GİRİŞ
Savunma sanayi ürünleri ithalatının her geçen gün azaltılması gerekiyor. Çünkü savunma sanayi ürünlerinin fiyatları çok yüksek, ayrıca, alınan ürünlerin nerelerde kullanılabileceği şart olarak ileri sürülebiliyor. Her hangi bir savunma sanayi ürünü alınmak istenildiğinde, satıcı satmayacağını söyleyebiliyor ve genelde satıcı kendini koruma kaygısıyla son teknoloji ürünü vermeyebiliyor. Bir de, savunma sanayi ürünü ithalatının azaltılması, milli gelirin yurt içinde kalması anlamına da geliyor.
Türkiye, yukarıdaki gerekçelerle 1989’dan beri, savunma sanayinde ithalatı azaltmaya ve yerli ürün oranını yükseltmeye gayret ediyor.
İmalat sektörünün bir alt sektörü olan savunma sanayi ileri ve geri bağlantıları olan bir
sektör olması sebebiyle ülkedeki ve kentlerdeki ekonomik ve teknik gelişmeyi hızlandırmaktadır.
Kayseri ekonomisinin daha da gelişmesini isteyenler, kentte savunma sanayi yatırımlarının çoğalmasını arzu etmektedirler. Bu rapor, savunma sanayinin Kayseri’de gerçekleştirilmesi konusunda yapılabileceklerin tespit edilmesi gayretini gütmektedir.
SAVUNMA EKONOMİSİ
Dünya Savunma Ekonomisi
Ülkelerin toplam askeri harcamalarının yaklaşık 1,464 trilyon dolar olduğu tahmin
edilmektedir. Dünya kişi başına savunma harcamaları 217 dolar olup, bu harcamaların
GSMH’ye oranı yaklaşık yüzde 2,4’tür.
Ülkelerin savunma sanayi üretimleri toplamı yaklaşık 347 milyar dolardır.
Savunma sanayi ihracatı tutarı 51,1 milyar dolara ulaşmaktadır. Satışlarda ilk beş arasına ABD, Rusya, Fransa, İsrail ve İngiltere girmektedir.
Savunma ürünleri ithalatında ise Çin birinci sıradadır. Güney Kore, Yunanistan, BAE,
İsrail ve ABD ilk sıraları paylaşmaktadırlar. Türkiye zaman zaman ilk 8 – 10 sırada yer bulmaktadır.
Türkiye Savunma Ekonomisi
Türkiye’nin savunma harcamasının 11 milyar dolar düzeyinde olduğu tahmin ediliyor. Bu harcamanın GSMH’ye oranı Türkiye’de 2008’de yüzde 1.85, 2009’da yüzde 1,3’ken, dünyada yüzde 2,4’tür. Komşu ülkelerle kıyaslandığında Türkiye’nin oranı düşük kalmaktadır.
Türkiye savunma sanayi cirosu ise dolaysız satışlarda 2,317 milyar dolar, dolaylı satışlarla birlikte 2,880 milyar dolardır.
Türkiye, dünya savunma sanayi üretimine yüzde 0,8 katkıda bulunuyor. Türkiye’nin 2011 ciro hedefi 3 milyar dolar olarak belirlenmiştir. Savunma sanayi cirosunun kuruluşlara dağılımı incelendiğinde 10-12 büyük kuruluşun ana yüklenici niteliği ile ortaya çıktığı, onu da çok sayıda daha küçük boyutlu şirketlerin izlediği görülmektedir.
Savunma sanayi cirosunun alt sektörlere yüzde (%) dağılımı şöyledir:
Elektronik............................................28
Silah, Mühimmat, Roket, Füze ...........20
Kara Araçları.......................................19
Hava Araçları.......................................12
Bilişim..................................................05
Diğer....................................................16
Türkiye savunma sanayi ihracatı sekiz yılda 123 milyon dolardan 830 milyon dolar düzeyine yükselmiştir. İhracatın sektörlere göre dağılımında ilk sırayı yüzde 33 ile hava araçları, yüzde 29’la kara araçları, yüzde 13’le elektronik, yüzde 9’la silah-mühimmat-roket, yüzde 9’la bilişim ve yüzde 7 ile diğerleridir. İhracatın yüzde 27’si Orta Doğu’ya, yüzde 35’i ABD’ye ve yüzde 31’i Avrupa’ya yapılmıştır. 2011 ihracat hedefi 1 milyar dolardır.
Savunma sanayinde ar-ge’ye ayrılan kaynak 510 milyon doları aşmıştır. Ar-ge’nin yüzde 55’i öz kaynak, yüzde 45’i alınan projelerdendir. Ar-ge’ye yapılan harcama oranı yüzde 4,7’dir.
Türkiye’de savunma sanayinde istihdam edilen personel sayısı 38.900’ür. Bu personelin 14.877’si işçi, 6.689’u teknisyen, 10.978’i mühendis, 507’si doktor mühendis ve 7.901’i idari görevlidir.
Sektörü temsil eden ve kısa adı SASAD olan Savunma Sanayicileri Derneği’nin 116 kayıtlı üyesi bulunuyor. Bu üyelerin 35 tanesi büyük ölçekli, 43 tanesi orta ölçekli, 33 tanesi küçük ölçekli ve bir tanesi mikro ölçeklidir. Bu firmalardan birisi de Kayseri Ticaret Sicili’ne kayıtlı Savar Kompozit’tir (Askeri fabrikalar Ana Tamir Fb. ve HİBM. Ana üretici konumundadırlar ve 116’lık listeye dâhil değillerdir).
TSK (Türk Silahlı Kuvvetleri) ihtiyacının yurt içinden karşılanma oranı 2006’da yüzde 36.7, 2007’de yüzde 41.7, 2008’de yüzde 44.2 ve 2009’da yüzde 45.7’dir. İhtiyaçların yurt içinden karşılanmasında hedef yüzde 50’dir.
TSK’NIN KULLANDIĞI SAVUNMA ARAÇLARI
Kara Araçları
TSK’ya savunma aracı üreten ana yükleniciler BMC, FNSS, MAN Türkiye, Mercedes Benz Türkiye, Nurol Makine ve Otokar firmaları ile ilimizde ve Arifiye’de yer alan askeri fabrikalardan oluşmaktadır.
Uç teknolojiler gerektirmeyen kara savunma araçları sektöründe yeterli ve ucuz mühendislik, uygun altyapı Türkiye’ye rekabet avantajı sağlamaktadır. Savunma sanayi içerisinde kara savunma araçları sektörü, rekabet ortamının en iyi bir şekilde yaratılabildiği ve yeterli derinlikte bir sektör olarak dikkati çekmektedir. Kara savunma araçları sektöründe, özel sektörün tasarım yeteneğine sahip olduğu görülmektedir.
Kara savunma araçları sektörüne katkıda bulunan otomotiv yan sanayi, ağırlıklı olarak
aksam ve parça üretimi yapmakta, ancak tasarım altyapısı açısından tatmin edici görülmemektedir.
Sektörde birinci ve ikinci seviye alt sistem tasarımı ve üretimi ile markalaşmanın
bulunduğunu söylemek zordur.
Askeri fabrikaların tasarım kabiliyeti, nitelikli personel istihdamı ve mevzuat açılarından bazı eksiklikleri vardır ve tesisler özel sektörde oluşmuş bulunan kabiliyetlerle mükerrerlik göstermektedir.
Askeri kara araçları sektörü, otomotiv sektörünün bir yan dalı olarak değerlendirilmektedir. SSM (Savunma Sanayii Müsteşarlığı), sektörde yeterli sayıda ana yüklenici adayı firma bulunduğu, uzmanlaşma ve odaklanma eksikliğinin varlığı, millilik kaygısına yer olmadığı, ekonomik ölçeğin oluşması bağlamında ana ve yan sanayi üreticilerinin ihracata yönelmelerinin şart olduğu, bunların bakım ve modernizasyonu da üstlenmeleri gerektiği, test altyapısının yetersiz olduğu, yeni tesis ve tezgâhların oluşturulmasından ziyade var olan altyapının ve yeteneklerin geliştirilmesi gerektiği görüşündedir.
SSM, sektör toplam cirosunun 750 ve ihracatın 300 milyon dolar düzeyine çıkacağını
tahmin etmektedir.
Deniz Araçları
Bu sektör, değişik endüstri ürünlerini kapsayan bir imalat sanayidir. Sektör çelik sanayini, makine imalat sanayini, elektrik-elektronik sanayini, boya sanayini ve lastik-plastik sanayi gibi pek çok sanayi kolunun mamullerinin bilimsel ve teknolojik temellere dayalı olarak, belirli bir sistematik ve disiplin içerisinde tersanelerde bir araya getirilmesini kapsamaktadır.
Geçmişte ithalatla karşılanan birçok tedarik günümüzde milli imkânlarla yapılabilir
olmuştur. Ülkemizde gemi inşa alanında önemli mesafeler kat edilmiştir.
Özel sektör tersanelerinde halen tek parçada azami 80.000 DWT’ye kadar gemi inşa
edilmektedir. Altyapı geliştirildiği, işgücünde uzmanlaşıldığı, aynı hacimde yan sanayi
oluştuğu ölçüde üretim ve ihracat kapasitesi artacaktır.
SSM tarafından askeri gemiler botlar, yardımcı sınıf gemiler, korvet-fırkateynler ve denizaltılar olarak tip gemi bazında gruplandırılmışlardır. Müsteşarlık gemi tipleri itibariyle ana yüklenici olacak tersaneleri belirleme gayreti içerisindedir.
Botlar grubu içinde belirlenen tersanelerden birisi olan Yonca-Onuk Tersanesi başarılı
çalışmalarıyla kendisini kanıtlamıştır. İkinci tersane henüz belirlenmemiştir. Yardımcı
sınıf gemiler ile korvet ve fırkateynler için değerlendirilmesi düşünülen firmalar şunlardır:
RMK Marine, Dearsan, İstanbul Denizcilik, ADİK, Çelik Tekne, DESAN ve Sedef
Tersanesi. Dört firma seçilecektir. Seçim sonucunu takiben altyapı iyileştirme çalışmaları gerçekleştirilecektir.
Askeri gemi projelerinde tersanelerin yanı sıra alanlarında uzmanlaşmış yan sanayi kuruluşlarının da sektörde yer alması kritik öneme sahip görülmektedir.
SSM hız, denge, denizcilik, mukavemet, görünmezlik, kendini savunma, varlığını sürdürebilme, vuruş gücü, geminin hizmet ömrünü uzatabilme potansiyeli özellikleri açısından, yüksek teknolojilere sahip su üstü ve uzun vadede su altı platformlarını üniversite ve sanayi işbirliği ile milli olarak sağlama amacındadır.
Bu arada; yurt dışından tedarik edilen nitelikli alaşım metallerin, kompozit malzemenin, karina boyaların, yakıt ve yağlama yağı purifayerlerin, deniz suyu boru devrelerinin yerli üretimi için firmaların teşvik edileceği ifade edilmektedir.
Hava Araçları
Hava savunma araçları sektörü, tasarımın ilk aşamasından başlayarak üretim ve idame
süreçlerinde çok sıkı bir sertifikasyon ve kalifikasyon gereklilikleri olan bir sektördür. Bu anlamda havacılık sektöründe bir altyapı oluşturulabilmesi, hem süreklilik hem de ciddi yatırımlar gerektirmektedir.
TAİ, Aselsan ve Havelsan’da önemli projeler gerçekleştirilmektedir.
Hava savunma araçları dört ana kategoride ele alınmaktadır: İnsansız hava araçları, Sistem entegrasyonu ve modernizasyon, Sabit ve döner kanatlı platformlar ve Kritik malzeme üretimi.
Muhtelif kabiliyet ve boyutlardaki insansız hava aracı sistemlerinin tasarımı, geliştirilmesi ve üretimi SSM’nin öncelikli alanlarından birisidir. İnsansız hava aracı sistemleri insanlı platformlara kıyasla daha az tasarım ve üretim maliyeti gerektirmektedir. Yetkililer, yerli sanayinin bu yöne kanalize edilmesini düşünüyorlar. İnsansız hava araçlarının ihracat şansı yüksek görülüyor.
Müsteşarlık, envanterdeki sistemlerin modernizasyonu ve yeni tedarik projelerinde sistem entegrasyonu işlerinin millileştirilmesi gayreti içerisindedir. Envanterde bulunan sistemlerin ihtiyaç duyulacak yapısal modernizasyonunun milli imkânlarla gerçekleştirilmesi de hedeflenmiştir. Yapısal tadilat uygulanacak parçalara ait malzeme türüne bağlı olarak, ham malzeme işleme ile kompozit malzeme imalat yeteneklerinin, ayrıca, modernizasyona tabi tutulacak hava araçlarının yapısal parçalarının üretiminin yurt içinde gerçekleştirilmesi düşünülmektedir.
Türkiye toplam platform sayısı ile dünya üzerinde önemli bir helikopter kullanıcısı
ülkedir. Helikopter envanterleri itibariyle ülkeler sıralandığında Türkiye, 500’den fazla
askeri helikopteriyle 9. sırada yer almaktadır. TSK envanterindeki helikopterler çeşitlilik arz etmektedir. Yapısal parçalar ve aviyonik sistemlerde, bu güne kadar belli bir oranda altyapı ve kabiliyet kazanılmıştır. SSM transmisyon da dâhil olmak üzere dinamik aksamlar, aktarma organları ve pallerin de içerisinde bulunduğu sistemlerde tasarım ve üretim kabiliyetine sahip olmayı önemli görmektedir.
Sivil helikopter envanteri incelendiğinde helikopterlerin yüzde 93’ünün hafif genel maksat helikopteri sınıfında yer aldığı görülmektedir. Dolayısıyla, tasarlanacak olan bir hafif genel maksat helikopterine sivil sektörden de ciddi bir talep gelebileceği düşünülüyor.
TSK ve Emniyet Genel Müdürlüğü helikopter envanteri incelendiğinde, helikopterlerin yaklaşık yüzde 40’lık bir kısmını genel maksat helikopterlerinin oluşturduğu görülmektedir.
Önümüzdeki 20 yıl süresince bu sınıfta Türkiye’nin helikopter ihtiyacının 200’den
fazla olacağı öngörülmektedir. Geçen 20 yıl içerisinde tedarik edilen helikopter sayısı ve envanterdeki helikopterlerin yenileme ihtiyacı göz önüne alındığında, bu rakamın daha da artacağı değerlendirilmektedir.
Önümüzdeki 20-40 yıllık periyotta, ABD dışında dünyada 500’ün üzerinde bir ağır yük helikopteri pazarının olacağı tahmin edilmektedir. Helikopter envanterleri Türkiye’den daha fazla olan sekiz ülkenin genel maksat helikopteri ile ağır yük helikopteri envanteri karşılaştırıldığında genel maksat ve ağır yük helikopteri filolarının ortalama yüzde 26’sını ağır yük helikopterlerinin oluşturduğu görülmektedir. Bu durumda, Türkiye’de ağır yük helikopteri envanterinin de oluşması bekleniyor.
SSM hafif sınıf helikopter programı kapsamında 3-4 ton kalkış ağırlığı olan bir helikopter tasarımından başlayarak üretim ve lojistik desteğini de kapsayan çerçevede öncelikle yurt içi pazarı hedefleyen bir programın ortaya konulmasını hedefliyor. Bir de, uzun vadeli uluslar arası işbirliğine dayanan ürün ortaklığı çerçevesinde,
Türkiye’nin genel maksat helikopteri ihtiyacının temini ve üçüncü ülkelere satışının sağlanması düşünülüyor. Ayrıca; ağır yük helikopterleriyle ilgili mevcut geliştirme programlarının değerlendirilerek, yerli sanayi ve helikopter performansı bakımından en etkin programa iştirak edileceği anlaşılıyor.
Ülkemizin mevcut taarruz helikopteri ihtiyacı 50 adet kesin ve 41 adet opsiyon olmak
üzere toplam 91 adettir. Diğer bazı ülkelerin mevcut ihtiyaçları ve yenileme programları dikkate alındığında, toplam 300 adet helikopter için bir pazarın varlığı tahmin ediliyor.
SSM, Atak helikopterlerinin aviyonik ve silah sistemleri entegrasyonunun milli imkânlarla gerçekleştirilmesi ve helikopterlerin üçüncü ülkelere satışının sağlanmasını stratejik hedef olarak belirlemiş.
Sabit kanatlı platformlarda, eğitim uçağı projesinden sonra, jet eğitim uçağı kapsamında bir uluslar arası konsorsiyuma dâhil olunmasının hedeflendiği görülüyor.
Hava araçları sektörü kapsamında, havacılık sektöründe kullanılan ve yurt dışından tedariki zorunlu olan kritik malzemelerin yurt içinde üretilmesi düşünülüyor. Başta titanyum ve kritik malzemeler olmak üzere diğer kritik malzemelerin yurt içi imkânlarla tasarım ve üretimine yönelik fizibilite çalışmaları gerçekleştiriliyor.
Diğer önemli bir konu da, envanterdeki hava araçlarıyla ilgili test ve bakım kabiliyetlerinin gözden geçirilerek, ihtiyaçlar çerçevesinde ilave yeteneklerin kazandırılması amacıyla, ana yüklenici odaklı bakım ve performansa dayalı bakım uygulamalarının askeri fabrikaların mevcut üretim fonksiyonları ile birlikte değerlendirilerek, TSK sisteminin yenilenmesi için fizibilite çalışmasının planlanmasıdır. TSK, bakım ve onarım merkezleriyle savunma
sanayinin işbirliğine de olumlu bakılıyor. Bu arada, havacılık eğitim merkezi kurulması çalışmalarına başlanılmıştır.
Elektronik Harp ve Algılayıcılar Sektörü
Terörist tehditler yanında elektromanyetik spektrumun sivil amaçlı olarak da kullanımı
nedeniyle, EH unsurlarının uygulanması çok daha gelişmiş teknikleri gerektirmektedir.
Bu nedenle, potansiyel tehdit oluşturan sistemler hakkında bilgilerin toplanması veya
mühendislik çalışmalarıyla çıkarılması, bu bilgilerin analizi, etkin araştırma tekniklerinin geliştirilmesi, EH sistemlerinin değişen tehdit ve tekniklere göre yenilenmesi önem arz etmektedir.
EHA sektörü, söz konusu spektrumda kontrol ve üstünlüğün sağlanabilmesi için ihtiyaç duyulan algılama, sinyal işleme ve analiz, haberleşme, mikrodalga, elektro-optik, akustik ve lazere uzanan geniş bir yelpazede, birçok alt teknoloji bileşenini kapsamaktadır.
EHA alanı Elektronik Destek (ED), Elektronik Taarruz (ET), Kendini Koruma ve Algılayıcılar olmak üzere 4 ana başlıkta sınıflandırılıyor. Bu güne kadar gerçekleştirilen EH projeleri ile yurt içinde tasarım, entegrasyon ve üretim alanlarında önemli bir altyapı ve bilgi birikimi sağlanmıştır. Sektörde, EH Kendini Koruma alanında gerçekleştirilen özgün sistemlerin, helikopter platformları ve nakliye uçaklarına entegrasyonu için gerekli altyapı oluşturulmuş ve kara konuşlu ET/ED sistemlerinin yurt içi imkânlarla geliştirilmesi kabiliyeti kazanılmıştır. Söz konusu alanda kazanılan bilgi birikiminin tüm platformlara uygulanması çalışmaları sürdürülüyor. Bu güne kadar ET alanında haberleşme ve radar spektrumunda pek çok sistem geliştirilerek TSK’nın kullanımına sunulmuştur. EH alanında yurt içi çözümler üretilmekle birlikte, özellikle yurt dışı bağımlılığın bulunduğu kritik alt birimler ve teknolojilere yönelik ar-ge projelerinin desteklenmesi düşünülüyor.
Son dönemde, özgün geliştirme projelerinde yapılacak işlerin yurt içinde paylaşımının
sağlanması teşvik edilmekle birlikte, bu paylaşım istenilen düzeye ulaşmamıştır. Sektörde teknoloji odaklı tasarım kabiliyetine sahip uzmanlaşmış firmaların sayısının artmasına ihtiyaç duyuluyor.
Sektörde Aselsan, Mikes, Roketsan, Havelsan-Ehsim, Milsoft, Vestel Savunma
Sanayi, Gate Elektronik-Tamgör, Atel Telekominikasyon, Meteksan, MKEK,
TÜBİTAK, ODTÜ, Bilkent yürütülen projeler kapsamında görev alıyorlar.
Muhabere Elektronik Bilgi Sistemleri
Savunma sanayi yönüyle muhabere elektronik bilgi sistemlerinin Haberleşme, Gece/
Gündüz Görüş Sistemleri, Komuta Kontrol Sistemi, Simülatör ve Yazılım, Uydu ve Radar/Sonar Sistemleri olmak üzere 6 alt bölümde sınıflandırılması mümkündür.
Yürütülen projeler kapsamında; yerli firmalar tarafından elde edilen ve edilecek olan kabiliyetlerin, yatırım tekrarına sebep olmayacak şekilde takip eden bağlantılı projelerde kullanılması, proje modelleri oluşturulurken SSM tarafından dikkat alınmaktadır.
Mevcut sistemlerin, tüm sistemlerle birlikte çalışabilirliğini sağlamak üzere ağ geçidi
(gateway) oluşturulması hedeflenmiştir. Ayrıca; yazılım tabanlı telsizin, termal kamera, gündüz kamerası, aletsel ölçme birimi gibi birimlerin, milli ağ destekli yetenek uyumlu savaş yönetim sisteminin ve milli su altı savaş yönetim sisteminin geliştirilmesi düşünülmektedir.
Simülatörlerin yerli kaynak kullanılarak üretilmesi ve ihracatı hedeflenmiştir. Bunun
yanında, bir uydunun sistem seviyesinde tasarımı, entegrasyon ve testlerinin özgün olarak gerçekleştirilmesi, TSK’nın tüm platformlarda ihtiyaç duyduğu sonar ve radar sistemlerinin özgün olarak geliştirilmesi, su altı tehditlerini algılama teknolojilerinin milli imkanlarla geliştirilmesi de planlanıyor.
Füze-Mühimmat ve Silah Sistemleri
Füze sektörü kara, hava, deniz platformlarından sabit veya hareketli hedeflere atılabilen farklı sevk, güdüm ve harp başlığı alt sistemlerine sahip füzeleri barındıran sistemleri kapsamaktadır. Bu sistemleri yurt içinde tasarlama, geliştirme ve üretme yeteneği, sadece ülke savunması ve caydırıcılık açısından değil, aynı zamanda döviz çıkışının asgariye indirilmesi ve istihdama katkısı yönüyle ekonomik açıdan da stratejik öneme sahiptir. MKE, TÜBİTAK-Sage, Roketsan ve Aselsan bu sektörde farklı sistemlerle ve alt sistemlerle yurt içi çözümler sunmakta olan kurumlar arasında öne çıkmaktadırlar.
Silah ve mühimmat sektörü, küçük çap ve kalibredeki tabancalardan, tahrip gücü ve
menzili yüksek top ve obüslere kadar çeşitli silah sistemlerini (piyade tüfeği, makineli
tüfek, çekili obüs, kundağı motorlu obüs, uçaksavar makineli tüfeği, bomba atar, top) ve bunların mühimmatını kapsamaktadır. SSM, dünyanın en büyük silahlı kuvvetlerinden birisine sahip olunması ve bu alandaki ihracat potansiyeli göz önünde bulundurularak, bu sektörde faaliyet gösteren firma ve kuruluşlara tasarım ve geliştirme kabiliyetinin kazandırılması gerektiği düşüncesindedir.
TSK kara, hava, deniz platformlarından atılabilen gelişmiş terminal güdüme, hassas
navigasyon yeteneğine, yüksek hız, manevra ve tahrip gücüne sahip füzelere ihtiyaç
duymaktadır. Füze alanında Roketsan’ın öncülük yapması, üniversite-sanayi işbirliği ve KOBİ’lerin katılımını organize etmek üzere aktif rol alması hedeflenmektedir.
Günümüzde silah sistemleri ve mühimmatının hafif, akıllı ve atış kontrol sistemli olması isteniyor. Bu çerçevede silah sistemleri ve mühimmatın, MKE öncülüğünde özellikle tasarım ve geliştirme alanında ilgili üniversite, araştırma kurumu ve firmalardan destek alınarak yurt içinden tedarik edilmesi planlanıyor.
Yurt içinde geliştirilmesi istenilen kritik alt sistemler ise şunlar: Veri Bağı (RF, Fiberoptik), Yer Sistemleri (Namlu çıkış hızı ölçüm sistemi, Uçuş süresi yükleme sistemi), Nişangâh (Optik nişangâh sistemi, Gaz geciktirmeli döner başlı kilitlemeli tüfek mekanizması), Yapısal Malzeme (Hafif alaşımlı malzemeler), Roket ve Füzelerde Arayıcı Başlıklar (Yarı aktif lazer, Kızılötesi görüntüleyici, RF, Hibrid Rf+IIR, vb), Güdüm sistemleri (Ataletsel navigasyon sistemleri), Güç Kaynakları (Isıl pil), Harp Başlıkları (Yönlendirilmiş parçacık tesirli harp başlıkları, Duyarsız patlayıcılar, Çukur imlalı tandem harp başlıkları), Tapalar (Yaklaşmalı, Elektronik), Emniyet Kurma Mekanizmaları (Mekanik, Elektronik), Sevk Sistemleri (Duyarsız/az dumanlı sevk yakıtları, Turbojet motorlar), Kontrol Birimleri (İtki vektör kontrol, Hibrid kontrol).
UYGUN BİR YATIRIM ALANI: KAYSERİ
Genel Olarak Kayseri’nin Çekiciliği
Kayseri, tarih boyunca kavimlerin en fazla gelip geçtiği Kapadokya bölgesinin merkezinde ve tarihi ipek yolu üzerinde yer almaktadır.
Kayseri’nin 5000 yıllık bir geçmişi vardır. Kayseri, tarihin her döneminde önemini korumuştur. Kaniş-Karum, Roma, Bizans, Anadolu Selçukluları ve Osmanlı dönemlerinde her zaman gelişmiş bir ticarete sahiptir.
Ekonomide ve sanayileşmede en büyük gelişme Cumhuriyet döneminde olmuştur. Uçak fabrikası, bez fabrikası gibi kamu yatırımları kente canlılık kazandırmıştır. Özel sektörün 1950’lerden itibaren serpilip gelişmeye başladığı görülmektedir. 1970’lerde özel sektöre ait büyük ölçekli sanayi tesisleri kurulmaya başlar. 1980’li yıllar, sanayide atılım yıllarıdır.
Kayseri 17.000 km2 alana sahiptir. Bu coğrafyada karasal iklim hâkimdir. İl nüfusu
1.250.000’dir.
Kişi başı milli gelir 9.500 dolardır. Gayri Safi Milli Hasıla’ya Tarım % 11, Sanayi % 25, Ticaret % 20, Ulaştırma ve haberleşme % 15, İnşaat % 4, Mali kuruluşlar % 5 katkıda bulunmaktadırlar.
Kayseri ekonomisinin ağırlıklı sektörleri ev tekstili, mobilya, metal eşya-makine ve teçhizat sektörleridir. Günümüzde sağlık, turizm, konaklama, eğitim ve modern perakende ticaret gibi hizmet sektörlerinin de hızla geliştiğini görmekteyiz. Gıda, enerji, medikal ve savunma sanayi yatırımları Oran Orta Anadolu Kalkınma Ajansı tarafından stratejik yatırımlar olarak görülmektedir.
Kayseri, sosyo-ekonomik bakımdan Türkiye’deki iller sıralamasında ilk 15 il arasında yer almaktadır.
Kayseri’nin yaklaşık 600 firması 3 milyar dolarlık bir dış ticaret hacmine katkıda bulunmaktadırlar.
Girişimcilik ve hayırseverlik Kayserili işadamının en önemli ayırıcı iki özelliğidir. Uzlaşmacı bir kişiliği vardır, Kayserilinin. Geçmişteki deneyimlerine bakıldığında Kayserili işadamları çok iyi partnerdirler, kazanmaya ve kazandırmaya hazırdırlar.
Kayseri yatırım ortamının değerlendirilebilmesi için gelişimini doğrudan etkileyen ve
bu nedenle de gelişim bileşenleri olarak adlandırılabilecek olan ulaşım, enerji ve iletişim alt yapılarının yeterlilikleri, sermayenin, hammaddenin, işgücünün, teknolojinin ve üst kademe yöneticilerinin bulunabilirlikleri açısından incelenmesi gerekiyor. Tablodan da görüleceği üzere 14 gelişim bileşeninin tamamında yeterlilik söz konusudur.
Bulunabilirlik Düzeyi
Yeterli Kısmen Yeterli Yetersiz
BİLEŞENLER
Kara Yolu X
Demir Yolu X
Hava Yolu X
İletişim X
Enerji X
Serbest Bölge X
Organize Sanayi Bölgeleri X
Küçük Sanayi Siteleri X
Sermaye X
Hammadde X
Teknoloji X
İş Gücü X
Müteşebbis X
Üst Kademe Yöneticiler X
Sanayisinin gelişmesi açısından Kayseri’nin avantajlı olduğu ve olmadığı konular ise
şöyledir:
Bulunabilirlik Düzeyi
Yeterli Kısmen Yeterli Yetersiz
BİLEŞENLER
Coğrafi Konum X
Doğal Kaynak Potansiyeli X X
İş Gücü Sunma Gücü X
Üretim Yapısı X
Sanayi Tecrübesi X
Altyapı
Teknik Altyapı X
Sosyal Altyapı X
Sermaye Birikimi X
Savunma Sanayi Yatırımları Açısından Kayseri
Bazı araştırmacılar savunma sanayinde yer seçim kriterlerini askeri tehlikelerden uzaklık, vasıflı işçilik, sanayi toplanma merkezi, emniyet giderleri azlığı, zemin sağlamlığı, lisans ve yabancı sermaye, uygun ulaşım olarak sıralamaktadırlar.
Devletler dışarıdan gelecek bir saldırıya karşı savunma sistemlerini hazır durumda tutmaktadırlar. Türkiye, stratejik bir konumda olduğundan savunma ihtiyacı daha yüksektir. Türkiye konumu gereği her an kara, hava ve deniz saldırılarına maruz kalabilir. Bu sebeple Türkiye, savunma sanayini güvenli yerlerde konuşlandırmak zorundadır. Türkiye’de en güvenli yer İç Anadolu bölgesidir. Başkent olduğundan Ankara’nın ilk hedef olacağı varsayılarak, askeri tehlikelerden uzaklık açısından en uygun il Kayseri’dir.
Üretim özel olunca savunma sanayinde çalışan en küçük işçiden en yüksek yöneticiye
kadar herkesin çok vasıflı olması gerekiyor. Bu sebeple, savunma sanayinde görev alacak personeli eğitecek okullar da önem kazanmaktadır. Kayseri’de yaygın meslek liselerinin, üniversitelerin ve bu üniversitelere bağlı mühendislik bölümleri ve meslek yüksek okullarının bulunması büyük bir avantajdır. Ayrıca; kentteki Hava İkmal-Bakım Merkezi ve Ana Tamir Fabrikası, Teknopark, TSE Bölge Laboratuarı, Serbest Bölge, Organize Sanayi Bölgesi ve Küçük Sanayi Siteleri de eğitim sisteminin parçası durumundadırlar.
Savunma sanayi yatırımının yapılabilmesi, gelişmiş sanayi altyapısının varlığına doğrudan bağlıdır. Yörede benzer faaliyetler yürüten fabrikaların bulunmasının yanında, sayısız parça gerektirdiğinden üretici kümelenmeleri de yer almış olmalıdır. Çünkü, tam zamanında üretim (JIT) üretim verimliliğini artıran bir envanter stratejisidir ve savunma sanayinde çokça alt yüklenici rol almaktadır. Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın yaptığı kümelenme çalışmasına göre Kayseri, küme çeşidi açısından savunma sanayi yatırımlarına uygun durumdadır. Bu çalışmada savunma sanayi firmaları en yüksek kümelenmelerin yer aldığı gruptadır. Kayseri’de 16 sektörde yüksek düzeyde, 2 sektörde orta düzeyde, 13 sektörde düşük düzeyde kümelenme tespit edilmiştir.
Ayrıca; TSK’ya ana yüklenici olarak ürün teslim etmiş iki askeri fabrika da
Kayseri’de faaliyette bulunmaktadır.
Özellikle savunma sanayi ürünlerinin gizlilik derecesi çok yüksek olduğundan, bu tür
ürünleri gerçekleştiren kuruluşların güvenliği özel tedbirlerle sağlanmaktadır. Savunma sanayinin olayların en az olduğu yerleri tercih etmesi bu yüzdendir. Kayseri’ye yapılan savunma sanayi yatırımlarının emniyet giderleri çok düşük olacaktır.
Savunma sanayi yer seçiminde deprem riski ve benzeri sebeplerle jeolojik yapı da çok
önemlidir. Kayseri 3. derecede deprem riski bulunan iller arasındadır. Bu özelliği Kayseri’ye avantaj sağlamaktadır.
Savunma sanayi ileri teknoloji gerektirdiğinden yabancı sermaye ile işbirliği, ortaklık
ve yatırım konuları çok önem kazanmaktadır. Günümüzde kar etmenin önemli bir yolu
da, yabancı ortakla işbirliği yapmaktır. Kayseri yer temini, altyapı, eğitim, sağlık, sosyal, kültürel ve turizm açılarından yabancı personel ve sermayenin tercih edeceği bir ildir. Yabancı sermaye bu faktörü değerlendirecektir.
Kayseri’ye kara, hava ve demiryolları ile ulaşımda hiçbir sorun yoktur. Mersin ve Adana gibi illere ulaşım kolay olduğundan, Kayseri limanlara da yakındır.
Enerji kaynaklarına ulaşım açısında da Kayseri çok uygun bir ildir.
Oran – Orta Anadolu Kalkınma Ajansı, Kayseri için belirlediği stratejik sektörlerden olan savunma sanayi sektörüyle ilgili olarak fizibilite çalışmaları yaptırmaktadır.
DEĞERLENDİRME VE SONUÇ
TSK’nın talep ettiği savunma sanayi ürünleri Kayseri imalat sanayi birlikte değerlendirildiğinde aşağıdaki sonuçlara varmak mümkündür:
A) Kamu yatırımlarının kentin ekonomik gelişmesine katkısı tartışılamaz. Özellikle;
Türkiye ve benzeri ekonomilerde, kamu yatırımları ve harcamaları gelişmenin en büyük itici gücü olmaktadır. Savunma sanayinin, teknolojik ve ekonomik gelişmedeki büyük payı da göz ardı edilemeyecektir. Kamu tarafından veya kamunun iştiraki olan kurum, kuruluş ve firmaların Kayseri’de savunma sanayi yatırımları yapması (üretim tesisi, test, eğitim veya danışma merkezi gibi), alt ve üst yapısı uygun olan Kayseri’nin gelişmesine yeni bir ivme kazandıracaktır.
Türkiye’nin savunma sanayi ürünlerinin edinilmesinde; savunma sanayi ürünlerinin
özel sektör tarafından üretilmesine, devletin şartname düzenlemesine ve süreci kontrol
etmesine dayanan sistemi kabul ettiği ve peyder pey bu amaca ulaşmaya gayret ettiği
görülmektedir. Bu sebeple; savunma sanayine yatırım yapacaklara, fizibilite hazırlarken yer seçimi alternatifleri arasına Kayseri’yi de dâhil ederek analizlerini yapmalarının ve hatta, kente yatırım yapılacaksa maddi ve manevi destek sağlanacağının iletilmesi yararlı olacaktır.
B) Kayseri savunma sanayinde, dünyadaki gelişmelere uygun olarak ileri teknolojiye,
şirket merkezli ar-ge’ye, üstün verimliliğe, inovasyona ve tam zamanında teslime (JIT)
dayalı, parça üretimi de dâhil birincil ve ikincil seviye alt sistem tasarımı ve üretiminden başlayarak üretim zincirinin kademe kademe üst aşamalarını hedefleyerek, yüksek katma değerli bir üretim yapısını hedeflemelidir.
C) TSK’nın talep ettiği ürünlere bakıldığında, savunma sanayinde yer almanın bir takım nitelikleri gerektirdiği ve giriş şartlarının olduğu görülecektir. Bunlar; yüksek kalite, düşük miktar, aşırı maliyet, uzun hazırlık ve proje süresidir. 250 adet tankın 5 yıllık bir hazırlık süresi sonunda 10 yılda üretilebileceği ve toplam maliyetinin 2.5 milyar dolara ulaşacağı düşünülürse savunma sanayinin nasıl zor bir sektör olduğu anlaşılacaktır. Konya’da 1.500’e yakın imalatçı işletme olmasına karşılık, bu kentten SASAD’a kayıtlı savunma sanayi üreticisi olmaması bu zorluğun boyutları hakkında bilgi vermektedir.
Atılması gereken en gerçekçi adım, Kayseri’de savunma sanayinin gelişmesini sağlamak amacıyla, SASAD’a kayıtlı tedarikçi firma adedinin ilk planda 10’a yükseltilmesini hedef olarak almak ve bunu gerçekleştirmek olmalıdır. Hedefe ulaşılması büyük bir başarı olarak kabul edilmelidir.
D) Kayseri firmalarının savunma sanayi sektöründe faaliyet göstermeleri ve kendilerini geliştirmelerini sağlamak amacıyla bir dizi etkinliğin gerçekleştirilmesi gerekiyor:
D.a) SSM, Aselsan, Roketsan, TAİ ve Havelsan ve benzeri kuruluşlar ziyaret edilerek
projeler ve gelişmeler hakkında bilgi alınmalı, Kayseri’nin potansiyeli anlatılmalıdır.
D.b) SSM yetkililerinin, savunma sanayinde faaliyet gösteren önemli üreticilerin ve Kayseri firmalarının katılacağı “Savunma Sanayinde İşbirliğinin Geliştirilmesi” konulu bir toplantı gerçekleştirilmelidir. Bu toplantıyla, savunma sanayinde neler yapılabileceği, doğabilecek sorunlar ve Kayseri firmalarının öğrenmek istedikleri konular hakkında firmaların yetkililerden doğrudan bilgi almaları sağlanabilecektir. Böylelikle; SSM, Aselsan, Roketsan, Tai ve Havelsan gibi kuruluşların yetkililerinden Kayseri’de faaliyet gösteren sanayicilerin hangi projelerde yer alabilecekleri hakkında ayrıntılı bilgi alınabilecektir.
D.c) Odalar SSM’nın tedarik yöntemini, kalite politikası ve standartlarını, sanayi ve teknoloji yönetimini ve uluslararası işbirliği stratejisini izleyerek kentteki imalatçı firmaları bilgilendirmelidirler.
D.d) Yerel yönetimlerce Kayseri’deki firmaların savunma sanayi faaliyetlerine daha fazla iştiraklerinin sağlanması ve sektör hakkında bilgilendirilmeleri için TSK malzeme sergilerine ve savunma sanayi fuarlarına katılmaları sağlanmalıdır.
D.e) Kayseri’deki firmaların AB 7. Çerçeve Programı’na katılımı, savunma sanayine geçişi hızlandıracaktır.
D.f) Savunma sanayi alanında faaliyet gösteren firmaların sorunlarının aşılmasına yönelik olarak üniversitelerde tez hazırlanması sağlanmalıdır.
D.g) Savunma sanayinde faaliyet gösterme potansiyelinde olan firmaların SASAD’a üye olmaları kendilerine yarar sağlayacaktır.
D.h) Kayseri’de mühendislik eğitimi gören öğrencilerin önemli savuna sanayi işletmelerinde staj yapmaları yararlı olacaktır.
D.ı) Firmaların İstanbul Ticaret Odası (İTO)’nın “Yan Sanayi Borsası”na kayıt olmaları ve faaliyetlerine katılmaları, kalite anlayışının yerleşmesine ve dış pazarlara açılmalarına katkıda bulunacaktır. Ayrıca; Kayseri’deki firmalar ve kurumlar SSM ile işbirliği yapan İTO’yla ortak çalışmalar yapmalıdırlar.
Yukarıda özetlenen çalışmalar, Kayseri’de savunma sanayinin serpilip gelişmesine büyük katkılar sağlayacaktır.
YARARLANILAN KAYNAKLAR
KİTAPLAR
TOBB; Türkiye Savunma Sanayi Sektör Raporu-2009, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Türkiye Savunma Sanayi Meclisi, Mayıs 2010, Ankara
SSM; 2009-2016 Savunma Sanayi Sektörel Strateji Dokümanı, Nisan 2009, Ankara
Dr. Mustafa Dördüncü; Tank Sanayi Yer Seçimi, Sermaye Yapısı ve Personel Organizasyonu, Nisan 1997, Kayseri
Prof. Dr. Arman Kırım; Türkiye Nasıl Zenginleşir?, Eylül 2007, İstanbul
PROJELER
Ulusal Kümelenme Politikasının Geliştirilmesi Projesi, Mart 2007, Ankara
MAKALELER
Murat Yerlikhan; Kayseri Ekonomisi, 2011, Kayseri
(*) Kayseri Ticaret Odası tarafından Ağustos 2011’de yayınlanmıştır.