İnsanları diğer canlılardan ayıran en önemli özellik, parayı kullanma ve yönetme becerisidir Adam Smith
Doç. Dr. Murat Çokgezen “Homoekonomikus” isimli kitabında; eğitim sırasında verilen hayat bilgisi derslerinde “vali-kaymakam kimdir, ihtiyar heyeti ne iş yapar” gibi hayatı değil de devleti ve devlete karşı vazifeleri öğreten konulara yer verildiğini, ancak, “para nasıl kazanılır, ilişkilerimizi nasıl değerlendirmeliyiz, okul bitirmek ne işe yarar” gibi hayata dair bilgilere hiç değinilmediğinden haklı olarak söz eder.
Batı’da birçok kişi tarafından kullanılan “bireysel mali yönetim”in, “hayat bilgisi” kapsamında gündeme getirilmesi yerinde bir seçim gibi görünüyor. Hakan Turgut ve İnan Doğan yönetimindeki Ekonomi Türk grubunun bu konudaki yazıları ve kitapları çok çarpıcı. Okuyucularına izleyebilecekleri yol haritaları sunuyorlar.
Gelir düzeyleri farklı da olsa insanların hayatları boyunca takip edecekleri “bireysel mali yönetim” planları olmalıdır. Bireyler, hayatları boyunca izleyecekleri mali planlara sahip olmadıklarında, ortaya çıkan sorunlar kendilerini ve aile bireylerini derinden etkilemekte, yaşam kaliteleri düşmekte, telafisi imkânsız zararlar ve hoş olmayan durumlarla karşılaşmaktadırlar.
Daha iyi bir ömür geçirilmesi veya hayatın sürprizlerine karşı hazırlıklı olunması yönünde birçok atasözüne sahip olmamıza ve bazı geleneksel yatırım araçlarını kullanıyor olmamıza rağmen; ülkemizde yaygın olarak kişiler tarafından ilkeli “bireysel mali yönetim” planları yapılmadığını görmekteyiz.
Galiba geçmişi yaşama isteği, bu günün ve geleceğin bir yolunun bulunarak nasıl olsa atlatılabileceği düşüncesi yaygın bir şekilde insanlarımız tarafından paylaşılıyor.
İnsanımızın mali yönetim planı yapmamasını, sorunları erteleme anlayışına ve harcamanın tasarruftan daha kolay olmasına da bağlayabiliriz. Bunlara enflasyonu ve vergiyi eklemek mümkün.
Hâlbuki gelirinin ve giderinin ne kadar olduğunu bilmek, nereye kaç lira ayrılacağını planlamak en önemli işlerimizden birisi olmalıdır.
Ülkemizdeki sosyal güvenlik sisteminin devasa sorunları olduğunu bilmeyenimiz yoktur. 20-30 yıl sonra, emeklilere verilen maaşlarda ciddi oranlarda kesilme olacağı söylenmektedir. Bu günden tedbirler almak gerektiği de açık.
Genelde, bireysel mali yönetim uygulamasına 20-25 yaşlar arasında başlanması gerektiği söylenmektedir. Çünkü; gelecek için yapılan planlamalarda süre, tutarlardan önemlidir. İnsanların emeklilik yaşlarına kadar (55-64) birikim yapacakları kabul edilmektedir. İnsanoğlunun ikinci mali dönemi ise emeklilik sonrası başlamaktadır. Bu dönemde gelirler azalmakta, giderler ise artmaktadır.
Bireysel mali yönetim planlaması için her şeyden önce sahip olunan varlıkların durumu değerlendirilmeli, gelirler ve harcamalar gruplandırılarak kayıt altına alınmalı, tasarrufa yönlendirilebilecek birikimler belirlenmelidir.
Bireysel varlıklar, bireysel mali yönetim planı yapmaya karar verdiğimiz tarihteki nakit varlıkların, menkul kıymet yatırımlarının, sigortaların (hayat, bireysel emeklilik, menkul ve gayrimenkulü korumaya yönelik sigortalar), gayrimenkullerin, taşıt araçlarının, menkul haklar ve diğer varlıkların toplamını ifade etmektedir.
Borçlar, bireysel mali yönetim planı yapmaya karar verilen tarihte bankalara, mal ve hizmet alınan kişilere olan borçlardır. Borçlar kısa ve uzun vadeli borçlar olarak iki grupta değerlendirilmektedir.
Bireysel mali yönetim planı yapılmasına karar verildiği tarihteki varlıkların parasal tutarından borçlar tutarı düşüldüğünde sahip olduğumuz net varlıklar hesaplanmış olmaktadır. Kişinin zenginliği, net varlıkları tutarı kadardır.
Plan hazırlıklarında net varlık hesaplandıktan sonra gelirler gözden geçirilmektedir. Gelir, yapılan iş karşılığında elde edilen tutardır. Gelir zaman içerisinde ücret artışı sağlanarak veya ek iş yapılarak, ya da, bir işyeri açarak artırabilir. Maaş artışı çalışılan işyerinden talep edilebileceği gibi, işyeri değişikliği yapılarak da sağlanabilir. İstenildiğinde, hobi olarak yapılan işlerden gelir elde edilebilir. Gelir artışı işyeri açarak veya kapasite büyütülerek de sağlanabilmektedir.
Harcamalar, nakitle veya borçlanarak yaptığımız giderleri kapsamaktadır. Borçlanma alım isteğini kamçıladığından, borçlanarak yapılan alımlar bireysel mali yönetim açısından tehlikeli olarak değerlendirilmektedir. Zenginlerin temel özelliği, yaşama standartlarının imkânlarının altında olmasıdır. Başlangıçta harcamaların taranarak planlı dönemlerde muhtemel giderler arasından tasarrufa imkân verecek bir eleme yapılması yerinde olacaktır. Bir de her ay, yapılabilecek harcamanın alt ve üst tutarlarının belirlenerek, bu sınırlara uyulmasında yarar bulunmaktadır.
Bireysel mali yönetim planı hazırlığı çerçevesinde net varlıkların hesap edilmesi, giderlerin taranarak gözden geçirilmesi ve elenmesi, gelir kaynaklarının değerlendirilmesi, borçların hesaplanması sonrası sıra hedeflerin belirlenmesine gelmektedir. Mali hedefler kısa (bir yıldan az), orta (1-10 yıl) ve uzun (10 yıldan fazla) vadeli olarak belirlenmelidir. Kısa vadeli hedeflere örnek olarak borçların ödenmesini, seyahate gidilmesini, bilgisayar alınmasını ve kursa katılmayı gösterebiliriz. Çocukların eğitimi ve evlendirilmesi, araba alınması orta vadeli hedeflerdir. Emeklilik planlaması, gayrimenkul alınması ve iş kurma ise uzun vadeli hedeflerdir. Hedefler belirlenirken her hedefe bir öncelik sırası verilmeli ve hangi tarihte gerçekleşmesi isteniyorsa belirtilmelidir.
Bireysel mali yönetim planı yapmanın önemli bir aşaması da bütçe hazırlanmasıyla ilgilidir. Bilindiği gibi bütçe kazanç, harcama, tasarruf ve yatırımların tutarlarını belirten ve bunların denetlenmesini sağlayan ve bir yıllık dönemi kapsayan denkleştirmedir. Bütçe hazırlandıktan sonra, gider kalemlerinin yüzdelik dilimleri hesaplanarak giderlerin yapısı ortaya çıkarılmalıdır. Yüzdelik dilimler kıyaslamada yararlı olmaktadır. Bütçeler zaman içerisinde, örneğin altı ayda bir, kontrol ve gerekirse revize edilmelidir.
Bireysel mali yönetim için hazırlanmış Microsoft Money veya Paraliz gibi programlar, mali planlama yapmak isteyenlerin işini epeyce kolaylaştırmaktadır.
Bireysel mali plan hazırlandıktan sonra gündeme gelecek en önemli konular nakit, kredi kartları, tüketici kredisi kullanımı, gayrimenkul alımı, sigorta yaptırılması, yatırım yapılması, borçların ödenmesine ilişkin değerlendirmelerdir.
Hesaplar yapıldığında giderlerin geliri aştığı görülüyorsa sıkıntılı bir hayat yaşadığınız ve ileride daha da büyük sıkıntılarla karşılaşacağınız söylenebilir. Bu durumda, bazı fedakârlıkların zamanı gelmiş demektir. Gelir gidere eşit olduğunda ise geleceği düşünmeye ve giderlerinizi elemeye başlamanız gerekiyor. İyi bir gelecek ancak tasarruflarla oluşacaktır. Gelir giderden fazla olduğunda yatırım yapmanın zamanı gelmiş demektir.
Her şeyden önce, acil ihtiyaçlar için likid bir fon oluşturulmalıdır. Hastalık, iş kaybı, kaza gibi olaylarla karşılaşıldığında kullanılmak üzere 3-6 aylık giderleri karşılayabilecek bir tasarruf likid olarak kenarda tutulmalıdır. Bu imkân sorunları çözebildiği gibi, varlıkların değerinin altında elden çıkmasını da önleyecektir.
Tasarruflar öyle bir alana yatırılmalıdır ki, uygun pozisyonda en yüksek getiriyi elde edilebilsin. Tasarruflar vadeli ve vadesiz mevduata yatırılabileceği gibi, yatırım fonlarına, hisse senetlerine, tahvil ve bonoya, eurobonda, dövize ve altına da yatırılabilecektir.
Günlük para ihtiyacının karşılanabilmesi amacıyla vadesiz mevduat hesabı kullanılabilmektedir. Vadesiz mevduat hesaplarının kazancı düşük olmakla birlikte, güvenlidirler. Vadeli mevduat hesaplarının getirisi biraz daha yüksektir, ancak, vade bitimi öncesi para çekildiğinde faiz ödenmemektedir.
Yatırım fonları A tipi (yüksek riskli) ve B tipi (düşük riskli) olarak iki grupta toplanmaktadır. Portföyünün en az % 25’i devamlı olarak hisse senedine yatırılan fonlar A tipi fon, diğerleri ise B tipi fon olarak adlandırılmaktadır. A ve B tipi yatırım fonlarının portföy çeşitliliği sağlamaları ve kolaylıkla nakde çevrilebilmeleri sebepleriyle riskleri düşüktür dolayısıyla, getirileri de düşüktür.
Hisse senetleri kazancı yüksek, riskli yatırımlardır. Tasarruf sahipleri açısından yeterince güvenli değildir.
İnal Doğan “Ekonomi Türk-Ekonomide Hurafeler ve Gerçekler” isimli kitabında, küçük yatırımcının bütçesinden borsaya yatırılmak üzere ayırdığı parayı İMKB-30 hisseleri arasında eşit olarak dağıtması halinde piyasadaki yatırım fonlarının % 80 fazlasından daha büyük getirisi olacağını ve 10 yıllık bir sürede ise hiçbir yatırım fonunun bu kazancı aşamayacağını söylemektedir.
Devlet iç borçlanma senetlerinden bir yıl vadeli bononun ve birden fazla yıl vadeli tahvilin getirisi düşüktür. Ancak, güvenli yatırım araçlarıdırlar.
Döviz, kriz dönemlerinde yatırımcısına para kazandırmaktadır. Krizin olmadığı dönemlerde ellerinde döviz olanlar zarar etmektedirler. Ayrıca; hızlı büyüyen ekonomilerin paralarının uzun dönemde değerleneceği akılda tutulmalıdır.
Bazı ülkelerin merkez bankaları altın alımı yaptıklarından günümüzde, altının fiyatının yükseldiğini görmekteyiz. Bir yıldan az vadeler için altın alımı tavsiye edilmektedir.
Bireysel yatırımların temel ilkelerini varlıkların dağıtılması, varlıkların farklılaştırılması, risk toleransının belirlenmesi, araştırma yapılması, vergilerin hesaplanması, paranın bir süreç içerisinde yatırıma yönlendirilmesi, soğukkanlı olunması şeklinde sıralayabiliriz.
Varlıkların dağıtılmasından, yatırım tutarının ne kadarlık kısmının hangi yatırım aracına ayrılacağının belirlenmesi işlemi anlaşılmalıdır. Böylelikle, yükselenden değeri düşene aktarım yapılarak ortalama portföy maliyeti düşürülebilir. Varlıkların dağıtımı sonrası oluşturulan bir kategoriye, hangi kâğıtların konulacağı konusu farklılaştırmayla ilgilidir.
Risk gerçekleştiğinde karşılaşılan zarara dayanma sınırı kişilerin risk toleransını göstermektedir. Kişinin risk grubu birçok faktöre göre değişir. Bu faktörler yaş, evlilik, çocuk sayısı gibi farklılıklardır. Yüksek risk grubundaki bir yatırımcı, yüksek kazanç için yüksek kayıpları göze almış demektir. Orta risk grubu risklere biraz açıktır. Düşük risk kategorisindeki bir kişi ise, dalgalanmanın fazla olmadığı yatırımları sever. Birey, kendine en uygun yatırım aracını bilgisine, finansal durumuna ve risk toleransına göre seçecektir. Yatırım yapılırken kanunlarda sayılan vergi avantajlarından yararlanılmalıdır. Bir de, yanılmamak için vergi sonrası net gelirler karşılaştırılarak karar verilmelidir. Ayrı bir konu da, kişinin elindekinin tamamını bir kerede yatırıma sürmemesi, yatırımı vadeye yayarak yapmasıdır. Yatırım konusunda söylenecek son söz şudur; borsa duygusallığı kaldırmaz.
Genelde insanlar borçlanırlarken yanlış bir şekilde duygularıyla karar verirler. Bu sebeple, bireysel mali yönetim açısından borç tehlikeli kabul edilmektedir.
Borcun faiz yükü, yatırım getirilerinden yüksekse, borç likid kaynaklar veya yeni bulunacak kaynaklarla kapatılmalıdır. Ödeme gücüne göre, borcun yeniden yapılandırılması da mümkündür.
Alımlarda kredi kartının birçok avantajı bulunmaktadır. Kontrolsüz harcamalara imkân vermesi, henüz kazanılmayan gelirlerin önceden harcanmasına sebep olması ve kredi çekimlerindeki maliyet yüksekliği kredi kartlarının önemli dezavantajlarıdır. Kredi kartlarının avantajlarından yararlanmak, dezavantajlarından kaçınmak gerekiyor.
Ayrıca, kredi kartı kullanmak isteyenler tercihlerini düşük faizli kredi kartlarından yana yapmalıdırlar.
Tüketici kredisi kullanılırken daha az maliyetle karşılaşmak için mümkün olduğunca kısa vadeli kredi kullanılmalı, peşinat olabildiğince yüksek tutulmalıdır. Bu arada, kredilerde faizin bileşik olacağı ve genelde faizin peşin olarak ödendiği unutulmamalıdır.
Gelecekte prim yapacağından, tarım arazileri alınabilir. Arsa, kazanç potansiyeli açısından en yüksek gayrimenkul yatırımıdır. Uzun vadeli yatırım aracıdır. Konut yatırımlarında kazanç potansiyeli düşüktür. Getireceği gelir ve karşılaşılacak giderler açısından emeklilik dönemi için işyeri alınması uygun olacaktır.
Gayrimenkul yatırım ortaklığı hisselerinin getirileri küçük yatırımcılar için uygundur.
Gayrimenkul alımlarında mutlaka pazarlık yapılmalıdır. Faiz yükünden kurtulmak için, banka yerine satıcıya borçlanma yolu tercih edilmelidir.
Beklenmedik olaylar büyük kayıplara sebep olduğundan, risk konusundaki en büyük çözüm riskin transfer edilmesidir. Yani, riskli olarak görülen şey sigorta teminatı altına alınmalıdır.
Sosyal güvenlik sisteminin kapsamadığı güvenceler için sigorta şirketlerinin ürünlerinden yararlanılmalıdır. Birikimli hayat sigortası iyi bir seçim olacaktır.
Bireysel mali yönetim planı yapanların kaza sigortası alması da yerinde bir davranış olacaktır. Sigorta şirketinin finansal değerleme notunun A++ veya A+ olması tercih edilmelidir.
Eşya, gayrimenkul ve otomobil teminat altına alınmalıdır. Sigorta teminatı güncel bedelin en az % 80’ini kapsamalıdır.
İş ve hayat banka hesabı gibidir, yatırılandan fazlasını çekemezsiniz (W.Feather) diyerek yazıma son veriyorum.