanına gidiyordu.

Birinci Dünya Savaşı sonrası Lenin ve arkadaşları yönetime el koymuş ve sosyalizmi inşa etmeye çalışıyorlardı.

Mustafa Kemal Samsun, Amasya, Erzurum, Sivas üzerinden Ankara’ya ulaşıyordu.(bu yolculuk 7 ay sürmüştür)

Ethem de Rauf Orbay’dan aldığı emir üzerine Yunana karşı silahlı direnişi örgütlemiş, Anzavur isyanını, Hendek ve Düzce isyanlarını bastırmıştır.

Bu arada Ankara’da meclis oluşturulmuş ve Reisliğine Mustafa Kemal seçilmiştir.(23 Nisan 1920)

15 Mayıs 1920’de başlayan Yozgat isyanını Ankara bir türlü bastıramaz. Ve ethemden yardım istenir. Ethem kısa sürede isyanı bastırır.

Bu olaydan sonra Mustafa Kemal ile Ethem’in arası açılır. Aralarındaki iktidar mücadelesinde Ethem kaybeder ve işgal bölgesine geçer.(Ocak 1921) Ardında kendi isminin önündeki hain damgasını tüm Türkiye çerkeslerine miras olarak bırakır.

Şark-i Karib Çerkesleri Temin-i Hukuk cemiyeti 1921 yılının sonlarında yayınladığı bir beyanname ile Batı Anadoluda Rumlarla birlikte federe bir Çerkes devleti kurulması talebinde bulunur. Bu talep onlara 150’likler listesine girmeye mal olacaktır.

Tabi bu arada Anadolu Kurtuluş Savaşı devam etmektedir. Ve kazanılır.

30 Ağustor 1922. 6 Eylül’de Türk Ordusu İzmir’e ulaşır.

O zamana kadar Kurtuluş Savaşı’nın anasır-ı islamının savaşı olduğunu söyleyen Mustafa Kemal derhal bu sözünü unutur.

Kurtuluş savaşından sonra Anadolu’yu önemli ölçüde Rum nüfus terk eder. Kalanlar da ileriki yıllarda halledilecektir.

Hemen Çerkesler’le hesaplaşmaya girilir. Manyas ve Gönen’in Çerkesler’i sürgüne gönderilir. 14 köy sürgüne gider. Fakat 22 köyün de malları sattırılır, sürgüne hazır vaziyette bekletilir. 1923 haziran.

Bu korku çerkeslerin sindirilmesine yeter. Cumhuriyet döneminde ve bugünde ciddi anlamda ulusal varlıklarını sürdürebilmek için hiçbir siyası talepte bulunmazlar.

Daha devlet şekillenmeden Çerkesler sindirilmiş ve sürgüne gönderilmişlerdir. Çerkes numune Mektebi kapatılmıştır.

29 Ekim 1923’te devletin şeklinin Cumhuriyet olduğu ve ilk cumhurbaşkanının Mustafa Kemal olduğu belirlenerek saltanat kaldırılmış oldu.

Lozan’da barış görüşmeleri 20 Kasım 1922’de başladı ve 24 Temmuz 1923’e kadar devam etti.

Lozan’da genel af çıkarılması maddesinde 150 kişi muaf tutulmuştur. Tarihe 150’likler diye geçen bu kişilerin 3te 2’si çerkestir.

20 Nisan 1924’te Teşkilat-i Esasiye kanunu kabul edilerek, T.C devletinin yeni anayasası devreye giriyordu.

Batıdaki meselelerini kısmen halleden yeni T.C doğuya yöneldi. Ve doğuda Cumhuriyet tarihi boyunca tam 25 isyan olmuş bunların hepsi kanla bastırılmıştır.

Bu isyanları sayıyoruz:

1- Nasturi İsyanı (1924 Hakkari)

2- Şeyh Sait İsyanı (1925 Bingöl, Muş ve Diyarbakır)

3- Jilyan İsyanı (1926 Siirt)

4- Sait Taha ve Sait Abdullah İsyanı ( 1925 Şemdinli)

5- Reşkotan ve Renan İsyanı(1926 Diyarbakır)

6- Eruhlu Yakupağa İsyanı (1926 Pervari)

7- Güyan İsyanı (1926 siirt)

8- Haco İsyanı(1926 Nusaybin)

9- 1. Ağrı İsyanı (1926)

10- Koçuşağı İsyanı(1926 Silvan)

11- Hakkari-Beytüşşebap İsyanı(1926)

12- Mutki İsyanı(1927 Bitlis)

13- 2.Ağrı İsyanı (1927)

14- Biçar Harekatı(1927)

15- Zilanlı Resul Ağa isyanı(1927 eruh)

16- Zeylan İsyanı (1930 van)

17- Tutaklı Alican İsyanı (1930 tutak, bulanık ve hınıs)

18- Oramar İsyanı(1930 Van)

19- 3. Ağrı Harekatı (1930 Van)

20- Buban Aşireti İsyanı (1934 bitlis)

21- Abdürrahman İsyanı (1935 siirt)

22- Abdülkuddüs isyanı(1935 siirt)

23- Sason isyanı(1935 siirt)

24- Dersim İsyanı(1937)

25- PKK isyanı(1984-…)

Türkiye Cumhuriyeti ise harf inkilabı , şapka devrimi , kılık kıyafet devrimi adı altında yüzeysel reformlar yapıyor. Vatandaş Türkçe konuş kampanyaları bütün hızıyla sürüyordu.Türkçe’den başka dil konuşanlara para cezaları veriliyor ve asimilasyonun tamamlana bilmesi için her türlü baskı uygulanıyordu.

1934te Trakya Yahudiler’İne yönelik bir talan hareketi başlatılmış , ve malları yağmalanmıştır.Çanakkale , Edirne , Kırklareli ve Tekirdap Yahudileri evlerini ve mallarını terk ederek.İstanbul’a göç ettirilmiştir.Bu devletin bilgisi dahilinde yapılıyordu.

Artık Trakya’da tek bir Yahudi ailesi bile yoktur.

10 Kasım 1938de Mustafa Kemal öldü.23 Haziran 1939da Hatay Türkiye’ye katıldı.

Ve 1939da 6 yıl sürecek 2. Dünya savaşı başladı.Türkiye savaşın dışında kaldı.Fakat savaştan çok etkilendi.

1942 yılında Varlık vergisi çıkarıldı.Bu savaştan zenginleşenlere yönelik bir vergiydi. Fakat asıl amacı azınlıkların mal varlığına el koymaktı.İstanbul’da yaşayan azınlıkların bütün mal varlıkları ellerinden alındı.Vergisini ödeyemeyenler Erzurum Aşkale’ye taş ocaklarında çalışmaya gönderildi.

1945’te 2. Dünya savaşı sona erdi.Ve Doğu Avrupa sosyalist bloka dahil oldu.24 Ekim 1945te birleşmiş milletler kuruldu.

7 Aralık 1945te Demokrat Parti kuruldu.

1946da Dosteli Yardımlaşma Cemiyeti kuruldu.Bu dernek İstanbul Kafkas kültür derneğinin nüvesini oluşturan dernektir.

1946 seçimlerinde Demokrat Parti 65 milletvekiliyle meclise girdi.

Sovyetler birliğinin boğazlar üzerideki birlikte denetim talebi ve doğudaki bazı iller üzerinde hak talebi büyük rahatsızlık yarattı.

1948de ilk Komünizimle Mücadele Derneği kuruldu.Türküye çapında 110 şubeye ulaşan dernekten sağın birçok önemli düşünce adamı yetişmiştir. Bunlar Abdurrahman Dilipak , Fetullah Gülen , Ergun Göze , Ahmet Kabaklı gibileri sayabiliriz.1965te Cemal Gürsel’in Fahri başkanlığında ayrılmasıyla hakkında soruşturma açıldı.

1 Ekim 1949da yıllar süren iç savaş , Mao’nun önderliğinde çin halk cumhuriyetinin kurulmasıyla sona erdi.

1949da Nato kuruldu.

1950 seçimlerinde Demokrat Parti % 52 oy alarak 420 milletvekili Chp %39 oy alarak 63 milletvekili çıkardı.

1950de Tugay seviyesinde Türk askeri Kore savaşına katıldı.1953 yılına kadar süren bu savaşta türk askeri önemli kayıplar verdi. 1951de Nazım Hikmet sovyetler birliğine kaçtı.

1952de Dosteli yardımlaşma cemiyeti kongresinde değişiklik yaparak Kafkas kültür Derneği adını aldı.

1954 milletvekili seçimlerinde oyların %57sini alan DP 502 milletvekili %35ini alan Chp sadece 31 milletvekili çıkarmıştır.

1954te Vietnam 2’ye bölündü.

1955 6-7 Eylül olayları oldu.Mustafa Kemal’in Selanikteki evine bomba atıldı manşetiyle çıkan gazetelerden sonra , İstanbuldaki gayrimüslim azınlıkların ev , işyeri ve ibadethanelerine saldırıldı.Malları yağmalandı.Ve 10000lerce gayrimüslim göç etmek zorunda kaldı.Olayların sorumlusu olarak Aziz Nesin ve arkadaşları tutuklandı.Fakat daha sonra Atatürk’ün evine atılan bombanın mit tarafından organize edildiği ortaya çıktı.

5 Kasım 1956 sovyet tankları Macaristandaki ayaklanmayı bastırdı.

1958 Tarihte Kafkasya adlı kitabını general İsmail Berkok yayımladı.4 Ocak 1959 Kübada batista iktidarı Fidel Castro ve Cheguevera önderliğinde yıkıldı.

17 Şubat 1959da başbakan Menderesin uçağı Londrada düştü.16 kişi öldü.Menderes kurtuldu.100lerce gazeteci hapis ve para cezalarına çarptırıldı.Gazeteler toplatıldı , ve kapatıldı.

28 Nisan 1960 İstanbul Üniversitesinde öğrenciler gösteri yaptı.Orman Fakültesi öğrencisi ,turan Emeksiz öldü, İstanbul ve Ankara’da sıkı yönetim ilan edildi.

27 mayıs 1960 ordu yönetime el koydu.Ülke yönetimini Milli Birlik Komitesi üstlendi.Cumhurbaşkanı,Bayar,Adnan Menderes ve 150 kişi Yassıadaya götürüldü.İçişleri Bakanı Namık Kemal Gedik intihar etti.

21 Temmuz 1961de Anayasa kabul edildi.Bu anayasa Kuvvetler ayrılığı ilkesi esasına dayanan, nisbi özgürlükler sağlayan bir anayasaydı.Bu sayade dünya klasikleri ve birçok eser Türkçe’ye çevrilmiş.Türkiye’nin düşünce ve siyasi dünyasının zenginleşmesi sağlanmıştır.

17 Şubat , Türk-Alman iş ve işçi bulma kurumları arasında yapılan anlaşmaya göre her yıl Almanya’ya 2-3 bin işçi gönderilmesi kararlaştırıldı.

15 Ekim 1961 genel seçimler yapıldı.

17 Eylül 1961 Adnan Menderes ve arkadaşları idam edildi.

20 Kasım 1961 İsmet İnönü başkanlığında CHP –AP Koalisyon hükümeti kuruldu.

22 Şubat 1962 Ankara’da Harp okulu komutanı Talak Aydemir ve arkadaşlarının başladığı Ayaklanma Hükümet ve Cumhurbaşkanı ile yapılan anlaşma ile sonuçlandı.

Cezayir 1962de bağımsızlığına kavuştu.Cezayir’in bağımsızlığının oylandığı birleşmiş milletler görüşmesinde Türkiye Cezayir’in bağımsızlığının aleyhinde oy kullandı.

3 Haziran 1963te Nazım Hikmet Moskovada öldü.

31 ekim 1963te Talat Aydemir ve arkadaşlarının idamı askeri yargıtayca onaylandı.5 temmuz 1964te Talat Aydemir ve arkadaşları idam edildi.

2 Haziran 1964te Filistin Kurtuluş Örgütü kuruldu.

14 haziran 1964te Nelson Mandela ömür boyu hapse mahkum edildi.

8 Ağustos 1964te Türk jetleri Kıbrıs Rum Mevzilerini bombaladı.Bir Türk jeti düştü.Pilot Cengiz Topel öldü.

Ve 1964 yılında İzzet Aydemir Kafkasya Kültürel Derginin yayınına başladı.Ve bu yayın 11 yıl sürdü.Bu diaspora tarihinin en önemli olaylarından biridir.

10 ekim 1965 Türkiye genel seçimleri yapıldı.Süleyman Demirel başbakan oldu.TİP 13 milletvekiliyle meclise girdi.

16 Aralık 1965 Fikir Kulüpleri Federasyonu (FKF) kuruldu.

1967 Kıbrıs olayları , toplumsal olayların hızlandığı 6. Filo protestolarının yapıldığı bir yıl oldu.

Dernek başkanlarının yazanelerinin dernek merkezi olarak gösteren Kafkas kültür derneği. 1967 yılında Beyoğlu Elhamra pasajına taşındı

1968 yılı hem Türkiye’de hem dünyada tam bir başkaldırı yılı oldu. Fransada öğrenci ve işçiler fransanın altını üstüne getirirken türkiyedede yüzlerce boykot, işgal, protesto, grev, polisle çatışmalarla geçti.

1964 yılı sürekli olaylarla geçti.6. Filo protestoları TÖS’ün öğretmen grevi yüzlerce grev ve üniversite işgalleri.

Fikir Kulüpleri Federasyonu (FKF) 1969 kongresinde Tüzük değişikliğiyle Devrimci Gençlik federasyonuna (DEV-GENÇ) dönüştü.Yine 1969da Devrimci Doğu Kültür operasyonu kuruldu.Kendini TİP içerisinde ve Devrimci Türk Solu içerisinde ifade eden Kürt Solu kendi ayrı örgütlenmesini kuruyordu.

8-9 Şubat 1969da CKMP kongresinde partinin adı MHP oldu.Ve Alparslan Türkeş partinin genel başkanı oldu.15-16 Haziran Türkiye’nin en büyük işçi olayları oldu.(274 sayılı iş yasası 275 sayılı sendikalar kanunu protesto edildi.) İstanbul ve İzmit’te sıkı yönetim ilan edildi.

Kamçı gazetesi yayına giriyor ve Dönüş fikri ilk defa yazılı olarak formüle ediliyor.

Ve yine 1970 yılında Mahir Çayan ve arkadaşları DHKP-C yi , Deniz Gezmiş ve arkadaşları THKO , İbrahim Kaypakkaya ve arkadaşları TİKKO yu kuruyordu.Ve 1982 yılına kadargençliği peşinden sürükleyen organizasyonlar oluşuyordu.

1970 yılında 145.000 TL’ye derneğimizin binası satın alındı.Emeği geçen herkesi ama özellikle rahmetli Said Şurdum’u rahmetle anıyoruz.

1970 yılında Sovyetler Birliği , Çin , Doğu Avrupa , Yugoslavya, Arnavutluk, Kore, Vietnam , Küba sosyalist bloktaydı.

3.Dünya ülkeleri Sosyalist bloka sempatiyle bakıyor, ittifaklar kuruyordu.

Güney Amerika’da Castro ve Che’nin yaktığı devrim ateşi ABD’yi çok rahatsız ediyordu.

Arap Dünyasında Sosyalist Arap Milliyetçisi Baas Partileri iktidara geliyor.Ve Sovyetler birliğiyle yakın ilişkilere giriyordu.Africa , Ulusal Kurtuluş Savaşlarının verildiği.Ve sosyalist kampa yakın duran genç devletlerin oluşturduğu bir kıtaydı.

Avrupada , Fransada , İspanyada, Almanyada sol hızla yükselen bir değerdi.ABD’de Vietnam savaşı dolayısıyla kendi içinde ve tüm dünyada zor günler yaşıyordu.

Türkiye’de sendikaların verdiği mücadele sonucu işçilerin çok iyi koşullar elde ettiği, sübvansyonlar nedeniyle köylülerin zenginleştiği , Almanyaya giden işçilerin tatile geldikleri arabalara imrenilerek bakıldığı yıllardı.

İşçiler , köylüler, aydınlar , öğrenciler , memurlar , kadınlar daha fazla hak daha fazla özgürlük istiyorlardı.

1970 yılı biterken ne dünya nede türkiye yönetilemez durumdaydı.Ve sol değerler hızla yükseliyordu.

ABD bütün dünyada düzeni zor yoluyla askeri yönetimler ve cuntalar iş başına geliyordu dünyanın birçok yerinde.DHKP-C , DHKO ve TİKKO gibi gençlik örgütlenmeleride iktidarı zor yoluyla devralmak için silahlı mücadeleye başlıyorlardı.

Ölümlerin , kanın , göz yaşının, işkencenin kol gezdiği bir türkiyeye doğru yol alıyorduk hızla 1970 yılı biterken.

Bende 1970 yılında 15 yaşındayım.Balıkesir’in Gönen ilçesinin Üçpınar köyündeyim.Köyümüz tipik bir Çerkes köyü.Resmi dili Çerkesce .Köye dışarıdan gelen çoban imam öğretmen gibi unsurlar çerkesceyi öğreniyorlar mecburen Türkçe konuşan olmadığı için. Köyümüz bir dağ köyü.Bir dağ yamacındaki Taraçaya gidip tünemişler adeta göçmen kuşlar gibi.Sırtlarını dağa vermişler.Baktığın zaman pleğo tepesinden bütün gönen ovası ayaklarının altında.

Halbuki geldikleri zaman kafkasyadan onlara bugünkü gönen çarşısının olduğu yeri göstermişler yerleşin diye.Ama onlar düzovalık yerlerde sıtma olur diye gidip yerleşmişler dağın yamacına.

Yine o zaman 50 hanelik bir köyden 3 tane öğretmen , bir orman mühendisi, bir ziraat memuru ve bir kütüphane müdürü çıkarmışlar.Bende lise 1 sınıfındayım.Köyümüz parmakla gösteriliyor çok okumuş adam çıkartan köy.Köyümüze rahmetli İzzet Aydemir’in yayınladığı Kafkasya kültürel dergi düzenli olarak geliyor.Bizden büyük ağabeylerimizde çerkeslik konusunda Kafkasya kültürel dergiden beslenmişler hepsi çerkes milliyetçisi saygın kimselerdi.

Ben de genç , öğrenmeye hevesli buşduğu her şeyi okuyan biriydim.Kafkasya kültürel dergiyi bende okudum. Ve çok etkilendim.Yaşım 15 ve ben katıksız çerkes milliyetçisiyim. Köyümüz anzavurcu olduğu için 3 defa yakılmış çerkes ethem tarafından. Köyde nefret ediyorlar.1 atatürkten bir çerkes ethemden birde inönüden.

Ve sonra sürülen ilk köydür üçpınar.Sürgünde yollarda hastalıktan , açlıktan, sefillikten 45 kişi ölmüş.Vatandaş Türkçe konuş kampanyalarını yaşamış ve sinmiş bir köydür.

Tabi yaşlıların bize tembihi (mec) şüzereadğer yeşümğaş ) aman çerkes olduğunuzu belli etmeyin.

Marmara bölgesinde , çerkes köylerinde belirli baskılar sonucu oluşmuş davullu zurnalı düğün yapma geleneğine karşı tavır yapıyor kampanyalar yapıyor.

Çerkeslikle ilgili konuşmalar yapıyor.Dergi , kitap dağıtıyor ve belli bir duruş sergiliyordu.Köyümüzün adı küçük kafkasyaya çıkmıştı.

Bize hem saygıyla, hemde korkuyla bakıyorlardı. Arkamızdan bunların başına gelecek var ama, acaba bizimde başımız derde girermi diye dedikodular yapılıyordu.

Çok kitap okuyordum. lime ne geçerse okuyorum.Bütün sağcı yazarları okuyorum. Rus kılasiklerini okuyorum. Kütüphane müdürü mahmut abi yardımcısı Manyaslı Zeki abi ve ben kütüphanedeki bütün kitapların yerlerini daha iyi biliyorum Mahmut  ve Zeki abiden.

Sol adına hiç bir örgütlenme ve sempati yok. Bazı öğretmenler için kominist diyorlar.

Çocukluğumda kominizmle mücadele derneğinin afişlerini görmüştüm.Ve kominizm çok korkunç bir şey olarak anlatılıyordu. Bazı tarikatların ismi duyuluyordu yavaş yavaş. Birileri tarikata girdi lafları dolaşıyor etrafta. Okuldan bir arkadaş risaleyi nur diye kitaplar gösterdi. Evinde okuduk. Çokta hoşuma gitti. Bunlar yasaktır dedi. Sakın bu kitapların bende olduğunu söyleme dedi.

Bizlerde bu havada esir kafkasyayı komunizm ve Ruslardan kurtarıp bağımsız kafkasyayı kuruyorduk.

Kendine MHP'li ve ülkücü diyen gençlerde peydahlanıyordu ortalıkta. Türkün türkten başka dostu yoktur. Türkiyede türkten başkası yoktur söylemi bir çerkes milliyetçisi olarak benim onlara karşı tavırlı olmama neden oldu.


MHP’li olanlardan biri de bizim alt köyümüz Ubığ köyü Çınarlıdan olan Hikmet Aytek’ti bir gün Gönen çarşısında yolumuzu çevirdi “ O sizin çok hürmet ettiğini ağabeyleriniz var ya , hepsi komunist , poliste dosyaları var" dedi.Böyle bir suçlamayı yapan bir Çerkez olamasaydı mutlaka onu oracıkta döverdik.

Derken çokta tesadüf eseri olarak vatan haini , komünist şair olarak adını duyduğum Nazım Hikmetin memleketimden insan manzaraları kitabına rastladım.Bu hain ne diyormuş bir anlayayım da şunun ağzının payını vereyim edasıyla okumaya başladığım kitap beni müthiş etkiledi.Belki 20 kez tekrar tekrar okudum.Ve ben düşmanıma aşık oldum.Artık ben solcu bir çerkez milliyetçisiydim.

Kafkas derneğine gitmiş , ya da dernekten gelmiş birini gördüğümüz zaman Hac'dan gelmiş biri gibi görünüyordu gözümüze.

Radyoda ise Maykop radyosunun cızırtılı sesinden Çerkezce konuşmaları ve müzikleri dinliyorduk.Bir de Sofya radyosunun Türkçe yayınları ve bol bol sıkı yönetim bildirileri anayası tebdil tağyir ve ilga lafları ile başlayan devrimcilerin mahkemelerini dinliyorduk.

Gençliğimin hayallerimin ve aşklarımın yılları ve sabahlara kadar devam eden Çerkez düğünleri , Zexesleri de tatlı birer anı olarak yaşamımızda bugün ki gibi canlı durmaya devam ediyor.

Biz küçük kasabamızda mutlu mesut yaşayıp dünyayı anlamaya çalışırken , Türkiye ‘de ve dünyada da olaylar hızla devam ediyordu.

1971 yılına girildiğinde sayamayacağımız kadar boykot , işgal , süresiz kapatılan üniversiteler, çatışmalar , kaçırılan Amerikalılar, banka soygunları, çatışmalarda ölenler ve yaralananlar .

Tabi ordu bu duruma seyirci kalmadı 12 Mart 1971 de ünlü muhtırasını verdi. TSK kanunlarının kendisine verdiği yetkiyi lkullanarak idareyi doğrudan ele alacağını bildiren muhtırayı cumhurbaşkanına cumhuriyet senatosuna, TBMM başkanlığına verildi.Demirel istifa etti.(Şapkasını alıp gitti.) 19 Mart’ta Nihat Erim kabineyi kurmakla görevlendirildi ve hükümeti kurdu.

26 Nisanda Türkiye’nin birçok ilinde sıkıyönetim ilan edildi.

27 Nisanda dev-genç , devrimci doğu kültür ocakları kapatıldı.Sıkı yönetim mahkemeleri duruşmaları başladı.

23 Mayıs 1971 de İstanbul 25.000 asker ve polis tarafından tek tek ev ev arandı.

9 Ekim 1971 Deniz Gezmiş ve arkadaşlarına idam cezası verildi.

10 Ocak 1972de askeri Yargıtay Deniz Gemiş , Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın idam cezalarını onayladı.

30 Mart 1972 ünye radar üssünden kaçırdıkları Amerikalı teknisyenlerle birlikte Kızılderede kıstırılan Mahir Çayan ve arkadaşları öldürüldü.

6 mayıs 1972 Deniz Gezmiş Yusuf Aslan , ve Hüseyin İnan idam edildi.

7 Mayıs 1972 CHP olağanüstü kurultayında Ecevit, İnönü’yü devirdi.İnönü dönemi sona erdi Ecevit dönemi başladı.

İbrahim Kaypakkaya işkencede öldürüldü.Binlerce insan hapislere doldurularak 1968 dalgasının önü kesildi.

Devlet bu olaylardan gerekli dersi çıkardı.Kontrgerilla lafı duyulmaya başladı.MHPnin ve Türkeş’in gençlik örgütlenmesi “Komandolar olarak ortaya çıktı.Ve sonra ülkücülük ve ülkü ocakları olarak yetmişli yılların içerisinde olayların hep olacaklardı.

NATO bütün dünyada Komünizm tehlikesine karşı resmi görevlilerin dışında , sivillerinde nasıl mücadele edeceğini örgütlüyordu.

Komünizme karşı olmak , cinayet işlemek devletin bilgi ve hoşgörüsü desteği altında çok rahat yapılabiliyordu.

Tüm Türkiye’de bir Karaoğlan fırtınası esmeye başlamıştır.İnönü’yü devirip partini başına geçen Ecevit farklı bir kişilik çiziyordu.Şair, gazeteci , çok iyi bir hatip ve karizmatik bir kişiliğe sahip olan Ecevit işçileri , köylüleri , kadınları , gençleri , ve herkesi etkiliyordu.

14 Ekim 1973 genel seçimlerinde Ecevit’in CHP’si oyların %33’ünü alarak solu birinci parti yaptı.

26 Ocak 1974’te CHP-MSP hükümeti kuruldu.

12 şubat 1974 gazeteci İsmail Cem TRT genel müdürlüğüne atandı.

1974te Üniversite sınavlarına girmek için İsanbula geliyorum ve istanbulu ilk defa görüyorum.Sınavlardan sonraki ilk işim Kafkas Kültür Derneğine gitmek olmuştu.

21 temmuz 1974te Türk ordusu kıbrısa çıkartma yaptı.Ecevit Kıbrıs fatihi oldu ve Türkiyenin bugüne kadar çözülememiş olan Kıbrıs sorunu başladı.

Üniversite sınavlarında İstanbul İ.T.İ.A Galatasaray işletme yüksek okulunu kazanıyorum.1974-75 eğitim döneminde üniversiteye başlıyorum.

1974te derneğimizin başkanı rahmetli avukat Kazım Öztekindi.Kazım samimi bir Çerkes milliyetçisi ve gençlerin politikayla ilgilenmesini pek istemiyor. Gençlik kolu ile yönetim kolu çatışma halinde.

Cumhuriyetin 50. Yılı nedeniyle 1 genel af çıkarıldı ve ceza evlerindeki 1000lerce siyasi suçlu, aydın , yazar serbest kaldı. 15 mayıs 1974.

1975 yılında İstanbul duvarlarında en fazla 2 yazı dikkati çekiyordu.(Faşizme ölüm halka hürriyet ! ve Faşizme ölüm halklara özgürlük ! ) Birisi Deniz Gezmiş’in devamı olduğunu söyleyen Halkın Kurtuluşu çizgisi diğeri Mahir Çayan’ın devamı olduğunu söyleyen Dev-Genç’in sloganı.Tabi ben Halklara Özgürlük diyen sloganı kendime daha yakın buldum ve kendiliğimden Dev-genç’e dahil oldum. TKP’nin gençlik örgütlenmesi İGD’de görülüyordu sağda solda ama pek bir varlık gösterilemiyordu.

1975 yılında İzzet Aydemir’in Kafkasya Kültürel dergisi 11 yıllık yayın hayatına son verdi.Fakat ankaradan Yamçı dergisi giriyordu devreye. Anavatan ve Dönüş tezini örgütlemeye başlıyordu.

Bizde küçük Anadolu kasabasında bulamadığımız özellikle Lenin’in ulusların kendi kaderlerini tayin hakkı Stalin’in ulusal sorun üzerine ve sosyalist kültürün sayıca az halklar için ne tür uygulamaları olduğunu araştırıp anlamaya çalışıyorduk.

Bu bilgilerimiz ve düşünceleimizi devrimci mücadele içerisindeki arkadaşlarımızla paylaştığımızda Kürtlerden ve Alevilerden sonra sizde nereden çıktınız başımıza diyen ve bizi Çerkez şovenisti olmakla suçlaya

Tabi bunun yılların şoven eğitim sisteminden kaynaklanan bir tepki olduğunu üzülerek görüyorduk.

Peki türk solu çerkes sorununda ne diyor diye soran iyi niyetli insanlara hiç bir şey söyleyemiyorduk.

Çünkü, asıl sorunun devrim sorunu olduğunu, bunların talii sorunlar olduğunu,zaten enternasyonalin gerçekleştiği bir dünyada bütün dillerin yok olacağını ve böyle sorunlarla uğraşıp zaman kaybedilmemesi gerektiğini söyleyenler oluyordu.

Gittiğimiz öğrenvi dernekleri bakımsız ve pis sigara dumanından göz gözü görmeyen ortamlardı.Kafkas Kültür derneği ise saray gibiydi o öğrenci derneklerinin yanında ama öğrenci dernekleri mücadeleyi ve umudu kafkas kültür derneği ise statükoyu temsil ediyordu.

1975 yılında avukat-eğitimci Yaşar Bağ dernek başkanı oluyordu.Fransadan dönen profösör George dümezilinde asistanlığını yapan Orhan Alparslan tayini istabula çıkan eğitimci Hapi Cevdet yıldız, Avukat Rahmi Tuna , Doktor vasfi Güsar , Ömer beygua gibi sanat ve kültür insanları derneğimizde çalışmalar yapıyordu.Derneğimizde bu nezih kültür ortamı yaşanırken istanbulda kan gövdeyi götürüyordu.

Konferans serileri düzenleniyor ve bu konferans konularının düzenlenmesinden ' Kafkasya üzerine 5 konferans' kitabı yayınlanıyor. Ve bu kitap çok büyük bir boşluğu doldurdu.Yayın yılı 1977 .Yine aynı dönemde Afeşij Emin'in Çerkezce şarkı kaseti yayınlanıyordu.Bugün korolarda ve derneklerde söylenen birçok şarkı o kasetten alınmadır.

1 mayıs 1977 de ise Taksim'de korkunç bir katliam gerçekleştiriliyor Kontrgerilla tarafından.38 kişi ölüyor ve yüzlerce kişi yaralanıyordu.

5 haziran 1977 seçimlerinde CHP %41 oy olarak birici parti oluyor.Fakat hükümeti kuramıyordu.Ve 2. MC hükümeti kuruluyordu.

Ülkücüler ise polis desteğinde herye re saldırıyorlar ve ülke kan gölünde yüzüyordu adeta .

1977 yılında devrimci yol dergisi yayımlanmaya başlıyor ve devrimci yol hareketi çok geniş bir kitlesel desteğe sahip oluyordu.

Ankara'da Merih Taymaz'ın ODTÜ öğrenci temsilcisi olduğunu ve dev yol içerisinde önemli bir yerde olduğunu duyuyordu.Ama kendisine ulaşamıyorduk.Devrimci yol degisinde Çerkez meselesine ilişkin birtek satır yazı çıkartamadık.

Ankara'da yapılan Kafkas dernekleri arasında yapılan toplantıda Balıkesirli Mahmut Özden silahla taranarak öldürüldü.

1978 yılına geldiğimizde türkiye'de ne kadar fraksiyon var ise Kafkas kültür derneğinde mevcuttu.

İstanbul'da hiçbir yerde rastlayamadığımız halkın birliğiğ siyaseti en güçlü hareket , halkın kurtuluşu , haklın yolu aydınlık olmak üzere Mao çizgisinden beslenen Anti Sovyetik siyasi hareketler derneğimizde bir blok oluşturuyordu.

Bizde dev genç ve kurtuluş isyasetinden arkadaşlarla birlikte derneğin yeni yönetimini oluşturmak için ittifak görüşmelerine katıldık.Fakat ilkelerde sorun çıktı.

Mao çizgisindeki arkadaşlarımız faşist ve sosyal faşistlerin derneğe sokulmayacağını söylüyorlardı.Faşistleri bizde sokmazdık zaten , ama sosyal faşist dedikleri ise Yaşar Bağ , Cevdet Yıldız , Orhan Alpaslan gibi çerkez entellektüelleri ve İGD, TSİP, TİP çizgisindeki arkadaşlardı.


Biz ayrı ittifak oluşturmayı düşündüğümüzü söyleyip , Yaşar Bağ ile görüştük ve seçimleri aldık.


Yönetim kurulunda Yaşar Bağ , Cihan Candemir , M.Nedim Özel , Turhan Doğan , Cengiz Gül , Murat Özden ve Avni Turan var.Ben 23 yaşındayım.Üniversitenin akşam bölümünde okuyorum , gündüzleri çalışıyorum.

Avni Turan ise Düzceli İTÜmaden fakültesinde okuyor , çok iyi bir Çerkez ve çok da inanmış bir devrimci.Fakat ağzından söz gramla çıkıyor.Daha sonra ayağından vuruldu.Asla silahsız dolaşmıyor  ve silahsız olduğum zaman kendini çıplak hissediyorum derdi.Cezaevinde ölüm orucuna gitti , 88 günde ölmedi , cezaevinden çıktıktan sonra Nejdet Menzir'in polisleriyle girdiği çatışmada 1993 yılında öldü.Rahmetle anıyorum.

Dernekteki gençlik kolu seçimlerini ise Mao'cu ittifak kazandı.Büttün amaç ise yönetime iş yaptırmamak üzerine kurulmuştu.

Hiç unutmuyorum, yönetim kurulu olarak üniveriste mezunlarına eski yıllarda yapılan mezuniyet gecesi geleneğini yeniden başlatama kararı aldık.Gecen,n düzenleme görevini gençlik koluna verdik .Duyuruyu yaptık.Fakat geceye çok kısa bir süre kala gecenin düzenlemesine katılmayacakalrını söyledi gençlik kolu.Amaç yönetimi zor durumda bırakmaktı.Tabi biz o geceyi yaptık.Ve ben o geceye fon müziği bulmaya çalışırken beste yapmak zorunda kaldım.Şimdi kendime ait 10 civarında bestem var.O geceyi sabote edip düzenlemeye katılmayan arkadaşlarıma çok teşekkür ediyorum.

1979 yılında grup çalışması olarak "Ulusal sorun ve çerkezlerin konumu" isimli broşürü yayınladık.Bu cumhuriyet tarihi boyunca çerkesler için ilk siyasi talep içeren bir çalışmaydı.Çerkezlerinde ulusların kendi kaderlerini tayin hakkı çerçevesinde , kendi özel bölgelerini oluşturabilcekleri , ana dilde eğitim , yayın , radyo yayını haklarının olması gerektiğini içeren bir çalışmaydı bu.

Tabi , T.C 'nin yasaları derhal harekete geçti ve kitap 1 buçuk yıl hapis cezası aldı.Ve ben bu cezayı Sağmalcılar cezaevinde çektim.

Çerkezlere hiçbirşey yapılmıyor diyenlere duyurulur.Ulusal kimliğini inkar edersen tabi birşey yapılmıyor.

1978 yılında devriöci yoldan ayrılıp , devrimci sol hareketi oluşturan arkadaşlarla hareket ederek bizde devrimci sola katıldık.İstanbulda olan hareket merkezine ulaşmamız , ve kendimizi anlatmakta hiç zorluk çekmedik.Bu ilişki neticesinde , İTÜ spor klübünün üniversiteler arası halk oyunları şenliğine derneğimiz ekibi konuk ekip olarak davet edildi.Büyük beğeni topladı , sol kamuyounda oluşmuş Çerkeslerin faşistlerin safında yer aldığı algısı değiştirildi.

Birçok insan benimde babam çerkesdi annem çerkes di diye bize ulaşmaya başlamıştı.

Ve 1980 yılında Nıbcegu dergisinin yayınına başlıyorduk.Kalmık Betal'in kabartay balkarda devrim mücadelesi isimli çeviri eserini yayınlıyorduk.

12 Eylül ile birlikte , Nıbcegu yayınına son veriyordu.1980 öncesinde Çerkez solu tarafındAn bağımsız olarak yayınlanabilmiş , yayınlar bunlardır.Ulusal sorun ve çerkezlerin konumu , Nıbcegu dergileri ve Kabartay -Balkarda devrim mücadelesi.

Çerkes solu ulusal sorun konusunda , maalesef iyi bir sınav verememiştir.Bunu eski bir solcu olarak değil hala solcu biri olarak söylüyorum.Bedel ödemiş biri olarak söylüyorum.

Bizde yapmış olduğumuz yayımları siyasi hareketimizin desteği olmasaydı.Yapamazdık.Bu konnuda bize maddi ve manevi destek veren , şimdi rahmetli olan arkadaşlarımı saygıyla anıyorum.

1978 yılındaki dernek seçimlerini hatırlıyorum.Yüzlerce genç ne büyük bir heyecanla mücadele ediyorlardı.O günün provakatif ve tuzaklarla dolu ortamında o genç insanların orjinal düşünce üretmeleri ve eserler vermeleri çok zordu.

Ama o günün koşullarında devrimci mücadele içinde yer almış.Yüzlerce çerkes gencinden bu gün onlarca düşünce adamı çıkabilmeliydi.

1980 yılına gelindiğinde 100lerce cinayet, suikast, sabotaj, boykot,işgal , grev oluyordu.10 yıl içerisinde 5.000 genç ölmüştü.Biz bu olaylara devrimin koşulları olgunlaşıyor diye bakarken darbenin koşullarını olgunlaştırmakla meşgul olduğumuzun farkında bile değildik.

12 Eylül 1980 yılında yönetime el koyan askeri cunta kurtarıcı olarak karşılandı.Çünkü insanlar can korkusuna düşmüşlerdi.bu pskolojiyle cuntanın her yaptığına hoş görüyle baktı geniş halk kütleleri.

Bu ortamda 600.000 kişi göz altına alınıp hapishaneler dolduruldu.Cezaevleri işkence hanelere dönüştürüldü.Yüzlerce insan idam edildi.İnsanlar işkencelerde öldüler, kayboldular, yurtdışına kaçtılar.

Türkiyenin genetik şifreleri değiştirildi.Türk islam sentezinin solun boşluğunu doldurabilmesi için tarikatlara yol verildi.Nesiller değiştirildi ve bu gün başımıza gelen iktidarın tohumları 1980de atıldı.

Artık güzel insanların yetiştirildiği iklim yok edilmişti.Nasıl bir çiçeğin bir meyvenin yetişmesi için gerekli iklim koşullarının oluşması gerekiyorsa yurdunu dünyayı ulusunu seven insanlarınoluşmasının koşulları ortadan kaldırıldı.Yerine çıkarcı, köşeyi dönmeci, kozmopolit kişiliksiz nesiller oluşturuldu.

Böyle bir dünyada o güzel inanlara yer yoktu ve o güzel insanlar küstüler , hayat gailesinin içerisinde kaybolup gittiler.Hani konuşmamızın başında söylediğimiz gibi , o güzel isnanlar , o güzel atlara bindiler ve gittiler.

T.C hiçbir zaman farklılıklara olumlu bakmadı.Dini inançlarını yaşamak istiyorsan ezdi , solcuysan komünistsin dedi ezdi , Kürt , Ermeni , Yahudi , Çerkez , Rum ne kadar farklı etnisite varsa ezdi.

Aleviler Türktü ama farklıydı.Onlarıda ezdi.

Ancak baskıya karşı ezilen kesimler , çok büyük mücadeleler verdi.

Kürtler cumhruyiet tarihi boyunca 25 isyan çıkardılar.Kesin sayıları bilemiyoruz ama sadece Dersim Ayaklanmasında 13.000 kişi öldü, binlerce kişi sürüldü.PKK isyanında ise , 26 yılda 40.000 kişi öldü.

Oysa Türkiye Kurtuluş Savaşı'nda sadece 30.000 kişi öldü.

Bugün Türkiye adını koymasada bütün dünyanın adını koyduğu bir savaş sürüyor Kürt meselesinde.

Ermeniler kendilerini yok eden , İttihatterakki'nin paşaları Enver , Talat ve Cemal'i öldürdüler.Türk diplomatlarına karşı onlarca saldırı düzenlediler, ve bütün dünya parlamentolarında soykırımı kabul ettirmek için , büyük mücadeleler vermekteler.

Aleviler hızla Cemevleri'ni , kurumlarını , TV'lerini , radyolarını , yayın organlarını , vakıflarını oluşturmakta, ve meselelerini , Avrupa insan hakları mahkemesine götürerek , Diyanetten pay alma mücadelesi vermekte ve çalıştay üzerine çalıştay yapmaktadırlar hükümetle.

Rumlarda Kıbrıs üzerinden , çok büyük faturalar koymaktadırlar Türkiye'nin önüne.

Fakat bu resimde , hiçbirşey yapmayan , hiçbir siyasi talep dile getirmeyen , kafasını kuma gömen , sadece Çerkezlerdir.

Bugün geldiğimiz noktada artık insanların yok edilerek sorunların çözülemeyeceği konusu devletin belli noktalarındaki bazı kesimler tarafından anlaşıldığını düşünüyorum.

Buna MİT 'in askeri brokrasinin ve bazı entellektüel kesimlerin dahil olduğunu düşünüyorum.

Kim getirmiş olursa olsun , bazı rezervlerimiz olmakla birlikte, Türkiye'nin demokratikleşmesi önemlidir.

TRT Şeş'in açılması önemlidir.Alevi çalıştayı yapılması önemlidir.Roman çalıştayı yapılması önemlidir.Üniversitelerde Kürtçe kürsülerinin açılması önemlidir.

Ancak bu açılımda , çerkelerin esamesinin hiç okunmaması örgütlerimizde kırmızı alarm yaratmalıdır.Devlet Çerkez meselesini halledilmiş bir mesele olarak görüyorsa bunun böyle olmadığı gösterilmeli ve ispatlanmalıdır.

Mesele esir düşmekte değil,

Teslim olmamakta bütün mesele.

Gelen Yorumlar
Toplam 14 yorum, 1-14 arası gösteriliyor, yeni tarihliler sonda.
Çerkes kelimesi dillere pelesnk olmuş maşallah.Yeryüzünde Çerkes diye bir millet çerkezce diye bir dil olmamasına rağmen kafkasya milletlerinin de kullandığı bir kelime olmuştur.1864 yılında sürgünlerle sonlandırılan kafkasya mücadelesi ve osmanlı topraklarındaki çileleri yaşayan halkın ağzında başka siyasi ağızlarda başka türlü anlatılır olmuş.Vatan haini damgası yemiş Ethem beyin Atatürkle hiçbir çatışması ve talebi olmamış fakat başarılarından rahatsız olan İnönü nün hışmına uğramıştır.Zaten bu ülkede inönünün yaptığı bütün kötülükler Atatürkün üstüne yıkılmış Atatürkün yaptığı her iyi şeyde İnönüye mal edilmiştir.Ben kafkasya derneklerinde bugüne kadar siyasi çalışmalardan başka birşey görmedim.Büyük bir sürgün ve soykırım yaşayan kafkas milletleri geldikleri osmanlı topraklarının her köşesinde kan ve can vererek bu toprakları vatan bilmiş Türkiye cumhuriyetinin kurucusu Mustafa kemal Atatürkle birlikte Arnavut vatandaşlarla omuz omuza savaş vermişlerdir.Kafkasyalı kominist olmaz olacak olsaydı kafkasyada kalırdı.Tarih benim tarihim.Sevabıda benim günahı da.
ufuk demir eklemiş. | 07 Mayıs 2010 Saat 22:10
Ne demek çerkez milleti ve çerkez dilinin olmaması. Bu büyük bir cehalet asil bir çerkez milletinin yanında sade bir çerkez dilininde olduğunu bilmemek koca bir milleti yok saymaktır. Adama gülerler.
Cebrail ASLAN eklemiş. | 23 Mayıs 2010 Saat 18:30
Konuşma metnine bakarak ne anlatılmak istendiğini anlamak mümkün değil.. Türkiye'nin 1920/2010 yılllarının kronolojisi midir, aynı döneme ait T.C. Hükümetinin bazı etnisitelere yönelik onaylanmayan tutumu mudur, çerkeslerin Türkiye'de yaşamakta oldukları sorunlar mıdır, belli bir dönemin marksist açıdan değerlendirilmesi midir, yoksa, yaşanmışlıkların hafızadaki izlerini bir şekilde paylaşmak mıdır, hangisidir anlatılmak istenen ?.. sadece bir tek noktaya dikkat çekmek isterim. hem tarihi ve hem de sosyolojik açıdan, makro ve mikro değerlendirmeler birbirine girmiş. böyle olunca, ne alkış tutmada ne de eleştiri getirmede kullanılabilecek formel bir zemini yok bu yazının. yazının taaa sonlarında kullanılan "mesele esir düşmekte değil, teslim olmamakta" önermesi dahi havada kalıyor. bu önermenin öznesi kim, muhatabı kim, perspektifi ve hareket noktası ne ? ayrıca, çok da şuurlu bir değerlendirme sonrasında kullanıldığını düşünmediğim cümlelerle, çerkeslerin konumu ile diğer etnik gurupların konumu aynı şiirin nakaratları olarak sunulmuş. esef ki, ne kadar esef. lütfen yapmayın. saygılar sunarım.
galip yaşar avcı eklemiş. | 25 Mayıs 2010 Saat 12:52
Yazınızı ve yapılan yorumları ilgi ile okudum,Türkiyenin yakın tarihine bir Çerkes çocuğu olarak Sosyalist bakış getirmişsiniz,hemen hemen aynı düşünceleri paylaşan bir Sosyalist arkadaşınızın burada olduğunu unutmayın. Çerkes kimliğimizin devletimiz tarafından kabul edilmesi mücadelesinde yalnız olmadığınızı biliniz,demokratikleşme savaşında her zaman yanınızda olduğumu unutmayın. Bundan sonra biz Çerkesler kendimiz için ne yapalım sorusuna cevabı birlikte verelim. Ben kadıköyde oturuyorum en kısa zamanda tanışıp birlikte bir şeyler yapmaya koyulabiliriz inancındayım. Saygılar sunuyorum .Recep GÜLER
recep güler eklemiş. | 27 Haziran 2010 Saat 03:11
anlaşılan pkk bittiğinde, birde çerkezlerle uğraşıcaz her halde. amına kodumun evlatları en büyük hata sizlere sahiplenmek oldu. ne güzel sikiyodu rusya sizi. ne oo şimdi sizde başlarsınız hemen kürtler gibi, bu vatan bizim diye. korkak köpekler savaştan kaçtınız namertler, şimdi anadolumda üreyipte sayınızı artırtınız, şimdi sahiplencekmisiniz lan şerefsizler. Allah'ın hayırlı kulları olsaydınız 400 yıl piç gibi etrafta dolaşmadınız. allah belanızı verdi. tıpkı filistine verdiği gibi. daha bir 400 yıl daha sizi vatansız yaşamalar. bu arada ülkemden de defolun fitneci pkk lı korkak pis kominist pislikler
yüksel uzun eklemiş. | 04 Temmuz 2010 Saat 20:02
Murat Merhaba, Konuşmanı ilgi ile okurken 40 yıl önceki anılarım canlandı. 4/B sınıfında beraberdik. Eski bir dostu bulma mutluluğu yaşadım. Tonu ne olursa olsun sesini duyan çok, muhabbetle kucaklarım.
Ali Şaygür eklemiş. | 05 Temmuz 2010 Saat 19:24
Murat soydan Yalancı, iftiracı, ucuz kahramanlığa sığınmış bir fitnecidir. Dedelerimin kanına ekmek doğrayan rusların hizmetkarı olarak kendisine bağrını açan Kardeş ve evsahibi gibi davranan Türk Milletine karşı duyduğu hıncı normal bir psikoloji olarak algılamak bizzat anormallik olur. köyünde bile nefret edilen bu zavallının hezeyanlarına derneği platform yapanların ve bu tutumları ile derneğin tüzüğüne aykırı davrananların da zavallılıkta ondan kalır yeri yoktur. bu şekilde davrandığınız için provakatörlere zemin hazırlıyorsunuz. Nitekim "Yüksel Uzun" adıyla kendince yorum yollayan edepsiz ve hiçbir izana sığmayacak şekilde genelleme yapan kişlere de fırsat vermiş oluyorsunuz. O kendi anasını başkalarınınki ile karıştırıyor her halde. Ruslarla yıllarca şerefli iman mücadelesi veren büyük çoğunluğu şehit olan ve Türkiye bağrını açtıktan sonra Bu ülke için her fırsatta ölümü göze alan kafkas göçmenleri için sarf ettiği bu şerefsiz sözler gerçeklerden uzaktır. Plevne kahramanı gazi Osman paşa, Batı trakya cumhuriyetini sonrada teşkilatı mahsusayı kuran S.Askeri ve Merhum amcamız Eşref sencer kuşçubaşı , Atatürkün yakın kurmay arkadaşları ne hainlik yapmıştır. Bunu yüksel uzun'a sormadan önce onun pislik fışkıran iğrenç ağzına kepçe tutanlar ne halt ettiklerini bir düşünmelidirler. Törelerimize aykırı şekilde bir densize mikrofon verilerek ahlaksız bir kadın gibi dededikodu yapmasına izin veriliyor ve dernek yetkilileride onu dinliyor ve de gıbetini alkışlıyor.siz bu kadarlık birşeysiniz daha ötesini söylemeye dilim varmıyor düştüğünüz pozisyonu görecek kadar izanınız lkalmışsa görün. T.C. Vatandaşı olarak istediğim partiyi destekler ve içinde siyaset yaparım. Murat efendi tüm komünist illegal kuruluşlarda faaliyet yaparken benden izin aldımı ki ben yasal bir partide siyaset yapacaksam kendisinden icazet alayım. Kafkas derneklerine şerefiyle hizmet vermiş ve bir kısmı hakkın rahmetine kavuşmuş insanların hatırına sizi muhatap alıp bu yazıyı yazdım sizin için efor sarfetmeye bile deymeyeceğini düşünüyorum. Adamlık olsaydı Aytek seninle ilgili faşist falan denildi bir cevabın varmı diye daveti gerekirdi. Ben iftira içeren hezeyanları internette tesadüfen gördüm uzun süre Cevap vermedim ama Yüksel Uzun denilen iyi aile çocuğunun yazdıkları kanıma dokununca bunları yazdım Sebep olanlar utanmalıdır
Dr.Hikmet Aytek eklemiş. | 22 Ağustos 2010 Saat 14:26
Gönderdiğim notta unuttuğum bir hususu ilave ediyorum. bu sayfanın altında aşağıdaki tırnak içindeki yazınız yer alıyor. Kendisine vatan veren Türk'ün dışında her türlü Türk düşmanına sempati ile yaklaşan Murat'ın dernekteki eylemi bu tırnak içindeki hangi hususa uygun düşüyor acaba? "hatiaqo Kendi kültürünü korumak ve yokolmasını engellemek Akraba ve Hemşehrileri arasında Birlik ve beraberliği sağlamak için kurulmuş bir internet sitesidir. Hiçbir Vakıf dernek vb kuruluşun yayın organı değildir. Yayınlarında hiçbir siyasi düşünce ve akımın takipçisi olamaz."
Dr.Hikmet Aytek eklemiş. | 22 Ağustos 2010 Saat 14:36
SAYIN YÜKSEL UZUN ŞAHSINIZDA SİZİN GİBİ DÜŞÜNENLERİ KINIYORUM. HİÇBİR ULUS HİÇBİR MİLLET DURDUK YERDE YAŞADIĞI YERİ DEĞİŞTİRMEZ VEYA GÖÇ ETMEZ. TARİH BİLGİNİZİN EKSİK OLDUĞU BELLİ. DÜNYADA ŞU ANDA VAR OLAN HİÇBİR ULUS VE MİLLET DOĞDUĞU TOPRAKLARDA YAŞAMIYOR. BUNA ANADOLU TOPRAKLARIDA DAHİL.
MATASEVEN eklemiş. | 20 Eylül 2010 Saat 13:07
böyle ......ları niye muhatab alıyorsunuz anlamıyorum,bu .....nin kökenine bakın ya rum çıkar yada ermeni ,bizi birbirimize düşürmek istiyorlar , ulan çerkezler ve türkler et ve tırnak gibi ler ,ben bir çerkezim ama hayatım boyunca atatürk milliyetciliğini savundum . bu lafı unutma ' ne mutlu türküm diyene' bizi kimse yıkamıyacak çerkez ve türkler bir arada ilelebet kardaşca yaşayacaklar. bunlara hassttirn diyeceksin...
mehmet ok eklemiş. | 28 Eylül 2010 Saat 02:53
Sn.Murat Özden'in düşüncelerine katılıp katılmamak kişilerin tercihidir. Ancak düşünceleri karşısında çok düşük düzeyde ve seviyesizce küfürlerle yaklaşmak bu eleştirileri yapanları kalitesizliğinin göstergesidir. Bende Sn.Özden'in düşüncelerinin çok radikal oldugunu,Türkiye'de uluslararası sermayenin iğrenç bölme ve parçalama operasyonuna karşı ulusal birliğin sağlanması ve birlikte dik durulması ancak andili unutmamak ve öz benliğinide yaşatmak gerektiğini düşünen bir insan olarak; her türlü düşünceyi medeni düzeyde tartışmak ama Türkiye'nin birlik ve bütünlüğünü en yüksek inanç ve güçle korumak gerektiği düşüncelerimi paylaşmak istiyorum. Kişilerin düşüncelerine katılmayanlarında o kişinini köyünde veya çevresindeki bireysel ilişkilerini sorgulamak dogru veya yanlış bu bilgileri teşhir etmeye kalkışmak ayıbından sıyrılmak için ilk defa yazısını okudugum Sn.Murat Özden'den özür dilemeleri gerektiğine inanıyorum. Herşey sevgili Türkiyemizin birlikte ve sonsuza değin yaşatılması için.Herkese sevgilerimle.
Ali Dagıstanlı eklemiş. | 22 Şubat 2011 Saat 23:50
Hakkını arayan, kültürünü her daim yasamak ve yasatmak isteyen tüm cerkeslere saygılar.
bir ALEVİ eklemiş. | 23 Şubat 2011 Saat 13:24
Yüksel Uzun sen gerçek adını yaz tarihi yeride yaz seninle buluşalım kim kime neresine ne koyacak ben sana gösteriyim. Ben Çerkez'im bu vatanı senden daha fazla seviyom. Genele küfür edip kimi tahrik ediyon o çocuğu.
murat yakar eklemiş. | 24 Nisan 2011 Saat 15:29
Bir piçe ki emin olun piçtir (yüksel uzun iti ) muhatap alıp cevap vermeyin. Nerde onda o yürek adres isim verecek ve bir çerkesin karşısına çıkacak! g... ister ona. bu piçler ancak sanal alemde ve bir de, 30 tane it bir araya gelip bir kişiye saldırdıklarında erkektirler ve o piçin bir yerine bize sıra gelmeden pkk koyuyor. Önce onu çıkarsın gücü varsa. Anırsalarda, havlasalarda koyacaklar... sinirlendim ve bir Adigeye yakışmayacak şekilde kimi kelimeleri kullandığım için adımı vermiyeceğim. Adımı vermeme nedenim devletten yada yüksel gibi piçlerden çekinmek değil, halkıma karşı utancımdandır. Böyle biliniz.
zewuak eklemiş. | 24 Temmuz 2011 Saat 23:17
Yorum Ekleyin
Yorum
Ad Soyadınınız
Mail
Web Sitesi
Beni hatirla
Yeni bir yorum geldiginde haber verin.

Ara

Nurdan Merve VURAL

Son Yorumlar
Linkler
 
 

Online Kişi Sayacı 

Website counter