|
Fatma Gül SÖNMEZ |
|
Murat ÖZDEN |
|
Vahdet ŞAHAL |
|
Ergün GÜLDAL |
|
Recep ŞEREF |
|
Murat Ufuk KARAERKEK |
|
Наже Берк |
|
Seyahatnâmem EvliyaÇerkesi 1эулый щэрджэс |
Türkçe unutsam bile "önemi yok", "patlayan şeker", "danaya girelim" unutamam galiba.
Onların ülkesinde danaya kurtlar değil,Türkler giriyorlar.
(Seyehâtnamem)
|
Bugün beni kendi halime bırakın. Bugün uçuştayım. İçime biriken düşüncelerimin yardımıyla uzaya açılıyorum. Beğenmeyenlere yapabileceğim bir çözümüm yok. Hani derler ya içmeden sarhoş olmuş. Belkide onu yakıştırırsınız diye düşünerek affınıza sığınarak hayal alemimin son limitine kadar kullanıp fezada gezinmeye çıkıyorum. Beni bu ve buna benzer durumda konsantre oluşumu yada paralel oluşumlarımı zamanla alışıp yadırgamayacağınızı umuyorum. Benim arkadaşlarımın diğer sitelerde dolaşan çok popiler olan yazımı bana ilettiler. Bende bu tür düşünceler hep mevcut olduğundan ileriki dönemlerde de ona yakın konuları işlemeye de devam edeceğim. Benim yazılarım okunmak için değil bakılmak için yazmaktayım. Mesela bir tanesi, neydi o yazım ? Bilmeyenler için başlığını buraya aktarayım dedim. “KOMŞU GALAXY'den DÜĞÜNE GELEN ADIĞELER”. Evet şimdi de yazımıza dönelim.
Kimler devrimci ? Devrim, devinim, devirim, devrimci, devirmeci, değirmenci, öğretici, öğretmen, öğretici, eğitici, dönüştürücü, dönüşüm, dönence, dönücü, döndürücü, mikser, karıştırıcı, fırıldak, ayrıştırıcı, birleştirici,, bileşim, bilgili, ilgili, inkılapçı, inkılap, inkılapçılık, inkılap tarihi, yalan tarih, tarih enstitüsü, tarih çöplüğü, tarih üretme sanayi, yalancı tarihçiler, düzmece tarihçiler, esnaflık yapan tarihçiler, sisteme yamanan tarihçiler ve de tarihçi müsveddeleri. Sizleri bilmem ama biz Müslüman olup da bir rivayet de ben uydurayım diye İslam’a hizmet ettiğini zanneden uydurukçulardan çok çekmekteyiz. Doğruyla yanlışı ayırt etmek bu tür insanlar yüzünden çok zor olmakta. Birde İslam düşmanlarını bunların üzerine ekleyince de olay katmerleşmektedir.
Devrim ve devinim ve de inkılap ya da inkılapçılık nerede başlar nerede biter ? Kim bu yaftalara haizdir bilemem. Tabureyi devirdim. Artık ben de devrimciyim. Devrim yıkımla mı eş değerdir ? Devrimcinin işi doğru yolda giden arabayı devirmek midir ? Yoksa şartların oluşmasını beklemek midir ? Devrimci arabasını devirmek için lastiğin patlamasını bekleyip(şartların oluşmasını) arabayı devirdikten sonra gururla arabadan çıkıp ben bu arabayı nasıl devirdim ama demesi mi gerekir ? Yoksa lastik patladı da araba kontrolümden çıktı onun için araba devrildi mi demesi gerekir ? “Devrim” yapımla mı eş değerdir yoksa yıkımla mı eş değerdir ? Devrimcinin işi arabaları devirmek midir ? Yoksa devrilen arabaları kaldırıp düzeltmek midir ? Devirdiğiniz arabanın altında kimler can vermektedir ? Diyorum. Sizinde bu ne arabası dediğinizi duyar gibi de oluyorum. Tutturmuşsun bir arabadır ve bir şofördür diye.
Birde denge meselesi var. Motosikletler genelde iki tekerleklidir. Üç ve dört tekerleklileri de olsa da bizim konumuz şeytan arabası denen ve eski insanların bu iki tekerlek üzerinde nasıl denge kurarak gittiklerine akıl erdiremedikleri için yobazlıklarından ve gericiliklerinden işin kolayına kaçıp şeytan arabası demeleri dolayısıyla bizde burada iki tekerlekli motosikletlerden yardımcı konu olarak bahsedeceğiz. Motosikletleri kullanmadığımız zaman yani park ettiğimiz zaman dengede durabilmesi için yan taraftaki demir ayağını açarak yıkılmadan duruşunu sağlayan demir parçasını seyreyle. Çok basit bir olay, ayak, dayanak. İnsanda da bu dayanaksa Baston denilen bir sopa parçasıdır.
Devridaim – doğ, yaşa ve öl. Kimin rızasını kazanmaya çalışıyorsun. Sana buradan ekmek çıkmaz. Tham razı hun(Allah razı olsun) niye diyorsun o zaman. Ben Allah’ın rızasını kazanmaya talibim. Ya sen Xabze(adet) yaparak Çerkes mitoleji tanrılarının mı rızasını kazanacaksın, kazanmaya çalışacaksın ? Ahmet beyin, Mehmet beyin rızasını kazanınca sana ne olarak geri dönüşümü olacaktır. Sadece bir insanın gönlünü kazanıyorsun. Niye Yaradan’ının rızasına talip olmuyor sun ki ? Sen kuşatan değil, kuşatılansın. Sen kuşatıcı değil, kuşatılmışsın. Sen şeytanın vesvesesine kapılıp bir elmaya fit olansın. Sen beşeri Adem’in oğlusun. Cennetten dünyaya sürülensin. Sürgün edilensin. Sen deviren değil, devrilensin. Sen iki dönüm araziyi bile kendi başına halledemezsin. Sen çoban köpeği olmasa bir koyun sürüsünü dahi yönetemezsin. Sen birde kendi kıt aklınla insanları hükmetmeye kalkışmışsın. Dünyayı , uzayı, kainatı sana Rabbim verse ne fark eder. Cürmün kadar yeri yakarsın. Sen değil evrene hükmetmek, kendine bile hükmedemezsin. Bir örnekle; bir beyin kanamasıyla telef olansın (Örnek Stalin). Sen devrim değil, deviren değil, devrilensin.
Atom bombasını yapmışsın karşısında acizsin. Korumasızsın, korunaksızsın. Kimisi pozitivist, kimisi kapitalist, kimisi faşist, kimisi Marksist, kimisi komünist, kimisi sosyalist, kimisi feminist. Arkadaş bunları ben pijama olarak giysem bana yakışmaz. Ya da bu takım elbise bana göre olmaz. Ya da bu kumaştan bu kadar elbise çıkıyor. Ben Marks ’iz mi bilmiyorum. Marks’ı sadece isim olarak tanıyorum. Düşüncelerini de bilmiyorum. Yalnız Marks’iztim diyen çok insanla tanıştım. Hepside fos çıktı. Kapitalist sistemin göbeğine kadar gömülmüşler ve de düşünce bazında kendilerini Marksist kabul edişleri bana çok manidar geliyordu. Anlatıyorlar, anlatıyorlar, meyhanede içip konuştuklarının hatırladıkları bölümünü anlatıyorlar. Açıkçası içmekten ötede pek bildikleri bir şey de yok bana göre.
Teorisyenlerden bahsediliyor. Güneş dil teorisi diye bir kavram var. Teorisyenler, kimler teorisyendi, sende teorisyen varsa bendede var mantığı, ısmarlama teorisyenler, teorisyenler pazarı, Stalin teorisi, troçki teorisi, tornisyon, fırıldak, dönek, faşist, sosyal faşist, Mao, Lenin, Stalin, Brejnev, Gorbaçov, Yeltsin, Putin v.s v.s. Çizgiyi çiz ve toplama, çıkarma, çarpma ve sağlama yap. Hangisine hangisini sağlama yapsanız artılara, hangisini eksilere koyarsanız ? Açık ve net ben bu insanları resimlerinden ve isimlerinden öte tanımam. Ama tanıyanlar, fikirlerini özümsemiş olanlara da karışmam.
Devrim, insanın varlığından itibaren sürecini tamamlamak için klandan başlanıp feodalizmden sonra kapitalizm, ondan ötede komünizme yani eşit hak bölüşümü ne ulaşılınca devrim süreci bitmiş olacaktır( yani ilga ). Yani bölüşüm tamamlanınca evrim gereği devrimde sürecini tamamlamış olacaktır. Temel mesele sonuç itibariyle “ hakça veya eşitçe bölüşüme” ulaşmak komünizmin ana hedeflerindendir. “Eşit bölüşüm” yaşandığı sürece insanlara komin adı verilerek Marks’ın teorisi de ihya olacaktır.
Birde Lenin yapınca devrim oluyor da Humeyni yapınca devinimsiz oluyor. İkisi de halk harekatı. Birine okey öbürüne ise vize yok. Buna kim karar veriyor. Ulu ve yüce solcu devrimciler mi ? Hadiyin ya işinize gidin olur mu öyle şey. Yok mu bunun bir genel standardı. Burada da mı ikilik var. Vietnam da Rusya kuzeyi kurtardıysa da güneyi teslim etmek zorunda kaldı. Humeyni ise İran’ın bağrından Amerika’yı söküp attı. Marksistler Rusya da Çar rejiminin çöküşü üzerine kondular. Sanayisi gelişmiş Almanya da devrim beklerlerken olmadı ve karşıt görüşlü Nasyonalist Hitler bunu becerdi. Humeyni ise Marksist lerin yapamadığını dünya da ilk kez beceren insan oldu. Rusya ve Çin kapitalizmi yaşamadılar. Amerika Gorbaçov’la açılım propogandası yaparak sosyalizme çok büyük bir darbe vurdu. Sonrasında da pembe devrimler peşi sırsa patladı.
Çocuklarımızı en iyi okullarda okutuyoruz. Sisteme ve kapitalizme iyi hizmet etmeleri için. Benim gibi düşünüp yazanlara aykırı düşünce diyorlarmış. Varsın desinler. Donkişotluk yapmaktansa aykırı olmak daha güzeldir bence. Ezberler bozulur hiç olmazsa. Türküm doğruyum gibi.
Devrimciler 12 Eylül 1980 den sonra çok iyi kapitalist oldular, meyhanelere abone oldular, kimileri kumarbaz oldular, kimileri işbirlikçi oldular, kimileri basın sektörüne geçtiler, kimileri Kemalist, kimileri ulusalcı oldular. Başka ne oldularsa onu da bilenler yazsınlar. Şimdi de eski devrim fikirleri onları gıdıklıyor. Kafalarını dağıtmaları gerekiyor. Çünkü çok iddialıydılar. Bu sistem gidecekti. Ne yazık ki 1980 darbesiyle ketenpereye geldiler. İran’da Humeyni Marksistlerle işbirliği yaptığını anlatıp duruyorlar. Marksistler olmasaydı Şah’ı Humeyni deviremezdi diyorlar. Peki sizler burada İslamcıları koltuk altı niye yapmadınız. Amerika Kenan paşayla hepimizi alt etti. Paşa sonradan çıkıp benimde babam İmamdı diyerek referandumda oy istedi. Sadece bir paşa, konuşmasını bile bilmeyen bir paşa. Şimdilerde ise Marmaris de resim yapabildiğini zannediyor. Kem küm paşa. Cem KARACA şarkısında ne diyor onun için “ne tekim yine ben teke tekim” diye dalga geçiyor. Bu paşa bile dindarları kullanabiliyor amma velakin bizim çok bilmiş Marksistlerimizse hala dindarları tepmekle meşkuller. Dindarlar potansiyel değiller. Yıllarca Menderes, Demirel ve Özal dindarlar sayesinde iktidarda kalabildiler. Bunu görebilen bir tane Marksist yok Türkiyede.
Ey devrimciler. Bu dünyanın yerine başka dünyalar arıyor ilim ve bilim adamları. Siz bunların bu dünyada bu kadar çalışıp çabalayıp uğraşıları nispetinde harcanan emeklerin beyhude olduğunu anlamıyor musunuz ? Evet bu ilim adamları cehennemi buluyorlar. Dünyadan kaç kat büyük olan güneş,bu başka yıldızın yanında nokta kadar kalıyor. O yıldızda başka bir yıldızın yanında nokta kadar kalıyor. En büyük yıldız VY Canis Majori, güneşten tam 2100 kat daha büyük.
Teleskoplar ne kadar çok gelişirlerse o kadar çok büyüklükte ve uzaklıkta sıcak kütleler yani yıldızları bulabiliyorlar. İşte bu arayış sonucu belki de cehennem denen o büyük ve muhteşem ateş topu bulunacaktır. Peki bunu bu kadar masraf yaparak bulunca ilim adamlarına inanacaksınız da o cehennemi yaratan Rabbimin elçileri vasıtasıyla anlatılınca ve öğretilence cehenneme inanmayacaksınız. Cehennemi teleskop bulursa okey diyeceksiniz. Adem’den beri Muhammed’e kadar geçen süreçteki peygamberler silsilesinin cehennem söylemlerini ise gericilik, yobazlık ve ilim dışı olarak yorumlayacaksınız ve yıllarca da kabul etmeyeceksiniz. Sizin inandığınız peygamberleriniz sünepe Darwin ve Marks’ın ise hafzası buna yetmesi mümkün olamaz. Onlar teleskopun bu kadar gelişebileceğine hafsaları almıyordu. Siz müritlerin bir kısmının onların fikirlerini tepip bir cam mercek olan teleskopa inanacağını da tahmin etmiyor ve ihtimal vermiyorlardı. Siz sahte peygamberlerinize itaat etmeyi terk ettiniz. Günümüz ilim adamlarının icat ettiği büyük teleskop denen ayna sistemi, merceklere göre vaaz eden ilim adamlarına itaat ettiniz. Sizler döneklersiniz. Sizler sahte peygamberlerinizin vaazlarına itibar etmeyen sosyalist, komünist, Marksist, materyalist müsveddelerisiniz. Bu duruma bence hayır demeniz lazım. Biz cam ve mercek oyunlarını kanmayacak kadar sadık Marksist ve Darwinistiz demeniz gerekmez mi ? Sizlerin mikroskop denen ucubelerle Darwin teorilerini alt üst eden absort düşünceler peydahlayan anti Darwinizimin emrine amade çalışan bu bilim ve ilimleri geliştiren araştırmacılara şiddetle karşı çıkmanız gerekmez mi ? 1400 sene önce ümmi olan bir Arap bedevisinin söylemlerinin şimdilerde ilim adı altında mercek oyunlarınla aynı paralele çıkan söylemlerini bir şekilde bloko edip yok etmeniz ya da bu görüşleri saptırmanız, mihverinden çıkarıp ters yüz edip karşı yönde anvale edip ucubeleştirmeniz gerekmez mi ?
Niye sizlerin 100 yıldır söylemlerine inandığınız sahte peygamberlerinizin açığının veya tezlerinin çürütülmesine müsaade ederek geçmişteki inanan müritlerin cehennem yolculuğuna gidişini engelleyemeyişinizin burukluğuna muhatap oluyorsunuz ? Bu büyüklükte ateş topları denen yıldızların cehennem olabileceği gibi aynı büyüklükte de cennetlerin ortaya çıkabilmesi karşısında durumunuzun ne olacağını düşünün bir kere. İlim adamları dünyadaki gibi hayat olan devasa bir gezegen bulduk. İlim adamları burada insanlar ölümsüz olarak yaşayabilecekler derlerse. Şahsen sizlerin ne hale düşeceğini ben düşünmek bile istemiyorum. Vallahi bu ateist denen insanlar sizleri tefe koyarlar. Senin Sahte peygamberin insanlara bundan başka hayat yok diye vaaz verecek. Dinin afyon olduğunu anlatacak ve kalkıp bilim adamları ise cam veya ayna denen teleskopu kullanarak bu tezi çürütecekler ve bu bilim adamları gün geçtikçe de teleskopu bu doğrultuda daha da geliştireceklerdir. Ondan sonra cennet ve cehennem bilmem kaç milyon ışık yılı uzaklıktadır diyecekler. Düşünebiliyor musunuz ? İnsanlar bir anda şoke oluyorlar. Darwinin bütün teorileri alt üst oluyor. Bütün metaryalist düşünceler alt üst oluyor. Habbeyi kubbe yapıyorlar. Nedir bu?
Alt tarafı bir mercek. Bir gözlük. Tek gözlü gözlük. Uzakları yakın gösteren ipnotize görevi gören bir mercek. Sen Allah’ın gönderdiği peygamberlere inanmayacaksın. Öbür dünya diye bir şey yoktur diyeceksin. Kalkıp bir cam parçasına, bir cam düzeneğine, bir teleskop denen bir dürbüne, bir ayna sistemine inanacaksın. Hadi ya git işine sende derim ben. Hani büyücü cadı aynanın karşısına geçip ayna ayna bana doğruyu söyle dediği gibi teleskop teleskop bana doğruyu söyle diyeceksin. O da sana al diyecek. Ya da nah işte orada diyecek. Cennet oyanda, cehennemde bu yanda diyecek. Peki orada neler oluyor, oralara nasıl gidiliyor diye inanmadığın, saçma dediğin, gerici, yobazlar dediğin inananların kitaplarına bakıp aaaa burada da yazıyormuş diye bir devrimci önüne Kuranı koyup al işte aradığımız hakikat buradaymış derse ne yapacaksın. Bir bakmışsın sende o yöne yönelivermişsin. Ama o zaman oraya olan yolculuğun çok kolay olduğunu göreceksin. Nasıl mı ? Ruh(can) beden denilen bu hantal ve bu dünyaya ait materyali terk ettiği zaman gözün göremediği bir boyuta geçip yolculuğun inanılmaz hızıyla oraya uzay araçsız olarak fıııf diye bir anda ulaşabildiklerini keşfedeceksin. Yani yıllardan beri süre gelip ölüm denen olay her faninin zaten başına gelmektedir de fark edemeyenlere yazık olmaktadır. Hoooopppalaaaaa. Eeeeeeeeee. O zaman ne olacak ? Hiçbir şey. Olsa olsa ateistlerin kafasında devrim olacak. Devrim fikri olgunlaşacak. Peki bunu kabul etmeyenlere ne olacak ? O gerici yobazlara mı ? Onlarda uzay aracı yapmaya çalışacaklar. Hani Hz. Nuh denen Şakir peygamberin yaptığını yapacaklar.
Nuh aleyhisselam ağaçtan yaptığı geminin taklidini demirden, aliminyumdan, ya da yeni geliştirilen elementlerden yapacaklar. Peki oralara varabilecekler mi ? Ölme eşeğim ölme. Elbette varacaklar. Nasıl mı ? Oda kolay, yolda vefat ederek varacaklar. Işınlanarak, kızararak varacaklar. Azrail onların canını o gemilerinde de alabilecek. Dünyada alıyor da Azrail fezada can alamayacak mı ? Ayrıca dünyada fezada değil mi ? Elbette buna gerici, yobaz, cahil, cühela ateistlerin pek aklı ermez. Ve de ermeyecektir de.
Bilim adamlarının buluşlarına katılan ateistler ve bunun yanında da lümpen tiplemelerin bütün arzuları bu gezegene ait olan bedenlerini de uzay araçlarıyla cennete taşıma telaşındalar. Ya arkadaş Rabbim bizim bu sürgünde yani dünyada ki bu pis sudan, çamurdan yapılmış şahaseri günahlarıyla birlik de öbür dünyaya taşıyarak cennetimizin o güzelliğini kirlettirir mi ? Arınarak gelmemizi sağlıyor. Kıyamet günü hesaplaşabilenleri oraya aktarıyor. Hesaplaşamayanların yeri ise zaten cehennem çukuru. Yani o devasa yıldızlar, ateş topları. Rabbimin gücü her şeye kadirdir. Ol demesiyle bizler orada olacağız buna şek ve şüphemiz yok. Sizler ise inançsızlığınızdan ötürü bu hantal vücutları mezarlığa değil de öte dünyaya modernize olmuş alet ve edevatlarla taşıma derdine düşmüşsünüz. Neden daha zoru seçiyorsunuz bunu anlamak mümkün değil. Sonra Azrail onların gemilerinin kompitlerindeki kumandalarına müdahale edip cennet rotalarını cehenneme doğru çevirip süratlerini binlerce kata çıkarıp varmaları gereken noktaya varamasalar da açı sapmasıyla istemedikleri noktaya ulaştırabilecek kapasitededir.
Azrailin asıl görevi zaten budur. Neden bu fani bedenlere o ızdırabı çektirmeye kalkışıyorsunuz ki ? Hem sonra ben geldim demekle size hoş geldin gel buyurun denmeyecek ki. Elinizde teraziden geçiş belgeniz sorulacak. Orası yol geçen hanı değil ki. Pasaportunuz onaylanmış mı diye gümrük memurlarının kontrolünden geçeceksiniz. Eşyalarınız aranacak, hatta hatta kule size iniş için izin verecek. Bunlar başlı başına çok büyük prosüdürlerdir. Rabbimin kudretine sual olmaz. Misafir umduğunu değil bulduğunla yetinmek zorundadır. Devrim yapıp da dönenleri elbette Rabbim yardımcı olacaktır. Bu inanışa dönenlere Allah hem bu dünyada hem öbür dünyada mükafatlandıracaktır. Bizim gerici ve yobazlığımıza bakıp da mümin olmayışınızdan dolayı sizlerden özür dileriz. Sizler bizlere bakmayın, sistemin kurduğu kumpasların içine bizlerde sıkışmış durumdayız. Bizim için fark etmez sizler isterseniz ilim adamlarının gösterdiği yollarda ilerlemeye devam edin.
Günde beş kez minarelerden müezzinler insanlara haydin felaha, haydin selaha diye camilere gidip namaz kılmamız için sesleniyorlar. Namazını kıl üzerindeki yükün hafiflesin. Ezanın çağrısı ise kula kul olma gel Allah’a kul oldur. Bizlerde dünya telaşı ile kapitalist sistemde kula kul olmaya çalışıyoruz. Ne yaman bir çelişkiler yumağı.
Ergün GÜLDAL
Bu yazı 06 04 2010 tarihinde www.kafkasakademi.com' da yayınlandı.
abidegayijergn@gmail.com
|
Nurdan Merve VURAL |