|
Fatma Gül SÖNMEZ |
|
Murat ÖZDEN |
|
Vahdet ŞAHAL |
|
Ergün GÜLDAL |
|
Recep ŞEREF |
|
Murat Ufuk KARAERKEK |
|
Наже Берк |
|
Seyahatnâmem EvliyaÇerkesi 1эулый щэрджэс |
Türkçe unutsam bile "önemi yok", "patlayan şeker", "danaya girelim" unutamam galiba.
Onların ülkesinde danaya kurtlar değil,Türkler giriyorlar.
(Seyehâtnamem)
|
İnsanda yok ise “Edeb” neylesin medrese mektep!
Okusa Alim olsa yine merkep, yine merkep.
Cahildir, okuması yoktur.
Ona mı akıl danışıyorsun, elifi görsek mertek sanır O.
Sabahleyin Ümraniye’de Erdem hastanesinden dayımın yanından çıkıp minibüse binip Namazgahta indim. Minibüs tıklım, tıklım dop dolu. Bu doluluk beni çocukluk yaşlarıma götürdü. Bizim çocukluğumuzda Amerikan 1954, 55, 56, 59, 64 Chevraletler, Moper 1952 Desetolar Taksi olarak çok tutulurdu. Dolmuş olarak da 1948 Dodgeler ve 1957 Pleymuthlar revaçtaydı.
Özel otolarda ise bu araba markalarının her modeli ile birlikte de Mercedes gibi Alman arabaları revaçtaydı. Minibüs olarak Commerler kaptı kaçtı olarak nam salmışlardı. Commerlerin arkasından ise burunlu Alman Ford minibüsleri zirve yapmıştı. Dört köşe Renaultlar, burunsuz Reneultlar da piyasada yaygınsa da bu tür arabaların tavanları yüksek olduğundan yolcuların oturanından çok ayakta müşteri taşımakta, salkım saçak kapılarda taşınmalarıyla meşhurluk kazandı. İşte bu ayakta taşınmakta bir problem vardı. Taki o zamana kadar insanlar DP zihniyeti olarak ABD ve Alman patentli arabalarda insanlar oturmaya yönelik taşımacılıktı. Fransızların araçları insanların oturmasından daha çok sırık gibi ayakta yolcu taşımaya daha uygundu.
Bu yazıyı ben bugün kafamda tasarlarken kimlerin döneminde medeni olarak yaşamaya elverişlilik vardı, kimlerin döneminde de ayakta istiflenerek hayvan veya kereste muamelesi gördük. 50 yaş yaşantımı yaşadığım bu günlerde şöyle bir gözden geçirme fırsatı yakaladım.
Osmanlı, harçtı, borçtu, 7 düveldi derken batsa da modern papurları(gemiler), modern tren yolları ve yeni başlamış olan otomofilleri hemen kullanmaya başlamıştı. Gel zaman, git zaman yeni T.C. devleti Ebedi Şef ve Milli Şef döneminde birçok nutuklar attılarsa da aslı astarı olmayan ama nutuk olarak kalan söylemler döneminden öteye geçilemedi.
Biz çocukluğumuzda İstanbul’dan Bandırmaya giderken Etrusk, Kadeş, Tirhan yük papurlarına(gemilerine) canlı hayvanlar ve yükler(eşyalar) yüklendikten sonra kapanan ambar kapağının üzerine konan tahtaların üzerine yer kapmaya çalışırdık. Dahası aşağıda boş bir alan olan ambar ya da yakıt deposunun ve su tankerinin bulunduğu alanda ki yerlere gazete sererek sere serpe yatarak yıllarca gidip geldik.
Sonraları 1970’li yıllarda ise üç tane feribot alınması sayesinde koltuk sefası yaşamaya başladık. Ayrıca 8 saatlik gece yolculuğumuz artık 4,5 saate düşmüştü. Şimdi İDO sayesinde bu yolculuk 2 saate düştü.
Benim burada anlatmak istediğim konu aslen şudur. 2011’li yıllarda Metronun, Metrobusun, hafif Metronun, Şehirlerarası otobüsün, lüks deniz otobüslerinin, dolmuşların, taksilerin, hızlı trenlerin ve uçakların en güzel hizmet verdiği bu dönemde hala minibüs denen o garabet olan Otokar ve Magurus tipi marka arabalarda mertek gibi ayakta yolcu olarak gidişimiz benim çok garibime gitmektedir. Oturan yolcuda aynı parayı ödüyor, ayakta ki yolcuda aynı parayı ödüyor. Birisi oturuyor, öbür yolcu ise ayakta gitmek zorunda kalıyor. Ben bu işin içinde bir yanlışlık olduğunu sezinliyorum.
Bizler dönem dönem Türkiye Cumhuriyeti Vatandaşı bir insan olarak kimi yerde mertek kimi yerde de merkep muamelesi gördük, görüyoruz ve hala bu zihniyetin uzantıları ise günümüzde değişik alanlarda sürmektedir. İşte bu köhnemiş ulaşım zihniyetini bir şekilde ekarte etmemiz gerekiyor.
Kasabadan köye giderken kamyona biner Arpa, buğday çuvallarının üzerinde giderdik. İşte bu yük taşıma aletleri üzerinde geçiş dönemlerinde ki zihniyetinin artık esamesi kalmaması gerekiyor. Mertek yani bir kalas, odun, kereste statüsü ile Merkep, eşek, beygir, inek, öküz gibi hayvanlar statüsünde taşınmamıza acaba zihniyet olarak taşımacılar ne zaman son diyeceklerdir?
Bey misin, beygir misin?
Beyim demek çok kolaydır. Bey olabilmek ise çok zordur. Birini dersin birini ise uygularsın. Deme sözcüğü ağızdan dökülen kelimelerle ifade edilir. Bey olmak ise yetişmeyi / yetişkinliği gösterir. Olgun olacaksın, cömert olacaksın, adil olacaksın, merhametli olacaksın, hoşgörülü olacaksın, oturmasını kalkmasını bileceksin, her aklına geleni karşındakine söylemeyeceksin.
Kimsenin hakkını yemeyeceksin, iffetli ve namuslu olacaksın, duruşun, yürüyüşün, endamın, boyun, postun, tavrın, hoşgörün, tebessümün bile şevkatli olacak. Hayırla yâd edileceksin, Şer düşünmeyeceksin, merhametli olacaksın ve de adam gibi adam olacaksın, Tsıf wuxusht(İnsan olacaksın),
Büyüğünü büyük, küçüğüne küçük olarak değer vereceksin. Ayrıca da insanı tanımadan yargılamayacaksın.
Öldün mü Öldürüldün mü?
Ya da öldün mü, öldürdün mü?
Bütün canlılar var oldukları gibi de yok da olacaklar.
Her nefis ölümü tadacaktır.
Burada ki ölümü sorgulamamızda ki gaye ve amaç suçsuz bir bedeni neden katlettiğini sorgulayacağız.
Sen nesin ki bu işi becerebildin?
Attığın o değersiz kurşun binlerce cana mal oluyor.
Sen bir fidanı yok ediyorsun.
Sebebi hikmeti nedir?
İnsanlıktan alıp veremediğin nedir?
Sadece hobilerin mi mutmain ediyorsun?
Neden sen ölmüyorsun da karşı tarafta ki masum insanı öldürüyorsun?
O ölen insanı hiç düşünmüyorsun?
Onun anasını, babasını, dedesini, ninesini, ablasını, abisini, kardeşini, eşini ve çocuklarını da mı düşünmüyorsun?
Onun ve aile’ i efradının suçu ne?
Onu sen öldüresin mi diye yaşattılar bugüne kadar?
Sana bu görevi kim verdi?
Seni cellat olarak kim atadı?
Sen neden katil vasfına haiz oldun?
Bir insanı öldüren tüm insanlığı öldürmüş gibi olur desturundan bi haber misin?
Ergün GÜLDAL
|
Nurdan Merve VURAL |