KAYSERİ'DE ORGANİK TARIM
Tüketiciler, kimyasal maddelerin zararları ve genetiği değiştirilmiş organizmalara ilişkin soru işaretleri sonucunda, giderek daha saf ve katkısız beslenmeye yöneliyorlar.
Bu eğilimin en somut göstergesi, organik tarımın son yıllarda sergilediği çarpıcı büyümedir. Günümüzde, organik ürünler konvansiyonel (geleneksel) ürünlerden daha yüksek fiyatlara alıcı buluyor.
Doğal kaynakları tahrip etmeden, mümkün olduğunca geliştirerek insanlara yetecek miktarda kaliteli, beslenme değeri yüksek, gıda güvenliği ve hijyen açısından sağlıklı ürünler sunulması olarak tanımlanan organik tarıma, koşulları en uygun ülkelerden birisi de Türkiye’dir.
Türkiye’nin tarımda kötüye giden durumunun olumluya çevrilmesinde organik tarım büyük bir avantaj olarak durmaktadır. Türkiye, elindeki imkânları iyi değerlendirerek AB’nin organik ürün ambarı haline gelebilir. Ancak; organik tarım on yıldır Türkiye’de yükselen bir değer olmakla birlikte, dünyada gelişen teknolojileri takip ve hukuki alt yapı açısından henüz beklenen seviyede değildir.
Bu gün itibariyle, organik alanda yetersiz bir tarım vardır. Üretilen ürünler genelde dış piyasaya gönderilmektedir. İç piyasa organik tarım açısından henüz yeni yeni hareketlenmeye başlamıştır.
Organik tarım yapan yaklaşık 14.000 üretici vardır.
Türkiye’nin enlem ve boylam olarak dünya üzerindeki konumu, büyük su ve kara kütlelerine yakınlığı ve dört mevsimin de belirgin bir şekilde yaşandığı ılıman iklim kuşağında bulunuşu tarımda kendisine önemli üstünlükler kazandırmaktadır.
Türkiye’nin coğrafi yapısı ve uygun ekolojik koşulları nedeniyle, tarımsal üretimde miktar ve ürün çeşitliliği yönünden büyük ve seçenekli bir potansiyeli vardır.
Organik tarımın emek yoğun çalışma istemesi ve Türkiye tarımında düşük ücretli iş gücünün yaygın oluşu, şimdiye kadar sentetik kimyasalların az, ya da, hiç kullanılmaması, üretim yöntemlerinin hala modernize olmamış bulunması, çok fazla kirlenmemiş su kaynakları, mera ve çayırların varlığı organik tarımda Türkiye’nin avantajlarını artırmaktadır.
Türkiye’nin organik tarımdan olduğunca faydalanmasını engelleyecek aşılması gereken sorularını da göz ardı edemeyiz. Bunları organik tarım konusundaki bilgi eksikliği ve eğitim seviyesinin düşüklüğü, işletmelerin küçük ölçekli oluşu ve uygun destekleme politikasının bulunmayışı olarak sıralayabiliriz.
Bakışlarımızı Türkiye genelinden İç Anadolu Bölgesi’ne ve Kayseri’ye çevirdiğimizde organik tarım açısından söylenebilecek konular ise şunlardır:
Bilindiği gibi, İç Anadolu Bölgesi’ni kuzeyinden Kuzey Anadolu ve güneyinden de Toros dağları çevrelemektedir. Bu konumu ile bölge topoğrafik bir çanak şeklini andırmaktadır.
Bölgenin ortalama yüksekliği 1.000 m. dolayındadır. Genel hatları itibariyle doğuya doğru gidildi-ğinde yüksekliği artan bir platodur.
İç Anadolu Bölgesi’nde Kızılırmak, Sakarya ve Zamantı ırmağı ile çok sayıda tektonik göl bulunmaktadır. Anadolu’nun iklimi tipik bir karasal karaktere sahiptir. Kış doğuya doğru gidildikçe sertleşmekte, yaz çok kurak ve sıcak geçmektedir. Yağışı en az olan bölgedir. Bu bölgede yağış ve su noksanlığı tarımı ve verimi kısıtlayan en önemli faktördür.
Bölgenin bir önemli diğer sorunu da erezyondur.
Konya, Ankara, Yozgat ve Kayseri Türkiye’nin en önemli tahıl üretim alanlarına sahiptir. Baklagiller için de durum böyledir. Bölgede yoğun bir patates üretimi de vardır. Konya, Eskişehir, Ankara, Aksaray ve Kayseri’nin sulanabilir geniş alanlarında şeker pancarı üretimi vardır.
İç Anadolu Bölgesi’nde birim alana düşen kimyasal gübre ve mücadele ilaçları miktarı düşüktür.
Kayseri’de de geniş tarım alanlarında tek yıllık tarla bitkilerinin ve baklagillerin organik olarak yetiştirilmesi bakımından büyük bir potansiyel mevcuttur. Nispeten biraz daha zor olan organik besicilik ve arıcılık için de aynı şeyleri söyleyebiliriz.
Haziran 2009, Kayseri Ticaret Borsası, sayfa 1
Gelen Yorumlar
Bu dökümana henüz yorum yapılmamış, aşağıdaki formdan yorumunuzu ekleyebilirsiniz.