|
Fatma Gül SÖNMEZ |
|
Murat ÖZDEN |
|
Vahdet ŞAHAL |
|
Ergün GÜLDAL |
|
Recep ŞEREF |
|
Murat Ufuk KARAERKEK |
|
Наже Берк |
|
Seyahatnâmem EvliyaÇerkesi 1эулый щэрджэс |
Türkçe unutsam bile "önemi yok", "patlayan şeker", "danaya girelim" unutamam galiba.
Onların ülkesinde danaya kurtlar değil,Türkler giriyorlar.
(Seyehâtnamem)
|
Şimdi bir de Türklüğün Şamansal boyutlu Müslümanlık anlayışı vardır ki değmeyin gitsin.
Neydi beyler? Türk İslam sentezi.
Biliyorsunuz ki İslam dini yetersiz bir din olduğu için sentezlere ihtiyacı vardır.
Yaradan Allah yeteri kadar bilgili değildir mantığı çıkıyor buradan; Sümme Haşa.
Türkler öyle bir yüksek seviyedeler ki sentez kurarak Allah’a şirk koşuyorlar; Sümme Haşa.
Ben babadan ve anneden öğrenmiş olduğum taklidi imandan sonra Müslümanlığımı İbni Teymiyye’den öğrendim. İslam siyasetini Mevdudi’ den öğrendim. Mezhepsizliği ise Dr. Ali ŞERİATİ’den öğrendim. İslam’ın diğer yönlerini ise Seyit KUTUP, Muhammed KUTUP, Hasan el BENNA, Muhammed Bekir ES- SADR gibi zatların kitaplarını okuyarak Türklüğün Şamansal mezhebine biat etmemekteyim. İşte insan bu tür insanlardan feyz alınca da önceden bu öğrendiğimiz Türklerin çakma dini ya da argümanları da tabiî ki beni kesmiyor.
Türk’lerin bir kısmı Suni, bir kısmı da Şia demeyeceğimde Alevi ve Kızılbaş olarak bir birleriyle didişmekte ve yiyişmektedirler. Ben Türklerin At’ına ters binmiş şekilde Müslüman olduklarını faraza ederim. Nasrettin Hocanın eşeğine ters binmesi gibi. Sonrada bu Müslüman geçinen Türklerin At’ın kuyruğundan iki kılı iki elleriyle tutup bunu koşum gibi kullandığını faraza ederim. At ters istikamette gidiyor dikkat edin. Türk At’ın eğerinde ters arka tarafa doğru oturuyor ve At’ın kuyruğundan iki kılı iki eliyle sımsıkı tutmuş durumda. Kılın biri Sünnilik diğeri ise Alevilik.
Bu kadar tutarsızca ve lakayıt bir İslamiyet.
Şimdi birde şunu yapabilirsiniz.
MHP on tane tarafsız araştırmacı tutup sorular hazırlayıp Türk Milletinin Milliyetçiliğini (Şamanlığını) ve Türk Milletinin ne kadar Müslüman olduğunu araştırabilir. Tabiî ki bunu öz be öz Türk Halkına sorarak. Azınlıklar ve çakma Türkler hariç. Ben bu tür bir araştırmanın gerçek boyutta yapılması karşısında çıkacak raporun altına gözüm kapalı imzamı kabul mahiyetinde atarım.
Çıkacak sonuçlara tahammül edebilir misiniz?
Altında ezilmeden durabilir misiniz? Bilemem.
Araştırın bakalım öz Türkler ne kadar Müslümanlığın değer yargılarını önemseyip, özümseyip, benimsiyorlar.
Ne kadarı namaz kılıyor?
Ne kadarı oruç tutuyor?
Ne kadarı zekat veriyor?
Ne kadarı Hac’ca Hac için gidiyor?
İsterseniz değneklerinizi MHP binasına yönlendirin ve teşrif eden has be has Türklere sorun. Tabiî ki MHP’ye has be has aklı başında kaç Türk teşrif ediyor onu da siz bilirsiniz artık.
Çakma Çerkes, Çakma Çeçen, Çakma Arnavut, Çakma Laz, Çakma Kürt, Çakma Pomakları ise kalburla ayıklayın da zekatınızı ona göre hesaplarsınız.
Bu azınlıkların ya da çakma olmuş Türkleşmeye yüz tutanların derdi nedir biliyor musunuz? Kimisinin anası, kimisinin babası, kimisinin hanımı, kimisinin kocası, kimisinin damadı, kimisinin gelini, kimisinin eniştesi (hala ve teyzelerinin kocaları) Türk olduğu için hepsi ondan bozuluyorlar.
Yahu benim eşim melez. Benim kaynanamda Selanik muhacırlarından. Damadınız sayılırım.
Yarın benimde kızım bir Türk erkekle, oğlumda Türk bir kızla evlenecek. Bu kaçınılmaz bir vakıa. Yani benim dünürlerimde Türk olacak. Şimdiden hiç de gocunmuyorum. Hiç de sorun
olmayacak. Ben diretmeyeceğim. Olmaz falan demeyeceğim. Düğünlerimiz de bizde çiftetelli ve harman dalı oynayacağız.
Hadi tutun dedim ki çocuklarıma Çerkesle evlenin. Ve dediğim oldu da Çerkeslerle evlendiler. Benim çocukluğumda ki Çerkesler artık kalmadı ki. Hemen hemen hepsi sünepe Çerkes oldular. Tıpkı benim çocuklarımın kadük Çerkesliği gibi. Çerkes olarak yaşamak isteyenler pılılarını pırtılarını toplayıp Kafkasya ya gidip bizleri sizlerle baş başa bıraktılar. Burada da günümüzün yeni yetişen gençleri tamamı ile asimile edilmiş bir durumda oluşları T.C. Devletinin bir ayıbıdır.
Çerkeslerden yıllarca vergiyi al sadece tepe tepe Türklük için kullan.
Bunları nasıl yazıyorsun? Edepsizliğimden olsa gerek diye düşünüyorum. Yetiştiricilere bakacaksın. İyi bir anne ve baba, Çerkes kültürü, camii avlusunda yetişme tarzı, baskılar, sindirilmişlik ve nihayetinde de Çerkes terbiyesi. Korkunun da ecele bir faydası yok tabiî ki.
Benim son günlerde iyice renkleri beyazlaşmış Çingene / Romanlar mahallelerinde ki vatandaşlarımız çok hoşuma gidiyor. Renklerinden iyice asimile oluşları. Yani artık yavaş yavaş ırk olarak aramıza katılmaları. Onlar için çakma Türk tabirini kullanmayacağım. Onların yavaş yavaş Türkleşmeleri, Türklerin asil kanına katkı yapmakta olduklarını görüyorum. Onların harmanlanmasında Türkler yeni bir isim bulmalıdırlar. Kavimler göçünün bilmem kaç numaratörlü numarası olan bir boyumuzdur diye hiç çekinmeden ekleyebilirler. Nede olsa bizde ham diye yutan kerkenezlerdenizdir de ondan yani. Hemen de yutarız icabında. Tarih kitabına ve Profesör ünvanlı her hangi bir kişiye de gerek yoktur icabında. Her neyse bu çingene olan asil ırkta artık Türklerin tekeli altına gireceklerinden de eminim. Asalete çok düşkündürler, merak etmeyin siz.
Olaylara kendi penceremden bakıyorum. Sizlerde kendi pencerenizden bakmaktasınız. Benim yaşantımı gözlemleyince ne tür badirelerden geçip de bu yaşıma geldim. Kimlerle karşılaştım. Kimlerle birlikte oldum. Kimleri dinledim. Kimlerin eserlerini okudum ve hala bilinmeyen bir istikamete doğru yolculuk yapıyorum. Har bir şeyden kendime dersler çıkardım ve çıkarmaya da devam ediyorum. Sizlerde başka bir boyut da kendi halinizde buna benzer bir yaşam sürüyorsunuz. Ben sizi hayat felsefeniz içersinde tökezletmeye çalışmıyorum. Sizin kendi hayat felsefenize karşı da saygı duyuyorum. Benim yaşantımı da bana bırakın. Benim düşünce hayatımı da bana bırakın.
Psikiyatrist ve Psikologlar İçin Benim Anılarım İyi Bir Metadır.
Ben yazdıkça içimi boşaltıyorum. Takıntılarımdan kurtuluyorum. Hiç olmazsa o kadarına da müsaade edin artık. İşinize gelmiyorsa okumazsanız olur biter. Ben benim hakkımda yazılanları hiç iplemiyorum bile. Google de Ergün GÜLDAL diye yazın bakın neler göreceksiniz. “Hezeyan içersinde ki Çerkes piçi Ergün GÜLDAL” olarak rahatlıkla yazabiliyorlar. Neden acaba bu Türk faşistleri kardeşlerimiz bu kadar ağızlarını bozma ihtiyacı hissediyorlar ki? Bir sorun bir arızi durum mu var / mevcut? Rahatsız oluşlarının nedeni nedir? Demek ki benim gibi kişilerin hazırlanılmış yutturulmaya çalışılan hap niteliğinde ki yutturmaca tarihi yutmayışıma sinir oluyorlar da ondandır herhalde. Eğer ki kendilerinden emin olsalar güler geçerler. Delidir ne yapsa yeridir derler. Ama ne yazık ki öyle yapmayıp çok kötü içerliyorlar. Oyunları bozuluyor. Maskeleri düşüyor. Gıcık oluyorlar. Fıtık oluyorlar. İç halleri dışlarına yansıyor ve en iyi bildikleri işi yapıyorlar. Oda ne demeyin sakın?
Küfür, küfür, küfür.
Cedelleşmek, hoş olmasa da cedelleşmeye devam edeceğiz.
İnsanın en büyük hastalıklarından birisi de kendisinin bilebildiği, anlayabildiği kadarının üzerine karşı tarafın geçmesine tahammül edememesidir.
Açılımı şu;Ben bunu biliyorum. Sende ondan öte bir şey bilme, irdeleme, araştırma ve olduğun konumla yetin. Bak ben ağabeyim ve ağabeyliğimi yapıyorum. Sen kalkıp bana üstat kesilme. Ebul azam olma. Onlardan tarihte fazlasıyla var. Onlarla yetin misali.
Ben benimle mücadele ediyorum. Her halde bu yapım sizi enterese etmez. Benim savaşımım sizlerle değil. Benim içsel yapımdaki çelişkilerimle. Sizden gelen boğuk ırkçı söylemler içime düşünce bende deprasyon yaratıyor. Algılarımın sezinlediği şey sizin dürüst olmayışınız. Siz kendi kurumlarınızla (Şamanis düşüncelerle) insanlığı bombardımana tutuyorsunuz. Bende bu bombardımanı savuşturmaya çalışıyorum. İstesem de istemesem de lakayt olamıyorum. İç savunma mekanizmam bu işe karşı geliyor. Her şeyi savuşturuyor. İşte sizde bu durumdan rahatsız oluyorsanız . Ben susup yazmasam sizler çok mutmain olacaksınız.
Bunu biliyorum.
İnsanın kendisini aşması ve aşabilmesi kadar güzel bir şey ne olabilir ki? Tabiî ki tamamen kendisini içine kapatıp, kilitleyen ve tek düze insanları anlatmak boşunadır, berhavadır.
Türkler yendikleri, biçtikleri, öldürdükleri, yağmaladıkları Arap ulusunun dinini seçmiş ve benimsemişlerdir. Araplar Türkleri yenip de İslam dinini tebliğ etmemişlerdi. Aksine Müslüman Araplar Şamanist olan Türklere yenilmişlerdi. Türkler Müslüman Arap halkını hiç acımadan, acımasızca kılıçtan geçirmişlerdi. Nitekim Müslüman olmayı da düşünmüyorlardı. Ganimet paylaşıyorlardı. Kadınları hunharca öldürüyorlardı.
Böyle bir dönemde dervişin birisinin sözüyle Müslüman olduklarını ilan ettiler. Türk hükümdarı ve avanesi için keyfe keder bir hareketti. Bu keyfe kederlikten ortaya işte böyle bir din anlayışı ortaya çıkardı. Bir taraf Sünni / Hanefi diğer taraf ise Şia’lık içinde Alevi ve Kızılbaşlık. İkisi de İslam ama ikisi de zıt kutuplar. Bu iki zıt kutup yıllarca boğuştular durdular. Anla anlayabilirsen. Tabiî ki herşe çıkar ve saltanat için.
Yavuz Sultan Selim ve rakibi Şah İsmail.
Kim haklı? Beni enterese etmiyor. İki devlet hükümdarı Türk halkını biçtiler durdular. Sadece mezhepsel bir ayrılık yüzünden. Müthiş bir tahammülsüzlük. Bir taraf tamamen İslam olduğunu deklare ediyor ve öbür tarafında Şamanizmin artıkları içinde üstü örtülü şekilde de olsa belki oda İslam’ı ima ediyordu.
Sonuç; T.C. Devleti ve Aleviler Sunileri, Sunilerde Alevileri hiç mi hiç sevmiyorlar. Biz azınlık Çerkeslere ne kaldı ki? Elbette biz Çerkesiz dersek severler mi? Bir otonom içinde ki Türkler ikiye ayrılıp birbirlerinden nefret ederlerken, hemide.
Belki de ben Türkleri net olarak anlayamamamın nedeni hiç ağzıma içki sokmayışımdan olabilir mi ki? Belki bende kımızla, şarapla kafayı çekseydim Türk Milliyetçilerini daha iyi anlayabilirdim, belki. İmam Hatip’ den Eyüp Lisesine geçtiğimiz de dev boyutlarda Kastamonu’ lu bir arkadaşıma neden içki içiyorsunuz diye sorduğumda biz içki içmiyoruz dese de Şarap içiyoruz demişti.
Peki, onu neden demiştim? Günahı az olduğu için demişti.
O arkadaşımın kafasına Komünistler kürekle vurup hastanelik etmişler. Kafatası da kırıktı. Kafasının tepesine elleyince kafasında ki deriye dokunuyorsun ve beyin etini hissede biliyorsun. Uzun zaman hastane de yatmışmış. Onu bu MHP’lilerin bir keleğiydi. Savaş meydanında yalnız bırakıp kaçmışlardı. Oda küreği kafasına yemişti. Arkama bir döndüm dedi ve arkamdakilerin hepsi kaçmış kimseler yoktu dedi. Önüme dönerken küreği kafama yedim, sendeledim ve gözlerim karardı sonrasını hatırlamıyorum diye espirili bir dille anlatmıştı. Sonra gözlerimi hastanede açtım Ergün demişti. Ya şarap az günahmış ondan içiyorlarmış. Ben bu tür işlerden çakazlamam. Kendileri bilirler.
Bir kere bu işi başlatmanın sebebi hikmeti nedir dersek? Diyelim ve biz kendi açımızdan olaya bakmamız gerekiyor. Ben iç dünyamı burada herkese faş ediyorum. Bu koşu kısa bir koşu değil bir kere. Uzunca bir koşu. Ben 50 yıl gibi doğumumdan itibaren bilinçli bir şekilde Osmanlı bakiyesinin devamı olan T.C. Devletinde fizyolejik olarak istem dışı beyin yıkanma bombardımanı içersindeyim. Dönem dönem bazı şeylere aklım bassa da bir şekilde beyni uyuşturulmuş Türk vatandaşları tarafından bende hazır inanışlar lokmasını yutmaktayım. Yanlış bilgilendirilme, bilerek yanlış eğitim, anne ve babanın yanlış yönlendirilmeleri, devlet tarafından yönlendirilmiş sağcı ve solcu örgütlerin başında ki derin devlet yöneticileri tarafından fikir saptırmaları ya da yönlendirmeleri istemeden yaşamak zorunda kaldık. Şimdilerde bir şeylerin farkına vardığımız zamanda yani özgürlüklerimizi yaşayabileceğimiz bize inandırılmaya başlandığımız bu dönemde ben bu yazılarımı www.hatiaqo.com da öylesine yayınlarken istemeden ve farkına varmadan dışardan müdahaleyle yönümü saptırmaktadırlar ve bu tongaya ve gafa bilerek ve bilmeyerek de düşebilmekteyim. Ve de bu durum benim çok hoşuma gitmektedir. Böyle elektroniğin çok rahat bir şekilde kullandığı bir dönemde benim fikir ve zihni melekelerimi herkes açık ve net olarak bilebilmektedir. Polisin, MİT’in, Askerin, Hukuk’un, Basının, dış mihrakların yani CIA, KGB ve MOSSAD gibi devlet örgütlerinin araştırıp soruşturacağı hiçbir kapalılık, gizlilik ve yasaklı bir durumun içine düşmemekteyim. Bu benim için iyimidir yoksa kötü bir durum mudur bunu ileriki dönemlerde yaşayarak görebileceğiz. YANİ tüm kartlar AÇIK VE SEÇİK ortadadır. İşte böyle yazılarımızı açık ve net, bariz bir şekilde yazılarımızı devlet memurlarına ifşa ederken nereden çıktığı belli olmayan ya da rol kesen bazıları, tezgahtarlar da bizim sitemize kadar uzanabilmektedirler. Bizim bir korkumuz olmadığından bu zalim kişilerde bizim çizittirdiklerimize ortak olabilmektedirler. Buyursunlar olsunlar. Ben her zaman yaşantımla orantılı bir şekilde kendimin Müslüman ve Çerkes olduğumu haykırıyorum. Bunu bilmeyen yoktur. Oyun ortadadır. Bu oyunda oynamak isteyen buyursun. Bizim için fark etmez. İşte er meydanı. Faşlaşmaya devam. Bu yol uzun bir yol arkadaşlar. Yazmaya devam. Durmak yok.
Bu yazıları bana cevap olarak yazan kişiler beni yönetmek ve yönlendirmek için eğer ki görevli ve de resmi makamlar değillerse. Biz kendi telefonlarımızın da hiç şüphesiz dinlendiğini dinlenmiyorsa bile dinleniyormuş şekilde faraza ediyoruz.
Belki biz Çerkeslerin Kafkasya’dan göç edilişinin işlevi bitmiştir. Artık bazı kişilerin anayurda dönmeleri diasporada ki devletler için sorun teşkil etmemektedir. Bunu gelecek kuşakta gençler kendileri karar vereceklerdir. Bizler şimdiden onu bilemeyiz ve kestiremeyiz. Bizim görevimiz çalışmak, fikir üretmek ve hak elde etmenin mücadelesini vermektir.
Çok değerli Çerkes kızımız benim namıma Türk arkadaşlarından özür diliyormuş. Ne güzel. Kendisine teşekkür ederim kendi namıma. Yalnız benim bu edepsizliklerim yüzündün acaba daha ne zamana kadar ve kaç yüzlerce kişilerden özür dilemek zorunluluğunda kalacak, kim bilir? Allah yar ve yardımcısı olsun derim. Çok büyük bir görevler üstlenmiş Çerkes kızımızın kendileri.
Ergün GÜLDAL
|
Nurdan Merve VURAL |